Üye Ara | Son 24 Saat | Üye Ol
*nazende sevgilim Üye Profili  
*nazende sevgilim



Üye Profili
2.profil
resmi yok
📅 Üyelik Tarihi: 21.08.2007 (18 yıl 9 ay 10 gün)
Bekar
🌏
Doğum Yeri
📍
Bulunduğu İl
🎂 yaş
💼
Mesleği

YAZILANI YAŞAMAYA DEVAM...

Yazan
nazende sevgilim*
Tarih:
08.06.2017 01:48:04
Sil
 
“Seni beklerken ben, dururdu akrep, dururdu yelkovan
Saksıdaki çiçekler açmak için hep yolunu gözler
Kuşlar, en güzel şarkılarını senin için saklar
Güneş, gülümsemek için gözlerini beklerdi”

Ne çık git kampanasıydı yaşamımızda çalan
Ne bir siren sesiydi, düşlerimizi korkuya uyandıran
Bilemezdim, yani hiç hesap etmemiştim
Bir sokak lambası gibi yalnızlaşacağımı
Sensizliğe düştüğüm an…

Umutlarım var demiştim, nasıl olsa daha zaman var
Şebboylara geç sayılmaz yani, sonrada Kasımpatılar açar
Hatta Erguvanlar bile ama Nergisleri göremedim mevsiminde
Bir telaş koştum durdum ruh gibi, oradan oraya ne olduysa
Ama ben yoktum, sadece senin özlemin vardı yanımda oysa…

Kendimi aradım durdum çaresizce, hatta kavga bile ettim
Önüme gelen her şeyle, en çok da tanımadığım kendimle
Kitaplarda aradım, şiirlerde, ne bileyim işte, bir fincan kahvede
Bir bardak çayda, hatta ellerimle yaptığım taze ekmek kokusunda…
Yoktum…

Aynaya her baktığımda silik bir tebessüm
Mahzunlaşmış bir çift gözdü karşılayan, kurgulardaki bizi
Bakmaya cesaret edemediğim ama hissediyordum işte
Ben değil, biz vardık orada, ya da biz olmalıydık
Öyle kavilleşmiştik, sonsuzluk ülkesine birlikte yürüyecektik…

Ve bilirdim, hissederdim beni izlediğini bir yerlerden
İşte o an nefesim daralır, boğazıma düğümlenirdi her kelimem
Bilirdim, ne kadar bekletsen de gelirdin sonunda ama
Ben hep mahzunlaşır, hep seni özlediğimi düşünürdüm
Kısacası özlemin bir adı da hüzünse eğer
Anladım ki Seni Özlemek, Bir Garip Hüzünmüş Meğer…
Yazan
nazende sevgilim*
Tarih:
04.08.2016 22:18:33
Sil
 
Gülüşüne yazdıklarımı sorma bana…
Söylesem şiir, yakmasam kitap olurdu.
Bir masala inanmadığımı bilecek yaştayım merak etme
Gözlerim kapında, sana yağan iki buluttu.
Şimdi bu soğuk şubat gecesinde,
Ben acı üretimine hız vermişken
Başımı yaslayacak bir omuz
Sen yokken,
Ve ben ille de sen diye canımdan geçerken,
Ayaklarının dibinde olmak vardı.
Sen uykunun en tatlı yerinde,
Ben başında, uyku güzelliğini seyirde.
Omzuna konmaya çalışan mavi kuşu kovuyorum her seferinde.
Sonra kafamı çeviriyorum aynaya karşı
Bir çift sevinç akıyor. Sen görmüyorsun.
Sen duymuyorsun için için kopan çığlıkları.
Sen uyuyorsun gecenin en güzel saatinde
Ben oturmuş bunu yazıyorum,
Dokunmaya kıyabileceğim kadar olsaydın
Böyle bir ateş yanar mıydı içimde?
Dokunmuyorum, sende yanma diye.
Sen anlatıyorsun, ben dinliyorum,
Sen susuyorsun, ben nefesini okşuyorum.
Sen öylesine bir heves sanıyorsun.
Ben sadece ağlıyorum.
Zamana bırakıyorum seni
Ve içimde seninle ilgili olan her şeyi
Sana bırakıyorum cesareti, yürekliliği, aşkların en güzelini
Sana yakışan ne varsa sana bırakıyorum.
İlk sigaram gibi ürperiyorum her senli nefeste,
İlk sarhoşluğum gibi kendimi bilir ama kaybetme heveslisi.
Kalemi elime ilk alışım sanki.
Onca şiiri ben yazmadım, ben okumadım onca kitabı
Yeni bir ben doğuruyor sanki birileri…
Bıraksalar sileceğim benden evvel yazılmış çizilmiş ne varsa
Ben çekeceğim bütün filmleri
Sana yaraşır güzellikte ne varsa baştan inşa edeceğim.
Dünyayı senin gönlüne uyar şekle sokup sunacağım sana
Tortusu bile kalmayacak umutsuzluğun, mutsuzluğun yüreğinde.
Her çalışında kapın
Gelen ayrı bir sevinç olacak senden habersiz.
Olmaz olan ne varsa olacak işte.
Çünkü sen varsın bu kahrolası düzende
Adının geçtiği yerlerde bir sevinç, bir güzellik kaplıyor her yeri.
Anlatmaya kalksam güleceksin belki,
Belki minik bir tebessüm olacak tüm bunlar o güzel yüzünde.
Oysa biliyorum
Bunların hiçbiri olmayacak gerçeklerin o lanet heybesinde,
Ben uzaktan izleyeceğim sevinçlerini, hüzünlerini…
Ben kıyamazken saçının bir tek teline
Birileri okşayacak saçlarını
Mutluluğuna sevinmek düşecek bana,
İnan sevineceğim.
İçin için ağlayacak olsam,
Sıyrılıp benliğimden sen olacağım ama
Yinede sevineceğim.
Ama böylesini kimse yazmayacak senin için,
Kimse böylesine SEN demeyecek içine işlercesine.
Sen bilmeyeceksin bunu da.
Yüreğim bir SEN daha aramayacak umut çukurunda.
Sen duyduğum en güzel şiirdin
Bir SEN daha yazamayacak hiç kimse hiç bir kitaba…
Yazan
nazende sevgilim*
Tarih:
13.04.2016 21:22:16
Sil
 
“canım okumak istemiyor gene bu gün, saatimi kaybettim”


aklıma düşen, hayaliyle dolandığım da sen değilsin
gördüğüm düşler artık tek başınalıklarla yüklü
şimdilerde bütün derdim uygun bir yerde bir karış toprağım olursa
ağaçlar yetiştirmek zeytinler ve bir kaç da akasya çit boyunca


duruma ve iklime göre işte, favorim begonviller aslında
duvarları hanımeli ve yaseminler süsleyecek salkım salkım
ya da bir tane limon ağacı, ılgıt ılgıt kokusu düşecek mevsim dışı
kapı eşiğine kadar fesleğenler eşlik edecekler her adımımda
ve sen hiç birinde olmayacaksın


belki havuz da olur, akşamsefası çiçeklerinin kuşatmasında
papatyaların etekleri zil çalar, çayırkuşları sek-sek oynar etrafta
ne bileyim işte balıklar olur mesela, ördek bile beslerim ama
sonrası var bir de hani bakımı işte, ya bir başka canlı yuvalarını
talan ederse


Allah’ım niçin bu kötülükler, neden her canlının bir düşmanı var
kimi canımıza kast eder, kimi yüreğimizdeki sevgiye
neyse.... ne içimiz ne de ensemiz kararmasın şimdi
hiç değilse şiirlerimizi mutlu kılalım, öyle değil mi


ne diyordum, karanfilleri unuttuk bak.. yok yok karanfil olmasın
o ölümü temsil eder nicedir...nergisler, güller, sardunya ve ortancalar
yerlerde sırılsıklam puştoğlanlar, horozibikleri ve çitlenbikler
menekşeler, süsenler, Rabbim ihsanına bin şükür
bizler için ne güzellikler halk etmişsin


şimdilik hepsi hayal ama olsun, her ağaçtan bir tane ekip
gölgesinde şiirler yazacağım onlara, serviler, salkım söğütler
bir de körpe meşe, sincaplar oynaşıp neşe dağıtsın herkese diye
bu düşler var ya bu düşler, insanı önce göğe yükseltir, sonra da
avını parçalamaya çalışan kartal gibi bırakıverir yere


"İşte böyle düşlerim var bu günlerde, hem mutlu, hem korktuğum
hasılı biraz gerçek, biraz ötesindeyim günün"
Yazan
nazende sevgilim*
Tarih:
12.01.2016 22:09:41
Sil
 
“Dün akşam inerken merdivenlerden, ayaklarım birbirine dolaşıp
tökezledim birden, bazen koşar adım yürüsek de, yerimizde sayarız
çoğu zaman”

Bu gün sana beni anlatacağım, ne iyi ettin kapıyı kapatmakla
ardıma bakmamayı öğrettin böylece. Düşünmüyorum şimdi
ne yapıyordur diye, uykularım bölünmüyor, hiç bir şey için
üzülmüyor, beyaz gömleğime düşen mürekkep lekesine de
içerlemiyorum eskisi kadar.

Üç dört gün önce işten çıkıp eve giderken, gökyüzünün berraklığına
takıldı gözlerim bir an, ay hilal olmuştu, ne çok severdim bu manzarayı
hatta balkondan izlemek için memlekete gittiğim bile olmuştu ya
şöyle bir yokladım da kendimi, hiçbir anlamı kalmamış hafızamda.

Pencereme konan kumru sesleri de ilgimi çekmedi bir zaman
serçelerin cümbüşlerine eşlik etmedim bahçelerde, pek az çıktım
sokağa, burnumu kitaplara gömüp, aylarca oyalandım onlarla
“Çanlar Kinim İçin Çalıyor” hep nöbetteydi başucumda.

Çay da içmiyordum eskisi kadar, bahçedeki Yenidünya
ağacının çiçekleri ilgilendirmiyordu beni, en sevdiğim şiirleri
gönülsüz okuyordum, onlarla da konuşamadım bir zaman
ve bıkmadan “uzun ince bir yoldayım” türküsünü dinledim
birkaç kere de “Bir Ay Doğar İlk Akşamdan Geceden”

Alış veriş keyif vermiyor, merdivenlere ıslak mendil, sigara izmariti
atanlara küfretmiyor, hele kaldırıma tükürenlere içimden aferin
diyordum aferin size, bunca kirlenmişliğe tükürüyorsunuz belki de
onlar, senin- benim yapamadığımızı yapıyorlardı belli ki.

Şimdi odamdaki Bonsai ile ilgileniyorum bir tek, menekşe
yetiştirmiyorum nazlı-niyazlı, kendini beğenmiş ne varsa
hepsini çıkardım hayatımdan, tüm marazilikleri atıp bir tarafa
yeniden başlamak için nefes almaya ama...

Görünen o ki bu pek kolay olmayacak, dilenci çocuklar var ya
onlar öyle çok yakıyorlar ki canımı bir de yaşlılar. İşte böyle...
Bugünlük, bu kadar...


Yazan
nazende sevgilim*
Tarih:
16.10.2015 22:07:02
Sil
 

Biraz hayal, biraz gerçek

ılık yaz günü esintisinden mi
yoksa uzun zamandır silinip paklanmadığından mı
alacalı bir hal alan ışığın peşine düşmüştü çocuk
vazgeçemiyordu aslında, alışkanlığı olmuştu hani
belki de ahde vefa, gizli bir anlaşma yapmışlardı da
dillendiremiyorlardı sanki, el âlem ne der babında

dönemeçlerde, kâh sağını, kâh solunu yansıtıyordu
aklındaki zayıf ihtimalli ışığının yordamında yol alıyordu
yönünü bulmaya çalışırken, umut ve yürek kıpırtılarıyla
geçtiği karanlık dehlizlerin sıyrılmaya çalışıyordu

epey yürüdükten sonra, özlemini çektiği sesti duyduğu
biraz sevda, biraz yosun, birazda tuz kokan serinliği
doyasıya soludu, yanı başına yerleştirip ışığı
boylu boyunca nemli kumlara uzandı
ellerini başının altına yastık yapıp gözlerini sımsıkı kapattı
gökyüzünü, yıldızları, bir de hüzün bakışlı sevdiğini düşündü

çocukken de hayaller kurardı, bazen de kendine kızardı
çünkü kurduğu bütün hayaller çığlık olur yarım kalırdı
ay gökyüzünde neden hep aynı yerde durur da değişmez yeri
yıldızlar kovalamaca oynarken neden takılmaz ayakları
hayranlıkla seyreden çocuğun avuçlarına neden düşmezlerdi

kayalıklara düşseler, acırmıydı onlarında canları çocuğunki gibi
öyle olsa, çocuk ruhuyla dindirebilir mi yıldızların ağıtlarını
belki de bu yüzden, hiç yere düşmez yıldızlar ve hiç takılmazdı
ayakları kim bilir... diye düşündü ve öylece derin bir uykuya daldı

neden sonra daldığı uykudan apansız uyanıverdi
sağına soluna bakındı, ne deniz vardı, ne yıldızlar
ne gökyüzü ne de uzandığı nemli kumsal
düşler görüyormuş belli ki belki de hiç gerçekleşmeyen
özlemlerini

başını kaldırıp baktığında
okuduğu romanla burun buruna geldi
nerede kaldığını bulmaya çalışırken

‘’Biliyorum Bu İmkânsız Bir Aşk
Kendime Mani Olamıyorum
Yüreğim Seni Çok Sevdi’’

satırları gözünün önüne, düşünde gördüğü kıyı şeridi gibi serildi
sonunda anladı çocuğun yüreğindeki çocuk, hayâl etmek yaşamak
yaşamak da hayâl etmekti biraz.
Ve içindeki haylaz çocuğa seslendi
Hey çocuk...!
Duyuyor musun beni...!
Hayallerimi serbest bıraktım...!
Sevaplarını da günahlarını da bana yaz...!
Yeter ki yüreğindeki sevgi ve yaşama sevincin tükenmesin,
Yeter ki olmasın kupkuru bir dal, ya da zemheriye düşmüş bir ayaz...!
Yazan
nazende sevgilim*
Tarih:
29.07.2015 22:23:43
Sil
 
hissettin mi bilmiyorum
dün gece onlarca şiir dinledim
“Etme” diyordu Rahmetli Tuncel KURTİZ
yükseldikçe yükseldi, şiirde volüm
benim kalp atışlarım


neşeden mi, kederden mi bilmiyorum
Yusuf Hayaloğlu’nun “Merhaba Nalan”ını
kendi sesinden dinleyip
sözlerini paylaştım bir İnternet sitesinde
“ulan seviyorum seni be” başlığıyla


bir kaç meraklı okudu o saatte
yani gece devrilirken ertesi güne
hiç tanık olmamıştın biliyorum
geç saatlerde uyanık olmama
sana kızma nöbetim tutmuştu uyku yerine
öylesine işte


gelen ilham mıydı öfke patlaması mı
karışık bir durum ne bileyim öylesine dedim ya
dertlenmeden, göğüs kafesim ağırlaşmadan
gözlerim dolmadan dinledim paşa, paşa
belki de kendimdi dinlediğim böyle sessizce
duvar gibi, taş gibiydim, hissizdim şiirler bittiğinde


sonra uyumuş kalmışım
saatin kaç olduğunu hatırlamıyorum
gözlerimi açtığımda sabah olmuştu
odamın aydınlanmasından anladım


bir sakinlik ve duygusuzlukla uyanınca
belki faydası olur canlanmama diye
mükellef bir kahvaltı hazırladım kendime
ama hiç bir şeye gitmedi elim nedense
bir bardak çay içip kalktım masadan
aç mıyım tok muyum farkına varmadan


gerçekçi gelmiyor değil mi...?
ama böyle işte, ne ağlayabiliyorum
ne gülebiliyorum ne üzüntü
ne de öfke duymuyorum hiçbir şeye
galiba birazcık merak ediyorum sadece


neyi merak ettiğimi de bilmiyorum aslında
bütün olumsuzlukları silmek ve
hayata kaldığım yerden devam etmek istiyorum
ama şimdilik pek mümkün görünmüyor
sanki Gök kubbe üzerime yıkılmış da
altında ezilmişim duygusunu
dibine kadar yaşadıktan sonra


tuhaf hallerim var anlayacağın
biliyorum hiçbir duygu sonsuza kadar sürmez
gerçek sevgi dışında ama tedirliğimin sebebi
sana seslenmek istersem adını
resmetmeye çalışırsam yüzünü
tebessümüme karşılık
gülüşünü anımsamama ihtimali
Yazan
nazende sevgilim*
Tarih:
29.07.2015 22:21:58
Sil
 
Sen gideli bindoksanbeş gün oldu
Hani hep sorardın ya günün nasıl geçti diye
geçiyordu kötüde olsa
katlanıyordum her cefasına
çünkü akşam sana dönmek
boynuna sımsıkı sarılmak vardı
her mesai bitiminde
iki yanağını avuçlarımın içine alıp
gözlerinin içine bakmak
o bebek kokunu içime çekmek
ve senden güç almak vardı
her zor günün ardından

Geç kaldığımda sitem ederdin
ben korkardım üzüleceksin diye
anam hep tembihlerdi
sakın ha kalbini kırma eşinin
o şimdi bir sabi, eğer kalbini kırarsan
boyunca günaha girersin derdi
ben gülümserdim

Zaten hiç kıyamazdım ki
en zorlandığım zamanlarda
bir köşeye çekilir gizli gizli ağlardım
sen görmeyesin diye
sonra hiçbir şey yokmuş gibi devam ederdim
kaldığım yerden işime gücüme

Biliyorum... yani unutmadım
ağlamayacağıma ilişkin söz vermiştim sana
ama biliyorsun işte
benim de silahım, ya da zaafım ağlamak
Dedim ya sen gideli
bu gün tam bindoksanbeş gün olmuş takvimlere göre
ama benim için
ama benim için bu gün gibi... şu an gibi
acın halâ taptaze

Sen gittiğinden beri
zaman kavramını kaybettim
bundan sonra da bulacak gibi değilim

Sen gittin...yokluğuna alışamadım
sen gittin...kabullenemedim gittiğini
kabullenebilecek gibi de değilim
Yazan
nazende sevgilim*
Tarih:
16.06.2015 23:36:13
Sil
 
Kuru bir "Bitmesin"den başka hiçbir şey demedin.
Öyle kuru öyle soğuk öyle uzaktı ki ondaki anlam!
Bu kadar kolay mıydı her şey bu kadar yakın mıydık uçuruma?
Savunmayacak mıydın sevgimizi?
"Kal" diye haykırmayacak mıydın ardımdan?

Düşündüğüm bu değildi...
Hayal ettiklerim beklediklerim başkaydı senden
Mücadele beklemiştim oysa...
Yelkensiz olan gemimizi kıyıya ulaştırırız sanmıştım...
Kıyıya ulaştırırsın sanmıştım...
Oysa onu denizin ortasında savunmasız bırakmama göz yumdun...
Bu kadar yıpratıcı olamazsın...
Oysa bir anlam olmalıydı yaşadıklarımızda!
Paylaşılan duyguların bir anlamı olmalıydı.
Yüreğimdeki martıların bir anlamı olmalıydı.
Beynimizdeki melodilerin aramızdaki çekimin
Geçen akşamki sohbetin bir anlamı olmalıydı.
Duygularımızın bir anlamı olmalıydı.

Yüreğimdeki tüm martıları uçurdun şimdi...
Hangi yöne gittiler bilmiyorum
Geri dönerler mi bilmiyorum.
Dünya boşaldı mı ne!
Neden bu kadar sessizleşti birden yaşam
Neden artık parlamıyor yakamozlar gözlerimde?
Neden artık rüzgar esmiyor
Her şey seninle mi kaldı yoksa?
Mantığım... Mantığımı bana bırak lütfen ona ihtiyacım var.
Bazı şeyleri anlamak için ona ihtiyacım var!
Evet! Ben istedim ayrılığı çıkmaz yollara yönelen bendim
Kucağında bir yığın noktayla karşına çıkan bendim...
Kahretsin! Bunu neden yaptığımı bilmiyorum.
Ve senin buna nasıl göz yumduğunu...
Tıpkı balkondaki akasyaları sularken
Fazla sudan dolayı sararacaklarını bilmediğim gibi...
Su onun için hayat olmalıydı oysa...
Ve... Sen de benim tutunacak dalım!

Bazı şeyler vardı aramızda biliyorsun
Olmaması gereken ama daima varolan.
Farklı uçlardaydık seninle
Farklı mevsimleri seviyorduk farklı zamanlarda....
Sen büyük fırtınalara vardın bense lodostan bile ürküyordum..
Oysa başardığımız şeyler vardı her şeye rağmen
Daha doğrusu öyle sanıyordum...
Binlerce yıldız arasında
Ayın güzelliğini gösterebilmekti tek amacım...
Yıldızları söndürmekti... Sorunları yok etmekti...
"Bitti" deyişim öylesine bir şeydi öylesine sıradan şakacıktan...
"Hayır" demeliydin!
Hatta kıyametler koparmalıydın yüreğimde
Hendekler açmalıydın yoluma gidemeyeyim diye.
Sahip çıkmalıydın gözlerimdeki ay'a sevgimiz diye...
Beni yolumdan alıkoymalıydın...
"kal" demeliydin... Defalarca "kal" demeliydin...
Oysa demedin...

Belki de senin çiçeklerin çoktan solmuştu ve ben
Akasyaları kışın yaşatmaya çalışmakla hata etmiştim...
Belki böylesi daha iyi oldu...
"Kal" deseydin kalırdım... Hem de seve seve kalırdım.
Martılarla kalırdım. Yakamozlarla kalırdım.
Demedin oysa!
Bilir misin?
Kaç çığlık olup yıkıldı yüreğim giderken...
Bilir misin?
Nasıl bir cana hasretti yüreğim yolumdan döndürecek...
Bilir misin?
Nasıl zor oldu ardıma bakmadan çekip gitmek...
'KAL' desen kalacaktım...
DEMEDİN OYSA!!!
Yazan
nazende sevgilim*
Tarih:
16.06.2015 23:31:59
Sil
 
yaşıyor ama uzaktaysam senden
bilki seni hiç unutmadım
ölüm değilse bizi ayıran
yazık olmuş hata yapmışız
senden yada benden nefarkeder
şeytana uymuş aşkı yakmışız
adımı söylemezdin bana seslenirken
aşk derdin,aşkım derdin
her aşk dediğinde beni kendine daha da aşık ederdin
buluştuğumuz anları hatırlıyorum
güller açardı gönlümde sen gelirken
üç beş saat ayrılsak bile senle
yapraklarım dökülürdü sen giderken
yanyana duran iki yıldızdık sana göre
en parlak en güzel olanı bendim
gökyüzündeki tek yıldızındım senin
fırtınalarda saklanıp korunduğum liman olduğumu söylerdin
ömrümün sonuna kadar beni seveceğini
kalbini kalbine kelepçeleyip anahtarını okyanusa attığını eklerdin
benim için kıyamet
seni kaybettiğim gün demekti
ruhumda sakladığım en değerli hazinemdin
sonsuza kadar da saklayacam
yokluğumda sen nasıl olursun hayal ettiğimde
seni mutlu, çok mutlu görüyorum
çünkü
hep öyle ol istedim
hatta
hatta belki yeni aşklar tanırsın
tanı zaten
herşeyin güzeli senin olmalı
aynı şeyi isteme benden
yerine kimseyi koyamamki
ben kimseyi
ama kimseyi seni sevdiğim gibi sevmedimki
sen bana aşk dedin
bizi kirletememki
bazı şarkılar var
birlikte sevdiğimiz
senin bana benim sana söylediğim
onlardan biri yada benzerini duyarsan
beni anımsar gülümsersin
benmi
ben hiç unutmayacağımki
okyanusa attığın anahtarı biri bulurda bizi bizden çözer diye
daha iyisini yaptım
seni kalbime kazıdım
her atışımda hatırlamak için
yaşıyor ama uzaktaysak birbirimizden
bilki seni hiç unutmadım
ölüm değilse bizi ayıran
yazık olmuş hata yapmışız
eğer ölümse bu ayrılığın sebebi
ve bensem önce giden bu alemden
kederlenme çok
tıpkı benden istediğin gibi
kendine sahip çık
bensem kalan geride
zaten sen hep göreceksin
ben kimseyi
ama kimseyi
seni sevdiğim gibi sevememki
sen bana aşk dedin bizi kirletememki...
Yazan
nazende sevgilim*
Tarih:
12.06.2015 00:03:44
Sil
 
Siz hiç gideceğine emin olduğunuz birini sevdiniz mi? Sadece sevdiğiniz için yanınızda olmasını istemenin haksızlık olacağını, sizinki kadar olmasa da, onun yüreğinde yeriniz olduğuna inandığınız bir adamı sevmenin, ne kadar zor olduğunu bilir misiniz?
Ne bana, ne başkasına ait olan bir çınar gibi yalnız yaşayan, özgürlüğünü ellerine kelepçe etmemiş bir adamı seviyorum. Her düşündüğümde kalbimi... sızlatıyor sevgim. Nasıl anlatmalı bu duyguyu bilmem ki? Doktorların, ölecek dediği hastanın başında beklemek gibi, elinizden bir şey gelmez, sadece iyi bakarsınız, başında beklersiniz. Bir yandan kendinizi hazırlarsınız, ne kadar hazır olabilir ki insan?
Ayrılığın çok uzak olmadığını bile bile sevmek, kalbin kaldıracağından ağır bir yük gibi ama öyle dayanıklı ki şu kalp, sanki etten, kandan değil de demirden. Onu seyrettim uyurken, kırılacak gibi duruyordu. Öyle narin ki, pamuklara sararak saklamak geliyor içimden... Erkek adam narin olur mu? diye düşünmeyin, oluyor! En kadın yanım bile kaba kalıyor.
Vakti geldiğinde gideceğini bildiğim bir adamı seviyorum. Oysa kalsın isterdim. Bir ömrü birlikte geçirelim. Yaşlanalım koltuğun üzerinde, balkonunda begonviller açan evin serin saatlerinde birlikte ölelim. Omuz omuza duralım ayakta, zor bu yükü hayatın, her köşe başı geçene çelme takmak için bekleyenlerle doluyken, saklanalım birbirimize. Dışarıda fırtına çıkmış, güneş açmış, volkanlar patlamış, bize ne? Ama öyle olmayacak! Onun gidip kafa tutması gerek hayata, tüm sakinliğine rağmen, kızgın bir güneş altında bağırması lazım kan ter içinde.
Birine, sen seviyorsun diye kal denmiyor. Biliyorsun, hissediyorsun, şimdi olmasa yarın, mutlaka gidecek. Zaten sevgi, seven yüreği bağlar, karşı taraf sorumlu değil ki!. Sevmeseydin arkadaşım derler adama, silah zoruyla yatmadık ya koluna!
Acı, aşkın kan kardeşi, ayrılmamaya yeminleri var. Ne zaman gönlüne aşk ateşi düşerse, bil ki canın yanacak. Öyle büyük alev topları patlayacak ki içinde, her yan kül, duman olacak. Gözünden yaş yerine ömrün akacak. Birine tutulduysan, söz geçiremiyorsan kalbine, kendini yangınlara hazırlayacaksın. Önünü, sonunu görmeyi öğreneceksin. Aşk dediğin, bir çeşit delilik hali, akıllı insan âşık olur mu hiç? Aslında, aklı olan sever. Bilirsen ki bu bedenler ihtiyarlayacak, büzüşecek, geriye hiçbir şey kalmayacak güzellikten, önce aklı seversin.
Gidecek bir adamı seviyorum. Kendine zulüm etmek böyle olmalı ama bu, zulmün en asil olanı. Karşılık beklemeden sevmeyi öğretiyorum kalbime. Tüm insani isteklerime rağmen, olduğu kadarıyla yetinerek tadını çıkarıyorum. Ruhumdaki yabani otları koparıyorum. Egomu, gururumu, şeytan yanımı, çıkarları, almayı, sadece istemeyi, bildiğim bütün aşk oyunlarını yolarak söküyorum. Bir daha hiç çıkmasınlar diye ateşe veriyorum. Sevgi tarlasına yakışmayan ne varsa temizliyorum. Kirlenmiş neresi varsa, eskimiş hangi gönül yarasının artıklarını tutuyorsam, hepsini kaldırıp atıyorum. İçimde büyük bir bahar temizliği var. Hak ettiğine inandığım bir erkeğe, daha önce kimseye bakmamışım gibi bakıyorum.
Sonu ayrılık olacak bir aşka koşuyorum. Üstüm başım ne kadar kirli olsa da, sevgimi yıkadım, gümüş bir tepside sunuyorum. İster alır, ister almaz ama ben aşka inancını kaybedenlere inat ve aşka rağmen dimdik sevdamın arkasında duruyorum. Her yaşam mutlu bitecek değil ya? Ben payıma düşeni aldım, gidecek bir adamı seviyorum!
Yazan
*nazende sevgilim
Tarih:
07.06.2009 13:42:06
Sil
 
:Neden ve sonuçların,gerçek ve yalanların,ölüm ve yaşantının arasında kalıyorum gözlerinde..Gülüşünle tazeleniyorum,Sıcak bakışlarında bir yer arıyorum kendime ..seni seviyorum ve daha da çok sevmekten korkuyorum....

| Bu üyeye mesaj yaz | Bu üyenin yazdığı mesajlar | Üye olmak istiyorum | Son 24 saat |

Not: Sitemizde ahlak dışı, yasa dışı ve siyasi içerikli nick ve resimler kullanmak yasaktır. Bu sayfada bu tür bir içerik bulunuyorsa lütfen bu formu kullanarak bize bildiriniz.

Hızlı Erişim:
counter
101 İndir Okey İndir Okey 101