| |
|
Yazan nazende sevgilim*
Tarih: 08.06.2017 01:48:04
Sil
|
“Seni beklerken ben, dururdu akrep, dururdu yelkovan Saksıdaki çiçekler açmak için hep yolunu gözler Kuşlar, en güzel şarkılarını senin için saklar Güneş, gülümsemek için gözlerini beklerdi”
Ne çık git kampanasıydı yaşamımızda çalan Ne bir siren sesiydi, düşlerimizi korkuya uyandıran Bilemezdim, yani hiç hesap etmemiştim Bir sokak lambası gibi yalnızlaşacağımı Sensizliğe düştüğüm an…
Umutlarım var demiştim, nasıl olsa daha zaman var Şebboylara geç sayılmaz yani, sonrada Kasımpatılar açar Hatta Erguvanlar bile ama Nergisleri göremedim mevsiminde Bir telaş koştum durdum ruh gibi, oradan oraya ne olduysa Ama ben yoktum, sadece senin özlemin vardı yanımda oysa…
Kendimi aradım durdum çaresizce, hatta kavga bile ettim Önüme gelen her şeyle, en çok da tanımadığım kendimle Kitaplarda aradım, şiirlerde, ne bileyim işte, bir fincan kahvede Bir bardak çayda, hatta ellerimle yaptığım taze ekmek kokusunda… Yoktum…
Aynaya her baktığımda silik bir tebessüm Mahzunlaşmış bir çift gözdü karşılayan, kurgulardaki bizi Bakmaya cesaret edemediğim ama hissediyordum işte Ben değil, biz vardık orada, ya da biz olmalıydık Öyle kavilleşmiştik, sonsuzluk ülkesine birlikte yürüyecektik…
Ve bilirdim, hissederdim beni izlediğini bir yerlerden İşte o an nefesim daralır, boğazıma düğümlenirdi her kelimem Bilirdim, ne kadar bekletsen de gelirdin sonunda ama Ben hep mahzunlaşır, hep seni özlediğimi düşünürdüm Kısacası özlemin bir adı da hüzünse eğer Anladım ki Seni Özlemek, Bir Garip Hüzünmüş Meğer… |
|
|
Yazan nazende sevgilim*
Tarih: 04.08.2016 22:18:33
Sil
|
Gülüşüne yazdıklarımı sorma bana… Söylesem şiir, yakmasam kitap olurdu. Bir masala inanmadığımı bilecek yaştayım merak etme Gözlerim kapında, sana yağan iki buluttu. Şimdi bu soğuk şubat gecesinde, Ben acı üretimine hız vermişken Başımı yaslayacak bir omuz Sen yokken, Ve ben ille de sen diye canımdan geçerken, Ayaklarının dibinde olmak vardı. Sen uykunun en tatlı yerinde, Ben başında, uyku güzelliğini seyirde. Omzuna konmaya çalışan mavi kuşu kovuyorum her seferinde. Sonra kafamı çeviriyorum aynaya karşı Bir çift sevinç akıyor. Sen görmüyorsun. Sen duymuyorsun için için kopan çığlıkları. Sen uyuyorsun gecenin en güzel saatinde Ben oturmuş bunu yazıyorum, Dokunmaya kıyabileceğim kadar olsaydın Böyle bir ateş yanar mıydı içimde? Dokunmuyorum, sende yanma diye. Sen anlatıyorsun, ben dinliyorum, Sen susuyorsun, ben nefesini okşuyorum. Sen öylesine bir heves sanıyorsun. Ben sadece ağlıyorum. Zamana bırakıyorum seni Ve içimde seninle ilgili olan her şeyi Sana bırakıyorum cesareti, yürekliliği, aşkların en güzelini Sana yakışan ne varsa sana bırakıyorum. İlk sigaram gibi ürperiyorum her senli nefeste, İlk sarhoşluğum gibi kendimi bilir ama kaybetme heveslisi. Kalemi elime ilk alışım sanki. Onca şiiri ben yazmadım, ben okumadım onca kitabı Yeni bir ben doğuruyor sanki birileri… Bıraksalar sileceğim benden evvel yazılmış çizilmiş ne varsa Ben çekeceğim bütün filmleri Sana yaraşır güzellikte ne varsa baştan inşa edeceğim. Dünyayı senin gönlüne uyar şekle sokup sunacağım sana Tortusu bile kalmayacak umutsuzluğun, mutsuzluğun yüreğinde. Her çalışında kapın Gelen ayrı bir sevinç olacak senden habersiz. Olmaz olan ne varsa olacak işte. Çünkü sen varsın bu kahrolası düzende Adının geçtiği yerlerde bir sevinç, bir güzellik kaplıyor her yeri. Anlatmaya kalksam güleceksin belki, Belki minik bir tebessüm olacak tüm bunlar o güzel yüzünde. Oysa biliyorum Bunların hiçbiri olmayacak gerçeklerin o lanet heybesinde, Ben uzaktan izleyeceğim sevinçlerini, hüzünlerini… Ben kıyamazken saçının bir tek teline Birileri okşayacak saçlarını Mutluluğuna sevinmek düşecek bana, İnan sevineceğim. İçin için ağlayacak olsam, Sıyrılıp benliğimden sen olacağım ama Yinede sevineceğim. Ama böylesini kimse yazmayacak senin için, Kimse böylesine SEN demeyecek içine işlercesine. Sen bilmeyeceksin bunu da. Yüreğim bir SEN daha aramayacak umut çukurunda. Sen duyduğum en güzel şiirdin Bir SEN daha yazamayacak hiç kimse hiç bir kitaba… |
|
|
Yazan nazende sevgilim*
Tarih: 13.04.2016 21:22:16
Sil
|
“canım okumak istemiyor gene bu gün, saatimi kaybettim”
aklıma düşen, hayaliyle dolandığım da sen değilsin gördüğüm düşler artık tek başınalıklarla yüklü şimdilerde bütün derdim uygun bir yerde bir karış toprağım olursa ağaçlar yetiştirmek zeytinler ve bir kaç da akasya çit boyunca
duruma ve iklime göre işte, favorim begonviller aslında duvarları hanımeli ve yaseminler süsleyecek salkım salkım ya da bir tane limon ağacı, ılgıt ılgıt kokusu düşecek mevsim dışı kapı eşiğine kadar fesleğenler eşlik edecekler her adımımda ve sen hiç birinde olmayacaksın
belki havuz da olur, akşamsefası çiçeklerinin kuşatmasında papatyaların etekleri zil çalar, çayırkuşları sek-sek oynar etrafta ne bileyim işte balıklar olur mesela, ördek bile beslerim ama sonrası var bir de hani bakımı işte, ya bir başka canlı yuvalarını talan ederse
Allah’ım niçin bu kötülükler, neden her canlının bir düşmanı var kimi canımıza kast eder, kimi yüreğimizdeki sevgiye neyse.... ne içimiz ne de ensemiz kararmasın şimdi hiç değilse şiirlerimizi mutlu kılalım, öyle değil mi
ne diyordum, karanfilleri unuttuk bak.. yok yok karanfil olmasın o ölümü temsil eder nicedir...nergisler, güller, sardunya ve ortancalar yerlerde sırılsıklam puştoğlanlar, horozibikleri ve çitlenbikler menekşeler, süsenler, Rabbim ihsanına bin şükür bizler için ne güzellikler halk etmişsin
şimdilik hepsi hayal ama olsun, her ağaçtan bir tane ekip gölgesinde şiirler yazacağım onlara, serviler, salkım söğütler bir de körpe meşe, sincaplar oynaşıp neşe dağıtsın herkese diye bu düşler var ya bu düşler, insanı önce göğe yükseltir, sonra da avını parçalamaya çalışan kartal gibi bırakıverir yere
"İşte böyle düşlerim var bu günlerde, hem mutlu, hem korktuğum hasılı biraz gerçek, biraz ötesindeyim günün"
|
|
|
Yazan nazende sevgilim*
Tarih: 12.01.2016 22:09:41
Sil
|
“Dün akşam inerken merdivenlerden, ayaklarım birbirine dolaşıp tökezledim birden, bazen koşar adım yürüsek de, yerimizde sayarız çoğu zaman”
Bu gün sana beni anlatacağım, ne iyi ettin kapıyı kapatmakla ardıma bakmamayı öğrettin böylece. Düşünmüyorum şimdi ne yapıyordur diye, uykularım bölünmüyor, hiç bir şey için üzülmüyor, beyaz gömleğime düşen mürekkep lekesine de içerlemiyorum eskisi kadar.
Üç dört gün önce işten çıkıp eve giderken, gökyüzünün berraklığına takıldı gözlerim bir an, ay hilal olmuştu, ne çok severdim bu manzarayı hatta balkondan izlemek için memlekete gittiğim bile olmuştu ya şöyle bir yokladım da kendimi, hiçbir anlamı kalmamış hafızamda.
Pencereme konan kumru sesleri de ilgimi çekmedi bir zaman serçelerin cümbüşlerine eşlik etmedim bahçelerde, pek az çıktım sokağa, burnumu kitaplara gömüp, aylarca oyalandım onlarla “Çanlar Kinim İçin Çalıyor” hep nöbetteydi başucumda.
Çay da içmiyordum eskisi kadar, bahçedeki Yenidünya ağacının çiçekleri ilgilendirmiyordu beni, en sevdiğim şiirleri gönülsüz okuyordum, onlarla da konuşamadım bir zaman ve bıkmadan “uzun ince bir yoldayım” türküsünü dinledim birkaç kere de “Bir Ay Doğar İlk Akşamdan Geceden”
Alış veriş keyif vermiyor, merdivenlere ıslak mendil, sigara izmariti atanlara küfretmiyor, hele kaldırıma tükürenlere içimden aferin diyordum aferin size, bunca kirlenmişliğe tükürüyorsunuz belki de onlar, senin- benim yapamadığımızı yapıyorlardı belli ki.
Şimdi odamdaki Bonsai ile ilgileniyorum bir tek, menekşe yetiştirmiyorum nazlı-niyazlı, kendini beğenmiş ne varsa hepsini çıkardım hayatımdan, tüm marazilikleri atıp bir tarafa yeniden başlamak için nefes almaya ama...
Görünen o ki bu pek kolay olmayacak, dilenci çocuklar var ya onlar öyle çok yakıyorlar ki canımı bir de yaşlılar. İşte böyle... Bugünlük, bu kadar...
|
|
|
Yazan nazende sevgilim*
Tarih: 16.10.2015 22:07:02
Sil
|
Biraz hayal, biraz gerçek
ılık yaz günü esintisinden mi yoksa uzun zamandır silinip paklanmadığından mı alacalı bir hal alan ışığın peşine düşmüştü çocuk vazgeçemiyordu aslında, alışkanlığı olmuştu hani belki de ahde vefa, gizli bir anlaşma yapmışlardı da dillendiremiyorlardı sanki, el âlem ne der babında
dönemeçlerde, kâh sağını, kâh solunu yansıtıyordu aklındaki zayıf ihtimalli ışığının yordamında yol alıyordu yönünü bulmaya çalışırken, umut ve yürek kıpırtılarıyla geçtiği karanlık dehlizlerin sıyrılmaya çalışıyordu
epey yürüdükten sonra, özlemini çektiği sesti duyduğu biraz sevda, biraz yosun, birazda tuz kokan serinliği doyasıya soludu, yanı başına yerleştirip ışığı boylu boyunca nemli kumlara uzandı ellerini başının altına yastık yapıp gözlerini sımsıkı kapattı gökyüzünü, yıldızları, bir de hüzün bakışlı sevdiğini düşündü
çocukken de hayaller kurardı, bazen de kendine kızardı çünkü kurduğu bütün hayaller çığlık olur yarım kalırdı ay gökyüzünde neden hep aynı yerde durur da değişmez yeri yıldızlar kovalamaca oynarken neden takılmaz ayakları hayranlıkla seyreden çocuğun avuçlarına neden düşmezlerdi
kayalıklara düşseler, acırmıydı onlarında canları çocuğunki gibi öyle olsa, çocuk ruhuyla dindirebilir mi yıldızların ağıtlarını belki de bu yüzden, hiç yere düşmez yıldızlar ve hiç takılmazdı ayakları kim bilir... diye düşündü ve öylece derin bir uykuya daldı
neden sonra daldığı uykudan apansız uyanıverdi sağına soluna bakındı, ne deniz vardı, ne yıldızlar ne gökyüzü ne de uzandığı nemli kumsal düşler görüyormuş belli ki belki de hiç gerçekleşmeyen özlemlerini
başını kaldırıp baktığında okuduğu romanla burun buruna geldi nerede kaldığını bulmaya çalışırken
‘’Biliyorum Bu İmkânsız Bir Aşk Kendime Mani Olamıyorum Yüreğim Seni Çok Sevdi’’
satırları gözünün önüne, düşünde gördüğü kıyı şeridi gibi serildi sonunda anladı çocuğun yüreğindeki çocuk, hayâl etmek yaşamak yaşamak da hayâl etmekti biraz. Ve içindeki haylaz çocuğa seslendi Hey çocuk...! Duyuyor musun beni...! Hayallerimi serbest bıraktım...! Sevaplarını da günahlarını da bana yaz...! Yeter ki yüreğindeki sevgi ve yaşama sevincin tükenmesin, Yeter ki olmasın kupkuru bir dal, ya da zemheriye düşmüş bir ayaz...! |
|
|
Yazan nazende sevgilim*
Tarih: 29.07.2015 22:23:43
Sil
|
hissettin mi bilmiyorum dün gece onlarca şiir dinledim “Etme” diyordu Rahmetli Tuncel KURTİZ yükseldikçe yükseldi, şiirde volüm benim kalp atışlarım
neşeden mi, kederden mi bilmiyorum Yusuf Hayaloğlu’nun “Merhaba Nalan”ını kendi sesinden dinleyip sözlerini paylaştım bir İnternet sitesinde “ulan seviyorum seni be” başlığıyla
bir kaç meraklı okudu o saatte yani gece devrilirken ertesi güne hiç tanık olmamıştın biliyorum geç saatlerde uyanık olmama sana kızma nöbetim tutmuştu uyku yerine öylesine işte
gelen ilham mıydı öfke patlaması mı karışık bir durum ne bileyim öylesine dedim ya dertlenmeden, göğüs kafesim ağırlaşmadan gözlerim dolmadan dinledim paşa, paşa belki de kendimdi dinlediğim böyle sessizce duvar gibi, taş gibiydim, hissizdim şiirler bittiğinde
sonra uyumuş kalmışım saatin kaç olduğunu hatırlamıyorum gözlerimi açtığımda sabah olmuştu odamın aydınlanmasından anladım
bir sakinlik ve duygusuzlukla uyanınca belki faydası olur canlanmama diye mükellef bir kahvaltı hazırladım kendime ama hiç bir şeye gitmedi elim nedense bir bardak çay içip kalktım masadan aç mıyım tok muyum farkına varmadan
gerçekçi gelmiyor değil mi...? ama böyle işte, ne ağlayabiliyorum ne gülebiliyorum ne üzüntü ne de öfke duymuyorum hiçbir şeye galiba birazcık merak ediyorum sadece
neyi merak ettiğimi de bilmiyorum aslında bütün olumsuzlukları silmek ve hayata kaldığım yerden devam etmek istiyorum ama şimdilik pek mümkün görünmüyor sanki Gök kubbe üzerime yıkılmış da altında ezilmişim duygusunu dibine kadar yaşadıktan sonra
tuhaf hallerim var anlayacağın biliyorum hiçbir duygu sonsuza kadar sürmez gerçek sevgi dışında ama tedirliğimin sebebi sana seslenmek istersem adını resmetmeye çalışırsam yüzünü tebessümüme karşılık gülüşünü anımsamama ihtimali |
|
|
Yazan nazende sevgilim*
Tarih: 29.07.2015 22:21:58
Sil
|
Sen gideli bindoksanbeş gün oldu Hani hep sorardın ya günün nasıl geçti diye geçiyordu kötüde olsa katlanıyordum her cefasına çünkü akşam sana dönmek boynuna sımsıkı sarılmak vardı her mesai bitiminde iki yanağını avuçlarımın içine alıp gözlerinin içine bakmak o bebek kokunu içime çekmek ve senden güç almak vardı her zor günün ardından
Geç kaldığımda sitem ederdin ben korkardım üzüleceksin diye anam hep tembihlerdi sakın ha kalbini kırma eşinin o şimdi bir sabi, eğer kalbini kırarsan boyunca günaha girersin derdi ben gülümserdim
Zaten hiç kıyamazdım ki en zorlandığım zamanlarda bir köşeye çekilir gizli gizli ağlardım sen görmeyesin diye sonra hiçbir şey yokmuş gibi devam ederdim kaldığım yerden işime gücüme
Biliyorum... yani unutmadım ağlamayacağıma ilişkin söz vermiştim sana ama biliyorsun işte benim de silahım, ya da zaafım ağlamak Dedim ya sen gideli bu gün tam bindoksanbeş gün olmuş takvimlere göre ama benim için ama benim için bu gün gibi... şu an gibi acın halâ taptaze
Sen gittiğinden beri zaman kavramını kaybettim bundan sonra da bulacak gibi değilim
Sen gittin...yokluğuna alışamadım sen gittin...kabullenemedim gittiğini kabullenebilecek gibi de değilim |
|
|
Yazan nazende sevgilim*
Tarih: 16.06.2015 23:36:13
Sil
|
Kuru bir "Bitmesin"den başka hiçbir şey demedin. Öyle kuru öyle soğuk öyle uzaktı ki ondaki anlam! Bu kadar kolay mıydı her şey bu kadar yakın mıydık uçuruma? Savunmayacak mıydın sevgimizi? "Kal" diye haykırmayacak mıydın ardımdan?
Düşündüğüm bu değildi... Hayal ettiklerim beklediklerim başkaydı senden Mücadele beklemiştim oysa... Yelkensiz olan gemimizi kıyıya ulaştırırız sanmıştım... Kıyıya ulaştırırsın sanmıştım... Oysa onu denizin ortasında savunmasız bırakmama göz yumdun... Bu kadar yıpratıcı olamazsın... Oysa bir anlam olmalıydı yaşadıklarımızda! Paylaşılan duyguların bir anlamı olmalıydı. Yüreğimdeki martıların bir anlamı olmalıydı. Beynimizdeki melodilerin aramızdaki çekimin Geçen akşamki sohbetin bir anlamı olmalıydı. Duygularımızın bir anlamı olmalıydı.
Yüreğimdeki tüm martıları uçurdun şimdi... Hangi yöne gittiler bilmiyorum Geri dönerler mi bilmiyorum. Dünya boşaldı mı ne! Neden bu kadar sessizleşti birden yaşam Neden artık parlamıyor yakamozlar gözlerimde? Neden artık rüzgar esmiyor Her şey seninle mi kaldı yoksa? Mantığım... Mantığımı bana bırak lütfen ona ihtiyacım var. Bazı şeyleri anlamak için ona ihtiyacım var! Evet! Ben istedim ayrılığı çıkmaz yollara yönelen bendim Kucağında bir yığın noktayla karşına çıkan bendim... Kahretsin! Bunu neden yaptığımı bilmiyorum. Ve senin buna nasıl göz yumduğunu... Tıpkı balkondaki akasyaları sularken Fazla sudan dolayı sararacaklarını bilmediğim gibi... Su onun için hayat olmalıydı oysa... Ve... Sen de benim tutunacak dalım!
Bazı şeyler vardı aramızda biliyorsun Olmaması gereken ama daima varolan. Farklı uçlardaydık seninle Farklı mevsimleri seviyorduk farklı zamanlarda.... Sen büyük fırtınalara vardın bense lodostan bile ürküyordum.. Oysa başardığımız şeyler vardı her şeye rağmen Daha doğrusu öyle sanıyordum... Binlerce yıldız arasında Ayın güzelliğini gösterebilmekti tek amacım... Yıldızları söndürmekti... Sorunları yok etmekti... "Bitti" deyişim öylesine bir şeydi öylesine sıradan şakacıktan... "Hayır" demeliydin! Hatta kıyametler koparmalıydın yüreğimde Hendekler açmalıydın yoluma gidemeyeyim diye. Sahip çıkmalıydın gözlerimdeki ay'a sevgimiz diye... Beni yolumdan alıkoymalıydın... "kal" demeliydin... Defalarca "kal" demeliydin... Oysa demedin...
Belki de senin çiçeklerin çoktan solmuştu ve ben Akasyaları kışın yaşatmaya çalışmakla hata etmiştim... Belki böylesi daha iyi oldu... "Kal" deseydin kalırdım... Hem de seve seve kalırdım. Martılarla kalırdım. Yakamozlarla kalırdım. Demedin oysa! Bilir misin? Kaç çığlık olup yıkıldı yüreğim giderken... Bilir misin? Nasıl bir cana hasretti yüreğim yolumdan döndürecek... Bilir misin? Nasıl zor oldu ardıma bakmadan çekip gitmek... 'KAL' desen kalacaktım... DEMEDİN OYSA!!!
|
|
|
Yazan nazende sevgilim*
Tarih: 16.06.2015 23:31:59
Sil
|
yaşıyor ama uzaktaysam senden bilki seni hiç unutmadım ölüm değilse bizi ayıran yazık olmuş hata yapmışız senden yada benden nefarkeder şeytana uymuş aşkı yakmışız adımı söylemezdin bana seslenirken aşk derdin,aşkım derdin her aşk dediğinde beni kendine daha da aşık ederdin buluştuğumuz anları hatırlıyorum güller açardı gönlümde sen gelirken üç beş saat ayrılsak bile senle yapraklarım dökülürdü sen giderken yanyana duran iki yıldızdık sana göre en parlak en güzel olanı bendim gökyüzündeki tek yıldızındım senin fırtınalarda saklanıp korunduğum liman olduğumu söylerdin ömrümün sonuna kadar beni seveceğini kalbini kalbine kelepçeleyip anahtarını okyanusa attığını eklerdin benim için kıyamet seni kaybettiğim gün demekti ruhumda sakladığım en değerli hazinemdin sonsuza kadar da saklayacam yokluğumda sen nasıl olursun hayal ettiğimde seni mutlu, çok mutlu görüyorum çünkü hep öyle ol istedim hatta hatta belki yeni aşklar tanırsın tanı zaten herşeyin güzeli senin olmalı aynı şeyi isteme benden yerine kimseyi koyamamki ben kimseyi ama kimseyi seni sevdiğim gibi sevmedimki sen bana aşk dedin bizi kirletememki bazı şarkılar var birlikte sevdiğimiz senin bana benim sana söylediğim onlardan biri yada benzerini duyarsan beni anımsar gülümsersin benmi ben hiç unutmayacağımki okyanusa attığın anahtarı biri bulurda bizi bizden çözer diye daha iyisini yaptım seni kalbime kazıdım her atışımda hatırlamak için yaşıyor ama uzaktaysak birbirimizden bilki seni hiç unutmadım ölüm değilse bizi ayıran yazık olmuş hata yapmışız eğer ölümse bu ayrılığın sebebi ve bensem önce giden bu alemden kederlenme çok tıpkı benden istediğin gibi kendine sahip çık bensem kalan geride zaten sen hep göreceksin ben kimseyi ama kimseyi seni sevdiğim gibi sevememki sen bana aşk dedin bizi kirletememki...
|
|
|
Yazan nazende sevgilim*
Tarih: 12.06.2015 00:03:44
Sil
|
Siz hiç gideceğine emin olduğunuz birini sevdiniz mi? Sadece sevdiğiniz için yanınızda olmasını istemenin haksızlık olacağını, sizinki kadar olmasa da, onun yüreğinde yeriniz olduğuna inandığınız bir adamı sevmenin, ne kadar zor olduğunu bilir misiniz? Ne bana, ne başkasına ait olan bir çınar gibi yalnız yaşayan, özgürlüğünü ellerine kelepçe etmemiş bir adamı seviyorum. Her düşündüğümde kalbimi... sızlatıyor sevgim. Nasıl anlatmalı bu duyguyu bilmem ki? Doktorların, ölecek dediği hastanın başında beklemek gibi, elinizden bir şey gelmez, sadece iyi bakarsınız, başında beklersiniz. Bir yandan kendinizi hazırlarsınız, ne kadar hazır olabilir ki insan? Ayrılığın çok uzak olmadığını bile bile sevmek, kalbin kaldıracağından ağır bir yük gibi ama öyle dayanıklı ki şu kalp, sanki etten, kandan değil de demirden. Onu seyrettim uyurken, kırılacak gibi duruyordu. Öyle narin ki, pamuklara sararak saklamak geliyor içimden... Erkek adam narin olur mu? diye düşünmeyin, oluyor! En kadın yanım bile kaba kalıyor. Vakti geldiğinde gideceğini bildiğim bir adamı seviyorum. Oysa kalsın isterdim. Bir ömrü birlikte geçirelim. Yaşlanalım koltuğun üzerinde, balkonunda begonviller açan evin serin saatlerinde birlikte ölelim. Omuz omuza duralım ayakta, zor bu yükü hayatın, her köşe başı geçene çelme takmak için bekleyenlerle doluyken, saklanalım birbirimize. Dışarıda fırtına çıkmış, güneş açmış, volkanlar patlamış, bize ne? Ama öyle olmayacak! Onun gidip kafa tutması gerek hayata, tüm sakinliğine rağmen, kızgın bir güneş altında bağırması lazım kan ter içinde. Birine, sen seviyorsun diye kal denmiyor. Biliyorsun, hissediyorsun, şimdi olmasa yarın, mutlaka gidecek. Zaten sevgi, seven yüreği bağlar, karşı taraf sorumlu değil ki!. Sevmeseydin arkadaşım derler adama, silah zoruyla yatmadık ya koluna! Acı, aşkın kan kardeşi, ayrılmamaya yeminleri var. Ne zaman gönlüne aşk ateşi düşerse, bil ki canın yanacak. Öyle büyük alev topları patlayacak ki içinde, her yan kül, duman olacak. Gözünden yaş yerine ömrün akacak. Birine tutulduysan, söz geçiremiyorsan kalbine, kendini yangınlara hazırlayacaksın. Önünü, sonunu görmeyi öğreneceksin. Aşk dediğin, bir çeşit delilik hali, akıllı insan âşık olur mu hiç? Aslında, aklı olan sever. Bilirsen ki bu bedenler ihtiyarlayacak, büzüşecek, geriye hiçbir şey kalmayacak güzellikten, önce aklı seversin. Gidecek bir adamı seviyorum. Kendine zulüm etmek böyle olmalı ama bu, zulmün en asil olanı. Karşılık beklemeden sevmeyi öğretiyorum kalbime. Tüm insani isteklerime rağmen, olduğu kadarıyla yetinerek tadını çıkarıyorum. Ruhumdaki yabani otları koparıyorum. Egomu, gururumu, şeytan yanımı, çıkarları, almayı, sadece istemeyi, bildiğim bütün aşk oyunlarını yolarak söküyorum. Bir daha hiç çıkmasınlar diye ateşe veriyorum. Sevgi tarlasına yakışmayan ne varsa temizliyorum. Kirlenmiş neresi varsa, eskimiş hangi gönül yarasının artıklarını tutuyorsam, hepsini kaldırıp atıyorum. İçimde büyük bir bahar temizliği var. Hak ettiğine inandığım bir erkeğe, daha önce kimseye bakmamışım gibi bakıyorum. Sonu ayrılık olacak bir aşka koşuyorum. Üstüm başım ne kadar kirli olsa da, sevgimi yıkadım, gümüş bir tepside sunuyorum. İster alır, ister almaz ama ben aşka inancını kaybedenlere inat ve aşka rağmen dimdik sevdamın arkasında duruyorum. Her yaşam mutlu bitecek değil ya? Ben payıma düşeni aldım, gidecek bir adamı seviyorum! |
|
|
Yazan *nazende sevgilim
Tarih: 07.06.2009 13:42:06
Sil
|
| :Neden ve sonuçların,gerçek ve yalanların,ölüm ve yaşantının arasında kalıyorum gözlerinde..Gülüşünle tazeleniyorum,Sıcak bakışlarında bir yer arıyorum kendime ..seni seviyorum ve daha da çok sevmekten korkuyorum.... |
|