[Üye Olmak İstiyorum] [Ana Sayfa] [Üye Arama]



YaZMaYIN üyesinin yazdığı mesajlar
Kimden: yazmayın

14.02.2021 13:08:39



Kime: YaZMaYIN

AŞIK OLMAYA HAZIRMISIN
Tam göğsünün ortasında bir yerin acıyacak...
Evinin seni içine sığdıramayacak kadar dar olduğunu fark edeceksin...

Sokağa fırlayacaksın...
Sokaklar da dar gelecek...
Tıpkı vücudunun yüreğine dar geldiği gibi...
Ne denizin mavisi açacak içini, ne pırıl pırıl gökyüzü...
Kendini taşıyamayacak kadar çok büyüyecek, bir yandan da kaybolacak
kadar
Küçüleceksin...
Birileri sana bir şeyler anlatacak durmadan...
"önemli olan sağlık."
"yaşamak güzel."
"boş ver, her şey unutulur."
Sen hiçbirini duymayacaksın...
Gözyaşlarından etrafı göremez hale geleceksin...
Ondan ölmesini isteyecek kadar nefret edecek, az sonra kollarında
ölmek
İsteyecek kadar çok seveceksin...
Hep ondan bahsetmek isteyeceksin...
"ölüme çare bulundu" ya da "yarın kıyamet
kopacakmış" deseler başını
Kaldırıp "ne dedin?" diye sormayacaksın...
Yalnız kalmak isteyeceksin...
Hem de kalabalıkların arasında kaybolmak...
İkisi de yetmeyecek...
Geçmişi düşüneceksin...
Neredeyse dakika dakika...
Ama kötüleri atlayarak...
Onunla geçtiğin yerlerden geçmek isteyeceksin...
Gittiğin yerlere gitmek...
Bu sana hiç iyi gelmeyecek...
Ama bile bile yapacaksın...
Biri sana içindeki acıyı söküp atabileceğini söylese, kaçacaksın...
Aslında kurtulmak istediğin halde, o acıyı yaşamak için
direneceksin...
Hayatının geri kalanını onu düşünerek geçirmek isteyeceksin...
aksini iddia edenlerden nefret edeceksin...
Herkesi ona benzetip...
Kimseyi onun yerine koyamayacaksın...
Hiçbir şey oyalamayacak seni...
İlaçlara sığınacaksın...
Birkaç saat kafanı bulandıran ama asla onu unutturmayan...
Sadece bir müddet buzlu camın arkasından seyrettiren...
Bütün şarkılar sizin için yazılmış gibi gelecek...
Boğazın düğümlenecek, dinleyemeyeceksin...
Uyumak zor, uyanmak kolay olacak...
Sabahı iple çekeceksin...
Bazen de "hiç güneş doğmasa" diyeceksin...
Ne geceler rahatlatacak seni ne gündüzler...
Ölmeyi isteyip, ölemeyeceksin...
Belki çivi çiviyi söker diye can havliyle önüne çıkana sarılmak
İsteyeceksin...
Nafile...
Düşüncesi bile tahammül edilmez gelecek...
Rüyalar göreceksin, gerçek olmasını istediğin...
Her sıçrayarak uyandığında onun adını söylediğini fark edeceksin...
Telefonun çalmasını bekleyeceksin...
Aramayacağını bile bile...
Her çaldığında yüreğin ağzına gelecek...
Ağlamaklı konuşacaksın arayanlarla...
Yüreğin burkulacak...
Canın yanacak...
Bir daha sevmemeye yemin edeceksin...
Hayata dair hiçbir şey yapmak gelmeyecek içinden...
Onun sesini bir kez daha duymak için yanıp tutuşacaksın...
Defalarca aradığı günlerin kıymetini bilmediğin için kendinden nefret

Edeceksin...
Yaşadığın şehri terk etmek isteyeceksin...
Onunla hiçbir anının olmadığı bir yerlere gidip yerleşmek...
Ama bir umut...
Onunla bir gün bir yerde karşılaşma umudu...
Bu umut seni gitmekten alıkoyacak...
Gel gitler içinde yaşayacaksın...
Buna yaşamak denirse...
Razı mısın bütün bunlara...?
Hazır mısın sonunda ölüp ölüp dirilmeye...?
O halde,
Aşık olabilirsin ...


Kimden: yazmayın

14.02.2021 13:05:58



Kime: YaZMaYIN

Hayat soğuk, yağmurlu ve vurdumduymaz bir İstanbul gecesiydi... Ve gece
yağan yağmur hep ürkütürdü beni. Yağmur değil yalnızlığımdı pencereleri
damla damla yalayan, yıllarımı dolduran sensizlikti... Hep bir yanı
yarımlık, hep senden uzaktalık, hayattaki tek 'kimse'mden yoksunluk, yani
kimsesizlikti. Bir kavuşma mucizesine inanma yolunda harcanmış bir hayatın
ansızın sonuna gelme, ve o mucizeyi yaşayamadan bir başına ölme korkusuydu
yağmur…Yine yağmur yağıyor, yine gece... Yine İstanbul... Ve sen kollarımın
arasından sıyrılıp kalkıyorsun yataktan. Nereye gidiyorsun sevgilim?
Sadece sana sarılarak uyuduğumda nefes alabiliyordum. Beni kollarına
aldığında, yüzümü masumiyetinin yurduna, o kimsesiz boynuna dayadığımda,
kokunu kalbimle soluduğumda... Uykun benim cennetimdi. Çünkü cennet sadece
ikimizin olabildiği yerdi benim için. Ne sana aşık kadınlar, ne sevdiklerin,
ne geçmişin, ne yarının...Uykunda sadece ikimiz vardık. Aşkıma dar gelen
sevgi sözcüklerine ihtiyacım yoktu orada. Sana sevgimi anlatmaya, ispat
etmeye ihtiyacım yoktu artık. Aşkımızın kokusuydu sana beni anlatan, sana
seni anlatan.... Beni gerçekliğin o soğuk, o köpüklü dalgalarıyla yutan ve
alıp alıp senden ötelere savuran hayatın dışındaki tek kaçış tünelimdi uykun.
Önce kolunu çekerdin başımın altından, sonra sırtını dönerdin. Usulca
sarılırdım sana arkandan, seninle ya da sensiz geçen yılların hasretiyle...
Ardından yavaş yavaş kollarımın arasından sıyrılırdın...Yıllardır taşımaktan
yorulmadığım hasretin, tenimden tenime akan o ateş, ağır gelirdi bedenine...
Uyuyamıyorum, nefes alamıyorum, lütfen sarılma, derdin... Yatağın bir ucuna
sığınmış bedeninden kovulmak, hayatından kovulmak gibiydi benim için.
Sığındığım, soluk aldığım tek cennetten kovulmak gibiydi. Beni uykunda terk
etmen, gerçek hayatta terk edişinden bile ağır gelirdi. Yanıbaşındaki
sensizlik, o rutubetli evimdeki, o baştan ayağa sen olan evimdeki
unutulmuşluğumdan çok daha ağır gelirdi.
Seni kaybetme korkusu öyle işlemişti ki hücrelerime...Yataktan doğrulduğun
anda bu korkuyla açılırdı gözlerim. Bilinçaltım konuşurdu benim yerime... Su
içmek ya da tuvalete gitmek için kalktığın asla aklıma gelmezdi. Gittiğini
düşünürdüm yalnızca... O saatte kendi evini terk edip, nereye gidebileceğini
sorgulamadan, sadece beni o sonsuz hiçlikte, o en masum rüyada,
cennetimizde, uykumuzda bir başına bırakıp, kaybolacağından korkardım. Bana
hep aynı soruyu sorduran bu yüzyıllık korkuydu işte: Nereye gidiyorsun sevgilim?
Beni yeniden hayatın içinde, gerçeklerin ortasında bir başına mı
bırakıyorsun? Beni yeniden unutuluş sürgünlerine mi gönderiyorsun? Nereye
gidiyorsun sevgilim?
Oysa seni uyutmayan içindeki o yangınlı hesaplaşmaydı. Gece iner, aşıklar,
yüzler, bedenler, anılar kaybolurdu sadece ikimiz kalırdık. Ve sen uykunda
sevgimle hesaplaşmaya dalardın. Cennette cehennemi hatırlardın.
Dönüp geriye bakıyorum da, sanki yıllar değil yüzyıllar geçmiş aramızdan...
Aramızdan ayrılıklar, ihanetler, kayboluşlar, vazgeçişler, yeniden bulmalar,
korkular, yalnızlıklar, savrulmalar geçmiş. Ve bu ilişki ne çok biçim
değiştirmiş...
Seni yollarca, şehirlerce uzağından sevdim. Seni kelimelerce, şiirlerce
yakınından sevdim. Seni dünya üzerinde sanki ilk kez benim için kalemi eline
alıp da yazdığın mektuplarca sevdim. Seni umutsuzca, beklentisizce,
hayallerce sevdim uzağından. Hayatımı öyle olduğu gibi bıraktım. Şehrine
geldim, ama kalbine giremeden sevdim. Neydik biz o yıllarda hiç düşündün mü?
Neydik birbirimiz için sevgili?
Geldim. Bana destek olacak, sırtımı vereceğim bir aşkın yoktu arkamda.
Kendime yeni bir hayat kuracağım yalanını, kendim dahil, sen dahil herkese
söyledim. Oysa tek istediğim seninle birlikte bir hayattı. Öyle
cesaretsizdim ki karşında ve öyle açık sözlüydün ki bana karşı, ancak
iddiasız bir sığınmacı olabildim hayatında. Hayatına iltica etmek isteyen
bir yürek sürgünü... Bir aşk meczubu sadece...
Dürüstlük kimi zaman yalanlardan çok daha acımasızmış, sevgili... Gerçeğin
buzdan ülkesinde yapayalnız kalan yürek, hayatta kalabilmek için yalanları
bile özleyebilirmiş kimi zaman... Bana aksini ispat etmek için elinden
geleni yaptığın o yıllarda, buzlar ülkesinde biraz olsun ısınabilmek için,
aslında beni sevdiğin yalanına inandırmıştım ben de kendimi...
Aşkıma kapalı bir kapının önüne bırakılmış yaralı bir kuş gibiydim.
İnanacak, bir ibadet gibi yaşayacak tek şeyimdi senin aşkın. Karşılıksız,
güvensiz, sessizce yaşanan bir aşk... Nasıl da hoyrattın bana karşı...
Kalbinde değil miydim gerçekten? Neydik biz söylesene? O yıllarda senin
neyindim ben sevgili? Can yoldaşın mı? Yol arkadaşın mı? Dostun mu? Sevgilin
mi? ..Sonra bir gün geldi ve unutuldum. Ve bu sorular birer birer bıçak gibi
saplandı yüreğime ve yüreğimde yanıtlarını buldu. Unutuluş hepsinin acımasız
cevabı oldu. Sonrası dipsiz bir karanlık... Sonrası çaresiz bir çıldırış...
Hayata karışmamak için tek kalkanım, tek sığınağımdı aşkın. Tek silahımı
yitirdim ve hayata teslim oldum. Aldı beni savurdu başka bedenlere, parçası
olamadığım o kırık dökük öykülere...
Kırgınlık kimlik değiştirdi ve vazgeçiş oldu benim için. Unutmanın en ağırı
unutamadan unutmaktır. Seni sonsuza kadar kaybetmek kimlik değiştirdi ve
unutmak oldu benim için. Seni unuttuğum yalanıyla hayatı kandırmaya
çalışınca hayat hiç olmadığı kadar acımasız tokatlar indirdi yüzüme...
Sonrası dipsiz karanlık... Sonrası hatırlamaya bile dayanamadığım düş
yıkımları... Sonrası kesif, karanlık ve rutubetli bir kuyu... Koskoca bir
boşluk... Sonrası 'yalnızlık' kelimesine sığmayacak kadar derin bir yalnızlık...
Kaç zaman sonra bilmiyorum, bir gün geldi ve beni yeniden hatırladın.
Yokluğumda kendine kurduğun hayat, beni yasak bir ilişki haline getirdi bu
kez de... Ve bu ilişki bir kez daha kimlik değiştirdi. Seni, bir başkasıyla
birleştirdiğin hayatına uzaktan bakarak, kalbimi kıskançlığın lanetli
hırsına teslim ederek, kısıtlı zamanlarda, gizli saklı buluşmalarda, o
doyumsuz kaçamaklarda sevmeyi de öğrendim... Hasretinin o tarifsiz kokusu
burnumu sızlatırken yapayalnız uyumayı da öğrendim. Yağmurlu İstanbul
gecelerinde o baştan ayağa sen olan evimde kaderimle kıyasıya yaşamayı da
öğrendim, sevgili...
O zamansız unutuluşun ardından yeniden hatırlanmanın sevinci, seni
paylaşmaya boyun eğmenin ve hep gizliliğin gölgesinde kalacak olmanın
acısına büründü. Uykunda soluğunun bir başka soluğa karıştığını bilerek
geçirdiğim sayısız gecelerde, gururumu parça parça bölüp aşkıma kurban
verdim. O tarifsiz ağrıyı uyuşturmak için ruhumdan, kimliğimden, kadınlık
onurumdan vazgeçtim. Her şeye rağmen direnebilmek için kendimden vazgeçtim.
Geriye dönüş kapılarını sonsuza kadar kapatmış oldum böylece. Ruhumdan
kendimi kovup, tüm hücrelerime sadece aşkını yerleştirdim. İşte o andan
itibaren, sensizlik artık bensizlik oldu sevgili...
Nasıl da telaşlı, nasıl da soluk soluğa yaşardık o kaçamak anları...
Aşkımızın en karanlık, en gerçek, ama en yoğun anlarıymış onlar... Sensiz
geçen gecelerde yüreğimde biriken kıskançlığın, öfkenin, kırgınlığın ve
hasretin hummalı karanlığı, sana kavuştuğum anlarda sevinçten çıldırmanın
eşiğinde tarifsiz bir hazza dönüşürdü... Nasıl da ateşliydi
sevişmelerimiz... Sana yeniden dokunmak, sanki bulutlara öpücükler kondurmak
gibiydi... Huzurla huzursuzluk, hasret ve kavuşma, aşk ve öfke, merhamet ve
acımasızlık, kırgınlık ve bağışlama her şey ama her şey sevgimizin taşkın
sularında birbirine karışırdı. İki kalbin bir ömre sığdırabileceği tüm
duyguları biz o kısacık anlarda soluk soluğa yaşardık...
Sonra hayatını değiştirdin. Yeniden özgürlüğüne kavuştun. Ve bu ilişki bir
kez daha biçim değiştirdi. Yıllardır bir savruluş halinde aramızdan akıp
giden aşkımız, nihayet dingin, doygun ve emin bir sığınak bulmuştu kendine.
O savruk yıllar bile koparamamıştı ya bizi birbirimizden, artık hiçbir şey
bu aşkı yıkamazdı. İhanetlerin, unutuluşun, hayatın sınavından geçmişti
aşkımız. Tam da birbirimizi hayattan çok uzakta, dokunulmaz bir boyutta
sevdiğimize inanmaya başlamışken, dudaklarından dökülen o lanetli cümle
korkularımı yeniden uyandırdı, geçmişi zamandan koparıp aramıza soktu
yeniden: 'Varlığın artık bana acı vermiyor...'
Ah sevgilim, ayrılık trenini çoktan kaçırmadık mı biz? Bulup bulup kaybetme
oyunlarını çoktan tüketmedik mi? O dünyevi aşk oyunlarından,
kıskandırmalardan, kaçamaklardan çoktan vazgeçmedik mi? Birbirimizi en ağır
ihanetlerde sınamadık mı? Anlamadın mı artık, varlığım sana acı vermek için
değil... Sadece seni sevmek için yaşadım ben!
Senin için bir ilişkide girilebilecek bütün kimliklere bürünmedim mi? Önce
aşkla değil kalbinin boşluğuyla tutunduğun bir can yoldaşıydım... Yüreğin
bir başkasına kapılarını açtığında hayatından dışlanıp unuttuğun oldum
sonra... Başka hayatlarda, başka ilişkilerde seni unutmaya çalışırken, belki
de aslında sadece seni ararken kıskançlıktan deliye döndüğün oldum...
Kalbime geri dönmek istediğinde gururumun gemilerini yakıp, metresin
oldum... Vicdanın oldum senin... Merhametin oldum... Pişmanlığın oldum...
Hazzın en sıradışı boyutlarını seninle paylaşan fahişen oldum... Arkadaşın
oldum... Kardeşin oldum... Sevgilin oldum... Söylesene kaç kez biçim
değiştirdi bu ilişki? Kaç kez kimlik değiştirdim seni sevebilmek için...
Anlamadın mı artık, varlığım sana acı vermek için değil. Sadece seni
sevebilmek için yaşadım ben... Hala seninle geçireceğim anların telaşıyla
tüketir gibi yaşıyorum sensiz geçen günlerimi. Yıllar geçti, hala seni
görecek olmanın kalp çarpıntılarıyla, yalnız senin için giyiniyorum en güzel
giysilerimi. Sen güzel bulasın diye geçiyorum aynaların karşısına.
Seninle geçen zaman bir daha tekrarı olmayan, doğaçlama bir melodi gibi
benim için... Sanki birlikte yazılmış kaderimizin sayılı dakikalarından an
çalıyorum. Öylece karşında oturup seni seyretmeyi, sana yemek hazırlamayı,
seninle sohbet etmeyi, dostlarını ağırlamayı, seninle birlikte uyumayı, yani
paylaştığımız ne varsa hepsini bir daha asla okuyamayacağım bir şiiri kelime
kelime içime sindirir gibi, soluk soluğa hissederek yaşıyorum... Öyle
birikmişsin ki içimde... Seni yaşamakla tüketmem, seni sıradanlaştırmam
mümkün değil. İçime çektikçe çoğalıyorsun...
Şimdi varlığım her geçen dakika daha da daralan gizli bir çember örüyor
etrafına. Her geçen gün biraz daha uzaklaşıyor, biraz daha kanıksıyorsun
beni... O peşini bırakmayan yaralı geçmişin aramıza korku duvarları örüyor.
Hayatını tüm kalbimle kucakladığımı hissettiğim anda ansızın yüzünde beliren
o eski kaygıların alıp seni benden çok uzaklara, derinlere, yalnızlık
kuyularına sürüklüyor. Yeni isimler, yeni aşk öyküleri, başka yüzler, başka
bedenlerle kaçış planları yapıyorsun kendine... Gece ansızın seni uyandıran,
kolunu başımın altından çeken, seni yatağın ucuna kadar götüren, uykunu
bölüp ayağa kaldıran ve bana hep o aynı soruyu sorduran bu korkular değil
mi...: 'Sevgilim nereye gidiyorsun? '
Sevgilim nereye gidiyorsun? Orada ne var? Benliğini kıstırdığın duvarların
arkasında soğuk, uçsuz bucaksız bir yalnızlıktan başka ne var? Neden
kaçıyorsun? Neden bu aşkı sonsuzluğa, özgürlüğe, daha önce hiç yaşamadığın
sınırsızlığa bir kapı olarak görmüyorsun? Ben senden gitme ihtimalini hiçbir
zaman çalmaya yeltenmedim ki... Sevgim seni tüketmek değil, çoğaltmak
içindi... Sevgim dünyanın yaşanılası bir yer olduğuna inanman, inanmamız
içindi... Yüreğimizin çok derinlerinde yaşayan o iki masum çocuğun soluk
alabilmesi için bir gökyüzüydü sevgim... Ben senin kanatlarını hiçbir zaman
çalmadım ki...
Öyle çok reddedildim ki, öyle çok unutuldum ki senin tarafından, sensiz
kalmak yüreğimi ezen tek korku artık. Öyle ki hayatım yalnız bir korku
halinde ayakta duruyor şimdi... Korkumu gerçeğe büründürdüğün anda yıkılıp
gideceğim. Her şeyi tükettim. Hayata tutunmak adına ne varsa her şeyi yaktım
seni sevebilmek için... Tüm sabrımı, kendime ve insanlara güvenimi, sevginin
hayatın tek harcı olduğuna olan inancımı... Artık senden başkasına verecek
enerjim, sevgim ve hayatla hesaplaşacak bir benliğim kalmadı. Geriye dönüp
sığınacak bir kendim kalmadı...
Şimdi bana varlığımın sana acı vermediğini söylüyorsun. Gitmemi istiyorsun,
sonra yeniden gelmemi... Ve sonra yeniden gitmemi... Beni sensizliğin o
dipsiz çukuruna önce sarkıtıp, sonra yeniden gün ışığına çıkarıyorsun.
Sevgimi, yokluğumu hissettiğin yerde bulmak istiyorsun. Aşkımın benliğini ve
hayatını ele geçirmesinden duyduğun o sebepsiz korkuyu yenmek için, bana
seninleyken tekrarı olmayan bir şiiri hatırlatan zamanın, sana benimleyken
gösterdiği monoton ve tüketici yüzünü yok etmek için oynadığın bir oyun bu
belki de... Beni deliliğin sürgünlerine yollayıp, sonra yeniden kalbine
çağırıyorsun.
Korkuyu beklemenin telaşı korkunun kendisinden çok daha ürkütücü biliyor
musun? İşte bu yüzden sensizliğin karanlık kuyusuna kendi ellerimle
bırakıyorum kaderimi. Korkuyu beklemekten vazgeçiyorum, ama asla seni
sevmekten değil, sevgili... Sana veda etmeden kayboluşa karışmam da aslında
sadece bunun için...
Madem varlığım acı vermiyor sana, madem ki ancak yokluğumda sevgimi
hissedebiliyorsun, öyleyse yokluğumla kal sevgili... Madem ki yokluğumla
daha mutlusun, o halde yokluk benim bu aşk için büründüğüm son kimlik olsun...


Kimden: yazmayın

14.02.2021 13:03:03



Kime: YaZMaYIN

Yok O Senin İçin Değerliyse, Gözünü Yumduğun An Onu Görebiliyorsan,O Bütün Şarkılarda Resimlerde Şiirlerde İse, Ona Muhtaç Olduğunu Söylşemekten Utanmıyorsan, Senin İçten Ve Büyük Sevgine Karşılık Veremeyeceğinden Korkmuyorsan, Onun İçin Herşeyi Ama Herşeyi Yapacak Gücü Kendinde Buluyorsan, Her Hali İle Ayrı Ayrı Sana Güzel Geliyosa, Karşısında Kendini Bir Çocuk Gibi Hissediyorsan,
Onun İçin bildiğin Bilmediğin Bütün Düşmanlıklara Karşı Koyabilirsen, O Her Geçen Dakika Sende Biraz Daha Büyüyorsa Ve Kendi Kendine Onu Kendinden Bile Çok Sevdiğini Bütün İnanmışlığınla İtiraf Edebiliyorsan, Bir Gün O Seni Hiç Sevmediğini Söylerse Bile Senin Sevginde Azalma Olmayacak Ve Ölünceye Kadar Onu Sevgilerin En Ölümsüzlüğüyle Sevebileceksen,
Gerçekten ‘’SEVİYORSUN’’ Demektir..


Kimden: yazmayın

14.02.2021 13:02:12



Kime: YaZMaYIN

ßiRqüN ßaNa SéNi SéViyoRum DéSé ßéNDé SéNi DéRim•

ßiRqüN qéLip ßaNa ßa$qaSıNı SéWiyor DéSéLér SéWSiN muTLu oLsuN DéRim•

ßiRqüN ßaNa qéLip éWLéNDi SéNi uNuTTu DéSéLér caNı saqoLSuN muTLu méSut oLsuN DéRim•

ßiRqüN qéLip CoCuqu oLmu$ SéNiN aDıNı qoymu$ DéSéLér kaDéRi ßaNa ßéNZéméSiN DéRim•

ßiRqüN ßaNa qéLip haSTaLaNDı DéSéLér iN$aLLah iYiLé$ir DéRim •

aMa ßirqüN çıqıpTa öLdü déSéLér ßéN oNuN içiN herqüN öLdüm o ßirqez öLmü$ çoq mu? DéRim•••


Kimden: yazmayın

14.02.2021 10:24:09



Kime: YaZMaYIN

Ne iş yaparsın sen dedi. Hamalım dedim. Nasıl yani dedi. Elimden tutmasını bilenin yüreğini taşırım dedim.


Kimden: yazmayın

14.02.2021 10:22:54



Kime: YaZMaYIN

Sen benim bakışına hasret kaldığım sesine özlemle bağlandığımsın. Özlemim hasretim bakmaya doyamadığımsın. Bahtıma doğanımsın. Olmazsa olmazımsın. Nefretim öfkem kinim sevincim umudum düşüm rüyam hayalim ama en çok ağlatan en çok kanatansın… Sen tarifi imkânsızımsın.


Kimden: yazmayın

14.02.2021 10:21:04



Kime: YaZMaYIN

Sen benim en doğru yanlışım. Tövbesi olmayan günahımsın. Uzak duramadığım yasaklım en açık ettiğim saklımsın. Sen başımdan giden aklım severek çektiğim ahımsın.


Kimden: yazmayın

14.02.2021 10:11:38



Kime: YaZMaYIN

Kocaman gülümsüyorum dünyaya, arkasında sen varsın gülücüklerimin. Varsın diye cümlelerim aşk dolu, varsın diye günaydınlarım şenlikli ve varsın diye düşüncelerim gökkuşağı


Kimden: yazmayın

14.02.2021 10:10:55



Kime: YaZMaYIN

Mutluluk bir yüz olsa senin yüzün olur, Sevinç bir el olsa senin ellerin olur, Huzur bir göz olsa senin gözlerin olur. Sonsuzluk bir insan olsa sen olursun


Kimden: yazmayın

14.02.2021 10:10:05



Kime: YaZMaYIN

Gözlerim kapalı, bir sonbahar akşamında. Sıcak göğsünün kokusunu içime çeker dalarım, gözlerimden mesut kıyılar geçer. Hep aynı günün ateşi vurur sularına..


Kimden: yazmayın

07.02.2021 15:35:43



Kime: YaZMaYIN

Sen bahar isen ben senin yeşerttiğin çiçeğim. Sen güneş isen ben senin büyüttüğün meyveyim. Sen aşk isen ben sana aşık olan deli divaneyim.Ben sana ,her geçen gün daha fazla aşık oluyorum.


Kimden: yazmayın

07.02.2021 15:35:05



Kime: YaZMaYIN

Senle ne zman lades tutuşsak hep sen kazanırdın. Çünkü kalbimde sen varken aklımda söyleyemezdim.Sen aklım ve kalbim arasında kalan en güzel çaresizliğimsin


Kimden: yazmayın

07.02.2021 15:33:52



Kime: YaZMaYIN

: Gökyüzünde birçok yıldız var ama gözüne sadece bir tanesi güzel gelir. Aşk ta bunun gibidir. Çevrende birçok insan vardır ama sen sadece bir tanesine âşık olursun.


Kimden: yazmayın

07.02.2021 15:33:09



Kime: YaZMaYIN

Sana hayatım boyunca bir kez yalan söyledim. O da senin güzel olduğun. Sen güzel değil çok güzelsin


Kimden: yazmayın

07.02.2021 15:32:24



Kime: YaZMaYIN

Bana seni ilk gördüğümde ne hissettiğimi soruyorsun ya o güne dair hatırladığım tek şey aklımı başımdan alan mucizevi gülüşün


Kimden: yazmayın

07.02.2021 11:05:53



Kime: YaZMaYIN

Sen Benim Gözümün Daldığı Yüregimin Yandığı Ve Aklımın Kaldığı Tek Gerçeksin Nerede Olursan OL sen bende


Kimden: yazmayın

04.02.2021 11:00:07



Kime: YaZMaYIN

Beni her dakikana tasiyip yasamayi becerebilir misin?? Beni ,ben gibi sevebilir misin?? Delirsem bir gun..''Caniimmm...'' diye yine sarilabilir misin? Kapris yapmak istesem...Yapsam hatta simarip,kalabaliklarda elimi tutabilir misin?


Kimden: yazmayın

04.02.2021 10:59:21



Kime: YaZMaYIN

Yaninda otururken bile zaman zaman beni deli gibi ozleyebilir misin?? Her ayrilisimizda sabaha,bir daha gorememek korkusuyla delirir misin? Her gelen telefonda 'ben' diye irkilir misin sebepsiz..?


Kimden: yazmayın

04.02.2021 10:57:29



Kime: YaZMaYIN

Gozden irak olan gonulden uzak olurmus derler ya.. Yanimda olup uzak olanlardansa,uzakta olup icimde olmayi becerebilir misin Aylar sonra,yillar belki.. ''Seni sevdim..Senden gelen iyi-kotu her seyi sevdim.Ve hep sevecegim..'' Diyebilir misin..??


Kimden: yazmayın

04.02.2021 10:55:28



Kime: YaZMaYIN

Gel desem sana .... Hicbir sey sorma,hicbir sey konusma,sadece gel... Gelir misin?? Hadi desem yada..?? Hicbir sey sormadan yine benimle yurur musun sonu belirsiz...?? Bakmasan,gormesen,duymasan beni gunlerce...Aylarca belki.... Yine beni sever misin?


1  2  [3]  4  


counter