Bir askerin izlenimleri Nisan 1998
Eklenme Tarihi:
Askere gitmeden önce her şey çok güzel ve toz pembeydi. Güneydoğu' daki savaşla biraz ilgilenirdim ama hayatta en son isteğim orada askerlik yapmaktı. Sekiz sene profesyonel spor yaptım, tekvando-karate çalıştım. Askere gitmeden önce muayenede söylüyorsun ya da resmi olarak geçiyor, "bu şahıs şu şekillerde İstanbul birinciliği, bilmem ne birinciliği falan" diye sayıyorlar. Ve komando olduk, yani olmuşum, dağ komando. Heves de var işin içinde. Hakkari dağ komando tugayı çıktı. 4. tabur, üs bölgesi Van, görev bölgesi Hakkari ve Kuzey Irak...
Kasım ortasında Van'a gittim, Van'da da 2,5 aylık çatışma eğitimi gördüm. Elazığ'ı geçiyorsun, tamamen bir savaş, askerler, korucular... PKK'lı sanıyorsun, korucu çıkıyor, kimin ne olduğu belli değil. Şehre girerken 20 kere aramadan geçiyorsun, tepelerde insanlar, ellerinde silahlar, anlıyorsun bir savaşın içindesin. Van'da merminin haddi hesabı yok, şarjörün biri tam dolu, öbürünü bantlıyorsun ki, iki şarjörün olsun. Eğitimden sonra, Hakkari'ye gittik; görev bölgemiz Yüksekova'nın Kamışlı köyü karakolu. Biz çadırlardayız, seyyar birlik. Nisanda bahar operasyonu başlamıştı, yeni geldiğimiz için bizi almadılar. Nöbet tutuyoruz, koruma timleri var, gündüz paso atış yapıyoruz, "görüntüye karşı ne yapılır" gibi eğitimler, bölgeyi tanıma falan. Kamışlı bölgesinde karakolla köy iç içe. Bakıyorsun adam köylü, sonraki gün dağa çıkmış, sana ateş ediyor. Köyün yüzde sekseni korucu, onların da kendi aralarında çatışmaları var, birden sinirlenirler, ateş ederler falan. Hiç unutmam, Davus tepesi diye bir yer var, sivilin girmesi yasak, bir korucu orada dolaşıyor. "İn aşağı" diyemezsin, çok uzakta, duyamaz. Korucu olduğunu bilemeyiz, hepsinin giysisi aynı. Top atışı yapıldı, adamın kafasına gelmiş top, adam parça, parça... Sen korucusun, yasak bölge olduğunu biliyorsun. Üsteğmenle, ailesini görmeye gitmiştik. "Bu korucu öldü ama ailesi ne oldu?" diye üsttekiler sormamışlar, sadece "silahını alın" demişlerdi. Silahı Bixi, çok da güzel bir silah, ağır makineli, şaşmaz... Koruculara lojman yapmışlardı, girdik eve, artık kocası yok, kadın on çocuğuyla kalmış. Üsteğmen, kendi parası ya da binbaşıdan aldı bilmiyorum, bayağı bir para verdi, çuvalla şeker, un falan götürmüştük.
İlk seferinde, Perhanlı karakolundaki pusu timleri basılmıştı, sanırım, bir astsubay, bir asteğmen ve 21-22 er de şehit olmuştu. Biz olaydan sonra koruma olarak gittik. Bir taciz olayı geçmişti. Mesela dört tepenin arasında ise karakol, tepelerin hâkim yerlerine koruma timleri konur, yirmili, kırklı. Tim komutanları, tim çavuşları. Daha yukarısında ve uzağında, hâkim küçük tepelerin arkasından açılan ateşler taciz ateşi oluyor. Biz her zaman cevap veremiyoruz, o seferde de vermemiştik, küçük bir tecrübeydi. İlk seferde çok korktum. Bu arada birbirimizi tanıdık, hepimiz aynı dönemdeyiz, beraber gittik, beraber teskere alacağız. İki aya yakın orada kaldık. Sonra basılacak diye bir duyum aldık. Telsizlerde alt bant, üst bant vardır, alt bant 300 metrenin veya 150 metrenin yakınındaki çevre, üst bant da 500 metrenin-50 kilometrenin sınırıdır. Adamlar bizim alt bandımızda konuşuyorlardı, demek ki bu kadar yakındaydılar. Her şey bitmişti sanki. Yani askeriyenin içine girmişler, biz bir şey yapamıyoruz. Kafanı karakoldan kaldırdığında Kuzey Irak' taki karakolda peşmergenin nöbet tuttuğunu görebiliyorsun. Devamlı taciz edildiği için Gelişen'e güvenliğe gittik. Karakol yakınlarındaki üç dört dağ var, tepelerden birinde üs kurduklarını öğrenmiştik, Direniş tepe... Ben bomba tim çavuşu olmuştum, ağır makineli tüfeğim vardı, bomba atar. Önce bizlerin atılması gerekiyor ki, ateş üstünlüğü sağlayarak helikopterlerin inebileceği bir zemin olsun, askerler gelebilsin. Amaç oradakileri yok etmek veya esir almak. Bindik gene skorskiye, artık ciddiyetini biliyorsun, çatışmaya girmedik ama bizim tabura bağlı birliklerden "bugün beşe dörtlerden 12 kişi ölmüş" haberleri geliyor. 20 kişi yaralanmış, bacağı, kolu kopanlar... Sen de artık olayın içindesin. Ben duygusalım, cenazenin eve varışını düşünürüm, bir de evin tek oğluysa eğer, yani çift oğluysa ölsün anlamında değil de, işte evliyse, çocuğu varsa... Hemen çatışma çıksın gibi bir hisse kapılanlar da çok vardı; çatışma çıksın da, gerekiyorsa öleyim, üç tane de öldüreyim gibi hisler bende yoktu, hiç de olmadı. Çatışma başlamıştı. İlk Skorski indiğinde, ki ilk biz inmiştik. Yaklaşık sekiz-dokuz metre yukarıdan bizi aşağıya atacaklardı, inemeyiz falan davası yaptık. Benim makineli ağır, 35 kilo, o tüfekle benim aşağıya inmem demek bir yerimi veya makineyi kırmam demek. Yani milyar demek. Bunları da düşünüyorsun. Artık askersin, sivilken canını kurtar, ama askerdeyken silahı düşünmek zorundasın. Sonunda Skorski arka tepelerde dört-beş metreden attı bizi. İple falan değil, malzemeler de sana sarılı, atlıyorsun. Yaralanma yoktu ama çok sıkı bir çatışmaydı. Çok güzel bir tepeyi almışlardı, yani iyi bir tepe, en yüksek tepeydi, yani direniş tepesi... Bizim en büyük desteğimiz kobra helikopterleri, tamamen ağır makineli tüfeklerle donatılmış mükemmel bir alet, olduğu yerde istediği gibi dönebiliyor, atış yapabiliyor. Onun sayesinde tepeyi ele geçirdik, gece tepede kaldık. Öbür gün sabah hayatımın en kötü sabahı olacaktı. Hava aydınlanırken gittik. Bu sefer öbür tepedeydik. Saat saat nöbet tutuluyor. Yoruldukları zaman da beni kaldırıyorlar. Ben nöbete geçiyorum, zaten uyuyamıyorsun, tepende sadece yıldızlar, hayale dalıyorsun. Sevgilinle görüşemezdin, onun hayali, annenle, babanla görüşemezdin, onların özlemleri... Üç buçuk ay ne telefon ne mektup ne bir şey... Kendimi rahatlatmak için, "halen hayattayım ve buradayım" der, mutluluk oyunu oynardım. Benim badim Lazdı, çok şeker bir çocuktu, somurtmazdı, kızmazdı. Çok mutlu olduğumuz zamanlar da oluyordu tabii. İşte sabaha karşıydı, hava aydınlanacak gibiydi, hiç ses yoktu. Birden bire bir gümbürtü kopuyor, bir deprem gibi. Roketatarlar çalışıyor, biz karşılık vermiyoruz. Roketatar menzili 400 metre falandır, üstümüze gelip patlıyor. Bir metre aşağı inse bizi götürecek, yani elini uzatsan tutacak gibisin. Hava aydınlanana kadar çatışma sürdü. Biz de ateş etmeye başlamıştık. Benim bombaatarı gece ateşlemek sakıncalıydı. Ateş edince çok büyük bir alev çıkıyor, yerin belli oluyor. Onların doçkası vardır, mükemmel bir silahtır, 3000 metreye kadar gider ve etkilidir. Bizde de var tabii. O kadar ağır bir aleti nasıl getirebiliyorlarsa. Herhalde katırları falan vardı. Doçkayı vurmak için çalıştık, olmadı. Ateş üstünlüğü kimde olursa, o kazanmış olmaz mı? Hava iyice aydınlanmıştı, artık atabiliyorum rahatlıkla. İlk kez insana orada attım. Şu anda bile gözümün önünde, bir kere atmak istemiyordum. Bir insana ateş etmeyi hiç düşünmedim, istemedim ve o tetiği ilk kez çekerken çok zorlandım. Ama atmak zorundaydım ve attım, üzüntülüydüm. Sonra hiç bunları yaşamadım, insan alışıyor. Çok heyecanlanmıştım, onuru da var, koca taburun ağır silahısın. İki cephanecim vardı. Bombaatar otomatik, yuvarlak, kıç kısımları yeşil. Ağzına mermiyi verirsin, 40 tanesini sayarsın, sonra bir kırk daha takarsın... Arka arkaya kırk tane, güm, güm, güm... Önceden elime silah almışlığım yoktu, sesini bile bilmezdim. Aslında ordu eğitmiyor, sen kendi kendine pişiyorsun. Eğitimde bir mermi bir bomba veriyor, "at!" diyor, "çok iyi tamam geç". İşin içine girince böyle olmadığını görüyorsun, kendini eğitmeye başlıyorsun. O çatışmada hiç kayıp olmadı, yaralı da. Karşı taraftan vardı. Akşamdan onların bulunduğu öbür tepeleri de elimizin altına almıştık. Bizim uçaksavarcı arkadaşın mevzii, uçurumla dip dibe. Tam onun uçaksavarının önünde bir leş vardı. Tabur komutanı, "kalsın sabah atarsınız" demişti. Uçaksavar mevzii ile leş arasında üç metre falan var, yattık. Sabah kalktığımızda leş yoktu. Yani gelmişler, leşi almışlar. Uçaksavarcı delidir, doludur, gözünü kırpmaz ama gözünün önünden götürmüşler. Aşağıya uçuruma baktık, aradık, yoktu. Gerçi bir çıt çıkması bütün silahların anında ateş etmesi demek. O da bir korku içerisinde olmalı, zaten onlarda çatışmaya girenlerin hepsi haplı, esrarlı, eroinli... Neyse çatışma bitti, onlar geri çekildiler... Her şeyi bir arada yaşıyorsun; korku, heyecan, sevinç... Sonra 45 güne yakın orada kalmamız gerektiği söylendi. Üç günlük erzak getiriliyor, atılıyor, dağıtılıyor. Çadır falan yok, sadece köpek çadırı derler, böyle, sırt çantanda ped vardır, pedlerin üzerinde yağmurluk, üzerinde çubukları vardır, o çubuklarla çadır yapıyorsun, yani yarısı yerin dibinde, yarısı dışında. Tek kişilik ya da birleştirip iki kişi yatarsınız, fark etmez.
Çukurca tarafında bir karakol vardı, Pirinçtekin herhalde, en çok zayiatı veren bölge orası. Pis bir bölge, kışın bile çok sıcak, kısa kollu tişörtlerle gezebileceğin bir hava. Bir de Sabır Dağı vardır ki, çok büyüktür, hiç soğuk olmaz, yaz-kış bahar havası vardır. Kış oldu mu komple oraya toplanıyorlar, biliyoruz. Sabır dağı dışında her yer iki üç metre kar, yaşanması imkânsız yani. Orada insan olduğuna dair duyum gelmişti. Pirinçtekin'e geldik. Karakol çukurda, solda ve sağda tepeler, kanyon gibi bir şey. Sağdaki büyük tepeden ışık yağmıştı... Biz soldaki tepeden ilerliyorduk, orayı çembere almak için soldan gidiyoruz. Tepeyi yarılamıştık. Balıkesirli çavuştu, "Aysel, şuradan gidelim" gibi kadınların konuştuğunu duymuş. "Yok, oğlum imkânsız, nereden duyacaksın, kadın sesi" diyorum. "Yalnızlıktandır" falan demeye kalmadı, ben de duydum. Biz yukarı çıkarken, onlar aşağıya iniyorlar ve aramızda bir kanyon var. Onlar askeriyeyi basacaklar, biz de onları... "Haber ilerlemesi" deriz, herkes arkasındakine söyler, haber en baştakine kadar gider. Tabur komutanının, "herkes mevzi alsın" emri herkese böylece ulaştı, mevzi alındı. İki taraf da artık birbirinin sesini duydu. Birden sessizlik çöktü. Kapkaranlık, herkes önündekinin sırt çantasını tutarak yürüyor, gözün görmüyor. Onlar da mevzilerini almışlar, bir anda iç içe girdiğimizi hissettik. Bağrışmalar, falan... Kırka yakın kadın... Sadece bu kadarı bizim tarafa girmiş ama duyumlara göre 600 kişiler. Çığlıklar... Bombaatar kullanan arkadaşla biz yukarıdayız, çatışma bize göre aşağıda kalıyor. Aşağıda kadınlarla boğuşuyorlar, çatışma değil, silah çekme falan yok, yakın dövüşüyorlar, süngüleşiyorlar. Göremiyoruz ama sesler onu gösteriyor. O sırada ateş başladı, yukarıdan ateş ederken alttan da gelmeleri onların en büyük özelliğidir. Yani kendi ateşlerinin altından gelirler. Asker yapmaz onu, mermi seker, can önemlidir. Onlar yapıyorlar, eğitimini almışlar, biz onların videosunu izlemiştik, gerçek mermiyle eğitim yapıyorlar, bizim eğitimin bin katı... Ben bomba atarı kullanıyordum. Yanımdaki arkadaşta silahın altına takılıp atılan bombalar var. Mühimmatım bitti, artık G3 tüfek ile ateş edeceğim, el bombalarım da var. Bombaatarı kenara çektim, arkadaşta bir tane kalmış, kalktı, ama normalde kalkmadan da atabilirdi, ama o biraz savaşçı ruhlu iyi bir çocuktu. İlle atacaktı, yani son mermisi de olsa atacaktı. Bir bombanın bombaatardan çıktığını, bir Hamza'nın göğsünün komple yandığını gördüm. Bir patlama, her tarafımda kan, et parçaları hissettim. Sol kolunun bizim mevzie çadırın üstüne düştüğünü hissettim. Hamza'nın terhisine on iki günü kalmıştı... Korku, üzüntü, hepsi birden çökmüştü bana, yığılmıştım. Üstten gelenlerin içimize girdiğini hissettim. Bizim yeni gelen bir askerimiz vardı, korkudan taşın gerisine sinmiş ve kıpırdamıyor ama, silahının parlaklığı görünüyor. Orada pedlerin üstüne çocuğu yatırdım, üzerine de ped örttüm. Kadın gelmişti, hiç unutmuyorum, silahın ucuyla yokluyor, "kimse var mı" diye... Ben çaprazdan görebiliyorum, biz üç kişiyiz, o bizi görmüyor, tabii o sırada ateş edemiyorsun, zarar verebilirsin, onları tek tek öldürmek de var, ateş ederek değil de süngüyle, tabii yapmadık. O an kadın olarak görmüyorsun, yapı olarak da kadın gibi değiller, omuzları benden genişti. Güçlülerdi. Çatışma iki-üç saat devam etti, sonra helikopterlerin çalıştığını duydular, kaçanlar oldu. En acısı sabah başladı, bana, "her tarafın kan içinde" dediler. Akşamın verdiği şokla herhalde, Hamza'nın öldüğünü unutmuşum. O şekilde gözümün önüne geldi, zaten hep gelir... 34 kadar şehit vermiştik, kırka yakın da yaralı, yaralıların da çoğu öldü, 45 falan oldu ölü sayısı... Biz çatışmaya gireriz, Özel Tim, Özel Harekât leşleri bir kenara toplar, sayar... Asker toplayacak halde değildir, arkadaşın ölüyor, bir de kalkıp topla, say kaç kişiler... Biz onları düşünmeyiz, herkes kendi eksiğine bakar, "parmağım mı eksik, kulağım mı eksik" gibi. Onlar da 35-38 arası falandı. Bizim timin yarısından fazlası gitmişti, 11. Bölük, 1. Timdi, ama artık o tim yoktu, yani 28 kişilik timden dört kişi falan kalmış, tim komutanı da ölmüş... Bizi "biraz iyi olalım" diye çaycılığa verdiler. Hamza ölmüştü, çok samimi olduğum için çantasını benim toplamamı istediler. Son yazdığı mektubu da bana göstermişti, zaten yazdıklarını hep bilirdim, mektubu okudum. Annesine, babasına, bir de nişanlısına... İşte, "12 günüm kaldı" yazıyordu, annesine, babasına özlemlerini anlatıyordu, eşyalarını üç torbaya sığdırdım. Bir de müzik seti almıştı, ucuzdu çünkü, onu koydum çantaya, elbiselerini koydum. Cenaze geldi, iki kol, bir bacak... "Acaba onun mu" diyorsun, onun kolu olduğuna emindim, yanımdaydı... Hepsi toplandı bir yere, sonra ayrıldı; bu Erzurum'a, bu Erzincan'a... Hangisinin kim olduğunu bilmiyorsun. Onları gönderirken kendimi çok kötü hissetmiştim. Çok insan öldü ama Hamza beni çok üzmüştü. Balıkesirliydi. Ailesine iki kere gittim. Aynı dönemden 16 kişi sözleşip evlerine gittik, annesiyle, babasıyla görüştük, ellerini öptük. Mezarlığa gittik. Fatiha okuduk. Ailenin üzüntüsü aynı, sanki ilk gün gibi. Bir daha gideceğimi sanmıyorum. Gidince aynı şeyleri tekrar yaşıyorum, yüreğim çok kötü atıyor, üzülüyorum. Belki onlardan tamamıyla uzaklaşmak, onları unutmak istiyorsun. Bu çatışmada helikopter geldi ama ateş edemedi, çünkü dediğim gibi iç içeydik. Gelişen Karakolu tarafında olmuştu, F16 attı, ben yaralandım, F16 veya F6, mühimmatı kaç kilo, 300 kilo mesela, etkili menzili 500 metre, taşa çarpıyor, sekiyor, geliyor, 10 tane askeri yaralıyor, o yüzden sıcak çatışmalarda herhangi bir destek alamıyorsun.
Sonra bizi Kamışlı karakoluna gönderdiler. Çaycı olmuştum, tost falan yapıyordum. Alt bir görev gibi değil, çaycı, tostçu, depocu, silahçı olmak da önemli... Ama operasyondan gelince el üstünde tutulurduk, kurbanlar kesilirdi, herkes konserve yerken bize dardanel tonlar gelirdi. Havalıydık, ne bileyim işte, operasyona katılmayanlara takılırdık, "konuşma sus, biz çatışmaya giriyoruz, sen oturuyorsun" diye. Yazıcımızı, "ulan yazıcısın, bize nöbet yazıyorsun, orada çatışıyoruz" diye kızdırırdık. Sonunda çocuk hasta hasta o operasyona geldi ve ilk operasyonunda şehit oldu. Biz de böyle şeylerle hava atılamayacağını anladık.
Bir keresinde Direniştepe tarafındaydık gene, Yağmurlu operasyonuydu herhalde, yağmur yağıyordu. Doçka kullanıyorlardı, onu susturmak için, sanırım F16 idi, devamlı bombardıman yapıyor. Milyonlarca bomba atılıyor ama beş dakika sonra adam kafasını çıkarıp bomba atabiliyor. "Bu böyle olmayacak" dedi tabur komutanımız, "iki taraftan sarıp, şunu susturalım". İki tepeden gidiyoruz, uzaktan yukarı doğru çıkıyoruz. Normalde direkt gitsek belki on dakika ama bizim gittiğimiz yoldan iki-üç saat alıyor. Bombardıman devam ediyor, çatışma başladı, Bomba atar da yoktu yanımda. Birinin arkasından üç kişi koştuk, tabur komutanı da yanımızda. Dere yatağı gibi bir yerdi, taşlarla çevriliydi. Onların ateş ettiğini görüyoruz, o kadar yakın yani. O sırada işte sağ bacağıma, kaba ete küçük küçük bilyeler girmiş... Şarapnel parçası demişlerdi, bence el bombası parçalarıydı... Bende hiçbir sızı falan yok, 45 dakika öyle geçti. Döndük, hani şöyle uzanırsın da rahatlarsın ya, öyle oldu... Ayağımın içinden bir su sesi geliyor. Elimi soktum, kan... Botu çıkardım, içi komple kan... Baktık, çok küçük bir yarık, sanki bir şey sokulmuş da yuvarlanmış gibi... Hiç acı yok. İnsanlar ölüyor, bu ufak bir şey gibi. Helikopter geldi, beni Van 100. Yıl Üniversitesi hastanesine götürdü, 15 gün dinlenme verdiler, parçayı aldılar ama bir iki küçük parça var, onları vücut eritiyormuş. Eskiden hissediyordum, şimdi, çok bastırırsam hissediyorum, yani eriyor. İyileştikten sonra bir operasyona daha katıldım. Bombaatarcılar şehit olmuşlardı ve bombaatarı kullanan kalmadığı için mecburiyetten tekrar gittim. Sevinmedim. Tam o sıra ablamın düğünü olacaktı, beni beklemediler. Ben de, "gideyim çatışmaya, ne olursa olsun" dedim. Vurulduktan sonra tamamen çay ocağına aldılar, zaten askerliğim çok ilerlemişti artık. Artık gelenlere öğretiyorduk.
Van'da herkes rahat. İki saat bir şey yapıyorsun, sonra vurup kafayı yatıyorsun, televizyon izliyorsun, hamamın var. Artık 15 günümüz falan kaldı, 710 kişi ayrılmıştık, 500 kişi dönmüştük, 50 şehit, 40 gazi... Yaşadıklarının verdiği sinir, hırs... İyice asabi olmuşsun. Biz 5 kişiydik, geziyorduk taburda, tabii sakalımız falan var, dökülüyoruz, daha banyo yapmamışız, uzmana selam vermemiz gerekiyormuş. Uzman bağırmaya başladı, "durun" diye, durduk tabii. "Uzmanım bir şey mi oldu" dedik. "Komutanım" denir falan... İş uzadı, "yatın" diye bir ses geldi. Şınav çekilecek, kimse yatmıyor, ben en öndeyim, tokat atacak. Babam bile tokat vurmadı bana. O vurana kadar ben iki üç tane indirmiştim, yerdeydi, biraz morartı fazlaydı herhalde, 14 gün ceza yedim. Bir hafta da alkolden. 12 ay boyunca alkol almıyorsun. Askerlikte arkadaşına sırtını dayıyorsun, onunla yatıp, onunla kalkıyorsun, Kürt, Sünni, Alevi diye bakmıyorsun.
Eskiden çok daha uçarıydık, şimdi çok farklı. Uyurken, irkilip kalktığım oluyor. Şimdiye kadar kimseye askerliğimle ilgili hiçbir şey anlatmadım, en fazla bir iki kelime. Anlattıkça tekrar yaşıyorum, aklıma şehit düşen arkadaşlarım, aileleri geliyor, çok üzülüyorum. Şimdi faydalı olacağım için rahatlıkla anlatıyorum. Toplum Güneydoğu'daki sorunu bilmiyor, medya ne diyorsa ona inanıyorlar, bir de orada askerlik yapanlara sorsalar... Psikoloji okudum bir ara. Rahatlamak için belki. Bu Simyacı'yı falan yazan kimdi? Onun kitaplarını okudum, Nazım Hikmet, Erdal Öz... Pek gazete okumuyorum, bazen dergi, Leman gibi. Zorunlu askerlik bana oldum olası ters gelmiştir. Bir insan askerlik ne için yapar? Vatan için yapar, zorunlu olmaması gerekiyor, vatanperverler gitsin. Hayatının en güzel yaşında, 18'inde askere alıyorlar. Tam her şeyi öğrendiğim, kavradığım, ayağımın yere bastığı dönemde askerlik. Islah edilmiş bir aslan gibi geri geliyorsun. Ananı, babanı, namusunu, avradını, vatanını koruyorsun. Ama komutan kalkıyor, küfrediyor, ananı, avradını sıradan geçiyor. Hani annem babam için gitmiştim? Türkiye'yi yavaş yavaş saran bir ur var, sadece Güneydoğu'da değil, batıda da başladı. Herkes bilsin, tepki göstersin. Orada bir savaş var, yani bir mücadele falan değil, bayağı bir savaş, tam bir katliam. Bitmiyor, bitmeyecek de. Her gün televizyona şehit aileleri, kayıp aileleri çıkıyor, bunlar birbirlerini desteklesinler, başka bir şey yok yani. (Nisan 1998, İzmir)
1973, Erzincan doğumlu. İzmir'de büyüdü, İzmir'de yaşıyor. Ağustos 1995'te Eğridir Komando okuluna gitti. Sonrası Hakkari Dağ Komando tugayı olarak Van, Kamışlı Karakolu... Şubat 1997'de İzmir'e döndü. İkisi kız dördü oğlan altı kardeşten ikisi aynı anda askerlik yaptılar. Orta ikide okulu bıraktı, inşaat işçiliği yapıyor, babası da inşaat işçisi...
Ekleyen/Kaynak: Bir Asker
Bu sayfa 8817 defa okundu
Bu bölüme Izlenim ekleyebilirsiniz. Izlenim eklemek için
tıklayın
Yazan: erdeniz Tarih: 11.05.2008 09:41:49 yalan yaman sallamışsın ortalıgı boş buldun atıyorsu sen 4. tabur kamışlıda ıdı ben de ordadım ama sen sallamışsın yok guvenlıye gıtmış olan guvenlı nere ırak nere ne yalan atıyorsun yok 40 sehıt vermışte bır sefer gıtmedıgın oradan bellı orası prınçeken karakolu prınçtekın degıl atma sen kımden duydun bu hıkayeyı onu yaz yok uzmana vurmuşta sen uzmana degıl askere vuramazsın senı yamulturlar. salla bakalım.nereye kadar . Yazan: atma Tarih: 04.05.2008 00:03:00 Atmayalım beyler Arkadaş iyi sıkmış,fazlamı film seyretmiş ne?Bixi,bombaatar falan rombomuydun sen? Yoksa tuvaletçi mi? Yazan: hakan Tarih: 22.04.2008 00:44:24 zıppo merhaba 92/93 sıvrıtepe karakolundaydım oyıllarda orada olan arkadaslarla gorusmak ısterım Yazan: yasin Tarih: 14.02.2008 17:03:11 uzundere pirinçeken bende pirinçekende askerlik yaptım 1996 ve 1997 dönemlerinde orda askerlik yapan arkadaşlarımla görüşmek isterim yasinerdumus18@hotmail.com Yazan: Ordaydim Tarih: 07.01.2008 18:10:34 Ordaydim msn ini yazmamissin. benim msn ekte. ozcan_uygun@hotmail.com çayırlı askeri 71/2 çayırlı mevzıtepe ışıklıda askerlık yapan arkadas 02.01.2008 23:51:53 91 çayırlı baskınını yasayan arkadasım,bende 95_96 yıllarında ordaydım.benım msn eklersen sohpet etmek ısterım. Yazan: çayırlı askeri Tarih: 02.01.2008 23:51:53 71/2 çayırlı mevzıtepe ışıklıda askerlık yapan arkadas 91 çayırlı baskınını yasayan arkadasım,bende 95_96 yıllarında ordaydım.benım msn eklersen sohpet etmek ısterım. Yazan: FATİH Tarih: 24.12.2007 13:05:46 ESENDEREDE 85/2 FATİH slm arkadaşlar bende esendere 8.bölükte askerligimi yaptım,engin dewrem nasılsın ben fatih bölk kantincisiydim,otaları özledim ya insan oradayken bitsin kurtulayım diyor engin bunu ençok sen istiyordun isyan ediyodun ama özlüyor ya.Minik fatih 6.bölükteydi hilmi kardeş sen dere bire çıkıyordum demişsin sarışın biri wardı gündüzleri tanka çıkıyordu o senmiydin.Kendinize ii bakın,msn adresim efsanem_1907_25@hotmail.com tanıdık warsa eklesin konuşur esendere hatırlardını anımsarız.LAN ŞOPAR dewrem sen yaşıyonmu lan halen.çERKEZKÖY SPOR NE ALEMDE YEŞİL BEYAZ....OLE OLE OLE Yazan: hilmi Tarih: 16.12.2007 04:43:53 1985/4 85/2 engin kardeş şopar cenk dediğin uzun sarı mı sen bizim minik fatih çv bilirsin senin devren vahap tan da 2 karton camel vay beee ne günler di ben dere 1 in çavuşu perihan zerrin kasran zalim kotul kaya 3 kapı güvenli şık ne günlerdi yavv tankımı özledim falla Yazan: eskilerden Tarih: 19.11.2007 10:05:33 yalan odönemde otabur beyyurdundaydı bende otaburdaydım anlamıştır heralde
Yazan: semih Tarih: 10.11.2007 01:24:49 psikolojik savaş Psikolojik savaş, açıklanan bir olağanüstü durum veya harpte, iletişim araçları ve diğer psikolojik vasıtaların düşman üzerinde psikoloji baskı yaratmak ve düşman kontrolu altındaki bölgelerdeki düşman gruplarının ve diğer hedef alınan toplulukların tutum ve davranışlarını olumlu yönde etkilemek amacıyla kullanılması. Bunun temel amaçları, düşmanın herke veya muhasatama devam isteğini zayıflatmak ve savaşı sürdürmekteki kapasitesini azaltmak amacı güden bütün çabaları desteklemektir. bilmeden ya da isteyerek yazmışsın bunları hayal ürünü
Yazan: gafur Tarih: 22.10.2007 23:50:17 cevap türk ordusunda bir askerin tek başına taşıyabileceği otuzbeş kilo ağırlığında bir silah yoktur bu tamamen hayal ürünüdür ben bunu okuyunca bir askerin evine yazdığı mektubu okuyan bir komutanın anlattıklarını hatırladım asker mektubunda annesine şöyle der ANNE BURDA HERŞEY GÜZEL AMA ŞU HELİKOPTERDEN HELİKOPTERE ATLARKEN ŞARJOR DEĞİŞTİRMEK ÇOK ZOR BU OLAYDA BUNA BENZER BİR MESELEDİR BENCE Yazan: eski efe Tarih: 17.10.2007 01:43:55 kamışli karakolu kamışlının basıldığı gun 2.3sat lik mesafede goruntu alındı biz efeler olarak arama tarama yapıyorduk kamışlının basıldığının haberini aldık oraya gidene kadar olanlar olmuş 17 şehit verilmişti kamışlı us bolgesinin uzantısında kayalık bir tepe vardı orda şehitleri verdik ama şimdi kayadan eser yok orayı dumduz ettik neyse mazide kaldı teforat cok 1977.2 devre 4.c timinden 12 numara efeler özel harekat Yazan: zeytin gözlü Tarih: 07.10.2007 09:36:59 cnm dayım benimde dayım orda bir zmnlar dağ komandoluğu yapmıştı ztnn en hakiki askerler orada askerliğini yapıyor en zorlu günleri onlar çekiyor çokk zor çok zorr Yazan: ERKAN Tarih: 22.09.2007 14:45:44 78/3 DEVRE OLARAK YÜKSEKOVA JANDARMA KOMANDODA ASKERLİK YAPTIM BEN YÜKSEKOVAYA GİTTİĞİMDE KAMIŞLIDA ŞEHİT OLAN DEDELERİMİZİN KANLI ÇANTA VE SİLAHLARINI ALDIK BİZ GİTMEDEN ÖNCE KAMIŞLI KARAKOLUNU BASMIŞLAR ŞEHİTLER VARDI BENİM DEDENİN GÖZÜNDE ŞARAPNEL PARÇASINDAN DOLAYI SORUN VARDIR VE BEN DAHA SONRA VAN 100.YIL HASTANESİNE GİDECEĞİM ZAMAN KONVOYA CANLI BOMBA SALDIRDI KENDİNİ PATLATTI GERÇEKTEN ORADA YAŞANMAZ... Yazan: engin Tarih: 17.09.2007 21:00:44 esendere 8. bölük 85/2 esendere 8. bölükte 12 ay askerlik yaptım.fatih arkadaşımızın dediği gibi zaman su gibi akıp geçsede kurtulsak diyorduk.ama şimdi askerllik bitti anıları kaldı.hep derlerdi inanmazdım ama insan sonradan özlüyormuş herşeyi.8.bölük,6. bölük,şik,güvenli,perihan ,zerrin,kapı karakolu ve bakkal VAHAP’a selamlar.ayrıca fatih arkadaşım keşke devreni yazsaydın.hakkaride şopar cenk askerlik yaptıysa herkes yapar:) Yazan: ordaydim Tarih: 25.07.2007 14:26:46 1971/2 Hakkari/Cukurca/Cayirli, Mevzitepe, Isikli, Sivritepe Korhan arkadasin bahsettigi 600 kisilik grup 25 ekim 1991 tarihinde Cayirli Jandarma Bölügüne (10. Bölük) saldirmisti. 17 arkadasimiz sehadet mertebesine ulasmisti. Bizler Mevzitepe Karakolundan destek olarak bölüge ulasmaya calisirken arada bizi de pusuya düsürdüler. 12. bölügünde destegiyle gücte olsa bölük binasina vardigimizda görüntü icler acisiydi. Her yerde arkadaslarimiz yatiyordu. 1992 yazinda Sivritepe karakolunda görev yaparken ele gecen bir teröristin itiraflarinda 150’serlik 4 koldan gelip, vurup geri cekildiklerini ögrendim. Üzümlü karakolu da Sivritepe karakolunun tam karsisinda Taburun caprazindaydi. Orasi da baskin yemede epey tecrübeliydi. Cünkü tam cukur bir yerdeydi (tüm karakollarimiz gibi). Yazan: fatih Tarih: 18.07.2007 14:25:40 selamlar yüksekova slm hakkarinin güzel ilçesi yüksekowa,2005 yılının temmuz ayında askerlik için önce vana gittim daha sonra oradan askeri konwoylarla yüksekovaya gittik.ilk gördügümde çok şaşırmıştım çünkü yüksek binalr iş hanları beni çok şaşırtmıştı oradanda efelere gittik ekeşke gitmez olaydım hertaraf pisilk içinde.Koguşlar kokuyor neyse sınır tugayına gittikten sonra oradan bizleri başka yerlere dagıttılar ESENDEREYE,kendi kendime orası neresi diyordum gittim gördüm tam 12 ay orada kaldım.esendere 8.bölükte çok güzel günlerim geçti.İlk gördügümde esendereyi çok şaşırmıştım lüks evler arabalar jipler çok şaşırmıştım zaten oranın güzel bir lafı vardır.Bi toz bi otoboz diye neyse çok kafa ütüledim.YÜKSEKOVA we ESENDERE halkına selamlar bakkal vahapa selamlar.O zamanlar bitsinde kurtulsak diyorduk ama inanın oraları çok özledim nyse inşallah birgün yolum tekrar yüksekovaya ve esendereye düşer oraları birde sivil olarak görmeyi çok isterim. Yazan: KORHAN Tarih: 10.07.2007 17:43:36 SELAM Arkadaşlar 76/3 tertip olarak p.komando olarak şırnak/hakkari bölgelerinde seyyar birlikte görev yaptım daha ayrıntılı bilgi vermem pek mantıklı değil kusura bakmayın.Arkadaşın anlattığı şeyler oldukça abes ve hayal mahsulü idi.Terör örgütü salt kadınlardan oluşan timlerini sadece halkla ilişkilerde köylere inerken ve kamplarında kadın-erkek ayrı tutabilmek amaçlı yapılandırmiştır.Çatışmalarda oransal olarak her timinde 2-3 kadın militanı geçmez.Onlarda çoğunlukla kanasçı olarak görev yapar.Militan sayısı azaldıkça tabi daha çok bulundurmaya başladılar timlerinde.Çatışmalarda hiçbir şekilde askerle süngü savaşına girmezler fiziksel üstünlük askerdedir komando birlikleri seçme sağlam yapılı askerlerden oluşur ve günlük diyetlerimiz onlardan üstündür gücümüz yerindedir.Verilen şehit adetleri afakidir verdiği rakam topyekün imha rakamlarıdır bu rakamlara yakın bir imha benim zamanımda olmadı dedikodusunu bile yapan olmadı.Bu şehitlerin akrabası eşi dostu yokmu hiçmi duyulmaz sanılıyor.O ateşin düştüğü ocak yanmazmı feryat olmazmı?Bizler prof. asker değildikki saklanabilsin.Arkadaşın psikolojik savaş eğitimi almış bir militan olma ihtimali çok yüksek.Değilsede hayal dünyası çok geniş hiç kusura bakmasın.Göğüs göğüse savaşta bir militanın dayanma ve başarı ihtimali çok çok küçük bir olasılık.Tamamına yakını omuz boyumuza gelmediği gibi yaş itibari ile küçük ve tıfıl gelişmemiştir.Bu arada 600 kişilik bir grup 90-91 li yıllarda görülmüştür. Yazan: gurkan Tarih: 19.06.2007 17:45:28 malesef gercekler bunlar malesef bunlar bunlar hayatın acı gerceklerı ben yaklasık 5 ay oldu askerden gelelı ve suan tekrar cagırsalar gıderım bu topraklar ıcın gıderım ben garıban bır aylenın cocuguyum benım ıcın bu bos bır hayat yasıyacagıma ulkeme topraklarıma bu cnm ı vermeye hazırım... Askerlı gımı AGRI/DOGUBEYAZIT TA YAPTIM SINIRDA ulkemızın ılk gunesı gordugu nokta AGRI DAGIN ETEGIN DE BEN 15 AYIMI EN IYI SEKILDE VATANIMI SAVUNARAK YAPTIM VE BEN DEN SONRA GELEN NESILEDE BUNU BOYLE YAPCAK NE BUNDAN BENIM NEDE EMINIM TURK MILLETININ ENDISESI YOKTUR... Yazan: mem Tarih: 23.05.2007 20:33:14 gerçekler gerçekler acıdır. paylaşılmaz... paylaşılmayan gerçekler çözüm bulmaz... 30 yıldır devam etmekte bu sorun... Yazan: dağ ve komando Tarih: 27.02.2007 16:17:00 uçuk Ben çukurca üzümlü karakolundaydım.Çatışmaya girmeyen olaya uzak kalanlar rakamları abartırlar. Üzümlü için de ’ 3 devre teskere alamamış’ deir ama alakası yoktur.Bunları olayların dışında kalanlar abartır.Arkadaş da biraz abartmış rakamları. Pirinçeken o kadar kötü bir yerde değil zaten. Yazan: bende ordaydım Tarih: 03.02.2007 11:03:50
ben 75 e1 tertip askerliğimi şemdinli de yaptın çatışmaya girmedim ama en iyisini ben bilirim çünkü muhabere yani haberleşme arkadaş amerikan filimlerini fazla seyretmiş galiba Yazan: duran.birindar Tarih: 08.11.2006 19:37:23 askerlik slm abi öncelikle nasılsın ben 1986 3 tertip bir gencim acemi birliğim ısparta 40.p.er.eğt.aly abi beni hakkari şemdinliye verdiler artı piyadeydim dağcı komando yaptılar ne yapacağımı şaşırdım bende kürt vatandaşıyım ama böyle şeylere alışkın değilim ist yaşadım kürtçe bilmiyorum ayın13de hakkariye gideceğim nasıl bir yer olduğunu merak ediyorum abi msjını beklicem Yazan: kurt Tarih: 21.09.2006 17:55:18 askerce ordaydım’a atfen yazılmıştır.objektif değerlendirme ancak bu kadar mükemmel olur Yazan: ordaydim Tarih: 14.03.2006 19:51:42 Bir askerin izlenimleri Nisan 1998 Arkadas fazla ucmus sanirim. En yogun dedigimiz dönemlerden birinde (1991-1992) ben de Cukurcadaydim. Sabir Dagi da ayrica Cukurca Merkezde, o zamanlar Tabur binasinin tam karsisindaydi. Arkadasin Pirinctekin galiba dedigi yerin ismi Pirinceken di. 1991-1992 yillarinda toplam bes catismaya girdim ama bu arkadasin bahsettigi kadar sehidimiz olmadi. Neyse gene de güzel yazmis :)) Yazan: zehirli akrep Tarih: 15.09.2005 15:05:01 yazılanların tamamı hayal ürünü sen her kimsen tamamen yalan söylüyorsun. uyduruyorsun. o dönemlerde bende vardım senin anlattığın gibi birşeyler olmadı. sen kocaman bir yalancısın. Yazan: ahmet Tarih: 03.02.2005 16:12:28 bir askerin izlenimleri askerin anlattıkları hayal ürünü gibi değil. 4 yıl 3 ay tarım il müdürlüğünde çalıştım hakkarinin tüm ilçelerine ve merkez köylerinin çoğuna gittim hatta bir kurban bayramını demirtaş köyünde geçirdim.benim izlenimlerim ve bildiğim arada masum halk ve masum mehmetcikler eziliyor ister savaşdeyin isterseniz benim gibi terör deyin sonucu çok kötü.ben türkküm ama hakkarili biri bende kürdüm dediği zaman bundan goçunmam.neden goçunayım ki biri ben türkmenim biri arabım biri aleviyim dediğinde gocunuyormuyum ki kürdüm diyenden gocunayım.ben doğudaki olayları kendimce tahlih ettiğimi sanıyorum hepsini yazarsam siz değerli okuyucuları fazla meşğul etmiş olurum.netice itibariyle şunları diyebilirim ki doğu halkı ermenistan israil ve diğerlerinin cıkarları için maşa olarak kullanılıyor doğal olarak onlar sadece paralarını harcarken halk yanıyor sorunları nasıl halledeceğini bilmeyen veya kolaya kacan idarecilerde işleri dahada zora sokuyor. biz türkiye cumhuriyetinin evlatlarıyız,birimizin adı kürt biri yörük ve diğerleri, birlikte güçlüyüz kardeşliğimiz bin yıldan eski.ayrı olmamız mümkün değil kürtsüz türk kuvvetsiz, türksüz kürt akılsız kalır. bazılarının dediği gibi kürt devleti söylemleri, şu an ve daha kötü olan geçmiş yılların bin beteri günlerin yaşanması olacaktır.kürt devleti sevdalıları biraz sabrederlerse barzani(yahudidir kendisi merak eden araştırır) ve talabaninin, zavallıları ne gibi felaketlere sürüklediklerini görmeden öleceklerini zannetmiyorum.daha yakına kadar kürdü kürde kırdıran bu herifler sahne değiştiğinde tekrar kürdü kürde türkmene araba kırdırıp israile nasıl hizmet ettiklerini görecekler ama iş işten geçtikten sonra masumlar helak olduktan sonra hicbir şeyin kıymeti kalmayacak.ben diyorumki ermeniler, yahudiler müslümana acımaz tarih buna şahit filistin buna şahit ayrılığın sonu yok ırk ayrımından sonra sırada aşiret ayrımı şehir ayırımı köy ayırını mahalle ayırımı aile ayırımı kardeş ayırımı, sonuç hüsran. düşünen insa doğruyu bulur.Cenab-ı Hak bizleri fitne ve fesattan muhafaza eylesin Amin.tüm Hakkarili dostlarıma selam.Allaha emanet olun.
|
Etkileşimli Bölüm
Sonraki 10 Izlenim
En Çok Okunanlar
En Çok Yorumlananlar
Yeni Ekle
Yorum Ekle
Ana Sayfa
|