[Üye Ara] [Son 24 Saat] [Oyunu Yükle] [Üye Ol]
ALIMLI Üye Profili  
Doğum Yeri:
Bulunduğu İl:
Yaş:
İşi:
M.Hali:Bekar
Mesaj Yaz
Şikayet Et
Oyuncu Profili
Üye Bilgilerini Değiştir

Kibirli değilim sadece kendimi çok seviyorum.. Ukala değilim demek ki senden çok biliyorum.. Kendimi büyük görmüyorum sadece herkese tenezzül etmiyorum.. Yüksekten uçmuyorum kendi dünyamı yönetiyorum.. Ulaşılmaz hiç değilim temkinli adımlarla ilerliyorum.. Farklı değilim sadece merakını cezbediyorum.. Hayat zordur bilirim ama bende kolay biri değilim.. İlk ve son sözü ben sölerim kendime çok güveniyorum.. Güvenmedikçe sevmem dostlarıma laf ettirmem.. Hayatımı kimsenin bozmasına izin vermem.. Kimsenin lafına bakıpta insan harcamam.. Kendim görürürüm yanlışı doğruyu.. Her canım diyene canımı vermem.. İçimden geleni yaparım kimseyi takmam.. Sahip olurum ama ait olmam.. Ciddiye alırım ama kapılmam.. Şüpheciyim ama kuruntu yapmam.. Kendimle çelişebilirim ama kafaya takmam.. Benim için dürüstlük herşeyden önce gelir.. Yalan söylemem söyleyenide hiç sevmem.. Basit kişilerle polemiğe girmem.. Hiç kimsenin oyuncağı olmam,kimseyle oynamam.. Acıyı tanıdığım için kimseye çektirmem.. Adımlarımda kim ne der diye düşünmem.. Dünyada kimse üzülsün istemem.. Yalan ve taktiklerle uğraşmayın yemem.. Yaşnanları yaşanmamış saymam.. Bazı şeyleri asla affetmem.. Yüreklerde ünlem akıllarda soru işaretiyim.. İsteyen yanımda istemeyen yolundadır.. Tutkularım hayallerim vardır vazgeçmem.. Çekip giderim bazen bana değer vermeyenlerin hayatından.. Onları silerim bir kalemde ama ben kaybetmem.. Akıllı uslu takılana kendini bilene lafım olmaz.. Ama şaşırana yol veririm hemen değer vermem.. Duygusalım çabuk kırılırım ama kimseyi kırmak istemem.. Küçük şeylere takılıp herşeyi büyütmem.. Ne isteyeceğimi söyleyecek kadar cesurum asla pes etmem.. Sevgime hiç bir zaman değer biçmem.. Ben istersem ateşi kül, dikeni gül, geceyi gündüz ederim.. Duymasını bilene ses çekmesini bilene nefes.. Yüreğini sunmasını bilene hayat,sevmesini bilene yürek.. Gönülden sevene ise hayatı cennet ederim.. Anlayana çok anlamayana az gelirim.. Dikkatimi çekmez kimse ben dikkat çekerim.. Ben istersem başı belden,kalbi yerinden,ağacı kökünden sökerim.. Özüm neyse sözüm odur yolum düzgün adaletim doğru.. Ben yürekliyim,yüreğimin karşısında yürek isterim.. Yüreğimle yaşar yüreğimle yaparım.. Rabbimden başka kimseye olmaz izahım.. Mutluluğu sahte kelimelere satmam.. Hak edenlere armağan ederim.. Yapmacık olmadım hiçbir zaman sevdim mi çok severim.. Hem mert,hem dilsiz yüreğim var benim.. Kızarım belli etmem,gönül koyarım dile getirmem.. Herşeyi sezerim sadece vaktini beklerim.. Nasip değilmiş diye sineye çeker,haklarımı ise hep helal ederim.. Ben istersem zamanı alır, güneşi batırır,kıyameti koparır giderim.. Ne hesabını veremeyeceğim bir günüm,ne de vicdan azabı duyduğum dünüm oldu.. İçten oldum her zamam,sevdim mi hep severim.. Güzelim,harbiyim,hayat doluyum ayıptır söylemesi.. Kısacası "ASİLİM" en önemlisi!!!... ßüş®ä

Üyelik Tarihi: 02.09.2008 (10 yıl 9 ay 28 gün)

Yazan
Aşikâr
Tarih:
05.04.2019 18:25:46
Sil
 
Bazen

Bazen bir kelimeyi telaffuz etmek, dünyanın yükünü taşımak kadar zor gelir insana. Bir kırık camın parçaları dökülür yüreğine.
Susarsın.
Bardaktan boşalan yağmur olup, üstüne gelir hüzün. Ağlamak kesmez içini, seni avutacak her şeyden mahrum kalırsın. Üstelik hatır soranı kalmamış bir ihtiyarın, bayram sabahları, perdesi erkenden açılmış pencerelerde bir görünüp bir kaybolan komşularına çevirdiği bakışları kadar yalnızsın. Ne eski fotoğraflardan kalan bir hatıra, ne de çocukluk yıllarının gülümseyen yüzü. Yanında hiç kimseyi bulamazsın. Bildiğin her yer uzak, tanıdığın herkes yabancı.
Yine de ağlarsın.
Bazen birine katlanmak, dünyanın yükünü taşımak kadar zor gelir insana. En çaresiz bir gününe uyandığın gurbette bile olsan, yolunu değiştirmek düşer aklına kaçarsın. Ayak üstü geçiştirilen kısa bir zaman, koca bir gün olup ayağına dolanır. Tahammül etmeyi kolaylaştıracak ve kendine, “aslında iyi biri” diyebileceğin yalanlar ararsın. Konuştuğun her cümlenin arasına, oradan uzaklaşabilmek için kullanacağın bahaneler katarsın.
Asla kolay kurtulamazsın.
Bazen bir konuşmayı dinlemek, dünyanın yükünü taşımak kadar zor gelir insana. Kelimeler, göz kapaklarına dökülen kurşun gibi iner üzerine. Ya da için ezilir, yere düşen hakikatin karşısındaki çaresizliğine. Bir müstehzi bakışlarına bakarsın alçağın bir de ses tonunun içinden şeytana el sallayan kibrine. Artık, kimseyi incitmemek için gösterdiğin nezaketine, seni dışarıya atacak kadar cesaret katarsın. Mevzu, üstü başı parçalanmış bir çocuk gibi durur karşında.
Asla yardımcı olamazsın.
Bazen bir günü akşama kavuşturmak, dünyanın yükünü taşımak kadar zor gelir insana. İçindeki sıkıntıyı bir türlü atamazsın. Sıtkın sıyrılır hayattan dokunduğun her eşyadan yüreğine inen bir kir ve baktığın her yerde kahpelik vardır. Seni sakinleştirecek bir söz ararsın. Ne okuduğun şiir, ne de bir hatırayı mıh gibi yüreğine çakan şarkı hepsinin, hayat ancak kendi yolunda gidince anlamı vardır.
Bunu anlarsın.
Bazen yalnız kalmak dünyanın yükünü taşımak kadar zor gelir insana. Sebebini bilemediğin korkularla uyanırsın. Mevsim, sanki hep sonbahardır. Ne bir çiçeğin kokusunu alırsın, ne de dünya umurundadır. O gün, hiç olmadığı kadar değişik şeylerle uğraşırsın. Zaman, bir kaplumbağanın kabuğuna bağlanmıştır sanki, ertesi güne çıkmayı dört gözle ararsın. Okuduğun kitaplardan bir cümleyi hatırlamaya çalışır, yapamazsın. Hep düşen yapraklar gelir aklına, gözü yaşlı çocukluğun, yıllardır görmediğin dostların, bir veda anında dişlerini sıkıp arasına sakladığın göz yaşların.
Geçmişinden asla kurtulamazsın.
Bazen veda etmek, dünyanın yükünü taşımak kadar zor gelir insana. Yüreğin bir kuşun kanatlarında havalanır. Söylenebilecek hiçbir sözün anlamı kalmaz bilir, konuşmazsın.
Uygun bir cümle, belki ama asla bulamazsın. Yol uzar gözünde, ayrılığın kokusuna dayanamazsın.
Gitmek bir dalın kırılmasıdır en çok. Ya da buz gibi bir hava ve sen donup kalırsın. Gökyüzü kararır. Ayakların seni taşıyamaz olduğun yerde çakılıp kalırsın. En hüzünlü haliyle canlanır gözünde biraz sonrası ağlayan bir ana, eş, yar, evladın, belki de dostların.
Yine de yaparsın.
Bazen bir hatırayı taşımak, dünyanın yükünü taşımak kadar zor gelir insana. Attığın her adımda, peşin sıra gelen ayak sesleri vardır. Uzanır dokunamazsın. Her yalnız kalışında sana seslenen hitabını duyar dinlediğin her söze, onu sana getirecek bir şerh koyarsın. Bazen bir kapının tokmağında, bazen de karanlığın içine kaçan gölgede onu ararsın. Ne birlikte çektirilen fotoğraf ne de, bir kış günü gelen sıcak bir selamı vardır.
Ama yine de unutamazsın.
Bazen bir dostu özlemek, dünyanın yükünü taşımak kadar zor gelir insana. Koca bir dağ olup oturur yüreğine. Gecenin en kuytu yerine sığınır, uyuyamazsın. Bir tebessüm iner yüzüne en kötü gününde yanı başında duran mahzun halini hatırlarsın. Ya da bir yaz günü, çeşme suyu serinliğindeki selamını. Çıkıp gelse şu an, söyleyecek söz bulamazsın. Konuşmak beyhude bir çabadır belki, onu halinden de anlarsın. Çünkü, çocuk gözlerinden dökülen öfkeyi yakalar sadece sen korkarsın. Ne gailesi dünya hayatının, ne de yeni arkadaşlar.
Yerine hiç kimseyi koyamazsın.
Bazen,
Bazen gözlerini kapatır ve dost bir yürekten gelen hayır dualardan başka hiçbir şeyi hissetmezsin.
Yazan
ALımLı
Tarih:
25.03.2019 10:58:46
Sil
 
İşte Ben Böyle Sevmişim

Yokluğunu anımsarken,
Gözlerim doluyor mu dersin ?
Ya da ses tonuna besteler yaparken,
Dudaklarım titriyor mu dersin ?
Mesela saçlarının kokusunu duyarken,
Burnumun direği sızlıyor mu dersin ?
Ben kalbimi, tebessümünle mühürlerken,
Sevmek nedir, bilmem mi dersin ?
Sorar mısın ? Görür müsün ? Duyar mısın ?
İşte ben böyle sevmişim.
Her an düşlerime ızdırap çektirmişim,
Yokluğunu düşlerimden def etmişim,
Ve kalbimin ciğerine çizmişim seni.
En derin hücreye kilitlemişim,
Ve orada sana bir hayat bahşetmişim.
Aslında ben hep senden bahsetmişim,
Alnımın tam ortasına ismini nakşetmişim.
Ben var ya ben, Senin aşkını göğsünden emmişim,
Son damlasına kadar tüketmişim.
Dilinden akan kelimeleri teker teker sökmüş,
Kulaklarımın tellerine kördüğüm etmişim.
Bak bir gün daha geçmiş,
Ve ben seni bir asır daha sevmişim.
Aslında ben seni var zannetmişim,
Ve yokluğundan seve seve vazgeçmişim.
Galiba seni o zannetmişim,
Uğruna şiirler, şarkılar ezberlemişim.
Bütün renkleri zalimce çalmış, Göz rengine dünyaları boyamışım.
Ben var ya ben, Uykusuz gecelerimi örtü yapmışım,
Ve hasretçe üzerine örtmüşüm.
Vay be ! seni bir cinayetçesine sevmişim,
Kalbine yüreğimi saplayıp, Seni sonsuza dek aşka hapsetmişim.
Yazan
BaLözü
Tarih:
25.03.2019 10:54:52
Sil
 
Sen Beni Anlamadın

Sen beni anlamadın…
Anlamakta istemedin.
Yabancıydın, ağacından kopartılmış, dal gibi.
Sen beni anladın.
Yada, belki ben seni anlayamadım.
Sular içinde susuzdun nehir nehir.

Çekip gittin bir akşam üstü, umarsızca.
Yıkıldım, çaresizdim.
Farklı dillerdemi konuştuk senelerce?
Şarkımızın ezgisi aynımıydı?
Sen Sakarya yı sevmedin,
Sakarya seni sevmedi.
Gar meydanında öksüz kaldı şarkılar.
Kaldırımlar, sessiz sensiz vede yanlız.

Çekip gittin bir akşamüstü,
Gelişin gibi gidişinde sessiz oldu.
Sanki sen hiç gelmedin bu kente,
Bu kent seni hiç görmedi.
Çark caddesinde yürümedin,
Demircioğlu pasajına uğramadın
Sanki şarkılar söylemedin Sapancada balıkçılarla.
Karaağaç dibinden yürümedin, uzun çarşıya.
Orman parktan çiçek kopartmadın
Küsmedin, ağlamadın sanki bulvar kaldırımlarında.

Sana kitap alamadım, iç kapağına yazılar yazamadım ‘‘Sevgiye dair’’
Beraber oturmadık hiç beton zemine üniversite kampüsünde
Patlamış mısır yemedik, papatya falına bakmadık
Ellerini tutamadım tam olarak, sıcacık şehre karşı
Sanki sen hiç bu kente gelmedin,
Sakarya yı sevmedin, Sakarya seni sevmedi.

Sanki uzak bir rüyaydı bu şehir…
Hiç uğramadın, bana gülmedin
Sanki şarkın çalmadı diye kızmadın bağırmadın ağlamadın hiç.
Sanki seni sevmedim, sen beni hiç sevmedin.

Ellerim ceplerimde titriyorum,
Bu kente bir daha gelmeyeceğini biliyorum. ‘‘titremem ondan’’
Sen bu kente düşman mısın?
Kaç mevsim böyle geçer sanıyorsun?
Gülüşün adın gibi aklıma kazınmış…
Kaç şafak oturup bekledim seni bir bilsen…
Bu kent tanığımdır,
Bu sokaklar, pencereler, parke taşları, kaldırımlar.
Bu kaldırımlar ki yalnızlığımın tılsımlı sırdaşı
Kaç gece sabahladım bu kaldırımlarda bir bilsen.
Sonra geçip gittin, şarkılar anlamsızdı, ses verecek yoktu sesime.
Bir dost sesine hasrettim.

Yabancısı değilim bu kentin,
Gözlerim aşina bütün sokaklara, çocuklara
Ama neden kaybolmuşum bu varoşlarda
Şiir tadındaki mektupların duruyor, kapalı sandığımda.
Kaç bahar geçti kaç mevsim tükettik aynı şehirde.
Nasılda canandık, nasıl yabancılaştık.
Yabancılaşmak bir uçurumdan düşer gibi.
Ani ve sancılı…
Sen hiç uçurumdan düştün mü?
Yüreğin acıdı mı?
Merhaba demeyi özledin mi hiç?

Şimdi neredesin?
Seyrettin mi Sakarya akşamlarını?
Acil kanamalı bir hasta için,
ARH- kan arayan radyo anonslarını dinledin mi?
Acil kanamalı hasta bendim.
Yüreğim kanıyordu?

Sen hiç anaların göz yaşlarını pazarlayan haber bültenlerini,
Kirli havalarını, çamurlu yollarını bu şehrin ekzost dumanlarını,
Çark caddesindeki mahşeri kalabalığı,
Ağrılı bir yerinden inleyen koca bir şehri özledin mi?

Her şeyi ve herkesi özle,
Ama o serseri gülüşlerini yüreğine gömen beni de özle,
Özle emi?
Yazan
SımSıkı
Tarih:
25.03.2019 10:54:09
Sil
 
Aşk Tokluğuna – Sevda Yokluğuna

Avazım çıktığı kadar yazdım seni.
Dudağımda kalan son türküyü, yokluğuna yorup.
Düştüm günahkar şiirlerin baş ucuna.
Döndüğü kadar kalemim.
Seni yazıyorum sevgilim.
Şimdi kapat gözlerini.
Rüzgar diz çöktürsün saçlarına.
Ve ben aç diyene kadar açma gözlerini.
Ben dönmeden ölme sakın.

İçimde öyle temiz sevdim ki seni.
Susturdum dilimi,
Ve öylece bekledim bir kere görürsün diye beni.
Siluetini giyindi yalnızlığımın.
Kalabalıklar içinde tanıdık bir sesti aradığım.
Kulaklarımı parçalayan bir uğultu var, susturamadığım.
Aşk tokluğuna, sevda yokluğuna sevmiştim ben seni.
Fazlasında gözüm yoktu, bir kere sevseydin beni.
Senden kalma sol yanımdaki morluklar,
Anca ölüm paklar içimdeki sesini,
Ne olur söyle, dayanamıyorum.
Artık sussunlar.
Adını binlerce kez ezber ettim dudaklarıma.
Şiirler karaladım filizlenmeyen sevdamıza.
Oysa, yokluğunda bu kadar seni seven adam!
El pençe durur muydu hasretin kara topraklarında?
Soğuk toprakları öper miydi?
Hadi söyle onlara gitsinler!
Durup durup ağlamasınlar başımda.
Toprağın beyaz kalan sayfalarına seni yazıyorum.
Ve hayalin anıt gibi duruyor karşımda.
Yoksa bu sen misin?
Dur gitme, beni de götür!
Hem burası çok karanlık.
Kan çekiliyor vicudumdan hissediyorum.

Of bu uğultular!
Susun gidin be!
Bundan önce bir kez daha ölmüştüm ben,
İki dudağının arasında can çekişirken.
Neden ağlamadınız? Neden?
Ne fark eder ki şimdi ölümüm?
Kıblem sana dönükken, iki dudağının arasına gömdün beni.
Yüreği anca bir kaç şiir eden bir adamı.
Gömsünler bir ikindi vakti…
Aşk tokluğuna, sevda yokluğuna sevmiştim ben seni.
Yazan
Farket
Tarih:
25.03.2019 10:52:42
Sil
 
SENİNLE OLMAK
Seninle olmanın en heyecanlı yanı ne biliyor musun?
Aynı şeyleri seninle aynı anda düşünmek birlikte ağlamak gülmek. Ve buradayken bile seni çılgınca özlemek…
Seninle olmanın en acı yanı ne biliyor musun?
Seni hiç tanımadığım bir sürü insanlarla paylaşmak. Senin yanında olan, seninle konuşan herkesi çocukça kıskanmak.
Seninle olmanın en mutlu yanı ne biliyor musun?
Tanıdık birileriyle karşılaşma tedirginliği ile yollarda yürümek yan yana… Elimdeki şemsiyeye inat yağmurda ıslanmak birlikte. Elimde kır çiçeğiyle seni beklemek… Aynı mekanlarda aynı yiyecekleri yemek.
Seninle olmanın en romantik yanı ne biliyor musun?
Sensiz gecelerde sana söyleyemediklerimi yıldızlara aya anlatmak… Okuduğum kitabın sayfalarında dinlediğim şarkıların türkülerin şiirlerin her mısrasında seni bulmak.
Seninle olmanın en zor yanı ne biliyor musun?
Seni kaybetme korkusuyla hayatta ilk kez tattığım o tarifsiz duygularımı umut denizinin ortasında küreksiz bir sandala hapsetmek. Sevgili yerine yıllarca dost kalmayı başarmak. Yalın ayak yürümek bıçağın en keskin yerinde. Kanadıkça tuz yerine gözyaşlarımı basmak yüreğime.
Seninle olmanın tek yan etkisi ne biliyor musun?
Nereden bileceksin?
Sen benimle hiç olmadın ki. Olsaydın avuçlarım terlemezdi… Isırmazdım dilimin ucunu… Özlemezdim seni yanımdayken. Kıskanmazdım.
Korkmazdım yollarda yürümekten. Islanmazdım yağmurlarda… Yıldızlara aya dert yanmaz, böyle her şarkıda sarhoş olmazdım.
Korkmazdım seni kaybetmekten ayaklarım kan revan atlardım sandaldan denize… Ve her kulaçta haykırırdım seni..
Ama sen hiç benimle olmadın ki…
Ya aklın başka yerlerdeydi ya yüreğin
Yazan
Isır
Tarih:
25.03.2019 10:51:59
Sil
 
Anladım

Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını, kendimi bulduğumda anladım.
Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış,
Kendi yolumu çizdiğimde anladım..
Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat, okuyarak, dinleyerek değil..
Bildiklerini bana neden anlatmadığını, anladım..
Yüreğinde aşk olmadan geçen her gün kayıpmış,
Aşk peşinden neden yalın ayak koştuğunu anladım..
Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden,
Neden hiç ağlamadığını anladım..
Ağlayanı güldürebilmek, ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş,
Gözyaşımı kahkahaya çevirdiğinde anladım..
Bir insanı herhangi biri kırabilir, ama bir tek en çok sevdiği, acıtabilirmiş,
Çok acıttığında anladım..
Fakat, hak edermiş sevilen onun için dökülen her damla göz yaşını,
Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terk ettiğinde anladım..
Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet,
Yüreğini elime koyduğunda anladım..
”Sana ihtiyacım var, gel ! ” diyebilmekmiş güçlü olmak,
Sana ”git” dediğimde anladım..
Biri sana ”git” dediğinde, ”kalmak istiyorum” diyebilmekmiş sevmek,
Git dediklerinde gittiğimde anladım..
Sana sevgim şımarık bir çocukmuş, her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan,
Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım..
Özür dilemek değil, ”affet beni” diye haykırmak istemekmiş pişman
olmak, Gerçekten pişman olduğumda anladım..
Ve gurur, kaybedenlerin, acizlerin maskesiymiş,
Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış,
Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım..
Ölürcesine isteyen, beklemez, sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi,
Beni af etmeni ölürcesine istediğimde anladım..
Sevgi emekmiş,
Emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş…
Yazan
KRaLİÇ£
Tarih:
25.03.2019 10:50:54
Sil
 
Çok Sevdim Seni Affet

Gitmeliyim artık, üzgünüm…
Sen de üzülme ne olur, kıyamam ki yüzünün sahiline hüzün vurmasına.
Gözyaşların dalgalanıp bir kere bile değse kirpiklerine, boğulurum…

Üzgünüm…
Kızma sakın kaçar gibi birkaç satırın ardına sığınışıma,
ve ne olur sitem ediyorum da sanma.
Kırılma bana.
Küçücük omuzlarıma birkaç beden ağır geldi
küçük kaldı yüreğim, sığdıramadım yokluğunu.
Yoruldum yalnızca…

Ayrılıkla savaşmadığımı düşünme ne olur!
Direndim.
Karşı koydum ayak bileklerime dolanan gitmelere.
Her gece göğsüme çöken tavana inat nefes alıp verdim sana.
Şizofreni bir sevdaydı zaten seni uzun uzak sevişim,
Duvarlardaki hayalinle sevişmem,
Ve karanlık odada saat tik takını senin ayak sesin zannedip sevinişim..
Uyanışlarım,
Ve kırılan hayallerim…
Sensizliğin eksilttiği sen dahil ne varsa işte benden giden.
Her birine gücümün yettiğince direndim.
Çok sevdim seni, affet!
Olmayışından çok aklıma yenildim…

Ben gittiğim yerde de en çok seni biriktirip,
Yine seni seveceğim.
Üzülme…

Kim bilir yine bahar gelir topraklarımıza,
yapraklarımız rüzgarla sevişirken yeşeririz belki yeniden.
Kim bilir…
Belki de geç kalınmış bir vedadır bizimki.
Her konuşmaya üzülerek başlamamız bundan değil midir sevgili?
Cümlelerimizin yüklemsiz kalması çaresizliğimizden değil mi?
Gözlerimiz sözlerimizden çok susuyor artık.
Uyanırken hangi uykuda unuttuk biriktirdiğimiz düşleri.
Aşka pusarken ayrılığa teslim olduk!
Sustuk, sustuk, sustuk…
Biz en çok susmaktan yorulduk…

Ölüm, vedalaşmaya fırsat bırakmadığı için bir ayrılık olmazdı asla.
Bu yüzden can çekişirken vedalaşıyorum seninle,
Beyin ölümü çoktan gerçekleşmiş bitkisel hayatta ki bir aşktan nefes alıyoruz anlasana!
Anla/sana…
Yazan
Aşkda
Tarih:
25.03.2019 10:47:00
Sil
 
Bir Kadını Ağlatmak

Bir kadını ağlatmak çok zor değildir aslında. Kadınlar her şeye ağlayabilir bir filme, bir şarkıya, bir yazıya… En az erkekler kadar yani! Ama bir kadını yürekten ağlatmak zordur. Eğer bir kadın yürekten ağlıyorsa, ağlatan onun yüreğine ulaşmış demektir.Ama o yüreğin değerini bilememiş olacak ki ağlatan, gözünü bile kırpmadan teker teker batırır iğnelerini yüreğe!

İşte o zaman koca bir yumruk gelir oturur boğazına kadının. Yutkunamaz, nefes alamaz çünkü o koca yumruk canını çok acıtır. Gözleri buğulanır kadının sonra.

Ağlamayacağım, der içinden. Ama engel olamaz işte.

Çünkü yüreğine ulaşmıştır birileri ve iğneler saplamaktadır.. Bu acıya ne kadar karşı koyabilir ki bir kadın. İnce ince süzülür yaşlar gözünden önce birkaç damla, sonra bir yağmur seli… Ve kadın ağlar hem de çok!

Sanmayın ki gidene ağlar kadın! Gidenin giderken koparttığı yerdir onu ağlatan, orada bıraktığı yaradır. O yaranın hiç kapanmayacağını, kapansa bile izinin kalacağını bilir kadın o yüzden ağlar. Ama bilir misiniz, ağlamak kadınları olgunlaştırır. Her damla, daha çok kadın yapar kadınları. Her damla bir derstir çünkü.

Bazen kadınlar ağladığında çoğu insan, ağlama niye ağlıyorsun ki, değmez onun için derler. Bilmediklerindendir böyle demeleri. Çünkü yürekleri acıyan kadınlar ağlamazlarsa, ölürler.

İçlerindeki zehirdir onları öldüren! Ağlayarak o zehirden kurtulur kadınlar, o irini temizlerler yaralarındaki! Çünkü bilirler, o irin temizlenmezse iltihaba dönüşür yaraları.

Dönüşmemesi lazımdır oysa. O yüzden de bolca ağlarlar.

Zaman geçer sonra. Kadınlar kendilerine sarılmayı öğrenirler. Umarım öğrenirler, yoksa ruhlar sapkın yollara çarpar kendini. Sapan ruhların doğru yolu bulması da yeni acılar demektir. Bunu bilir kadınlar, o yüzden eninde sonunda öğrenirler kendilerine sarılmayı…

Çok ağlayan kadınlar, bir çok şeyden vazgeçen kadınlardır aslında. Her damla olgunlaştırır kadınları evet ama olgunlaştıkça o safça inandıkları aşk gerçeği onların gözünde küçülür. Küçüldükçe değerini yitirir ve işte o zaman kendilerine sarılıp, yeni bir kadın yaratırlar kendilerinden.
Güçlü, yenilmez, mağrur ve aşka inanmayan…

İnsanlar soruyorlar çoğu zaman neden bu kadar çok bekar kadın var diye hepsi kariyer derdinde olan. Çünkü inançlarını yitirdi o kadınlar.
Zamanında yüreklerine o kadar çok iğne saplandı ki, o kadar çok ağladılar ki! Artık kendilerinden başka bir doğru olmadığına inanıyorlar, o yüzden kendilerine sarılıyorlar.

Çünkü biliyorlar ki sarıldıkları adamlar onları hak etmedi hem de hiçbir zaman! Hep bir çıkarları oldu sarıldıkları adamların.

E.. o zaman niye sarılsınlar ki!

Niye sarılalım ki!

Etrafınızda yürekten ağlayan bir kadın varsa bilin ki olgunlaşıyordur.

Bilin ki, gerçekleri kabul etmeye başlamıştır.

Bilin ki, artık aşkın olmadığına inanmıştır.

Bilin ki, sarılacak tek bir doğrusu kalmıştır.
O da kim, ne diye sormayın artık. Çok ağlayan kadınlar, eninde sonunda kendilerine sarılırlar çünkü!
Yazan
Yaramâz
Tarih:
25.03.2019 10:46:06
Sil
 
Yalansız Sevdim Seni

Sevdim Seni
Dert etme kendine
inim inim inleme
Sus Bir kere dinle.

Çıkarsız sevdim seni
Üşürken ısınmaya hasret gecelerde
Yalansız sevdim seni
Ölüme esen sabah yellerinde.

Yanarcasına sevdim seni
Çırasız ateşinle yanarken de
Ölürcesine sevdim seni
Aşkımız tarih yazarken dillerde.

Parçalanırcasına sevdim seni
Gözlerine bakamazken ağlarken de
Ve boğulurken de gözyaşımda sevdim seni
Sen sırtını çevirip yerlere atarken de.

Muhtaç etme sözlerine
Damla damla ağlama
Gel son kez dinle.

Dört bir yanda sabah ezanlarında sevdim seni
Ellerini tutamazken göğsünde uyuyamazken de
Serseri olmayan namuslu duyguyla sevdim seni
Sen umutları bulutlara güneşe çizerken de…

Bozkır kaldığım dağ yamaçlarında sevdim seni
Yaşamakla ölmek arasındaki kılda ezilirken de
Ödlek olmayan yürekli bir sevgiyle sevdim seni
Sevdim seni sevdim seni ne çare
Dert etme üzülme
Gel beni son kez dinle
Yalansız sevdim seni
Sevdim seni ne çare

Zindan odalarda bin bir dualarda sevdim seni
Sen şartlı sevdalara maddelere dökerken de
Gözü kara yalan dolan olmayan sevgimle sevdim seni
Umutlarımı hicranlara yarınlarımı karalara salarken de.
Biliyorsun yok demiştin umut
Olmaz dilekleri tüket
Yüreğine unutmaktan söz et
Nafile dilde son düet
Umutlara kes bir bilet

Dedin diye istedin diye
Razı oldum sustum şimdi
Param parça dilim dişlerimde
Gücümün yettiği kadar
Sesimin çıktığı kadar
Avaz avaz bağırıyorum
Son nefesimde ölürken de sevdim seni
Ölürcesine sevdim seni…
Dert etme üzülme
Gel beni son kez dinle
Yalansız sevdim seni
Sevdim seni ne çare
Yazan
Grev
Tarih:
25.03.2019 10:45:08
Sil
 
Tut Sevdanın Nabzını

Kılıçlar kuşanmış bir sevdanın.
Kalkanı olmayan askeriyim artık.
Vurduğun her darbe, yürek kanamalarını tetikliyor.
O kadar suskun ki dilim, ’dur’ diyemiyor.
Tek bir hece düşüyor dudaklarımdan ’ sen ’ .
Evet ’sen’ , acımasızlar ordusunun başkomutanı.
Sen, sevda ülkesinde duyguların yoksulu.
Sen, fakir bir sevdanın şöhretli kadını.
Ben, bir dilim ’sana’ muhtaç.
Ben, elinden tutulmayan bir sokak çocuğu.
Ben ahları işitilmeyen feryadın sağır adamı.
Canı kıralan, canı kanayan, cana can arayan.
Sancıların keskin bir darbe bu bedene.
Söyle, senmisin şimdi tek çare.
Ben bu kadar yarım, ben bu kadar eksik.
Mutluluk mu, neyime gerek.
Hadi durma, vur bir ’sen’ kadar bana.
Parçalarıma ayır, lime lime et beni.
Yapboz misali toparla sonra.
Tamamla sende kalan yanımı.
Zaferini al, düş yine yollara.

Kollarında ıslandığım anı unut.
Öperek uyandırdığım sabahları, rüyalarına ekle.
Sende kalan ’beni’ ,çıkar hayalinden.
Sende ki beni as, kurumuş bir çınara.
Yıldızları topla geceleri eteğine.
Tut sevdanın nabzını.
Kararttığın gecelerime, bir ’sen’ daha ekle.

Kaç gecedir düşünüyor, uykuyu haram ediyorum gözlerime.
Bumu olmalıydı diyorum, bumuydu sevda dedikleri.
Ve senmiydin, beni böyle öksüz, çaresiz, sensiz bırakan.
Zafer senindir, çek gözlerini mevzilimden.
Her organın sağ çıktı bu savaşta.
Git şimdi, gitmesini bil.
Sen git ki.
Senden arta kalanlarımı ben öldüreyim.
Yazan
Halide
Tarih:
25.03.2019 10:44:15
Sil
 
Yalnızlığım

Taşa çalsam üşümüşlüğümü,
dar ağacına assam üzgünlüğümü
ve soğuk bir kentin kalabalığına salsam düşmüşlüğümü,
ayağa kalkarmıki yalnızlığım?
İliklerime geçen soğuk kimseyi bilgilendirmiyor
ve sır çıkmaz gecelere hapsederken gövdemi,
umursamıyor bile tir tir titrediğimi…
Yoksunluk gece yarıları sokaklara dökse de
hiçbir satıcı veresiye tütün vermiyor…
Ciğerlerimin ucunu tutuşturuyorum önce sonra kalanımı yakıyor çekiyorum içime…
Ve bir insan daha kül oluyor gecenin dörtlerinde, rüzgârın önünde…
Vah! Benim yalnızlığım, taşa çalsam ah! Demeyen insanlığım…
Kışlar içinde kalan halim, yazlara hasret yaşamakta
ve şu titrek, kısık sesim nice yaralarda, nice kanamalarda,
kalmış bir başına aralarda…
Dayan yalnızlığım, dayan param parça insanlığım,
yaz gelecek ve elbet bu acılarda bir gün bitecek.
Sus! Yalnızlığım, sonu olmaz sandığın gecelerin
elbet güne erecek ve elbet o günde gelecek,
sen bir daha hiç üşümeyecek, düşmeyeceksin…
Kime ne dersin? Kime ah! Edersin?
Söylenilecek gibi değil ki halin ve kime gitsen kapanır kapılar yüzüne
vah! Edersin yalnızlığım…
Öyle ya üşümüşlüğünden kime ne?
Üzgünlüğünden, düşmüşlüğünden, iyi gün dostlarından sana ne?
Varmı ki bir çaresi bekleyesin?
Var mı ki şikâyetin hakkın isteyesin?
Her şeye susan yalnızlığım, ah!
Benim her şeye rağmen insanlığım,
taşa geçen ama insanlığa işlemeyen vah!
Benim yalnızlığım…
Unutulmuş bir kentin, unutulmuş bir noktasında
günler, geceler, seneler gelip geçerken,
tek sırdaşım, arkadaşım, kalemdaşım, ekmeğim aşım, yalnızlığım olmuşken,
tutup ta gözlerimin içine baka baka yalan söylemeyin
benim uyur uyanır yalan insanlığım…
Kendime küskünlüğüm yalnızlığımla başlarken,
yine insanlığımla kol kola girip yürürken tükeniyor,
tekrar ediyor üzgünlüğüm, yalnızlığım…
Ve ben her defasında en başa dönüyor, üşüyorum ah!
Benim param parça yalnızlığım…
Yazan
FaLCI
Tarih:
23.03.2019 13:41:11
Sil
 
Eksik Yanlarım

Eksik yaşıyorum kendimi
Bazende yalan !!!
İşine gelmiyor kelimeleri üstüne giyinmek utancımın..
Tüm çift haneli yanlızlıkların rotası içime dogru işgal halinde..
”Keşke yüregimin dudak büküsü ile bir ” gitme ” daha koyabilseydim yoluna”
Keşke avazımı kursuna dizebilseydim kaskatı sogukluna ,
Onurumu provoke edebilseydim önünde yar..
Bakışlarımın ellerine gözlerini sürebilseydim kıyına demir atarak
Biliyorum Gidemezdin …
”Simdi yenik bir çocuk gibi bilyelerini karşı mahallenin çocuklarına kaptırmış bir hükmün sancısı çalıyor kapımı”
Sensiz ziyanlardayım avuntusuz çağlamaların vaktinde..
Büyük hikayelerin kötü kahraman’larına yenildi düşlerim.
Parmak ucları münafik sözlere mühürlendi tozlu sayfalarımın.
İntihar kokuyor ellerim en pis biçimde..
Hadi bakışları keskin gülüşünle kaldırsana enkazdan aklımı yar ..
Ne var yani böyle mi olur yangın yeri yedikleri
Böylemi kaybedilir en iyi bildigin oyun insanin.. ?
Son defa bağdaş kurup otursana yüreğin orta yerine Yar..
Başrolü ölür mü bir filmin
– ki sen son satırı olmak istiyorsun sözlerimin..
–
–
Aminler dilendim ardından tüm dualarımın hüznüyle
Yokluğununun en risalesi yenik hecelenirini saldım ardından..
Ne Yazık
Katli içimizdeki cellada kaldı kendimize adadığımız müeebbet sevgimizin
–
Gelişlerinin sevincini mısralara dökemediğim yanım..
Bilesin
Gidişine Kanıyorum…
Geldiğine Kandığım gibi…
Yazan
ALbayrak
Tarih:
23.03.2019 13:40:31
Sil
 
Zulmü Alkışlayamam

Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem
Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem.
Biri ecdadıma saldırdımı,hatta boğarım!…
-Boğamazsın ki!
-Hiçolmazsa yanımdan kovarım.
Üçbuçuk soysuzun ardından zağarlık yapamam
Hele hak namına haksızlığa ölsem tapamam.
Doğduğumdan beridir, aşığım istiklale
Bana hiç tasmalık etmiş değil altın lale!
Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum
Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boyunum!
Kanayan bir yara gördümmü yanar ta ciğerim,
Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim!
Adam aldırmada geç git, diyemem aldırırım.
Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım!
Zalimin hasmıyım amma severim mazlumu…
İrticanın şu sizin lehçede ma’nası bu mu?
Yazan
Enteresan
Tarih:
23.03.2019 13:39:57
Sil
 
Yaralarını Yâr Edindim Ey Yâr

Terli bir toprağı avuçladım da geldim
Eteklerinin dalga vuran kıyısına.
Parmak uçlarımdan
Rengarenk balonları özgürlüğüne saldım da
Kırıklarına kol kanat olmaya geldim.
Geldim işte.
Seni ölüme kavuşturmadan
Yaralarına yar olmaya geldim.
Kapındayım ey yar.
Aç en kanamalı sayfanı.
Aç ta
Susuz dudaklarımı dayayayım
Kapanmaz dediğin yaralarına.

Yıldızları geceden kopardım da göç eyledim sana.
Gecenin en karanlığına,
Koynumdan bir mum alevi bıraktım.
Saçlarına takılı bahar dallarından
Bir nefesi kendime yontup
Düştüm gözlerinin en agrılı bakışına.
Bir iskeleye dayanmış sırtına,
Dualarımın rica minnetini kabul etmeyip
Bitmek bilmeyen sancılarına,
Şeker ilaçlarımı yetiştiremedim ya.
En ıslak yanımı deştim işte.

Gecenin üçüne kurulu bir masalın
Mutluluğa en yakın yanıydın sen.
Bir ekin tarlasında kaybettiğim canımın
Yongasına düşen bir umudun tek hayatıydın sen.
Ve ben,
Çulsuz bir sayfanın
Taşralı ayağına yatırılmış koca bir yanılgısıydım.
Ta ki sen gelene kadar.
Ta ki sen umuda gebe kalana kadar.

Geldin…

Yaralarını yâr edindim ey yâr.
Mutluklarımı ise sana gelin ettim.
Korkma artık.
Sancıların da benim.
Varlığın da…

Sen öldün mü bana kimse zarar veremez.
Çünkü ben de seninle öleceğim..
Ve de ölmeliyim..
Yazan
Köynek
Tarih:
23.03.2019 13:38:46
Sil
 
EY HAYAT

ey hayat, sen şavkı sularda bir dolunaysın
aslında yokum ben bu oyunda
ömrüm beni yok saysın…

yaşam bir ıstaka
gelir vurur ömrünün coşkusuna
hani tutulur dilin
konuşamazsın!

tırmandıkça yücelir dağlar
sen mağlupsun sen ıssız
ve kalbinde kuşların gömütlüğü
tutunamazsın…

eloğlu sevdalardan dem tutar
aşk büyütür yıldızlardan
yasak senin düşlerin
dokunamazsın…

birini sevmişsindir geçen yıllarda
açık bir yara gibidir hâlâ
hâlâ ne çok özlersin onu
ağlayamazsın…

yolunda köprüler çürür
sesin, sessizlik sanki bir uğultuda
savurur hayat kül eyler seni
doğrulamazsın!

yapayalnız bir ünlemsin
dünyayı ıslatan şu yağmurlarda
herşey çeker ve iter
anlatamazsın…

yaşam bir ıstaka
gelir vurur işte ömrünün coşkusuna
sesinde çığlıklar boğulur ama
bağıramazsın…

sonra vakt erişir, toprak gülümser sana
upuzun bir ömrün ortasında
ne hayata ne ölüme
yakışamazsın!

yazdırmalısın mezar taşına:
ey hayat, sen şavkı sularda bir dolunaysın
aslında hiç olmadım ben bu oyunda
ömrüm beni yok saysın…
Yazan
Hor
Tarih:
23.03.2019 13:38:03
Sil
 
Aşkta Yarın Yoktur Sevgili

Aşk Bu Dünyanın Ölçüleriyle Açıklanamaz Sevgili
O İlkel Bir Acıdır, Yaban Bir Ağrıdır.
Gelir ve İçimizdeki O Çok Eski Bir Şeye Dokunur.
Sonra Bir Perde Açılır ve Yolculuk Başlar
Bu Yolculukta Artık Para, Tarifeler
Beklentiler, Randevular, Taksitler, İş,
Anneler ve Korkular Yoktur
Aşkın Kendi Gerçekliği Vardır Sevgili.
İnsan Başka Bir Işığa Teslim Olur,
Daha Derinden Anlamaya Başlar, Bilgeleşir
Hiç Bilmediği Sezgileriyle Buluşur
Yükü Çok Ağırdır, Kendiyle Buluşmuştur
Hem Dışındadır Dünyanın, Hem de Tam Ortasında.
Hindistan’da Ganj Nehri’nin Yakılan
Yoksun Adamın Hissettikleri de Onunladır,
Yitirdikleri de…
New York’ta, Bir Sokakta,
Kartondan Kulübesinde Yaşayan Kadının
Çıplak Yalnızlığı da
Her Şey Onunladır, Ona Emanettir Sanki,
Ama O, Çıldırtıcı Bir Yalnızlık İçindedir Yine de…
Aşkın Kültürlü Olmakla, Bilgili Olmakla da İlgisi Yoktur Sevgili,
Kanımıza Karışan İlkel Acı, O Yaban Ağrıyla
Hiçbir Kitabın Yazamadığı Hakikatlere Daha Yakınızdır,
İnan…
Kim Demiştir Hatırlamıyorum,
Aşk Varlığın Değil, Yokluğun Acısıdır Diye.
Belki de Bu Yüzden İlk Gençliğimde,
O Yoğun Aşık Olduğum Yıllarda,
Gözüme Uyku Girmez, Dudağımda Bir Islıkla
Bütün Gece Şehri, O Karanlık, O Hüzünlü Sokakları Dolaşır,
İnsanları Uykularından Uyandırmak İsterdim.
Uyanıp, İçimde Derin Bir Sızıyla Uyanan
O Derin Sancının Acısına Ortak Olsunlar Diye…
Aşk Çok Eski Bir Şeydir Sevgili
Onun İçinden O Çileli Çocukluğumuz Geçer
Sevdiğimiz İnsanların Çocuklukları da…
Oradan Üvey Anneler, Eksik Babalar, Parasız Yatılılar Geçer
Ve Sonra Aşk Bütün Bunları Alır, Daha da Eskilere Gider,
Hep O İlkel Acıya, O Yaban Ağrıya…
İnsan Bazen Nedensiz Yere Umutsuzluğa Kapılır
Kimselere Veremez Sevgisini,
Kimselere Derdini Anlatamaz, Evlere Kapanır…
Bazen Denizler Kıyılar Çeker İnsanı.
İnsan Bu Kapılmayı Anlayamaz,
Oysa
Çok Eski Bir Yerde Yaşanmasından Korkulup
Vazgeçilmez Aşkların Sızısıdır Bu.
Bu Sızı, Bu Yenilgi Mevsimlerle Yıllarla Devrilir Başka İnsanlara…
Bir İnsanın Yaptığı Bir Hatanın
Tüm İnsanlara Yayılması Gibi…
İşte Şimdi Biz de Sevgili,
Ya Olmadık Zamanlarda Umutsuzluğa Kapılıp,
Soluğu Evlerde Alacağız,
Ya da Denizler, Kıyılar Çekecek Bizi.
Nasıl Biz Başkalarının Korkularını Taşıyorsak,
Başkaları da Bizim Korkularımızı Taşıyacak,
Yenilgimizi, Umutsuzluğumuzu…
Birazdan Sabah Olacak…
Para, Tarifeler, Beklentiler, Randevular, Taksitler,
İş, Anneler ve Korkular Başlayacak…
Bunlar Varsa Bizim İçin Geçerliyse
Aşk Yoktur ve Hiç Olmamıştır Sevgili.
Birbirimizi Kandırmayalım…
Hadi Güne Hazırlan,
Yaşadıklarımızı Unutmaya Çalış
Aşk Bize Güvenip Verdiği Büyüsünü,
Sırlarını, Cesaretini, Bilgeliğini ve O İlkel,
O Yaban Ağrısını Geri Alacak
Bunlar Olurken İçimiz Bir an Üşüyecek,
Sonra Geçecek…
Hadi, Oyalanma Birazdan Yarın Olacak…
AŞKTA YARIN YOKTUR SEVGİLİ
Yazan
Tahrik
Tarih:
23.03.2019 13:37:29
Sil
 
Sen Ve Ben

Herkes dört gözle tatili beklerdi
Bense okulların açılmasını
Çünkü seni görmek vardı koridorlarda
Ve bana güleceği günü beklemek.

Ben okul bahçesindeki ağaca, baş harflerimizi
Sen gönlüme sevdanın adını yazmıştın
Ben sırama isimlerimizi
Sen kalbime ilk aşkı yazmıştın.

Senden sonra sana yazdığım şiirlerden
Haberin bile yok
Ve yağmur yüzüme vuruyor
Ve soğuk.

Okuldan sonra
Her dolma kalem, her lacivert kravat
Her beyaz gömlek ve yakalık
Ve her 12 aralık
Sen gelirsin aklıma
Çocukluk işte, belki de ilk AŞK
Belki de ilk delilik.

Seversin demiştin ya hani bundan sonrada
İnan ki o kadar kimseyi sevemedim
Ve o iki kelimeyi senden sonra kimseye
Ama kimseye söyleyemedim.

Belki hiç olmadın benim için
Belki de azdın
Ama olsun
Ben hep sana şiirler yazdım.

Ceketimi ve kravatımı saklıyorum hâlâ
Birinin üzerinde tebeşir
Birinin üzerinde ayran lekesi
Ve Seni Seviyorum hala
Elmayı da, havayı da, suyu da

Ve bilmeni istemiyorum hâlâ
Sana şiirler yazdığımı
Ve bilmeni istemiyorum bütün bunları
Çünkü her şey böyleyken güzel
En dokunulmamış,en yaşanmamış
Ve ne tadılmamış haliyle.
Bir sahilde el ele dolaşılmamış
Ve bir kafede çay içilmemiş haliyle
Her şey
Böyleyken güzel belki de

Ama sen gönlüme sevdanın adını yazmıştın
Ben aşkına tutulmuş bir deli candım
Sen gönlüme sevdanın adını yazdın
Ben aşkına tutulmuş seni ararım.
Seni seni seni
Yazan
Fidye
Tarih:
23.03.2019 13:36:45
Sil
 
Sevgilerde

Sevgileri yarınlara bıraktınız
Çekingen, tutuk, saygılı.
Bütün yakınlarınız
Sizi yanlış tanıdı.

Bitmeyen işler yüzünden
Siz böyle olsun istemezdiniz
Bir bakış bile yeterken anlatmaya her şeyi
Kalbinizi dolduran duygular
Kalbinizde kaldı.

Siz geniş zamanlar umuyordunuz
Çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek.
Yılların telâşlarda bu kadar çabuk
Geçeceği aklınıza gelmezdi.

Gizli bahçenizde
Açan çiçekler vardı,
Gecelerde ve yalnız.
Vermeye az buldunuz
Yahut vaktiniz olmadı.
Yazan
Domino
Tarih:
23.03.2019 13:35:39
Sil
 
Bir Şeyi Unutmuşsun

Giderken, yürüdüğümüz sokakları da götürmüşsün
Bize dönüp “ne kadar yakışıyorlar” diyen insanlar da yok
Dün fark ettim fotoğraf çekildiğimiz parkı da götürmüşsün
Üşüyüp, birbirimize sarılmamız için esen rüzgâr da yok.
Sanırım sen aşklardan Kasım’dın
Beraberinde yaprakları da götürmüşsün
Kar kadar olmasan da yalan kadar beyazdın
Beraberinde verdiğin sözler ide götürmüşsün.
Pamuk şekeri aldığımız köşede ki amcayı da götürmüşsün
Sahilde simit attığımız martılar da yok
Yazı götürmüşsün, güneşi, ayı, yıldızları
Sabahları kahvaltımı, geceleri uykumu da götürmüşsün.
Giderken götürmeye unuttuklarını konuşuyor herkes
Sessizliğimi, suratımda ki çizgileri, gözyaşlarımı…
Sokağa pejmürde çıkışımı, eve uğramayışımı
Bir de giderken bırakmaya unuttuğun gülüşümü…
Giderken renkleri ve mevsimleri de götürmüşsün
Bir sonbaharı, bir beyazı, bir de siyahı bırakmışsın
Sonbahar ve siyah benim, beyaz ise senin tenin.
Sıcaklığımı götürmüşsün parmak uçlarımdan
Evin içindeki ayak seslerini,
Boynumdaki nefesini götürmüşsün.
Kokunu götürmüşsün yastığımdan
Sabah olunca uykulu gözlerini,
Dağınık saçlarını götürmüşsün.
Cebindeki bozuk para seslerini götürmüşsün
Yanağındaki gamzeni,
Gözlerindeki siyahı götürmüşsün.
Aynanın karşısındaki duruşunu götürmüşsün
Gökyüzünde ki bulutları,
Haftanın yedi gününü götürmüşsün.
Giderken sevmelerini de götürmüşsün
Telefondaki sesini,
En çok dinlediğin şarkıyı götürmüşsün.
Hadi kendin gittin de,
Şu koskoca şehri neden götürdün?
Denizin mavisini, güneşin sarısını neden götürdün?
Gençliğimi götürmüşsün
Haram ettiğim hakkımı,
Beddualarımı, ah çekişlerimi götürmüşsün.
Giderken bir şeyi unutmuşsun,
Beni neden götürmedin?
Beni neden götürmedin?
Yazan
Arkadaşım
Tarih:
23.03.2019 13:33:45
Sil
 
Geldiğine Kandım

Eksik yaşıyorum kendimi bazen de yalan !!!
İşine gelmiyor kelimeleri üstüne giyinmek utancımın..
Tüm çift haneli yalnızlıkların rotası içime doğru işgal halinde..
”Keşke yüreğimin dudak büküsü ile bir ” gitme ” daha koyabilseydim yoluna”
Keşke avazımı kurşuna dizebilseydim kaskatı soğukluğuna,
Onurumu provoke edebilseydim önünde yar..
Bakışlarımın ellerine, gözlerini sürebilseydim kıyına demir atarak
Biliyorum gidemezdin…
”Şimdi yenik bir çocuk gibi bilyelerini karşı mahallenin çocuklarına kaptırmış
bir hükmün sancısı çalıyor kapımı”
Sensiz ziyanlardayım avuntusuz çağlamaların vaktinde..
Büyük hikâyelerin kötü kahraman’larına yenildi düşlerim.
Parmak uçları münafık sözlere mühürlendi tozlu sayfalarımın.
İntihar kokuyor ellerim en pis biçimde…
Hadi bakışları keskin gülüşünle kaldırsana enkazdan aklımı yar …
Ne var yani, böyle mi olur yangın yeri yedikleri
Böylemi kaybedilir, en iyi bildiğin oyun insanın…?
Son defa bağdaş kurup, otursana yüreğin orta yerine yar…
Başrolü ölür mü bir filmin
– ki sen son satırı olmak istiyorsun sözlerimin…
Aminler dilendim ardından tüm dualarımın hüznüyle
Yokluğunun en risalesi yenik hecelenirini saldım ardından…
Ne Yazık katli içimizdeki cellada kaldı
Kendimize adadığımız müebbet sevgimizin
Gelişlerinin sevincini mısralara dökemediğim yanım..
Bilesin gidişine kanıyorum…
Geldiğine kandığım gibi…
Yazan
ŞipŞirin
Tarih:
23.03.2019 13:32:05
Sil
 
Gel" desen gelirdim
Gittiğin uzakta bendim
Dağ gibi bir ihanetten düştüm
Bu kendime son gelişim

Ölümbaz öpüşler kusuyorum ceplerime
Kendimi suçüstü yakalıyorum
Ve kentsizliğimin isimsizliğini
Araz'a uyak düşüyorum
Gözlerime senden düşler sürüyorum
Islak bileklerim kan bayramına yatıyor
Bana en büyük tehdit yine ben oluyorum
Sonra bir durağa yaslanıyorum
Sonra bir kente
Ve sen gidiyorsun
Ben kanıyorum
Diyorlar ki "kendini dinleme hiçbir şey söylemiyorsun"
Oysa "gel" desen gelirdim biliyorsun

Yorgun Haliç'e biraz inat
Biraz ihanet bırakıyorum
Ellerinden bir tedirginliği bir tehdidi avuçluyorum
Aklıma düşüyorsun
Düşüyorum
Düşünce
Üşüyorum
Azgın hüzünlerle körlüğüme göçüyorum
Ayrılığın saati kaç geçiyor bilmiyorum
Yalanlarımla bir hiçlikteyim
Beni içinden kaç

Bu kentte her yağmur kendini ağlar
Aklıma düşsen yalnızlık oluyorum
Ağzımdaki uykudan öpmüyorsun nicedir
Nerde kimi üşüyorsun
Artık kendini yakan bir ateşim
Kendimize birbirimizden düşler yapamıyoruz
Şimdi boş duraklara yaslanıyorum
Boş kentlere
Oysa "gel" desen gelecektim

Gün düşlerime dönüşlerimde
Bakışın içiyor beni gözlerimden
Gövdemi düşürüyorum güz yavrusu duraklara
Uzaklığına uzanıyorum
Sevdiğin sonbahar geçiyor üstümden
Ama artık hiçbir göğü içmiyorsun dudaklarımdan
Yıkılıyorum şarkılara
"Kimseler biliyor"
Yalnızlık dostumdu
Şimdi korkum oluyor
Oysa "gel" desen gelecektim

Artık her şey kımıltısız bir geceye dönüşüyor
Güz artığı saçlarımda oynaşan sensizlik
Göz karana yenik düşüyor en korkak yanlarımdan
Kendimi yitirdikçe sana gidiyorum
Göbek çukurumda sobelere karanlık uyutuyorum
Düş satıcısı ispiyoncu bir ihtiyarın insafına kalıyorum
Uysal yalnızlıklar satın alıyorum
Gülüşümle ödeyerek
Ve içimde yalancı bir katil taşıyorum
Yeni utançlar biriktiriyorum eski günahlarıma
Cüzamlı ruhlar cehennemine gidiyorum ben
Kirli sözlerimi temize çekme
Oysa "gel" desen gelecektim

Gözlerim ihanete ihbar taşıyor
Kuşkulu bir cinayeti fısıldıyor kaşlarına
Sözü namluna sürmelisin şimdi
En yaralı yanımdan vurmalısın beni
Çünkü uçmak düşmeyi göze almaktır

Avlunda bıraktığım az kullanılmış intiharları deniyorum
Ne vakit nikotinli ellerinden yola çıksam
Susuşuna kan döküyor gözlerim
Sen gözüne çiğ kaçtı sanıyorsun
Oysa bilmelisin Araz'ım
Kimsenin içi görünmez
Ve hiç bulamadıklarını
Asla yitiremezsin
Bak şimdi aramızda sessiz kalıyor
Söylenecek bütün sözler

Her sabah akşam oluyorsun
Alnından ellerine damlıyorsun
Yüzündeki yağmurla iniyorsun kente
İçine dert oluyorsun kentin
Dışına yağmur
Yüreğinde dağılıyor kristal şehirler
Duvarların kan öksürüyor
Ve sen
Başkalarının gözlerini
Yüzümde aramamayı öğreniyorsun
Beni bir durağa yaslıyorsun
Beni bir kente
Gidiyorsun
Oysa "gel" desen gelecektim

Susmak en inatçısı olmaktır yalnızlığın
En susmakta neydi öyle
Sen en dinlerken
Biliyorum Araz'ım
İnsan kendini bulmamalı, hep aramalı
Gittiğin yerden başlıyorum öyleyse
Gece cinnetlerimi de alıp yanıma

Denize bakmayı bilmeyenler
Bir gün mutlaka boğulur
İşte bundandır gözlerinden kaçışlarım
Yazan
Şİvekâr
Tarih:
23.03.2019 13:31:02
Sil
 
Baki Aşk’la Kal

‘ … Ölümün rahminden yüreğime düşen sevgili
Seninle ilk çığlık, ilk nefes
Ve doğuş sana…bilesin ’

Meczup olup uçurmuşsam aklımı
Asmışsam aşkın pazarına sevdamı
Sürmüşsem gözlerime zehri siyahı
Yakmışsam pare pare şu canı
Bendendir…

______Kalbimin köleliği sana değil… bilesin

Aynadaki aksime acıyorsa gözlerim
Yetim kalmış bir aşkı okşuyorsa sözlerim
Vuruyorsa canıma dalga dalga bir sızı
Açılmışsa yaralar, hiç kapanmayası
Bendendir..

______Suçlu benim, yine de mutlu… bilesin

Gözlerinden düşerken hüzün yağmurları
Sitemin ıslatırken gönül bağımı
Bilmezdim…
Bu kadar ihanet birikeceğini avuçlarında
Can böyle acırmış şimdi öğrendim
Yandıysam eğer
Bendendir

______İsyanım sana değil, kendime…bilesin

Herşeye inat
Kaybolmuşsa gözümden siyah bulutlar
Doğmuşsa güneşim her sabah yeniden
Sarılmışsam üşüyen yüreğimle ellerine
Nefesim değmişse nefesine sessizce
Bendendir…

______Baki olan sadece aşk … bilesin

Devrim Tülay
Yazan
Şatafat
Tarih:
23.03.2019 13:28:56
Sil
 
Anlayacaksın

Çok acı çekiyorum çok
Ahvalimi anlatacak hal kalmadı bende
Ektiklerimi biçiyorum belki de
Ahını almadım kimsenin amma
Çekeceğim varmış deyip, atıyorum kalbe.

Şiirlerimin faydası yok artık! Yok!
Kalemden düşen damlaları toplayamıyorum
Nasıl anlatmalı ne yapmalı sana
İçim acıyor kanıyor kendimden çıktım
Meçhule kayıyor yıldızlarım.

Çok sevmiştin beni çok inandım sana
Ben seni sevmeyi beklemedim ki,
Bilmiyordun içimden sana akan sevdayı
Göremiyordun gözlerimden dökülen volkanı.

İncinirsin diye dokunamıyordum
İçimde fırtınalar koparken bile
Alevlerim seni yakmasın diye
Tutamıyordum ellerini
İçimde çağlayanlar akarken bile.

Deli dolu sevilerimde saçını okşarken
Ormanı yalayan rüzgar gibiydim
Dizlerimdeyken başın anlayamazdın
Ne sahillere vururdu dalgalarım
Bilmezdin yüreğimi nasıl dağladığımı
Göremezdin dizimdeyken başın göremezdin
Nasıl ağladığımı.

Utangaç biraz da mahcuptum
Bilemezdin görünüşümün altındaki benin
Canın için attığını
Uğrunda fedalara nefer olduğumu
Yanında heyecandan bedenimin tutulduğunu
Anlayamazdın.
Anlayamazdın yağmurla yarışan yaşların
Bedenimden yüreğime süzüldüğünü
Bu canın seni ne çok sevdiğini
Ve senin bu sevdaya yetişemeyeceğini
Anlayamazdın.

Anlayacaksın anlatacağım bu kalbin
Sana attığını
Sensiz tüm yolların tıkandığını
Güneş bile bilmeyecek sabaha uyandığını
Anlayacaksın anlatacağım sana.

Benden arta kalan bir hayat bırakacağım
Çok geçmeden içimdeki fırtınaya
Teslim olacağım
Çekeceğim yaralı bakışlarımı üzerinden
Ben ölmeden anlamayacaksın sana olan sevdamı
Anlayamayacaksın.
Gülüşlerine keder düşmesin bahar bakışlım
Ben ölüme gidiyorum! Anlatsın sana sevdamı diye.

Ben sen gibi değilim
Sevdim mi sonuna kadar severim
Candan bile vazgeçerim
Sana ne ifade eder bilmem amma
Ben sevdim mi ölümüne severim.

Hoşçakal bitanecim
Yüreğinin olmadığı dünya dünya değil
Bir gün bir hayal omuzuna dokunursa
Sevdamı düşün! Düşün ve önünde eğil.

Derin kahkahalarının arasına sıkıştır beni
Göreceksin ki
Işıldayan ömrünün bekçisi olacak hayalim
Umutlarına can titretecek benden kalanlar
Hatıralarım hayat verecek sana.

Bir candan vaz geçsem ne olur
Sana adanmayan can can değil ki!
İki dünyadan birini seçsem ne olur
Sensiz dünya dünya değil ki.

Sana değerdi ağlamalarım, haykırmalarım
Sende değerini bil artık ne olursun
Uğruna can verilecek kadar sevilen kadın
Seni çok sevdim çok.
Yazan
GüLeç
Tarih:
23.03.2019 13:22:32
Sil
 
NEYLERSİN
Bazen acı dinmez, bazen de yağmur
Sevgilim gülümse, her şey unutulur
Suskunuz bu akşam üstü
Hasrete yanmışız, neylersin

Bir gün, bu mahzun sevdadan geriye
Kalırsa, sadece o hüzün kalır..
Sen de anladın ki yapa-yalnızız...
Buluşmamız yasak,
Görüşmemiz uzak...
Devrilmiş kadehler gibi, dönüyor başımız,
Neylersin...

Ah güzelim,
İncinmiş bir sesi vardır yağmurun
Yanaklarına vurduğunda hissedersin.
Ve bir veda sözcüğü, saçlarına,
Titreyen bir öpücükle dokunduğunda
Bu anı dondurmaya yetmez nefesin.
Bir film sahnesi gibi
Akar gider ayrılık,
Neylersin...

Biz zaten hiçbir romanda
Kendi hayatımıza rastlamadık.
Bütün şarkılar bizi yanlış anlatmıştı.
Ve bütün bulmacalar yarım bırakılmıştı.
Tenha sokaklarda üşüyüp durdu sırtımız.
Oysa tuttuğumuz balıkları bile
Yeniden denize bağışlamıştık.
Biz, hayata dair
Hiçbir yanlış yapmamıştık...
Neylersin...

Biz bu sonucu haketmedik,
Hayır, etmedik...
Ömrümüz bu talana lâyık değildi.

Bazen acı vurdu, bazen de yağmur
Hiç gülmedi yüzümüz,
Hiç büyümedi gülümüz...
Bizi yalnızca akşamlar kucakladı,
Biliyorsun,
Sabaha çıkmayan bir yoldu yürüdüğümüz...

Bir gün, bu öykünün sonuna gelince
Ansızın desem ki: hoşça kal canım!
Unutursun,
Mecburen unutursun...
Yıldızlar söner, bu aşk da biter!
Bazı gün hatırlayınca, sessizce ağlarız.
Neylersin...

Ah bebeğim, ah..
Kekremsi bir tadı vardır gözyaşının,
Dudaklarına sızınca farkedersin.
İçindeki vurgun aşklar mezarlığında,
Ayrılık, ölümden üste yazılınca,
Gideni durdurmaya yetişmez sesin...
Bir inme gibi dolaşır bedeninde pişmanlıklar,
Neylersin...

Biz zaten hiçbir sinemaya
Tam vaktinde yetişemedik.
Bütün vapurlar bizden önce kalkmıştı.
Ve bütün biletler biz gelmeden satılmıştı.
Boşuna telaşlarda yorduk günlerimizi.
Oysa Nuh'un Gemisi'nde bile
Bize yer kalmamıştı.
Ve hiçbir mutluluğa adımız kaydolmamıştı.
Neylersin...

Biz bu aşkı sürdüremezdik,
İnan, sürdüremezdik...
Kalbimiz bu heyecana müsait değildi.

Bize hep acılar kaldı, bize hep yağmur...
Unutmasan bile artık
Unutur gibi yapacaksın.
Ve buruşturup-buruşturup attığım kağıtlarda,
Hiç bitiremediğim
Bir şiir olarak kalacaksın..
Yazan
Hüsna
Tarih:
23.03.2019 13:21:01
Sil
 
Bitiyor zaman.
Tüm saatler kum saatinin içinde birbiri üstüne yığılıyor.
Sahte mutluluklar giyiniyor sözcükler.
Sen-ben savaşında imtiyazsız yarınlara bugünden açıyorum gözlerimi.
Savaşacak kadar bile yakın olmayışımızı bilirim.
Bilirim, acı verişindir bu kadar sözcük dizdiren.
Ömrümü ömrünün ardında sürüyen...
Aynaları kırıldı mutluluğumun.
Söz dinlemeyen yanımı artık çok iyi tanıyorum.
Ayağım takılıyor bir acıya ve yokluğunun üstüne düşüyorum.
Hala üşüyorum...
İğne deliğinden geçiriyorum sevdayı.
Sen oluyor nakışımın adı.
Bir an sen oluyorum anlayışsız, vurdumduymaz...
Sonra bana dönüyorum. Bak hala ağlıyorum...
Harf harf işlerken kelimelerimi,
şimdiden yerleştiriyorum acılarımı parmaklarımın ucuna.
Son düşen cemreyi de ayırıyorum payıma.
Kapatıyorum gözlerimi.
Hadi git yâr, geldiğin gibi.
Acıttığın yerden tüm acılarımı da topla git hadi.
Anlamadım yâr Sen mi yâr olmadın yoksa ben mi yarenlikten uzaktım?
Hangi kıyıya vurmuştu aramızdaki eksik o taş?
Hangi şarkıda yarım kalmıştı notamız?
Hangi satır içine sığdırabilmişti de seni sen bulunmazım olmuştun?
Ah yâr sana bağlamazsam sözcüklerimi,
hep anlamsızlık oluyor yüreğimin dili.
ana bağlandığında da gözyaşına paralel oluyor.
Yok, mu önümde senden gayri gidecek bir yol?
İçim yine aynı mısra'ları tekrarlıyor..
Yamaçlarımda senli güzel düşerim var
Ama düşlerime damlayan zehir de sensin yâr
Bulamadım yâr.
Seni bu kadar ararken kendime bir mutluluğu da bulamadım.
Zamandan bir bir çalıp saatleri sızlayan yanlarıma kattım.
Ben acıyı aşka yama yaptım.
Hafife almadım duyuları.
Kuytu köşelerde ölümüne besledim sevdayı.
Acıydı bildiğim aşkın ön adı. Hiçbir şehre sığmadı yüreğim.
İstanbul sen de yüreğimi ayaklarına doladın.
Ve sen düştün ben kanadım.
Ezildim, yarama yine koskoca bir kenti bastım.
Büyük bir uykudan ibaret sandım satırlarda yaşamayı.
Kelimeleri vurdum kumsallara.
Canımı ağrıttım ardında.
Ve bir taş daha attım içimin karanlık dehlizine.
Hüzün meskenine kilitli aşk hangi makamı kabul ediyordu ki sözlerine?
Hangi yaram düşlerimi sana vurduğumda acı damlatmıyordu?
Gerçeğimde olmayan yâr gönlümden git!
Hadi git! Ben sarsılan bir şehrin enkazı olmaya razıyım.
Ben, yine kâbuslar saklarım yatak başlarımda.
Ve sana şiirler biriktirmekten vazgeçerim.
Sessizliğimin sesini dinlerim bir sonbahar sabahında..
Yazan
İzgen
Tarih:
23.03.2019 13:20:15
Sil
 
YÜREĞİM KANIYOR
Sakin göllerin kuğusuyduk,
Salınarak suyun yanağında.
Ve okşayarak nilüfer saçlarını gecenin.
Sonumuzun adım-adım
Yaklaştığını görürdük...

Yarılan ekmeğin buğusuyduk
Paylaşılan zeytin tanesinin,
Yüzümüze saldıran yağmur avanesinin.
Biz hep üşüyen burnumuzu
Avucumuzda hohlayarak yürürdük.

Hiçbir hesabımız yoktu kimseyle.
Hiçbir aykırı yanımız,
Hiçbir yalanımız...
Gözüm yaşarıyor,
Yüreğim kanıyor...
Olmasaydı sonumuz böyle! ..

Biri, saksımızı çiğneyip gitti.
Biri, duvarları yıktı,
Camları kırdı.
Fırtına gelip aramıza serildi.
Biri, milyon kere çoğaltıp hüzünleri
Her şeyi kötüledi,
Bizi yaraladı...

Biri şarabımızı döktü,
Soğanımızı çaldı.
Biri, hiç yoktan vurdu,
Kafeste garip kuşumuzu!
Ciğerim yanıyor,
Yüreğim kanıyor...
Solmasaydı gülümüz böyle! .

Dağlarda çoban ateşiydik,
Sarmalayarak acı bir sevda masalını
Ve hıçkırarak
Hırçın rüzgârların kavalını...
Namlunun, bağrımıza
Sinsice sokulduğunu bilirdik...

Ceylanın pınara inişiydik,
Vedalaşan birkaç damla gözyaşının
Tenine kan bulaşan
O masum çakıl taşının...
Oysa biz dualarımızda hep
Birbirimizden daha önce
Ölmeyi dilerdik...

Bazı sorumluluklarımız vardı,
Hayata ilişkin.
Bazı basit sorularımız,
Anlaşılır bazı sorunlarımız...
Göğsüm daralıyor,
Yüreğim kanıyor...
İncinmeseydi gençliğimiz böyle...

Birer yolcuyduk,
Aynı ormanda kaybolmuş.
Aynı çıtırtıyla ürperen birer serçe.
Hep aynı kaderde buluşurduk
Sevmeye tutuklu gibi...

Birer tomurcuktuk hayatın kollarında.
Birer çiğ damlasıydık,
Bahar sabahında,
Gül yaprağında...
Dedim ya,
Hiç yoktan susturuldu şarkımız!
Yüreğim kanıyor,
Yüreğim kanıyor...
Bitmeseydi öykümüz böyle! ..
Yazan
Garipsemek
Tarih:
23.03.2019 13:19:40
Sil
 
AYRILIK GELMEDEN SEN GİT
kimsesiz bir gökyüzüne
lâl bir dilin tüm sesiyle haykırması kadar sağır,
karanlık sularda,bir âmânın gözlerini araması kadar kör
yani anlamsızlığa yeni anlamlar yükler gibi
yalnızca yalnızlığa anlatıyorum kendimi...
çıkmaza düşmüş şiirlerin koynunda
bir uzun yol oluyor kalemden süzülen her harf
her hece aklımın kabristanlarında yankılanan
sahipsiz bir ölüm çığlığı,
masumiyeti sesimde eskiyen...
ve dudaklarımın ucunda bitmek bilmeyen acılı tiryakilikler
ve sonrasızlığın deminde keder dökülüyor kağıtlara
hâsılı aşk ölü doğmuş bir çocuk şimdi
yüreğimin sevda çukurlarında...
hadi yâr kendini al gecelerimden
al ve git!
zaten bir uzak düştü benimki
ertelenmiş zamanlarda resmedilirken mavinin imkansızlığı,
şiirler nice sevdaya küs bakış hüküm giymişken,
ezbersiz acılar eşliğinde gözlerinde tükenmek
ve ölebilmek kirpiklerinin iz düşümünde
hani meçhul bir izbede seninle el ele...!
oysa mutluluğu çoktan rehin bıraktım ben
bilmem hangi şehrin emanetçisinde
ve senden habersiz,
adından acılar türetiyorum şimdilerde...
dilimin ucuna geliyorsun bir zaman
yaşamak soruyorsun!
yaşamak kör bir sancıdır sol yanımda,
dönüşsüz bir türkünün kambur sesinde yitip giden...!
ve dinledikçe kendimi,
kâbus olup büyür geceler karanlığın uğultulu yollarında...
ben kaçmak isterken her şeyden
gözlerin adına kendime sefer üstüne sefer eylerim.
sana çok benzeyen bir şehir olur geçtiğim her yer
her yer öylece uzar gider içinde gözlerimin
ve bizden çok uzakta
mevsim çömezi bir haziran
sonbahara uyanır şehr-i İstanbul,
gözlerinde bir mavi yangın
ve saçlarından dökülür martılar
Üsküdar'da pasaklı bir deniz kızının
sâhi martılar diyordu bir şair:
“martılar ki sokak çocuklarıdır denizin”
yani öylesi kimsesiz ve unutulmuş
yani morarmış kanatlarında münzevi bir hayat taşıyan
sonrası geç kalmış yaşanmışlıklarda
bulutsuzluğa prangalı bir çift yağmur damlası,
yağmasın diye kulelerde saklanan..!
işte böyle “can” dediğim:
yetim çocuklar hüznünde
kâhır yüklü gölgeme
çokça sahiplik etmişken bedenim,
yorgunluğun kıyısında
hüzün olup işlenmişim ömür gergefine...
çapulcu dillerin nazarında
sevdaya zûl libaslar giyinen,
uğursuzluk alâmeti koca bir hiç'miş adım...
ötesi yok!
gurbet yokuşu ağlamalar pazarında
iki damla gözyaşıymış bedelim
ve soyunup benliğimden
elem üstüne elem giyinmiş
sana pervane yüreğim
gözlerimde gözlerini ateş bilip yanmışım öylece
hiç ses etmemişim
meğer ne çok kedermiş
gözlerinin içinde tutuklu kalmak..!
lâkin sevmişim işte
her şeyden ve herkesten öte
sadece sevmişim seni...
ama sen kendini sök düşlerimden
sök ve git şimdi!
yolların koynunda
başımı yaslayıp ölümün yamacına
bunca acıyla yoldaş olmuşken ben
sen kaç benim kalabalığımdan
ve bir intiharın şafağında
sesini sil şiirlerimden
olmasın dönüşü gittiğin yolun
kalemi kırılmış gelişlerin hükmünde
sonsuz bir gidişle
unutmalara aç yüreğini,
yüreğini toparla yüreğimden
cellat bayramı asılışlarda
nasırlı urganlar kuşanmış şiirlerde seyreyle yüzümü
ve zamana not düşsün akreple yelkovan
yüzün kalbimin ortasında
yalnızlık yazgısı yemin olsun
ki belki arınıp mezar kalabalıklardan
ben yine ben olurum...!
yağmurlu bir gökyüzü akşamı
hani olur ya!
düş yorgunu bir martı gelir de hatırlatırsa beni
“ziyan ömürler kucağında
kendine has ölümler büyüten
bir deli çocuktu” dersin...
hadi git şimdi
git ki gözlerine “ayrılık” değmesin...
Yazan
Biskilet
Tarih:
23.03.2019 13:16:08
Sil
 
DİNLE
Sana anlattıklarım neleri susuyor bir bilsen
Ve anlatmadıklarım neleri söylüyor
Boğazımı yırtarcasına susuyorum
Ya verilmekten yıpranan cevaplardayım
Ya sorulmamaktan solan sorularda
Sen ıslatmasını bilmeyen bir yağmur oldun her akşam
Ben ıslanmasını bilmeyen ahmak
Bu yüzden aşık olamadık sırılsıklam

Pimi çekilmiş coğrafyalarda
Zaman ayarlı bir aşkın en tesirsiz parçasıydım
Ve ben günah şeridinde hatalı sonlanandım
Az gittim uz bittim hiç geldim!
Uyurken bile uykusuzluk akan gözlerinde
Kaçan trenlerin hesabını istasyonlara kesen
Kalabalıkta unutulmuş bir yalnızdım
Kendine kaçak yolcular bindiren...
Her yolcu da kendini ihbar eden!

Kalbime girmek teklikeli ve yasaktırlarla
Yaşamamaya kalkışıyorsun hayata
Ve ben senden yırtılma bir yelkenle
Aynı yöne gittikçe aynı yere geldim
Sonumu baştan yazdım
İçimde hala bana ilk aldığın acım!
Gece, sabahı da siyah kusuyor üstüme
Aklıma yaprakların dökülüyor
Bugün aklımda sen vardın
Aklımı karıştırmadım!
Artık biliyorum
Aşk bir intihar saldırısıdır yalnızca iki kişinin öldüğü!
Aşka nişan alıp ayrılığı ıskalayan acemi
Hala gözlerinde kalp kapaklarım

Seni almadan içimden nasıl giderim?
Ve sen kaç kez bu hırsla sevildin
Koca koca kışları
Kısa kısa şubatları biriktirdin...
Susku sınanmamış bir ustura gibidir
Susardın
İç denizine sığınmış gemileri yakan bir limandın
"Bak şimdi gönülsüz gittiler senden
Gönlünü çaldıkların !!!"

Yazmadıklarından korkarsın en çok yaşadığın hiçbir şey de
Ve adın gibi bilirsin
Aramayı unutan bulmayı öğrenemez
Bugünler dünlerinden utanıyorsa
Hiç yarın olamayacaklar
Şimdi ne bugünsün ne de yarın
Olsa olsa sadece bir yarım
Ya da eksilen yanım!
An kaybından ölen zaman
Senden daha katilini bulamadı kendine
Gelseydin eğer kendimi bile kovardım yanımdan
Gelmedin yine kendimsiz kaldım ardından...
Dünyanın bütün dillerinde sustum ve bir şair bıraktım geride
Ekmeğini aşktan çıkaran!

Sustalı bir aşk seninki
Sesinle çıplaklaşıp suskunluğumla giyiniyorum
Korunak sandığım tüm senlerde
İçimde yoktan başka bir şey kalmadı
Ruh ölünce cesedi beden taşıyor sırtında
İki büklüm acılarla
Patlasam her yere acı sıçrayacak biliyorum
Patlamamaya hazır bir bomba oluyorum
Ben mi çok yorgundum sen mi çok dinç?
Bende mi eksikti sen de mi fazlaydı sevinç?
Dilsizler yalan söyleyemez anladım,
Ya ben konuşamadım ya sen sağırdın!

Her şeye rağmen bana öyle çok sığdın ki
İçimde kimseye yer bırakmadın
Bildiğim Ağaç misali toprağa bağlandıkça gökyüzüne uzamak
Çelişkim Giden bir tren de kalanların şarkısını haykırmak
Hangi dil kendini kandırabilir ki?
Aşk bir suç değil mi
Her defasında kendini ihbar edip yakalatan.
Ve en saf ihanet, kendi ihanetine kanan
Senin gibiler vakitsiz susan aşkı severler
Seni bu kör kuyulardan salan neyin şarkısıysa
Gözlerinin kahvesinden içtiğimde oydu
Şimdi eksilen her yanıma adını verdim
Bu yüzden güzelim ben

Dudağını düğümlediğim fırtınaları kopardım sonunda bir bardak su da
Ben hancı sen soncu
"Sana dayanamadı bıçak kemiğe dayandığı kadar"
Elbette unuturum sonunda
En fazla bir mevsim ağlarım
Alışırım yalancı baharlara ama
Ama yine de biri beni kandırsın yokluğunda
Sen bu şiiri okurken ben başka bir şiir de olacam
Başkasının kollarında da senin yollarını adımlamak varmış meğer
Sana anlattıklarım ne çok şey susuyor
Ve sustuklarım neler söylüyor
Gittin değil mi?
Şimdi ne desem kar yağıyor
Yazan
Hârika
Tarih:
23.03.2019 13:14:38
Sil
 
Bekleyenler İçin

Bir ayak sesi duymayayım
Kapıya koşuyorum
Gelen sen misin diye
Bir sarı saç görmeyeyim
Yüreğim burkuluyor
Ağlamaklı oluyorum
Her şey bana seni hatırlatıyor
Gökyüzüne baksam
Gözlerinin binlercesini görürüm
Bir rüzgar değse yüzüme
Ellerini düşünmeden edemem
Yaktığım bütün sigaraların dumanları sana benzer
Tadı senden gelir
Yediğim yemişlerin
İçtiğim sigaraların
Ve içimdeki bu dayanılmaz sıkıntı
Bu emsalsiz hüzün
Seni beklediğim içindir

Resmine bakamaz oldum
Uykulardan korkuyorum artık
Utanıyorum odamdaki bütün eşyalardan
Şu sedir hala gelip oturmanı bekliyor
Şu ayna karşısında güzelliğini seyretmeni
Şu kadeh dudaklarına değebilmek için duruyor masada

Ve şu saat geldiğin anda
Durabilir sevincinden
Zaman çıldırabilir
Çünkü benim dünyamda
Ölümsüzlük, seni sevmek demektir.

Bir çocuk doğmayı bekler
Bir ağır hasta ölmeyi
Bitkiler yağmur ve güneşi bekler
Yalnız bir kadın sevilmeyi
Ve düşün ki bir adam
İçinde bütün bekleyenlerin korkusu ve ümidi
Seni bekler
Asılmayı bekleyen bir idam mahkumu gibi

Sen gelinceye kadar
Pencerem kapalı duracak
Rüzgar gelmesin diye
Artık perdeleri açmayacağım
Gün ışığı girmesin diye
Sonra kahrolacağım
Bu karanlıkta, bu derin yalnızlıkta
Ve günlerce gecelerce haykıracağım
Nerdesin diye, nerdesin diye

Bir gün bu kapıdan sen gireceksin
Biliyorum
Ergeç bu bekleyişin bir sonu gelecek
Yıllarca sonra
Öldüğüm gün bile gelsen
Bütün bu bekleyişlerimi ve öldüğümü unutup
Çocuklar gibi sevineceğim
Kalkıp sarılacağım ellerine
Uzun uzun ağlayacağım
Yazan
DÎlBeR
Tarih:
23.03.2019 13:13:55
Sil
 
Aşkı Mendil Sanma Yar

Aşkı mendil sanma yâr, gün gelir utanırsın
Perişan olduğumu suratımdan tanırsın

Seni bana sorardı can bildiğim aynalar
Niye benden kaçıyor sen bildiğim aynalar

Nedir bu zulüm nedir, bitsin artık bu inat
Sana da kalmayacak bana da bu kâinat

Senin için ellerim, gözüm, başım semada
Yıldızları ağlatan haykırışım semada

Aşktan yana olur ya öfken varsa eğer sus
Boşuna kaderine ağlamadı okyanus!

Nasıl bir heybettir ki, dağı taşı indirdin
Ruhuma dayanılmaz işkenceler bindirdin

İki gözüm kör olsa, ruhumda körlük yoktur
Dinle yâr kitabımda asla nankörlük yoktur

Vuslatın kapısında kaldım nefes nefese
Sanki koymuşsun beni bin yıllık bir kafese

Kalbini sızlatmaz mı şu yazdığım satırlar?
Bilmedin ceylan bile yavrusunu hatırlar

Bir kârını görmedim beni zarara itme
Ebediyyen aşkımı sakın firara itme

Sapladığın okların bana doğru hedeftir
Aşkım için çarmıha gerilmekte şereftir

Bundan böyle gündelik aşklara artık küsüm
Belki de seni bana getirirdi tebessüm

Aşk senin yüreğinde bir etaplık yarışmış
Sen benle barışmadın, ateş suyla barışmış

Lisanlara sığmadı sana verdiğim emek
Nasıldır sevgiliden zalim damgası yemek

Durma haydi istersen meçhullere sürükle
Ne işin olur senin dağ gibi bir yürekle

Yemin ettim bekleyip saymam artık takvimi
Ne yapayım ben günü biten yırtık takvimi

Her gece inat için uykumu bölüyorum
Belki sen doğuyorsun, belki ben ölüyorum…
Yazan
Zârif
Tarih:
23.03.2019 13:12:07
Sil
 
"insanın mülkü yarasındadır"

yok artık bir yanardağım!
gözlerime indirdiğin melekler de yok artık
gittiler beni dili dargın bir zamana verdiler
gördüler aşkı yaraya süren bir semazenim ben
bu nefes kimindir dediler bu kendine dönen kimdir?
bilmediler içime dökülen bu kuyular sendendir
ruhuma diktiğim bu lekeler emanetindir bilmediler
dediler: kalbi susmuş bir adamdır bu! terk edin!
eli düzgün yüzü güzel bir ölüm getirin ona!

bana biçilen bu ölüm armağan mı bela mı bilemedim
eğildim dünyaya yüzünün yaprağına değdim
gövdeme gömülü rüzgârların kapısında bekledim
taş söyledim çöl içtim kusur ettim kendimi
insanın insana açıldığı ilk tufandır aşk dedim
dağıma indim karanlığıma
aşka tutulan bir mum ile sana değdim
diledim ki kalbimi düşürdüğüm çadırında döneyim!
dilime değen mühür alnımda duran kılıç
dünyaya dağıldığım aynada seni söylesin
kirpiğimden kalkan gemiler hep suyunda gezinsin diledim!

buymuş dedim
aşk akrep taşırmış kalbin otağına
ömre dökülen sözler sahipsiz kalıncaya kadarmış
bitermiş başkasının koynuna bırakılan bir rüya
ceninde susan her su ölürken celladını beklemezmiş
ve gül, şüpheymiş gitmezmiş kalbi olmayana!

şimdi git!
kalbini kaybetmiş bir şüpheyle bak bana!

beni anlama!
ruhumda gezinen bu nehir boşuna
boşuna alnımda açılan bu levha
insan dediğin bu dünyada bir yaradır
bir inleyiş hüzünler kapısında

beni anlama!
yüzüme tuttuğum bu dünya
geri vermeyecek gözlerimi nasılsa
tozunu aldığım bu ayna beni bilmeyecek
gidecek sırrını söyleyecek büyük bir dağa
bana gelmeyecek

beni anlama!
sen tanıdık bir eskisin
suyundan verme bana

bu kırbaç sözler benimdir
bu gözler elem kuyusudur sana!

bilmeni istedim
istedim ki beni bilmeni
aklımı sustuğum o günden beri
avucumda gezdirdiğim bir mezarla
sözü eksik bir kalemden kendimi dilemekteyim
bu benim kaderim değil kabulümdür
kendini bana süren merheme çareyim
dokunma!

kalbimin anahtarı yok artık
canımı senden çektim
değilsin emanetim
seni bana bırakma!

onca yolu ölerek geldiğim onca sana
alnımda taşıdığım bu harfler kimeydi bilme!
beklediğim bu köprü kimin suyuna giderdi?
bu hangi bahçeydi içinde dağıldığım?
araladığım bu perde hangi zamana değerdi?

öyle tozluyum ki bu yeryüzünde öyle dolu ki
denizleri süsleyen bir cesedim ben sanki
denizler ne ki?

derinde susmayan bu tufan nedir peki?
insan neden uğraşır içinin kumaşıyla?
neden susar, bağırır, ağlar, dağılır?
bir taşa neden derdini anlatır durmadan?

her sorunun yanıtı yanlışında gizlidir
ve her yalanın bir doğrusu hep vardır

ben sana yanlış kapıdan okunmuş bir kilidim!
sen buna inanma
Yazan
S£MPaTİK
Tarih:
23.03.2019 13:04:52
Sil
 
Sevme Beni Artık

Sevme beni artık…
Terk ettir bu eylemi yüreğine.
Kusur bul, basitleştir kendinde.
Vur, kır, parçala yok et bir şeyleri içinde.
Varsa ısrarlı duyguların, bastır var gücünle.
Vazgeçmenin vakti geldi artık.
Sevme beni artık…
Kandır kendini, başkasını koy yerime.
Benziyor de, daha iyi de, yakıştı de.
Hiç yapamazdık, olmuyordu, uğursuzun tekiydi de, bul bir bahane.
Gönder beni ruhundan, boğuluyorum belirsizliklerinde.
Nefes almanın vakti geldi artık.

Sevme beni artık…
Yaşamanın bir de bu halini dene.
Belki böylesini daha çok severim de.
Düşün ki bir bacağın kangren, kendin için
Sök at, bırakma bedeninde.
Usul usul götür, seni hatırlatan ne varsa bende.
Kaybettiklerinden olmanın vakti geldi artık.
Sevme beni artık…
İhtiyacım yok kimsenin sevgisine.
Ben bile fazla geliyorum kendime.
İndir omuzlarımdaki yükünü,
Ağır geliyor bedenime.
Kusura bakma, arafta sevemem reva değil yüreğime.
Unutmanın vakti geldi artık.

Sevme beni artık…
Yasak bir türkü say beni kendine.
Dinleme beni, duyma istediklerimi, göm beni nefretinde.
Hurdahaş edip aşkımı, çözümsüz kuytularda gizle.
Hasretim güneş olsun, mahzeninde.
Çaresizliğimden unutmanın vakti geldi artık.
Sevme beni artık…
Kabahat aramıyorum sende.
Aşkımı anlayamamanın sebebi sen değil,
Seni algı eşiğinin üstünde sevmemde.
Kopar iplerini, salı ver, özgürlüğü bağışla acemi sevgime.
Uğurla beni, umutlarımı da koy sepetime.
Yavaş yavaş gitme vakti geldi artık.

Sevme beni artık…
Kelebek duygularınla ölümsüz sevdamı yasaklat birbirine.
”Sevmesen de olur. ‘Lütfunu bağışla dillerime.
Üstü açık uyumuş umutlarımızı boş ver, herkes baksın başının çaresine.
Hiçbir ilgim olmasın sana olan duygularımın zerresine.
Aşkına duyarsız olmanın vakti geldi de geçiyor artık.
Sevme beni artık…
Çünkü sen sevdikçe, ben yine daha çok seveceğim.
Yazan
 SîL
Tarih:
23.03.2019 13:01:27
Sil
 
"Sana anlattıklarım neleri susuyor bir bilsen
Ve anlatmadıklarım neleri söylüyor..."
Boğazımı yırtarcasına susuyorum
Ya verilmekten yıpranan cevaplardayım
Ya sorulmamaktan solan sorularda
Sen ıslatmasını bilmeyen bir yağmur oldun her akşam
Ben ıslanmasını bilmeyen ahmak
Bu yüzden aşık olamadık sırılsıklam

Pimi çekilmiş coğrafyalarda
Zaman ayarlı bir aşkın en tesirsiz parçasıydım
Ve ben günah şeridinde hatalı sonlanandım

Az gittim… uz bittim… hiç geldim!!!

Uyurken bile uykusuzluk akan gözlerinde
Kaçan trenlerin hesabını istasyonlara kesen
Kalabalıkta unutulmuş bir yalnızdım
Kendine kaçak yolcular bindiren...
Her yolcu da kendini ihbar eden!

Kalbime girmek tehlikeli ve yasaktırlarla
Yaşamamaya kalkışıyorsun hayata
Ve ben senden yırtılma bir yelkenle
Aynı yöne gittikçe aynı yere geldim
Sonumu baştan yazdım

İçimde hala bana ilk aldığın acım!
Gece, sabahı da siyah kusuyor üstüme
Aklıma yaprakların dökülüyor
Bugün aklımda sen vardın
Aklımı karıştırmadım!

Artık biliyorum…
Aşk bir intihar saldırısıdır yalnızca iki kişinin öldüğü!
Aşka nişan alıp ayrılığı ıskalayan acemi
Hala gözlerinde kalp kapaklarım

"Seni almadan içimden nasıl giderim?"

Ve sen kaç kez bu hırsla sevildin
Koca koca kışları
Kısa kısa şubatları biriktirdin...
Susku sınanmamış bir ustura gibidir
Susardın…
İç denizine sığınmış gemileri yakan bir limandın
Bak şimdi gönülsüz gittiler senden
Gönlünü çaldıkların !!!

Yazmadıklarından korkarsın en çok yaşadığın hiçbir şey de
Ve adın gibi bilirsin
Aramayı unutan bulmayı öğrenemez
Bugünler dünlerinden utanıyorsa
Hiç yarın olamayacaklar
Şimdi ne bugünsün ne de yarın
Olsa olsa sadece bir yarım
Ya da eksilen yanım!
An kaybından ölen zaman
Senden daha katilini bulamadı kendine
Gelseydin eğer kendimi bile kovardım yanımdan
Gelmedin yine kendimsiz kaldım ardından...
Dünyanın bütün dillerinde sustum ve bir şair bıraktım geride
Ekmeğini aşktan çıkaran!

"Sustalı bir aşk senin ki
Sesinle çıplaklaşıp suskunluğumla giyiniyorum"

Korunak sandığım tüm senlerde
İçimde yoktan başka bir şey kalmadı
Ruh ölünce cesedi beden taşıyor sırtında
İki büklüm acılarla …
Patlasam her yere acı sıçrayacak biliyorum
Patlamamaya hazır bir bomba oluyorum
Ben mi çok yorgundum sen mi çok dinç?
Bende mi eksikti sen de mi fazlaydı sevinç?
Dilsizler yalan söyleyemez anladım,
Ya ben konuşamadım ya sen sağırdın!

Her şeye rağmen bana öyle çok sığdın ki
İçimde kimseye yer bırakmadın
Bildiğim Ağaç misali toprağa bağlandıkça gökyüzüne uzamak
Çelişkim Giden bir tren de kalanların şarkısını haykırmak
Hangi dil kendini kandırabilir ki?
Aşk bir suç değil mi
Her defasında kendini ihbar edip yakalatan.
Ve en saf ihanet, kendi ihanetine kanan
Senin gibiler vakitsiz susan aşkı severler
Seni bu kör kuyulardan salan neyin şarkısıysa
Gözlerinin kahvesinden içtiğimde oydu

"Şimdi eksilen her yanıma adını verdim
Bu yüzden güzelim ben..."

Dudağını düğümlediğim fırtınaları kopardım sonunda bir bardak su da
Ben hancı sen soncu
Sana dayanamadı bıçak kemiğe dayandığı kadar

Elbette unuturum sonunda
En fazla bir mevsim ağlarım
Alışırım yalancı baharlara ama
Ama yine de biri beni kandırsın yokluğunda
Sen bu şiiri okurken ben başka bir şiir de olacam
Başkasının kollarında da senin yollarını adımlamak varmış meğer
Sana anlattıklarım ne çok şey susuyor
Ve sustuklarım neler söylüyor
"Gittin değil mi?
Şimdi ne desem kar yağıyor…"
Yazan
Âlone angel
Tarih:
23.03.2019 13:00:39
Sil
 
SUS VE GİT YAR
Anlasana yar, duysana
Duyamadıklarını, anlayamadıklarını sussana
Sus ve git!
Hayatımın basit kurallarından biriydin sadece
Kuralsız yaşarken hayatıma kural koymayı öğreten
Hangi ayrılık bi parçasını bizde bıraktı da,
Bizden kalan ne varsa aldı da gitti
Yolun başında bulduklarımızı da yitirdik yar
Ne yitirdiğimizi bulmaya çalışırken
Oysa kaybettiğimiz kendimizden başka bişey değildi
Kaybettin beni sevgili
Bul beni kendinde, kendini bulduğun bende
Bul sevgili
Ne ben sığdım sana, ne sen kışı çevirebildin yaza bende
Bütün mevsimler ihanet varlığına
İhanetler tükendi, tükenen bizdik
Biz tedirgin düşlerimizle, gecede birkaç kendini tekrar eden cümleden ibaret
Cümleler, kanayan avuçlarımızdan düşe kalka tırmanmaya çalışan kendi içinde anlaşılmaz hisler..
Gece biz, mevsimler biz, tedirgin biz, ihanet bütün benliğiyle sen
Düş düşlerimden sevgili
Kendinden düş, bildiğin bütün düşlerden düş, düş sevgili...
İhanet
Kendini anlamsız kılan bu kalabalığın arasında, kendine anlam verebilen Tek insandın
Varlığıyla bana anlam kazandıran insan
Sus ve git sevgili
Sevdanın hası suskun olanıdır
Sus ve git..
Anlasana yar
Yazdığım her aşkın satır aralarında
Bildiğim bütün kelimelerden bir şiir biriktiriyorum senin için
Anlasana yar
Bildiğim bütün şiirler satır aralarına sığıyor gözlerinin
Ne yazabilecek aşk kalıyor
Ne senin için bir şiir biriktirecek satır araları
Susuyorum öylece
Yaz diyorum kendime, sus ve yaz
Nefesimde, ellerimde ellerini yazıyorum
Ellerim yanıyor
Sus diyorum kendime, bunca konuşan varken sen sus
Ey yar, sevdanın hası suskun olanıdır
Sus sevgili!...
Uzak kaldığım gülüşlerine nehirler seviyorum en mavisinden
Hüzünlü bir bulut gelip konuyor saçlarına
Yalnızlıktan gözlerim eriyor gözlerinde
Gözlerimi gözlerine adıyorum
Gözlerin bir nehir, gözlerin hüzün mavisi yar
Ne yol biter, ne yolcu ölür
Yol değil mi bizi yolcu yapan?
Biz değil miyiz yolu yol yapan?..
Sen değil miydin düşlerime girip, her geldiğinde yeni bir düş yaratan?
Ben değil miydim seni düşlerime alıp bir düşten öteye götürmeyen?
Mavi bir düşten ötesi mi olur, mavi bir düş
Her suskunluğun gidişe sebepti yar
Her gidişin yeni bir başlangıca
Ne yeni başlangıç kaldı hayatımızda
Ne yeni başlangıca adım atacak güç
Bulmuşken seni düştüm düşlerimden
İhanet ettin yar, anlamsız kıldın kendini
Ben kendim kaldım senin anlamsızlığına rağmen
Sus ve git, git sevgili...
Bağışla beni sevgili
Gidişin değil kalışın acıtıyor içimi
Sus ve git yar!
Yazan
ÑâzLı
Tarih:
23.03.2019 12:59:17
Sil
 
Seni yine terkedeceğim
Ve bilmediğim dillerde ağlayacağım
Kirpiğime tuz düşecek
Sevgim kadar büyük değilmişsin diyeceğim
Ve seni yine terkedeceğim

Bir kapı aralığında bırakacağım ellerini
İsimsizlikler doğurmaya yatacağım bu yosun kentinde
Ne ilk gelensin ne son giden
Seni bana terketmelerine izin vermeyeceğim
Seni her gece terk edeceğim

Aşk-ı cinayetim olacaksın
Ve yalnızlıkların en çoğulu bana kalacak
Düşle çoğalttığım bu yaşamın adı
Düşmek olacak

Uzak bir şehirde hiç görmediğim bir kızı seveceğim
O bana sarıldığında
Göğsümde bıraktığın darp izlerin kanayacak
Ve bir çocuk annesini kaybedecek çarşılarda

Ağlamayacak kadar vazgeçeceğim senden
Öfkeme bile değmezmişsin diyeceğim
Ve seni yine terkedeceğim

Günler devrildikçe ağıt tutacak sonbahar
Rüzgarlara karanfiller ekeceğim
Yollarda kaybedeceğim aşkımın ilk harfini
Seni
Kirli kent bakışlı
Bozkır saçlı bir kıza ekleyeceğim

Aşk iki kişilik bir yalandır sevdiğim
Ve iç kanamalı bir aşkın
Mürekkep fırtınasıdır bu şiir

İstersen yalnızlık duvarlara yakışır de
Ve bakışlarını sev
Ben sende herkesi terkedeceğim
Yazan
Cilvebaz
Tarih:
23.03.2019 12:54:57
Sil
 
Sensiz Seviyorum Seni

sensiz…
sensiz seviyorum seni, yağmur gülüşlü yârim…
birgün çok derin uzaklardan çıkıp geleceksin, biliyorum…
siyah beyaz bir filmden artakalan…
yitik düşlerde, satır aralarında harflerin yorgun düştüğü vakit…
buğulu bir yalnızlığımla…
aşka susamış yüreğimle bekliyor olacağım…

bütün kalabalıkları aşıp en sensiz tebessümle…
bir dirhem ”sen” diye ellerim şemaya uzanıp….
geceler hasretine mahçup kalacak sevgili…
lekesi kalmış ayrılıkları hesapsızca idam edip…
tehlikeli sevdalardan geçip bürüneceğim saçlarına…
savruluyorum, bilinmezlik gönüllerde….
nerdesin..? ?

ey yağmur gülüşlü yârim…
hüzne boyadım yokluğunu…
sen olmayan yüreğe rest çektim…
yağmur gülüşlü yarım…
bu çıkmaz kararlarım sanadır, bilirim…
dua dua aminleyip gözlerime uğurlayacağım…
sabrım ol, dök beni damla damla yüreğine…
umudum ol, yalnızlığıma çare ol…
gel hayrim ol, yağmur kıskansın gülüşünü…

gel ey yâr…
yitik manâlarıma merhem ol da gel…
geleceksin biliyorum…
gülüşünü dokuyacağım yüreğime…
bin kelâm da olsan bitmeyecek bu bekleyişim…
Yazan
Cazibedar
Tarih:
23.03.2019 12:53:33
Sil
 
Sendeyim Sevgili

Aşkın semalarında, firari sevdaların ağıtlarında
Sevgilinin yokluğuna kıvranırken ruhum
Üzüntüyü
Sarıp sarmalayan bir yolcuyum…
Acılarımı harmanlayan şimal rüzgarları
Ne de çabuk sustu?
Hüzünlü yüreğimin üzerine
Hangi el mutluluğu inşa edecek?
Gülümsemenin adını bile unutmuşken
Umut tepelerinde bir dilenci olmuşken
Sus ne olur … Teselli istemiyorum!
Beni bana bırak içimde kalmasın sözcükler, ve
Dinle
Bu akşam düşte Şahmaran
Gece destansı aşklara vuruyor yüzünü
Hilal’ in yarı loş ışığıyla
Uykusuzluk uzuyor, düşüyor,
Sağır, dilsiz ama hissedebilen mısralarıma…
Şahikalarda asılı kalan duygular
Ses veriyor düşüncelere
Ve Suru üflemeye hazır İsrafil’ in
Sabrına aşina ya yürekler
Aynı nizamla…Sendeyim sevgili
Aşkım sensizliğe akan
Göz yaşlarımı kristalleştirerek
Bel kıs ‘a hazırlanan tahttan
Daha görkemli bir taht hazırladı
Sana gönlümde.
Zaman perdesini çektiğinde
Ben, sendeyim sevgili…
Ayrılığın katmer katmer beslediği
Sevdanın dudaklarından bir kıvılcım
Düşerken Kays’ ın kalbine
O tek bir kıvılcımla, aşkına kül olan Kays’ ın
Gönül gözlerine tecelli eden
O nazlı yarin, Leyla nında
Yüreğinde çalkalanan hasret duası ile
Ben, sendeyim sevgili…
Melaikelerin şeffaf kanatlarında
Ölümsüz aşkların vaveylası, sonsuzlukta yankılanırken
Tuttuğum eller, sabrın huşulu raksıyla
Güvene hicret ettirdi ya
Ben, sendeyim sevgili…
Bir yedi veren çiçeğinin mevsimlerde bereketi
Bir de sevgilinin o emsalsiz hayali
Sır olup yerleşti ta içime..
Kimsesizliğe soyunmuş Alp lerin güzelliğine
Göz kırpan tan vakti,
Sahipsiz umutlarla kalbe doğarken
Erişilmez aşkların yıldızı Zühre’ nin
Derin iç çekişleriyle
Ben, sendeyim sevgili…
Seninleyim sevgili…
Yazan
Istıfa
Tarih:
23.03.2019 10:06:43
Sil
 
Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi
Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten
Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği

İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne
Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa
Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır
Kopmaz kökler salmaktır oraya

Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını
Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin
Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara
Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin

İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine
Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına
İnsan balıklama dalmalı içine hayatın
Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına

Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar
Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın
Değişmemelisin hiçbir seyle bir bardak su içmenin mutluluğunu
Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın

Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle
Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı
Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına
Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına
Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana.
Yazan
KeseL
Tarih:
23.03.2019 10:05:11
Sil
 
Artık demir almak günü gelmişse zamandan,
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.

Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol
Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.

Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli,
Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli.

Biçare gönüller. Ne giden son gemidir bu.
Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu.

Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler
Bilmez ki, giden sevgililer dönmeyecekler.

Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden.
Bir çok seneler geçti dönen yok seferinden
Yazan
PeLür
Tarih:
23.03.2019 09:28:59
Sil
 
Savrulan Külleri Ömrümüzün

Bir kızın kocaman gözlerinde gördüm
bulutların dağlara sessizce çöküşünü
çocuksu susuşları gördüm, kırılan sevinci
Ve kalbimi puslu yamaçlardaki pusulara saldım
çobanlar çoktan inmişlerdi ovaya
bense yapayalnız bir ağaçtım doruklarda

Harelenen sularda bir yanık kokusu
ve uzun boyunlu bir kızın gülümseyişi
Işık zamana bağlı zamansa onun
kocaman gözleridir artık
Anladım tarih de yazılmaz
bir aşkın sayfalarına düşmüyorsa gün

Yalnızdım, yapraklarım dökülmüştü bir bir
deryalara savrulup çöllere düşmüştü
Bir duman tütüyor yine hangi kent yandı
hangi sokakta vuruldu sevgilim
Bir demet menekşe bir avuç toprak
burkulan bir yürek miyim hep

Sesimde bir yanma bir kekrelik
uzayıp giden bir çöl yalnızlığı
Gazeteleri okumuyorum başım dönüyor
sulanmamış çiçekler gibi kuruyor her şey
her şey bir yolculuğun hüznünü taşıyor
gidip de gelmemek üzere bütün yüzler

Puslu yamaçlarda bir çakal gölgesi
bir dağ suskunluğu yürüyor kentlere
yenilen biz miyiz yoksa aşklar mı
bir kızın kocaman gözlerinde görüyorum
savrulan küllerini ömrümüzün
Bu kenti ayrılıklar yıkacak birgün biliyorum

ölümden şikâyeti yok ölüp gidenlerin
ama bir kızın kocaman gözlerinde yangınlar çıkıyor
Acılar dehşetli kinlendiriyor beni
Kabarıp duruyor içimde, kabarıp duran bir okyanus
yurdumu arıyorum batık bir tekne değilim
yurdumu arıyorum kızgın küller ortasında
Yazan
Mutaasıp
Tarih:
23.03.2019 09:26:50
Sil
 
Dayanamam

‘Hatırlatma kendini öyle durduk yere.
Gittiysen gittin.
Ve öldüysem öldüm işte,şikayetim yok.’

Yeni bir cümle duymaya şimdi senden,ihtiyaçta yok.
O ağlamaklı bakışlarından sıyrılıpta gelen yalanlarla,
İnan bana,
Gücüm yok.

İyiyim ben,sağol.
Bunu sormak için girdiysen yine aklıma,
Ve bunu sormak için araladıysan kabuğunu bir yaranın,
Görmüşsündür sende muhakkak.
Sensizim felan ama,
İyiyim işte,sağol.

”Mevsimler değişecek’ diyorlar sevgilim.
Gittiğinden haberleri yok sanırım.”

Benimde haberim olmasın,
Gelirsen.
Yastığın öbür tarafında kırılmış bir saç teli,
Astığın bir yüzün yanağında sıcacık bir öpücükle uyandırırsın beni,
Belki..

Biliyorum.
Bende ömür boyu sevemem seni.
Ama ömür bu işte.
Bakarsın bugün ölmüşüm,
Ve bir bakarsın bana yeniden o tanıdık gülüşünle,
Hüznü yüreğe sızmadan,öldürmüşüm.

Bir gün karşılaşırız elbet,neden olmasın.
Senin saçların uzamıştır,
Benim ömrüm kısalmıştır biraz.
Senin,yüzünde yeniden gülmeye sebeplerin,
Benim o sebeplerden ıslak gözlerim vardır.

Kokun,
Kokun vardır başkasının saçlarından içine çektiği.
Ve belki,
Bir umut vardır teninde hala,
Eski bir dokunuştan kalma,
Belki..

Sevgilim,
O gittiğine söyle,
Allah’a emanet etmesin seni.
Ben,
Seni burda görmeye,
Dayanamam..
Yazan
BiLFiiL
Tarih:
23.03.2019 09:25:24
Sil
 
Susarken Bile Hüzün Kokuyordun

susarken bile hüzün kokuyordun
aşk saçlarından damlıyordu
gözlerin uzaklarda arıyordu bilinmezi
siliyordun parmaklarınla akan yaşlarını
kirpiklerinde kalıyordu düşmekten korkan damlaların
kaşların her zamankinden farklıydı
başın öne eğilmiş,
utanıyordun sanki
aşk saçlarından damlıyordu
sen susarken bile hüzün kokuyordun

yüreğinde kanadı kırık bir serçe
ağlasa ruhunu teslim edecek sensizliğe
oturuşundan belli,
gitmek üzere gelmişsin
bu sözlerim evimin en nadide misafirine
saatin durmuş,
kolunda hala ben varım
nefesinde hala ismim
susuyordun evet
tepkisizce susuyordun
sen susarken bile hüzün kokuyordun

kitapların her zamanki yerindeydi
masanı hiç toplamamıştım
kalemin sana aşık gözlerle ağlıyordu
ben hiç bu kadar yanmamıştım
ayağının tozu kalıyordu sen giderken
ceketinde götürdüğün bir mendildim
duyuyordun hıçkırıklarımı
varamıyordu cebine elin
ben sözlerinin en ince sesiydim
içinde fırtınalar kopuyordu
göremediğim sakin sulardan geliyordun
çığlıklarını gözlerinden duyuyordum
bana bakarken gözlerin doluyordu
ellerin ellerin düşmüyordu yüzünden
gitmek istemeyen duruşunla kaçıyordun
anlamlaştıramadığımız dünlerimizden saklıyordun gerçekleri
seni ele veriyordu her bir zerren
aşk saçlarından damlıyordu
sen susarken bile hüzün kokuyordun
Yazan
zevat
Tarih:
22.03.2019 09:58:06
Sil
 
AŞKDA YARIN YOKTUR SEVGİLİ
Aşk bu dünyanın ölçüleriyle açıklanamaz sevgili. O ilkel bir acıdır, yaban bir ağrıdır. Gelir ve içimizdeki o çok eski bir şeye dokunur. Sonra bir perde açılır ve yolculuk başlar. Bu yolculukta artık para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş, anneler ve korkular yoktur. Aşkın kendi gerçekliği vardır sevgili. İnsan bir başka ışığa teslim olur...
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...
İnsan bazen nedensiz yere umutsuzluğa kapılır. Kimselere veremez sevgisini, kimselere kendini anlatamaz, evlere kapanır... Bazen denizler, kıyılar çeker insanı. İnsan bu kapılmayı anlayamaz, oysa çok eski bir yerde yaşanmasından korkulup vazgeçilmez aşkların sızısıdır bu. Bu sızı, bu yenilgi mevsimlerle yıllarla devredilir başka insanlara... Bir insanın yaptığı bir hatanın tüm insanlara yayılması gibi...
İşte şimdi biz de sevgili, ya olmadık zamanlarda umutsuzluğa kapılıp, soluğu evlerde alacağız, ya da denizler, kıyılar çekecek bizi. Nasıl biz başkalarının korkaklığını taşıyorsak, başkaları da bizim korkaklığımızı taşıyacak, yenilgimizi, umutsuzluğumuzu...
Birazdan sabah olacak...
Para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş, anneler ve korkular başlayacak... Bunlar varsa ve bizim için geçerliyse aşk yoktur ve hiç olmamıştır sevgili. Birbirimizi kandırmayalım...
Hadi güne hazırlan. Yaşadıklarımızı unutmaya çalış. Aşk bize güvenip verdiği büyüsünü, sırlarını, cesaretini, bilgeliğini ve o ilkel, o yaban ağrısını geri alacak. Bunlar olurken içimiz bir an çok üşüyecek, sonra geçecek...
Hadi, oyalanma birazdan yarın olacak...
Aşkta yarın yoktur sevgili...
Yazan
sıklet
Tarih:
22.03.2019 09:54:30
Sil
 
MUTLU AŞK YOKTUR
İnsan her şeyi elinde tutamaz hiç bir zaman
Ne gücünü ne güçsüzlüğünü ne de yüreğini
Ve açtım derken kollarını bir haç olur gölgesi
Ve sarıldım derken mutluluğuna parçalar o şeyi
Hayatı garip ve acı dolu bir ayrılıktır her an
Mutlu aşk yoktur

Hayatı Bu silahsız askerlere benzer
Bir başka kader için giyinip kuşanan
Ne yarar var onlara sabah erken kalkmaktan
Onlar ki akşamları aylak kararsız insan
Söyle bunları Hayatım Ve bunca gözyaşı yeter
Mutlu aşk yoktur

Güzel aşkım tatlı aşkım kanayan yaram benim
İçimde taşırım seni yaralı bir kuş gibi
Ve onlar bilmeden izler geçiyorken bizleri
Ardımdan tekrarlayıp ördüğüm sözcükleri
Ve hemen can verdiler iri gözlerin için
Mutlu aşk yoktur

Vakit çok geç artık hayatı öğrenmeye
Yüreklerimiz birlikte ağlasın sabaha dek
En küçük şarkı için nice mutsuzluk gerek
Bir ürperişi nice pişmanlıkla ödemek
Nice hıçkırık gerek bir gitar ezgisine
Mutlu aşk yoktur

Bir tek aşk yoktur acıya garketmesin
Bir tek aşk yoktur kalpte açmasın yara
Bir tek aşk yoktur iz bırakmasın insanda
Ve senden daha fazla değil vatan aşkı da
Bir tek aşk yok yaşayan gözyaşı dökmeksizin
Mutlu aşk yoktur ama
Böyledir ikimizin aşkı da
Yazan
SAKIRGA
Tarih:
22.03.2019 09:52:59
Sil
 
BİR VEDA HAVASI
Vakit tamam! .. seni terk ediyorum.
O bütün alışkanlıklardan
Ve bütün sıradanlıklardan öteye,
Yorumsuz bir hayatı seçiyorum.
Doyamadım inan,
Kanamadım sevgiye...

Korkulu geceleri sayar gibi,
Deprem gecesinde bir yıldız,
Birdenbire kayar gibi
Ellerim kurtulacak ellerinden,
Bir kuru dal, ağacından
Çatırdayıp kopar gibi...

Aşksa bitti...
Gülse, hiç dermedik.
Bul kendini kuytularda, hadi dal!
Seninle bir bütün olabilirdik...
Hoşça kal gözümün nuru,
Hoşça kal...

Vakit tamam! .. seni terk ediyorum.
Bu, kırık ve incecik
Bir veda havasıdır.
Tutuşan ellerimden
Parmak uçlarına değen sıcaklık,
İncinen bir hayatın yarasıdır...

Kalacak tüm izlerin hayatımda.
Gözümden bir damla yaş,
Sızlayıp resmine aktığında
Bir yer bulabilsem keşke
Bir yer, seni hatırlatmayan
Kan tarlası gelincik şafağında...

Ölümse, korktun.
Savaşsa, hep kaçtın...
Vur kendini kuşkularda, hadi al!
Sen bir suydun oysa,
Sen bir ilaçtın...
Hoşça kal canımın içi,
Hoşça kal...
Yazan
sirgüler
Tarih:
22.03.2019 09:51:26
Sil
 
AŞK OKUDUM AŞK DOKUDUM
Ben bu gönül tezgahında
Aşk dokudum, aşk okudum
Erenlerin dergahında
Aşk okudum, aşk dokudum

Her güçlüğü bile bile
Göznuruyla, sabır ile
Yumak yumak, çile çile
Aşk dokudum, aşk okudum

Bir ömür yana yakıla
Yazdığım sığmaz akla
Acımadım kırkdört yıla
Aşk okudum,aşk dokudum

Sevgi insanlığın özü
Odur aydınlatan bizi
Hak yolunda oldum terzi
Aşk dokudum, aşk okudum.

Günahından, sevabından
İçtim aşkın şarabından
Uluların kitabından
Aşk okudum, aşk dokudum

Aşk için şan da, şeref de
Okudum saplı bu hedefte
Yıllar yılı bir gergefte
Aşk dokudum, aşk okudum

Ümit Yaşar aşkla bende
Kötülük olmaz sevende
Bu can kaldıkça bu tende
Aşk okurum, aşk dokurum.
Yazan
müsekkin
Tarih:
22.03.2019 09:50:22
Sil
 
ŞAŞIRDIM KALDIM İŞTE
Bazen sessiz sevdasın
İpekten kanatlarla

Ama sen hep bin yıllık bilenmiş inatlarla
Karşıma çıkıyorsun
En serin imbatlarda
Adını yazıyorum
Bulduğun fırsatlarla
Yüreğimin başına noktalarla, hatlarla
Başbaşa kalıyorum sonunda heyhatlarla
Sözde senden kaçıyorum
Dolu dizgin atlarla

Ne olur bir gün beni
Kapından olsun dinle
Öldür bendeki beni
Sonra dirilt kendinle
Çarpsam kara sevdayı
En azından yüzbinle
Nasıl bağlandığımı
Anlarsın kemendinle

Kaç defa çıkıp gittim
Buralardan yeminle
Ama her defasında
Geri döndüm seninle
Hangi düğüm çözülür
Nazla, sitemle, kinle
Ne olur bir gün beni
Kapından olsun dinle

Şaşırdım kaldım işte
Bilmem ki nemsin
Bazen kız kardeşimsin
Bazen öp öz annemsin
Sultanımsın susunca
Konuşunca kölemsin
Eksilmeyen çilemsin
Orada ufuk çizgim
Burda yanım yöremsin
Beni ruh gibi saran
Sonsuzluk dairemsin

Çaresizim çaremsin
Şaşırdım kaldım işte
Bilmem ki nemsin
Yazan
matbuat
Tarih:
22.03.2019 09:48:36
Sil
 
AĞLARSIN
Kırdığın kadehte kalan ömrümden,
Ağlarsın içtiğin yılları bilsen.
Hicrinle sararıp solan ömrümden,
Ağlarsın biçtiğin dalları bilsen.

Sefiller gücünü bende sınadı,
Kimi kaçık dedi, kimi bunadı
Berdûş eleştirdi, sarhoş kınadı,
Ağlarsın düştüğüm dilleri bilsen.

Ar ettim sakladım uğraşlarımı,
Haberdâr etmedim sırdaşlarımı.
Gizlemek isterken gözyaşlarımı,
Ağlarsın seçtiğim yolları bilsen.

Felsefe böyledir dîvânelerde,
Teselli aranır bahanelerde,
Bir kadeh mey için meyhânelerde,
Ağlarsın döktüğüm dilleri bilsen.

Ateşe su dedim göz göre göre,
Aklım zavallıydı duyguma göre,
Bahtına şükretti Mecnûn bin kere,
Ağlarsın düştüğüm çölleri bilsen.
Yazan
tezyin
Tarih:
22.03.2019 09:47:36
Sil
 
ACILARA TUTUNMAK
Acı çekmek özgürlükse
Özgürdük ikimiz de
O, yuvasız çalıkuşu
Bense kafeste kanarya
O, dolaşmış daldan dala
Savurmuş yüreğini
Ben bölmüşüm yüreğimi
Başkaldıran dizelere
Kavuşmak özgürlükse
özgürdük ikimiz de
elleri çığlık çığlık
yanyana iki dünya
ikimiz iki dağdan
iki hırçın su gibi
akıp gelmiştik
buluşmuştuk bir kavşakta
unutmuştuk ayrılığı
yok saymıştık özlemeyi
şarkımıza dalmıştık
mutluluk mavi çocuk
oynardı bahçemizde
aramakmış oysa sevmek
özlemekmiş oysa sevmek
bulup bulup yitirmekmiş
düşsel bir oyuncağı
yalanmış hepsi yalan
sevmek diye bir şey vardı
sevmek diye bir şey yokmuş
Acı çektim günlerce
Acı çektim susarak
Şu kısacık konutlukta
Deprem kargaşasında
Yaşadım bir kaç bin yıl
Acılara tutunarak
Acı çekmek özgürlükse
Özgürüz ikimizde
acılardan artakalan
işte o bakışlarmış
kuğu diye gözlerimde
gün batımı bulutlarmış
yalanmış hepsi yalan
savrulup gitmek varmış
ayrı yörüngelerde...
Yazan
telin
Tarih:
22.03.2019 09:45:10
Sil
 
AYRILIK HEDİYESİ
Şimdi saat sensizin ertesi
Yıldız dolmuş gökyüzü ayaydın
Avutulmuş çocuklar çoktan sustu
Bir ben kaldım bir ben kaldım
Tenhasında gecenin avutulmamış ben
Şimdi gözlerime ağlamayı öğrettin ki bu yaşlar
Utangaç boynunun kolyesi olsun

Buda benim sana buda benim sana ayrılırken hediyem olsun

Soytarılık etmeden güldürebilmek seni
Ekmek çalmadan
Doyurabilmek ve haksızlık etmeden doğan güneşe bütün
Aydınlıları içine süzebilmek gibi mülteci isteklerim oldu
Arasıra biliyorsun
Şimdi iyi niyetlerimi bir bir
Yargılayıp asıyorum
Bu son olsun bu son olsun

Şimdi saat yokluğun belası
Sensiz gelen sabaha günaydın
İşi gücü olanlar çoktan gittiler
Bir ben kaldım bir ben kaldım
Voltasında gecenin hiç uyumamış ben
Şimdi gözlerime ağlamayı öğrettin ki bu yaşlar
Utangaç boynunun kolyesi olsun
Buda benim sana buda benim sana ayrılırken hediyem olsun

Kafamı duvara vurmadan tanıyabilmek seni
Beyninin içindekileri anlayabilmek ve yitirmeden yüzündeki
anlık
Tebessümü
Bütün saatleri öylece dondurabilmek için
Çıldırasıya parladım kendimi lanet olsun
Artık sigarayı üç pakete çıkardım günde
Olsun güzelim olsun ne olacaksa olsun
Yazan
BiLFiiL
Tarih:
22.03.2019 09:43:49
Sil
 
BENİ SEVMENİ İSTİYORUM
Seninle buluşmamız ne kadar zor olsa da,
Senden sadece beni sevmeni istiyorum.
Beş dakika baş başa kalmamız suç olsa da
Senden sadece beni sevmeni istiyorum.

Çağırsam bile gelme, yorulma ne olursun,
Sen üzülme, incinme, kırılma ne olursun,
Beni yanlış anlama, darılma ne olursun,
Senden sadece beni sevmeni istiyorum.

Bir gün bensiz kalsan da benimle yaşamanı,
Aşkımın değerini sır gibi taşımanı,
Nemli bakışlarınla resmimi okşamanı
Senden sadece beni sevmeni istiyorum.

Senden tek dileğim var, özel imtiyaz değil,
Kulun başka bir kula ibadeti farz değil,
Haşa! Yaratan gibi beş vakit namaz değil,
Senden sadece beni sevmeni istiyorum.
Yazan
tesanüt
Tarih:
22.03.2019 09:35:48
Sil
 
DEMEDİM Mİ?
Oraya gitme demedim mi sana,
seni yalnız ben tanırım demedim mi?
Demedim mi bu yokluk yurdunda hayat çeşmesi ben'im?

Bir gün kızsan bana,
alsan başını,
yüz bin yıllık yere gitsen,
dönüp kavuşacağın yer ben'im demedim mi?

Demedim mi şu görünene razı olma,
demedim mi sana yaraşır otağı kuran ben'im asıl,
onu süsleyen, bezeyen ben'im demedim mi?

Ben bir denizim demedim mi sana?
Sen bir balıksın demedim mi?
Demedim mi o kuru yerlere gitme sakın,
senin duru denizin ben'im demedim mi?

Kuşlar gibi tuzağa gitme demedim mi?
Demedim mi senin uçmanı sağlayan ben'im,
senin kolun kanadın ben'im demedim mi?

Demedim mi yolunu vururlar senin,
demedim mi soğuturlar seni.
Oysa senin ateşin ben'im,
sıcaklığın ben'im demedim mi?

Türlü şeyler derler sana demedim mi?
Kötü huylar edinirsin demedim mi?
Ölmezlik kaynağını kaybedersin demedim mi?
Yani beni kaybedersin demedim mi?

Söyle, bunları sana hep demedim mi?
Yazan
ordövr
Tarih:
22.03.2019 09:31:41
Sil
 
ETME
Duydum ki bizi bırakmaya azmediyorsun, etme.
Başka bir yar, başka bir dosta meylediyorsun, etme.

Sen yadeller dünyasında ne arıyorsun yabancı?
Hangi hasta gönüllüyü kastediyorsun, etme.

Çalma bizi, bizden bizi, gitme o ellere doğru.
Çalınmış başkalarına nazar ediyorsun, etme.

Ey ay, felek harab olmuş, altüst olmuş senin için...
Bizi öyle harab, öyle altüst ediyorsun, etme.

Ey, makamı var ve yokun üzerinde olan kişi,
Sen varlık sahasını öyle terk ediyorsun, etme.

Sen yüz çevirecek olsan, ay kapkara olur gamdan.
Ayın da evini yıkmayı kastediyorsun, etme.

Bizim dudağımız kurur sen kuruyacak olsan.
Gözlerimizi öyle yaş dolu ediyorsun, etme.

Aşıklarla başa çıkacak gücün yoksa eğer
Aşka öyleyse ne diye hayret ediyorsun, etme.

Ey, cennetin cehennemin elinde oldugu kişi,
Bize cenneti öyle cehennem ediyorsun, etme.

Şekerliğinin içinde zehir zarar vermez bize,
O zehiri o şekerle sen bir ediyorsun, etme.

Bizi sevindiriyorsun, huzurumuz kaçar öyle.
Huzurumu bozuyorsun, sen mahvediyorsun, etme.

Harama bulaşan gözüm, güzelliğinin hırsızı.
Ey hırsızlığa da değen hırsızlık ediyorsun, etme.

İsyan et ey arkadaşım, söz söyleyecek an değil.
Aşkın baygınlığıyla ne meşk ediyorsun, etme.
Yazan
mebzul
Tarih:
22.03.2019 09:29:51
Sil
 
Yaş otuz beş! yolun yarısı eder.
Dante gibi ortasındayız ömrün.
Delikanlı çağımızdaki cevher,
Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
Gözünün yaşına bakmadan gider.

Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?
Benim mi Allahım bu çizgili yüz?
Ya gözler altındaki mor halkalar?
Neden böyle düşman görünürsünüz,
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?

Zamanla nasıl değişiyor insan!
Hangi resmime baksam ben değilim.
Nerde o günler, o şevk, o heyecan?
Bu güler yüzlü adam ben değilim
Yalandır kaygısız olduğum yalan.

Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız
Hatırası bile yabancı gelir.
Hayata beraber başladığımız,
Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir
Gittikçe artıyor yalnızlığımız.

Gökyüzünün başka rengi de varmış!
Geç farkettim taşın sert olduğunu.
Su insanı boğar, ateş yakarmış!
Her doğan günün bir dert olduğunu,
İnsan bu yaşa gelince anlarmış.

Ayva sarı nar kırmızı sonbahar!
Her yıl biraz daha benimsediğim.
Ne dönüp duruyor havada kuşlar?
Nerden çıktı bu cenaze? ölen kim?
Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar?

Neylersin ölüm herkesin başında.
Uyudun uyanamadın olacak.
Kimbilir nerde, nasıl, kaç yaşında?
Bir namazlık saltanatın olacak,
Taht misali o musalla taşında.
Yazan
mütareke
Tarih:
22.03.2019 09:28:29
Sil
 
Değişir rüzgarın yönü,
Solar ansızın yapraklar
Şaşırır yolunu denizde gemi,
Boşuna bir liman arar.
Gülüşü bir yabancının,
Çalmıştır senden sevdiğini
İçinde biriken zehir,
Sadece kendini öldürecektir
Ölümdür yaşanan tek başına
Aşk iki kişiliktir.

Bir anı bile kalmamıştır,
Geceler boyu sevişmelerden
Binlerce yıl uzaklardadır,
Binlerce kez dokunduğun ten
Yazabileceğin şiirler,
Çoktan yazılıp bitmiştir
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir.

Avutamaz olur artık
Seni bildiğin şarkılar
Boşanır keder zincirlerinden
Sular tersin tersin akar
Bir hançer gibi çeksen de sevgini
Onu ancak öldürmeye yarar:
Uçarı kuşu sevdanın
Alıp başını gitmiştir
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir.

Yitik bir ezgisin sadece,
Tüketilmiş ve düşmüş, gözden.
Düşlerinde bir çocuk hıçkırır
Gece camlara sürtünürken
Çünkü hiç bir kelebek
Tek başına yaşayamaz sevdasını,
Severken hiçbir böcek
Hiç bir kuş yalnız değildir
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir.
Yazan
maiyet
Tarih:
22.03.2019 09:16:54
Sil
 
Sevgilim, bir günün ortası şimdi
Taşıtlar hızla gelip geçiyor, her yer kalabalık,
Ben seni düşünüyorum bir bodrum kahvesinde
Uzat bana uzat ellerini
İzinli askerler görüyorum, kırıtarak yürüyen işçi kızlar
İstanbul her günkü yaşantısı içinde uğultulu,
Güvercinler güneşten bir sessizliği biriktiriyor
Ben seni düşünüyorum, seni
Hani tıpkı o ilk günlerdeki gibi
Kalbim diyorum kalbim
Daha dün tezgâhtan çıkmış bir su sayacı gibi
Aşkı anılar besliyor düşler kadar
Bu yüzden diyorum ki aşk eskidikçe aşktır
Sevgi eskidikçe sevgi.
Günümüz, ekmeğimiz, türkümüz
Çoluğumuz çocuğumuz
Binalar yan yana yükselip gidiyor
Vapurların ağzı köpük içinde
Uzaklarda ne kapılar açılıyor
Trenin biri bir istasyona varıyor
Ordan çıkıyor biri.
Her şey biliyor, her şey
Sen biliyor musun bakalım
Seni nice sevdiğimi
Üstüne titrediğimi
Geldiğimi
Gittiğimi
Hadi!
Yazan
ıstırar
Tarih:
22.03.2019 09:05:29
Sil
 
İMKANSIZ AŞK
Falcı kadın yalan söylüyor yalan
Bizi birbirimiz için yaratmış Tanrımız
Nasıl mümkün değilse
Yıldızları toplamak gökyüzünden
Öylesine imkansız bir şey aşkımız

Kurudu gölgesinde oturduğumuz ağaçlar
Bahçelerde sevdiğin çiçekler kalmadı
Sadece hatıralarda ebedi olan
Vazgeçemediğimiz, unutamadığımız
Onlar bile bize yar olmadı

Unut benden kalan ne varsa
Unutmak tesellidir yalnızlığın
Güneşi bir kadeh şarap gibi içip
Delicesine sarhoş olmak
En güzel tarafı imkansızlığın

Ümitlerimiz fırtınalı denizler ortasında
Bir hurda teknedir şimdi
Dalgalar dünden daha zalim
Rüzgar daha hoyrat
Ne bulut var ufuklarda ne gemi

Mevsimler toz pembe değil
Gündüzler gecedir, geceler zindan
Güneşin doğmasını beklemek boşuna
Boşuna artık medet ummak
Taş kalpli zamandan

İnan ki! Kırılmış bir ayna gibi
Paramparça, kırık dökük aşkımız
Çaresizliğin, ümitsizliğin türküsü
Türkülerin en içlisi, en hüzünlüsü
Büyük aşkımız
Yazan
istirdat
Tarih:
22.03.2019 09:00:49
Sil
 
**BANA BUNU YAPMAYACAKTI***
Bana bunu yapmayacaktın
Öyle sırtımdan vurmayacaktın beni
Gelişin gibi onurlu olmalıydı gidişin
Ve öylesine gururlu bitişin.
Gel gör ki kötü oynadın bu oyunu
Erken düştü masken yüzünden
Demek sen içimde büyüttüğüm bir dev değil
Bir hiçtin
Görüyorsun işte
Gittin
Ve de bittin…

Bana bunu yapmayacaktın
Böyle bir hançerle yıkmayacaktın beni
Bir ihanetin adresi olmamalıydı ayak izlerin
Yoksa ben mi yanlış tanıdım seni?
Yoksa hep böyle kirli miydi senin denizlerin?
İşte ellerimde
Suç ortağın bir sinema bileti
Bir pastane köşesi
Bir tiyatro gişesi.
Bu kadar ucuza gitmeyecektin
Sigara dumanlarında harcamayacaktın bu aşkı
Ve aşk cellatlarına meze yapmayacaktın beni
Şimdi boş bir mezar bulsam
Seni böylesine sevdiği için
Oraya bırakırdım kalbimi…

Bana bunu yapmayacaktın
Böyle küstürmeyecektin şiirlerimi
Kan kırmızısı yağmurlar
Yağdırmayacaktın gecelerime
Kanatlarını kırmayacaktın umutlarımın
Beni böyle çıldırtmayacaktın!

Artık
Adın ihaneti çağrıştırıyor bana
Ve tadın bir yılanın en öldürücü zehrini
Söyle
Şimdi hangi yüreğe saplıyorsun
O acımasız hançerini? ..
Bil ki
Bundan böyle
Yasaklanmış kitaplarım gibisin bana
Yaklaşmam yasak
Dokunmam yasak
Ve ömrümce
Sarılmam yasak sana!..
Yazan
iptidai
Tarih:
22.03.2019 08:58:49
Sil
 
*BEN SENİ ASLA***
Sen hayatımın en vazgeçilmez aşkı
Sen uğrunda en çıldırdığım esmer
Sen yolunda savaşlar verdiğim sevdam
Sen uğrunda ölümlere gidip geldiğim
Sen beklediğim
Sen özlediğim
Sen gizlediğim...

Güneş doğmayı unutabilir
Sabah olmayı
Yağmur yapmayı
Ama ben seni asla...

Çiçekler açmayı unutabilir
Kuşlar uçmayı
Baharlar gelmeyi
Ama ben seni asla...

Ne zaman bir şiir okunsa aklımdasın
Ne zaman bir telefon çalsa karşımdasın
Sen tanrımın en güzel armağanı
Sen hayatımın en gerçek yalanı
Sen bütün huylarımı ezbere bilen
Sen gözyaşlarımı en iyi silen
Sen dünyanın en güzel kadını

Sen yemeğimin tuzu
Yüreğimin buzu
Anasının en güzel kızı
Sen kalbimde en tatlı sızı
Sen bütün varlığımın en sevimli hırsızı
Sen sevdikçe sevilesi
Övdükçe övülesi
Öptükçe öpülesi aşkım...

Sen beni yokluğuyla delirten
varlığıyla yolumu yolundan çeviren
Sevdasıyla beni bir dağ gibi deviren kadın
Bundan böyle senden sorulsun günahlarım
Sende bütün sorularım
Sende bütün cevaplarım
Adam olmuşsam senden
Katil olursam senden
Ben çoktan vazgeçtim kendimden
Ama senden
ASLA! ...
……………
Yazan
Hapaz
Tarih:
22.03.2019 08:53:11
Sil
 
BEN SANA MECBURUN
Ben sana mecburum bilemezsin
Adini mih gibi aklimda tutuyorum
Büyüdükçe büyüyor gözlerin
Ben sana mecburum bilemezsin
içimi seninle isitiyorum.

Agaçlar sonbahara hazirlaniyor
Bu sehir o eski istanbul mudur
Karanlikta bulutlar parçalaniyor
Sokak lambalari birden yaniyor
Kaldirimlarda yagmur kokusu
Ben sana mecburum sen yoksun.

Sevmek kimi zaman rezilce korkuludur
Insan bir aksam üstü ansizin yorulur
Tutsak ustura agzinda yasamaktan
Kimi zaman ellerini kirar tutkusu
Bir kaç hayat çikarir yasamasindan
Hangi kapiyi çalsa kimi zaman
Arkasinda yalnizligin hinzir ugultusu

Fatih'te yoksul bir gramofon çaliyor
Eski zamanlardan bir cuma çaliyor
Durup köse basinda deliksiz dinlesem
Sana kullanilmamis bir gök getirsem
Haftalar ellerimde ufalaniyor
Ne yapsam ne tutsam nereye gitsem
Ben sana mecburum sen yoksun.

Belki haziran da mavi benekli çocuksun
Ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor
Bir silep siziyor issiz gözlerinden
Belki Yesilköy'de uçaga biniyorsun
Bütün islanmissin tüylerin ürperiyor
Belki körsün kirilmissin telas içindesin
Kötü rüzgar saçlarini götürüyor

Ne vakit bir yasamak düsünsem
Bu kurtlar sofrasinda belki zor
Ayipsiz fakat ellerimizi kirletmeden
Ne vakit bir yasamak düsünsem
Sus deyip adinla basliyorum
Içim sira kimildiyor gizli denizlerin
Hayir baska türlü olmayacak
Ben sana mecburum bilemezsin.
Yazan
istirdat
Tarih:
14.03.2019 10:09:32
Sil
 
Seni Seviyordum

Sana uzak kentlerden birinde,
Zamanın bir yerinde seni ve senli günleri anımsattı akşam güneşi.
Onca zamanın üstünde eskimeyen bir düşüncesin şimdi.
İnsan her gün anımsar mı aynı gözleri?
Seni seviyordum ve senin haberin yoktu.
Saçlarını izliyordum uzaktan,kulağının arkasına düşüşü.
Ve burnun herkesten başkaydı işte.
Güldüğün zaman yukarıya bakardın.
Yukarı kalkan başın ve gülen gözlerin vardı.
Ne güzeldiler.
Sen bilmiyordun, ben seni seviyordum.
Kalbime sığmıyordu aklımdan geçenler,
Duvarlara, vitrin camlarına, kaldırımlara çarpıyordu.
Geri dönüyordu çoğalarak. Senin sesini duyduğum
masalarda erteliyordum her şeyi.
Her şeyi erteleyişim oluyordun.
Kalp ağrısı oluyordun.
Birlikte soluduğumuz sokak isimleri oluyordun.
Mevsimler değişiyor ve büyüyorduk.
Dönemeçler geçiyor,köprüler göze alıyor
ve bazen tekin olmayan suların üzerinden atlıyorduk.
Cesurduk.
Ufuk çizgisi maviydi,
gün batımı hep turuncu ve kırmızıydı tüm karanfiller.
Ben seni seviyordum, sen bilmiyordun.
Sevinçlerim oluyordun ara sıra,sen hiç bilmiyordun.
Sonra herhangi biri oldun.
Bütün sevinçlerim bittikten sonra.
Yağmurlar yağdı serin Haziran akşamları.
Derken bir gün uzaktan gördüm seni.
Saçların bana inat, başın her şeye meydan okuyarak
işte yine aynı,kalbimi acıttın, her zamanki gibi.
Değiştik sanıyordum ve sen yine bilmiyordun.
Şimdi bunları anlatsa sana birileri,
kimbilir ya da boş ver bilme en iyisi
Yazan
kavkı
Tarih:
14.03.2019 10:07:32
Sil
 
Hani Herşeyin Başladığı Yerde

Ben sana sevmenin ne demek olduğunu öğrettim
Sende bana, seni sevmenin ne kadar yanlış olduğunu
şimdi sırada gitmek var…
yüreğimde kalan emanet sevgini vererek
çıkacağım hayatından
ve nasıl girdiysem yalan gözlerine
öylece akıp gideceğim
bir kaç damla gözyaşıyla birlikte
yanaklarından süzülüp dudaklarında son bulacağım
hani her şeyin başladığı yerde?

şimdi sırada susmak var…
şiir bitince başlayacak sessizliğim
duymayacaksın bir daha seni seviyorum sözünü benden
bir başkasının söylediği en güzel söz bile
titretemez yüreğini bundan sonra
ve hiçbirşeyin değerini kavrayamaz benliğin
ben sustukça…
suskunluğum saklıdır
ihanetinin suçlusu olan ‘dilinde’
hani bana herşeyim dediğin
yani yalanlarınla yaraladığın yerde……

şimdi sırada gülmek var…
gözyaşıyla geçen yıllara inat gülmek!
yağmurlarla yarışmaktan vazgeçmek…
ama ben sende unuttum gülüşümü
girişinde parkı olan şehirlerde kaldı tüm sevinçlerim
çokça aşk.. özlem.. isyanlar ve gözyaşı
işte sana gençliğim!

oysaki herşey güzeldi bir zaman
adam gibi ağlamak bile koymuyordu
bugünkü sahte gülüşler kadar….

şimdi sırada isyan var…
‘sonsuza dek’ diyen dillere
aşkın gücüyle asılan yollara
kolarımda beklerken ellerde gördüğüm sahte yüreklere
ve bana hatırla diye bıraktığın gecelere
isyan nerde başlar bilirmisin sen?
sevgiyle çarpan kalbin ihanetle durduğu yerde…

şimdi sırada mazıyı gömmek var…
sonu hüsranla biten seneleri
hepsi seninle yaşanmıştı
mevsimlerin bir tadı vardı eskiden
seni bana sevdiren yüzündeki imkansızlıktı
mutluluk mu? uzun zamandır uğramadı
çünkü o uzaktaki bir şehrin tozlu kaldırımlarında kaldı….

şimdi sırada özlemek var huzurla geçen yılları
yalansız..dolansız.. tüm saflığınla
kollarımda uyandığın sabahları
terminallerde yaşanan burukluğu ve
geceleri uyurken yanımda duran sıcaklığı özlemek
o sıcaklık şimdi
resimlerin hatırlattığı anılarda saklı….

şimdi sırada unutmak var…
yaşanan ya da yaşanamayan güzel günleri
büyüsü bozuldu bu sevdanın
en iyisi kurutmak hayalleri ve bir daha kurmamak
düşünmemek geçmişi..
ve sürdürmemek yalan yüreğinde yarattığım
hiç bir geleneği!
bir güzelliktin uzun zaman önce yüreğimde yer eden
şimdilerde ise çirkin ruhunla birlikte

kaybolup giden…..

şimdi sırada teşekkür var…
‘sevgili’ olmayı başardığın zamanlarda
yaşattığın mutluluklar için.
pınarlarımı kurutup başkasına ağlamamı engellediğin için.
benliğinde yer eden anıları benimle yaşamayı
tercih ettiğin için.
ve en önemlisi bir dilim ekmeği ikiye böldüğün için….

aslında sana o kadar çok teşekkür borçluyum ki….
mesala derslere sarhoş girişim!
hiç bir şiirimi istediğim gibi bitiremeyeşim!
acıları yüreğime kazıyıp mutluluğumu gölgeleyişin!
çok sevdiğim şarkıları unutuşum
hepsi senin eserin teşekkürler sevgilim…..

kalabalıklar ortasında yalnızlığı tattırdın
bakamaz olduğum uğruna kırdığım dostların yüzüne
açamıyorum odamın pencersini
güneşe olan utancımdan!
o çok sevdiğim rüzgar benden uzakta esiyor şimdi
sonbahar da kustu…
yapraklar öyle güzel sararmıyor
oysa tek sırdaşımdı seni bana sevdiren kasım yağmuru

gençliğimi çöpe atım sayende
ve yıktın beni ayakta tutan son umudu
teşekkürler sevgilim son kez teşekkürler
şimdi herkes biliyor gözlerinin kahverengi adınında
vefasız biri olduğunu…
Yazan
ölgün
Tarih:
14.03.2019 10:06:14
Sil
 
Seninle olmanın en güzel yanı ne biliyor musun?

Elin elime değmeden avuçlarımı terleten sıcaklığını taa içimde hissetmek.

Seninle olmanın en kötü yanı ne biliyor musun?

”Seni seviyorum” sözcüğü dilimin ucunu ısırırken her konuşmamızda boş yere saatlerce havadan sudan söz etmek.

Seninle olmanın en heyecanlı yanı ne biliyor musun?
Aynı şeyleri seninle aynı anda düşünmek birlikte ağlamak gülmek. Ve buradayken bile seni çılgınca özlemek…

Seninle olmanın en acı yanı ne biliyor musun?
Seni hiç tanımadığım bir sürü insanlarla paylaşmak. Senin yanında olan, seninle konuşan herkesi çocukça kıskanmak.

Seninle olmanın en mutlu yanı ne biliyor musun?
Tanıdık birileriyle karşılaşma tedirginliği ile yollarda yürümek yan yana… Elimdeki şemsiyeye inat yağmurda ıslanmak birlikte. Elimde kır çiçeğiyle seni beklemek… Aynı mekanlarda aynı yiyecekleri yemek.

Seninle olmanın en romantik yanı ne biliyor musun?
Sensiz gecelerde sana söyleyemediklerimi yıldızlara aya anlatmak… Okuduğum kitabın sayfalarında dinlediğim şarkıların türkülerin şiirlerin her mısrasında seni bulmak.

Seninle olmanın en zor yanı ne biliyor musun?
Seni kaybetme korkusuyla hayatta ilk kez tattığım o tarifsiz duygularımı umut denizinin ortasında küreksiz bir sandala hapsetmek. Sevgili yerine yıllarca dost kalmayı başarmak. Yalın ayak yürümek bıçağın en keskin yerinde. Kanadıkça tuz yerine gözyaşlarımı basmak yüreğime.

Seninle olmanın tek yan etkisi ne biliyor musun?
Nereden bileceksin?
Sen benimle hiç olmadın ki. Olsaydın avuçlarım terlemezdi… Isırmazdım dilimin ucunu… Özlemezdim seni yanımdayken.Kıskanmazdım.

Korkmazdım yollarda yürümekten. Islanmazdım yağmurlarda… Yıldızlara aya dert yanmaz, böyle her şarkıda serhoş olmazdım.

Korkmazdım seni kaybetmekten ayaklarım kan revan atlardım sandaldan denize… Ve her kulaçta haykırırdım seni..

Ama sen hiç benimle olmadın ki…
YA AKLIN BAŞKA YERLERDEYDİ YADA YÜREĞİN…
Yazan
kesel
Tarih:
14.03.2019 10:05:22
Sil
 
Biraz Değiştim

Biraz değiştim,
Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar…
Değiştim,
Unutamadığım sözlerinin arasında sıkışıyorum,
Bir yanım kendimi kolluyor bir yanım seni
Ben benimle savaşıyorum,
Seninle değil!
Sonucu kılıcı kuşananından belli olan bir savaşın
Ne kazanabileni ne de kaybedeniyim,
Sorun değil!

Elbet alışırım,
Biraz alıştım,
Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar,
Alıştım,
Varlığını istemediğim tüm eksik yanlarıma,
Ve çokluğunu da yokluğunu da istemediğim bu iki arada bir derede duyguya alışıyorum,
Bir yanım bırak diyor bir yanım –ma,
Kesin değil!

Henüz tanıştım,
Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar,
Tanıdığımı sandığım bana daha da yakınım artık,
Duvarlara anlatırken öğrendiklerim kendi hakkımda,
Ve aynalara ağlarken gördüklerim kendi tarafımda…
Bir yanım memnun oldum diyor, bir yanım tanıyamadım daha,
Samimi değil!

Bir hayli kırıldım,
Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar,
Canıma batan her halin felç gibi indi bedenime,
Gözlerimden tut da ciğerime kadar kırgınım!
Aslında ne sana, ne olanlara…
Kendime kırgınım…
Maziye hiç değil, an’a kırgınım.
Anlatamadığım, anlayamadığım masalların bana yaptıklarına,
Dinlediğim şarkılarda bana seni anlatan şarkıcılara,
Beni anlamadığın kelimelerin bana her şeyi anlatıyor gibi geliyor oluşlarına…
Bir hayli kırgınım…
Beni ben kırdım oysa,
İyi değil!

Galiba yoruldum,
Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar,
Kendime kalbimi kanıtlamaktan,
Ve kanıtladığıma kendimi inandırmaktan,
Ve dahası kocaman bir sahada tek başına koşmaktan yoruldum!
Aslında ne pişmanım ne de pes ediyorum,
Sadece beni kaybettikçe seni kaybediyorum,
Şu kalp denen, beni bana sorgulatıyor artık,
Ki seni sorgulamamasını nasıl beklerim,
Toprağa bakan yanım senden zaten ayrı,
Sana bakan yanımsa toprakla aynı,
Ne yaparsan yap gördüğünün seni görmesini bekleyemezsin,
Gözlerim yorgun, dudaklarım hissiz,
Dokunulmadan geçen yıllar bana ağır,
Sarılmadan geçip giden uğurlamaların kavuşmaları hep beklentisiz,
Söyleyemediklerini söylesen de şimdi, sesine aşina yanım onca sessizlikten sonra artık sağır!
İsteyerek değil!

Çok çalıştım,
Paylaştığımız hayatımızda bıraktığın onca üstü kapalı “git” izine,
Beni yerle bir eden kendince açık olan her tepkine,
Ve bence bana tanımadığım bir adamı göstermene rağmen,
Gitmek için, bitmek için, sana huzur vermek için çok çalıştım,
Daha önce de gitmiştim, kendi isteğimle!
Anladım ki daha önce sevmemiştim,
Çok çalıştım inan,
Değişen yanımın aslında hep aynı olduğunu göstermeye,
Her defasında daha da tozlaşan canımı kırmadan korumaya,
Ve alışmaya kendime, bu göz gözü görmez dumanlı halime,
Çok alışmaya çalıştım hem de,
Tanıştım seninle doğan yanımla da ölen yanımla da,
Birini yaşattım, yaşatıyorum da hala ama diğerinin ölmesine engel olamıyorum da!
Yorulmak dinlenmekle geçmiyor,
An be an çöküyor insanın içindeki güç,
Işığı sönüyor, beyaza dönüyor rengi gitgide, hissizleşiyor,
Ne yormak istedim seni ne de yormak kendimi,
Çok çalıştım,
Gitmeye de kalmaya da,
İkisi de aynı acı,
Kolay değil!
Yazan
argıt
Tarih:
14.03.2019 10:04:26
Sil
 
Anladım

Bunca zaman bana anlatmaya çalıstığını,
kendimi bulduğumda anladım.

Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış,
Kendi yolumu çizdiğimde anladım..

Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat, okuyarak, dinleyerek degil..
Bildiklerini bana neden anlatmadığını, anladım.

Yüreğinde aşk olmadan geçen hergün kayıpmış,
Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım..

Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden,
Neden hiç ağlamadığını anladım..

Ağlayanı güldürebilmek, ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş,
Gözyaşımı kahkaya çevirdiğinde anladım..

Bir insanı herhangi biri kırabilir,
Ama bir tek en çok sevdiği acıtabilirmiş,
Çok acıttığında anladım..

Fakat, hakedermiş sevilen onun için dökülen her damla gözyaşını,
Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terkettiğinde anladım..

Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet,
Yüreğini elime koyduğunda anladım..

”Sana ihtiyacim var, gel ! ” diyebilmekmiş güçlü olmak,
Sana ”git” dediğimde anladım..

Biri sana ”git” dediğinde, ”kalmak istiyorum” diyebilmekmiş sevmek,
Git dediklerinde gittiğimde anladım..

Sana sevgim şımarık bir çocukmuş,her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan,
Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım..

Özür dilemek değil, ”affet beni”
Diye haykırmak istemekmiş pişman olmak,
Gerçekten pişman olduğumda anladım..

Ve gurur, kaybedenlerin,acizlerin maskesiymiş,
Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış,
Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım..

Ölürcesine isteyen,beklemez,
Sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi,
Beni affetmeni ölürcesine istediğimde anladım..

Sevgi emekmis,
Emek ise vazgeçmeyecek kadar,
Ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş…
Yazan
halisane
Tarih:
14.03.2019 10:03:15
Sil
 
Herşey Sende Gizli

Yerin seni çektiği kadar ağırsın,
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın,
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç…
Sevdiklerin kadar iyisin,
Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kaşın gözün,
Karşındakinin gördüğüdür rengin..
Yaşadıklarını kâr sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün..
Gülebildiğin kadar mutlusun.
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,
Sevdiğin kadar sevileceksin.
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın.
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret,
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın.
Unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın,
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..
İşte budur hayat!
İşte budur yaşamak,
Bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
Çiçek sulandığı kadar güzeldir,
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli,
Bebek ağladığı kadar bebektir.
Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin,
bunu da öğren,

Sevdiğin kadar sevilirsin…
Yazan
tamtakır
Tarih:
14.03.2019 10:01:48
Sil
 
Farkında Olmalı İnsan…

Kendisinin, hayatın olayların, gidişatın farkında olmalı.
Farkı fark etmeli, fark ettiğini de fark ettirmemeli bazen…
Bir damlacık sudan nasıl yaratıldığını
Fark etmeli.
Anne karnına sığarken dünyaya neden sığmadığını
Ve en sonunda bir metre karelik yere nasıl sığmak zorunda kalacağını
Fark etmeli.
Şu çok geniş görünen dünyanın, ahirete nispetle anne karnı gibi olduğunu
Fark etmeli.
Henüz bebekken 'dünya benim!' dercesine avuçlarının sımsıkı kapalı olduğunu,
ölürken de aynı avuçların 'her şeyi bırakıp gidiyorum işte!' dercesine apaçık kaldığını
Fark etmeli.
Ve kefenin cebinin bulunmadığını fark etmeli.
Baskın yeteneğini
Fark etmeli sonra.
Azraillin her an sürpriz yapabileceğini,
Nasıl yaşarsa öyle öleceğini
Fark etmeli insan.
Ve ölmeden evvel ölebilmeli.
Hayvanların yolda kaldırımda çöplükte
Ama kendisinin güzel hazırlanmış mükellef bir sofrada yemek yediğini
Fark etmeli.
Eşref-i mahlûkat (yaratılmışların en güzeli) olduğunu
Fark etmeli.
Ve ona göre yaşamalı.
Gülün hemen dibindeki dikeni dikenin hemen yanı başındaki gülü
Fark etmeli.
Evinde 4 kedi 2 köpek beslediği halde
Çocuk sahibi olmaktan korkmanın mantıksızlığını
Fark etmeli.
Eşine 'seni çok seviyorum!' demenin mutluluk yolundaki müthiş gücünü
Fark etmeli.
Dolabında asılı 25 gömleğinin sadece üçünü giydiğini ama arka
Sokaktaki komşusunun o beğenilmeyen gömleklere muhtaç olduğunu
Fark etmeli.
Zenginliğin ve bereketin sofradayken önünde biriken ekmek
Kırıntılarını yemekte gizlendiğini
Fark etmeli.
Annesinden doğarken tertemiz teslim aldığı gırtlağını
60-70 yıl sonra sigara yüzünden Azrail’e soba borusu gibi teslim etmenin
Emanete hıyanet sayılacağını
Fark etmeli
63 yıllık ömründe hiç karnı doymayan bir peygamberin ümmeti olarak
Aşırı beslenme yüzünden sarkan göbeğini
Fark etmeli
İnsan fark etmeli ki
Ömür dediğin üç gündür,..
Dün geldi geçti yarın meçhuldür,
O halde ömür dediğin bir gündür, o da bugündür.
Yazan
kadimi
Tarih:
14.03.2019 09:59:46
Sil
 
Özleme Dair…

Ayrılık yüreğimi karıncalandırıyor nicedir…

Beynimi uyuşturuyor özlemin…

Çok sık birlikte olamasak bile benimle olduğunu bilmenin bunca yıl içimi nasıl ısıttığını yeni yeni anlıyorum.

Yokluğun, hatırlandıkça yüreğime saplanan bir sızı olmaktan çıkıp mütemadi bir boşluğa dönüşüyor.

Sabahlara seni okşayarak başlamaları akşamları, her işi bir kenara koyup seninle başbaşa karşılamaları özlüyorum oynaşmalarımızı, hırlaşmalarımızı, yürüyüşlerimizi, sevimli haşarılığını, çocuksu küskünlüğünü…

Nasıl da serttin başkalarına karşı beni savunurken ve ne yumuşak, bir çift kısık gözle kendini ellerimin okşayışına bırakırken… ya da kolyeni çözdüğümde kollarıma atlarken…

Hasta olduğunda, o korkunç kriz gecelerinde günler, geceler boyu nöbet tuttuk başında… o şen kahkahalarına yeniden kavuşabilmek için sessiz dualar ederek…

"Atlattı" müjdesini kutlarken yorgun bedenindeki yaraları okşayarak, doktorun böldü sevincimizi:

"Yaşayamaz artık bu evde… yüksek binalar ve beton duvarların gri kentinde" dedi, "O gitmeli… ve kendine yeni bir hayat çizmeli…"

Bilsen, ne zor gitmen gerektiğini bile bile "Kal" demek sana…

Ne zor, senin için ebedi mutluluğun beni unutmandan geçtiğini bilmek…

Gitmeni asla istemediğim halde, buna mecbur olduğumuzu görmek ve sana bunları söyleyemeden "Git artık" demek…

"Beni ne kadar çabuk unutursan, o kadar çabuk kavuşacaksın mutluluğa" demek sana ne zor…
Sesimi, kokumu çekip alıvermek beyninden, sesin, kokun hâlâ beynimdeyken…

… seni görmemek ve belki yıllar sonra karşılaştığımızda bana bir yabancı gibi bakmanı istemek senden…

… yeni bir sevdayı yasakladığım kalbime söz geçirmek…

… ve sonra kendi ellerimle bindirip seni yabancı bir arabanın arka koltuğuna, birlikte güneşlendiğimiz onca yazı, yanyana titreştiğimiz onca kışı, paylaştığımız bunca acıyı, onca kahkahayı ve bütün o uzak yeşillikleri katıp yorgun bedeninin yanına, arkandan pişmanlık gözyaşları dökmek ne zor…

… ne zor hiç tanımadan seni emanet ettiğim bir şoföre "Hızla uzaklaş buradan ve gidebileceğin kadar uzağa git" demek…
… yokluğunu beklemek, ne zor…

Bunları düşündükçe, şu anda uzakta bir yerlerde üşüdüğünü sezinleyerek panikliyorum. Bütün engelleri aşıp terkedilmiş caddeleri, kimsesiz sokakları. yalnız bulvarları arşınlayarak sana ulaşmak, sessizce başını okşamak, kulağına sevgi sözcükleri fısıldamak ve yavaşça üzerini örtmek geçiyor içimden…

Paylaştığımız bir mazinin, yitirdiğimiz bir geleceğe dönüşmesinden hicran duyuyorum.
Gizli gizli hüzünlendiğim akşamlardan birinde, terketmişlere özgü bir terkedilme korkusunu da yüreğimin derinlerinde duyarak sana koşmak, yaptıklarım ve daha çok da yapamadıklarım için özür dilemek ve "Geri dön bebeğim" demek istiyorum:"Geri dön… kulüben seni bekliyor…"
Yazan
öreke
Tarih:
14.03.2019 09:59:07
Sil
 
Aşkın Tarifi

Evinin seni içine sığdıramayacak kadar dar olduğunu fark edeceksin…
Sokağa fırlayacaksın…
Sokaklar da dar gelecek…
Tıpkı vücudunun yüreğine dar geldiği gibi…
Ne denizin mavisi açacak içini, ne pırıl pırıl gökyüzü…
Kendini taşıyamayacak kadar çok büyüyecek, bir yandan da kaybolacak kadar küçüleceksin…
Birileri sana bir şeyler anlatacak durmadan…
"Önemli olan sağlık."
"Yaşamak güzel."
"Boş ver, her şey unutulur."
Sen hiçbirini duymayacaksın…
Göz yaşlarından etrafı göremez hale geleceksin…
Ondan ölmesini isteyecek kadar nefret edecek, az sonra kollarında ölmek
isteyecek kadar çok seveceksin…
Hep ondan bahsetmek isteyeceksin…
"Ölüme çare bulundu" ya da "Yarın kıyamet kopacakmış" deseler başını
kaldırıp Ne dedin?" diye sormayacaksın…
Yalnız kalmak isteyeceksin…
Hem de kalabalıkların arasında kaybolmak…
İkisi de yetmeyecek…
Geçmişi düşüneceksin…
Neredeyse dakika dakika…
Ama kötüleri atlayarak…
Onunla geçtiğin yerlerden geçmek isteyeceksin…
Gittiğin yerlere gitmek…
Bu sana hiç iyi gelmeyecek…
Ama bile bile yapacaksın…
Biri sana içindeki acıyı söküp atabileceğini söylese, kaçacaksın…
Aslında kurtulmak istediğin halde, o acıyı yaşamak için direneceksin…
Hayatının geri kalanını onu düşünerek geçirmek isteyeceksin….
Aksini iddia edenlerden nefret edeceksin…
Herkesi ona benzetip…
Kimseyi onun yerine koyamayacaksın…
Hiçbir şey oyalamayacak seni…
İlaçlara sığınacaksın…
Birkaç saat kafanı bulandıran ama asla onu unutturmayan.
Sadece bir müddet buzlu camın arkasından seyrettiren…
Bütün şarkılar sizin için yazılmış gibi gelecek…
Boğazın düğümlenecek, dinleyemeyeceksin…
Uyumak zor, uyanmak kolay olacak…
Sabahı iple çekeceksin…
Bazen de "Hiç güneş doğmasa" diyeceksin…
Ne geceler rahatlatacak seni ne gündüzler…
Ölmeyi isteyip, ölemeyeceksin…
Belki çivi çiviyi söker diye can havliyle önüne çıkana sarılmak isteyeceksin
…
Nafile…
Düşüncesi bile tahammül edilmez gelecek…
Rüyalar göreceksin, gerçek olmasını istediğin…
Her sıçrayarak uyandığında onun adını söylediğini fark edeceksin…
Telefonun çalmasını bekleyeceksin…
Aramayacağını bile bile…
Her çaldığında yüreğin ağzına gelecek…
Ağlamaklı konuşacaksın arayanlarla…
Yüreğin burkulacak…
Canın yanacak…
Bir daha sevmemeye yemin edeceksin…
Hayata dair hiçbir şey yapmak gelmeyecek içinden…
Onun sesini bir kez daha duymak için yanıp tutuşacaksın…
Defalarca aradığı günlerin kıymetini bilmediğin için kendinden nefret
edeceksin…
Yaşadığın şehri terk etmek isteyeceksin…
Onunla hiçbir anının olmadığı bir yerlere gidip yerleşmek…
Ama bir umut…
Onunla bir gün bir yerde karşılaşma umudu…
Bu umut seni gitmekten alıkoyacak…
Gel gitler içinde yaşayacaksın…
Buna yaşamak denirse…

Razı mısın bütün bunlara…?
Hazır mısın sonunda ölüp ölüp dirilmeye…?
O halde aşık olabilirsin
Yazan
tortop
Tarih:
14.03.2019 09:58:24
Sil
 
Bir İnsanı Unutmak

Hiç Bir insani unutmak, bir insandan vazgeçmek, bir insani hayatından sonsuza kadar çıkartmak zorunda kaldın mı hiç?
Hani ölmüş gibi, hani uzatsan da elini tutamayacağını bilmek gibi,her an kapından içeri gülümseyerek gireceğini bekleyip ama aslında hiç gelemeyeceğini de bilmen gibi.
Ne zor şey değil mi ölmediğini bilmek, ama ölmüş gibi ulaşılmaz olması artık o insanın sana, ne kadar katlanılmaz bir
gerçek değil mi sen hala bu kadar sevgili iken?

Özlemek, bu kadar özlemek, etini kemiğini yakarcasına özlemek. Çok kötü değil mi?

Bu kadar özleyip onu görememek, ona dokunamamak, onu işitememek, artık sonunun “Pi” hali değil mi?

Biliyorsun değil mi? Ne kadar umutsuz bir arayıştır o, kalabalık caddede geçen binlerce yüze bakmak belki bir kez daha görebilmek için o yüzü, belki biraz önce geçti bu kaldırımdan diye düşünmek, belki su an arkamda yürüyen insanların içinde bir yerde demek, belki su an üzerimdedir gözleri diye paranoyalar yaşamak ne zordur değil mi?

Ne kadar eritir insanı fark etmeden. Sende biliyorsun değil mi bunları.

Bir sinema koltuğunda sende iki kişi gibi oturdun mu hiç? Hiç iki kişi gibi zevk aldın mı bir konserden yalnız başına. Güzel bir cafe keşfettiğinde, güzel bir film seyrettiğinde, güzel bir şarkı dinlediğinde güzellikleri oranında eksik kaldıklarını hissettin mi paylaşamadığın için onunla.

Bir barın kalabalığında hiç yarım vücudunla sallandın mı ortada? Hiç iki kişilik beyninle yarım insan olabildin mi?

Baktığında aynana sadece yüzünün bir yarısını gördüğün oldu mu hiç?

Sana hayatındaki en büyük yoksunluğu yaşatandan nefret edemediğin zamanlar oldu mu hiç?

Gözünün içine baka baka kolunu bacağını kesen bir insanın yüzüne sevgi dolu bir gülümseme ile bakabildiğin zamanlar oldu mu hiç?

Hayatta inandığın bütün değerlerini altüst eden birisine aşk şiirleri yazabildin mi?

Onu içinde korumanın seni yok etmek olduğu zamanlara feda oldun mu hiç?

İçinde ağlayan çocuğa umut şarkıları söyleyemediğin, özlemini, susuzluğunu, açlığını gideremediğin zamanlar oldu mu hiç?

Kanayan yarasını gördüğün ama merhem olamadığın zamanlar. Gücünün, hani o tanrısal gücünün bir çocuğun ağlamasını
susturamayacak kadar olduğunu gördüğün zamanlar oldu mu hiç?

Hiiiiiiiç…. Hiiç… hiç… bir hiç..
Yazan
zevat
Tarih:
14.03.2019 09:53:41
Sil
 
Seviyorum Seni

Günler güz yaprakları gibi birer birer dökülürken ayaklarımın dibine ,
ben her gece karanlığa dikip gözlerimi senin aydınlığını bekledim.
Sen yoktun…

Binlerce adım attım bu kentin sokaklarında.
Her köşeyi , her parkı , her ağacı ezberledim.
Sevdaya bulanmış her kaldırım taşında senin adını aradım.
Sen yoktun…

Evlerin duvarları birer birer üzerime yıkıldı.
Her bir hücremin acısını ta yüreğimde hissederken,
beni enkazın altından çekip alacak elini aradım.
Sen yoktun…

Özlem şarkılarını ezberledim.
Kimini bağıra bağıra , kimini fısıltıyla söyledim.
Karanlığa haykırdım hasretimi.
Sesimi duyacaksın diye bekledim.
Sen yoktun…

Senden gelecek bir tek haberi bekledim.
Saatler geldi , geçmedi.
Çalan her telefonu yüreğimin deli bir çağlayana dönen atışlarıyla açtım.
Senden başka duyduğum her seste hep aynı hayal kırıklığını yaşadım.
Onlar beni duymak istiyordu , bense seni.
Sen yoktun…

Seni aramaktan yorgun düşmüş bedenimi karanlığın kucağına uzattım her gece.
Bir an önce sabah olsun diye uykunun beni çekip almasını bekledim , olmadı.
Kaç kere sabahı ettim gözlerimi kapamadan.
Kaç gece merdivendeki ayak seslerini dinledim gelen sensindir diye.
Sen yoktun…

Her yağmurla birlikte hüzün de yağdı bu kentin üzerine.
Bulutlar yalnızlığın işaretiydi benim için.
Islatan yağmur olmadı , ben senin özleminle sırılsıklamdım her mevsim.
Hayat merhaba dedi bahara çiçek çiçek.
Uzun kıştan sonra gelmez dediğim göçmen kuşların dönüşünü gördüm.
Sen yoktun…

Her istasyon , her otogar adresim oldu.
Bir trenden inersin sandım.
Otobüslerdeki her yolcuya sensin diye baktım.
Yada yolculuklara vurdum kendimi , kimsenin uğramadığı köylere ,
adı duyulmamış kasabalara gittim.
Senden bir iz aradım.
Sen yoktun…

Denizin sonsuz maviliğine umut bağladım.
Kıyılarda tükettim bekleyişlerimi.
Hep sensiz gemiler geçti limanlardan.
Ben gemicilerin hasret türkülerine eşlik ettim.
Sen yoktun…

Gözümden bir tek damla yaş akmadı.
Onlar sana aitti , sana kalmalıydı.
Kimselere söyleyemedim acılarımı.
Bekleyişimin öyküsünü kimselere anlatamadım.
Nice fırtınalar koptu yüreğimde , dalgalar dövdü hayallerimi.
Sığınacak bir liman , yaslanacak bir omuz aradım.
İçimi dökecek bir insan aradım.
Sen yoktun…

Her gece ay paramparça oldu.
Her gece yıldızlar birer birer düştü sokaklara.
Yıldızları saçına takıp gelmeni bekledim.
Ayı avucunda bana getirmeni bekledim ve bir güneş gibi doğup aydınlatmanı bekledim bu kapkara dünyamı.
Ama… Sen yoktun…
Yazan
ordinat
Tarih:
14.03.2019 09:48:50
Sil
 
Zamansız

Can alıp gitti adını sayıkladığım günler.
Özlemi nefrete bulandı cisminin bu hikayede.
Sonuna çevirdiğim başlangıçların kum taneleri birer birer yüreğimden akıttı varlığını.
Zaman durmaya yakındı sanki, zaman amansızlıktı.
Ve yokluğunda kayboldu saniyeler, yokluğun zamansızlıktı…

Yol almıştı artık mutluluk senden sonra.
Giderken ardından çabucak dönüp gelsin diye akmıştı gözümden yaşlar,
özümden can akmıştı.
Yokluğunda kollarıma muhtaçtım.
Sarıp sarmalamıştım yalnızbaşıma kalmışlığımı.
Gamzelerinden aşırdığım gülümseyişini saklıyordum avuçlarımda,
avuçlarım kanamıştı.
Bu şehrin içinde duruyordu hatıralar.
Kaçarcasına saklanıyordum hepsinden.
Çünkü canımı yakıyordu sensiz geçen dakikalar.

Öfkesi kalbime dolanmış gidişinin,
duvarlarına izi bulaşmış cinayetinin
Ve sızısını taşıyor hala yüreğim ezip gidişinin.
Şimdi bir isyanın pençesine atıyorum ruhumun ‘sen’ tarafını.
Avaz avaz haykırıyorum biriktirdiğim bütün sus’uşları.
Günlerimin karanlık yüzünde, düşlerimin parıltısına seriyorum geceyi.
Hakkındır üzerimde,helal ettim sana eceli.
İşte bunlar sana birkmişliğimden sızan nefret damlaları.
İstersen daha fazla (ç)ağlatma beni.
Boğulursun içimdeki "sen" de…

Artık sana uzak adımlarımın değdiği her yer yokluğuna biraz daha alıştırıyor beni.
Ve seni sensizlikle aldatıyorum her gece.
Bu gece isminin üzerini çizip,
birde bendeki yanını deşip paramparça ediyorum zaptettiğin kalbimi.
İçimde öyle şeyler gizlemişimki sana dair,
Açığa vurduğum yanların bir bir sürüklüyor bütün düşlerimi uçurumların eşiğine.
Oysa düşerken varlığından yokluğuna,
yokluğunda varoluyordum hiç olmadığım kadar.
Ve bir hayal kırıklığımı daha topluyorum yerlerden.
İstemem Kimse paramparça görmesin beni…

Sığındığım kaldırımların buz tutmuş yüreğinde yer buldu cismim.
Hatırlayabildiğim ne bir "sen" kaldı geriye,
Nede bir "ben" var artık içimi dağlayan yangınlara kurban ettiğim.
Öznesi kaçmış, imlası bozuk birkaç sözüm vardı sana dair gizlediğim,
Olmadı, bir türlü dönmedi dilim.
Ardına bakma sakın giderken.
Ki ben neyim varsa senden başka hepsini önüne sermiştim.
Merhaba ya duyduğum bütün özlemlerimi el"vedalara"mı gizledin?.
Dilerim Hoşça"kal" gittiğin yerde….
Yazan
perende
Tarih:
14.03.2019 09:44:46
Sil
 
Bilseydim Büyümezdim

Acı veriyor bugünü yaşamak, bilseydim büyümezdim.
Vefa var, sadakat gerçek ve aşk müspet sanırdım
Kapılarımı her çalana açardım da, her kapıyı utanmadan ben çalardım.
Tek başıma kaldım bu koca denizde, tek kürekli bir sandalda.
İşte bir zamanlar ben böyleydim.
Büyüdüm, öğrendim. Böyle değilmiş.
Bilseydim büyümezdim, çünkü büyümesem bilmezdim.

Aşk denen şeyin nasıl yok olduğunu gördüm.
Namusun yok olduğunu, vefanın hiç olduğunu, ihanetin p**** olduğunu bildim.
Bilseydim büyümezdim, çünkü büyümesem bilmezdim.
Çünkü ben küçükken hiç ihanet denizinde yüzmezdim.
Bilseydim büyümezdim, çünkü büyümesem oralarda gezmezdim.

Dost denenin cellat olduğunu, güneşin mum ışığında solduğunu gördüm.
Elinde kalbi, cebinde namusu, aklında sus pusu gördüm.
Aşkını paraya tahvil edenleri, onurunu mezara gömenleri gördüm.
Keşke görmez olaydım, çocuk kalaydım.
Bilseydim büyümezdim, çünkü büyümesem bilmezdim.

Beni nasıl kandırdıklarını gördüm, beni nasıl inandırdıklarını.
Sadece gerçek benimmiş, en iyi onu gördüm.
Göze kalem çeken acılar, akla zincir vuran yaralar gördüm
Varlığını satan yoksullar, yokluğunu satan zenginler gördüm
Keşke görmeseydim.
Bilseydim büyümezdim, çünkü büyümesem görmezdim.

Sabır emlakçılarını, ihanet şakşakçılarını gördüm.
Arkadaşını sevenlerden daha makbul, sevgisini satanları gördüm.
‘Bizler’ ve ‘sizler’ diye bizi bölenlerin aslında ‘onlar’ olduklarını gördüm.
Şikayete hakkım yok, sustum, tam ortasında durdum
Yaşamak haram oldu, nefes alırken öldüm.
Bilseydim büyümezdim, çünkü büyümesem ölmezdim.
Yazan
muvaffakiyet
Tarih:
14.03.2019 09:43:43
Sil
 
Sonsuza Kadar

İlk gördüğüm sendin, son gördüğüm bir yabancı
Hani bir yastığımız olacaktı, bu ikinci yastık kimin?
Sen, ruhumdaki son sancı…
Gidiyorsun ama ruhuma kazındı ismin….

Sen ‘evet’ dedin, ben ‘sonsuza kadar’…
Oysa ki bir evin eşyalarını paylaşmak değildi benim amacım.
Bir hayatı paylaşacaktık seninle, bir ölümü…
Sen silersin belki ama, ben nasıl unuturum dünümü…

Eşyalarımı topladığım valiz kadar küçüktü ömrüm
Ve bir aşkı paylaşmayı göze alacak kadar da büyük.
Şölen masalarında yalnız kalmaktansa,
Bir fakir sofrasındaki mutluluğumdu ekmeğim bir dilimini böldüğüm.

Ben gidiyorum şimdi, sen kalarak terk ediyorsun.
Hani iyi ve kötü günde birdik, hani bu yuvayı sonsuza kadar sevecektik?
Senin sonsuzun dün bitti, benimki halen sonsuza kadar…
Keşke bana ‘seviyorum’ demeseydin, kandırmasaydın beni bu kadar…

Şimdi bana git diyorsun, bitti diyorsun…
Sen benim hayatımdın, kaderimdin.
Kaderimin sonuna mı geldim, hayatım mı bitti?
Benimki devam ediyor ama senin sonsuzun burada bitti.

Bu masayı hatırlıyor musun, ilk defa kahvaltı ettiğimiz…
Ya ilk filmi sarılarak beraber seyrettiğimiz?
Ben gidiyorum sadece ikimizin şarkısını alarak…
Hani hayatımızdı bizim şiirimiz, her gün bir mısra eklediğimiz?

Niye gözlerin şimdi bir başka bakıyor?
Niye hatırladığım en güzel sözlerin beni yakıyor?
Yuvamızın çatısı yıkıldı görmüyor musun…
Şimdi yeni bir gökyüzü sana bakıyor…

Şu yıldızı hatırlıyor musun gökyüzündeki.
İkimizin yıldızıydı her gece hayale daldığımız.
Bir de onu alıyorum giderken yanıma.
Her gece ben seyredeceğim yıldızımızı tek başıma,
binlerce defa çalarken şarkımız…

Ben bu kapıdan ve hayatından şimdi çıkıyorum.
Şarkımızı ve yıldızımız alarak.

Benim olduğun her dakika için teşekkür ediyorum.
Sen ise beni terk ediyorsun burada kalarak.

Ve sonsuza kadardı benim aşkım, yeminim.
Yine de sonsuza kadar sürecek.
Aşkım, evim kabe’mdi benim.
Yavrumu sana emanet ediyorum tek aşkım, son sevgilim…

"Yalan ömrüme bin dert katıyorum
Sana değmeden elini tutuyorum
Ömrüm bitiyor görmeden gidiyorum

Sana param parça bir kalp bırakıyorum..
Niye böyle oldu diye sen sor kendine
"Ben gidiyorum!"
Yazan
operet
Tarih:
14.03.2019 09:41:48
Sil
 
Gidiyorsun…

Vakit, kıyamete ramak kala..
Bağrıma öyle bir sur üflendi ki, daha birinci evrede yıkıldı gönlümün gülruh sütunları..
Sen bensizliğe giderken, ben şimdiden sensizlikte kök saldım gül yüzlüm..
Sessizliğe büründüm, sessizliğini dinledim attığın her adımda..
Gözlerine bakmamak için yumdum gözlerimi ağladım, içime aktı gözyaşlarım..
Ömrümün sonuna benzeyen son bakışlarını esirge benden,
Bana kalan, ilk günki nazarın olsun…
Elveda demeye dönmesin dilin, yetmesin nefesin..
Birazdan geri gelecekmiş edasıyla git,
Bana bir ömür beklemek kalsın…

Gidiyorsun işte…
Vakit bile kıyamete düştü…
Şimdi hangi vakit seni buluşturur benimle..
Çöktü bütün hayaller, gönlüme berzah düştü…
Bir harabenin içine atıp beni, nereye gidiyorsun böyle?
Alıştım yanında çocuk kalmaya, şimdi nasıl büyürüm..
Düşersem kanayacak dizlerim..
Bir cümleye döküp içimi, nice sırlar gizlerim..
Mahmur bakışlarımla yokluğuna düşüşümü izlerim..

Sen giderken bin damla yaş düştü mendilime,
Hem sevip, hem ayrılmayı dokudum kilime…

Sen gittin
Hasret dağının gölgesinde kaldım,
Hasretinden Güneş görmedi yüzüm,
Yerimde saydım..

Sen gittin
Bırakıp gittiğin günde esirim,
Gecelerime benzedi gündüzüm,
Müteessirim..

Ah şu gidişler yok mu bin gelişlerin sevincini, bir gidiş tüketir.
Yazan
pleybek
Tarih:
14.03.2019 09:39:37
Sil
 
Eğer Seversem Seni Mahvolurum

Affet..
Bende sevgiler mevsimlik değil öyle,hiçbir saat dilimiyle kıyaslayamam düşlerimi.Sığdıramam ki seni bir ömre..

Eğer seversem seni
Öyle çok bağlanırım ki sana,hayatta her şey olursun benim için.Ne vazgeçebilirim,ne şüphe edebilirim senden.Her an yanımda ol isterim,ezberlerim kokunu.Yerli yersiz gülümserim,düşünsene mutlu olduğumu ne büyük aptallık!

Eğer seversem seni
Uğrunda öl’mem,senin uğrunda yaşarım yaşanacak ne varsa.Senin için varolurum.Ellerini tutarım,bir sürü hatıramız olur şarkılar,şiirler,hediyeler,gidilen yerler,hayaller,yeminler.. Umutlarımız olur senle,kusursuz düşlenmiş gelecek düşlerimiz..Sinemaya gideriz birlikte,yağmura yakalanırız.Hastalanırsın,endişelenirim inan,yer bitiririm kendimi sana bir şey olur diye.

Eğer seversem seni
Onca fedâkârlık yaparım senin için,vazgeçerim her şeyden.Başka şehirden,başka hayattan,başka insanlardan..Senden başka vazgeçilecek ne varsa vazgeçerim.Sen bilmezsin,acıtırsın içimi.An gelir,dost olursun şerefsizliğe,‘sensizlik’ olur adın.

Eğer seversem seni
Olur da öpersem ıslak dudaklarını,nefesini hissedersem nefesimde nefesim olursun boylu boyunca.Ben bilmem aşk’ı yatırmayı yataklara,uyurken üstünü örterim en fazla.Olur da sarılırsam sımsıkı dursun isterim tüm zaman kipleri..Hayatım olursun hepten,geleceğim..Seversem seni,eş dost örnek alır bizi,zaman geçtikçe daha da ‘sen’ olurum..

Eğer seversem seni
‘GÜN’ olur ‘‘seni sevmiyorum’’ dersin bana.Yalan dolan sahtelikler girer araya.Git gide koparsın benden,başkalarının ismi olur ağzında,yeminleri hayalleri unutursun da yarı yolda bırakırsın beni.
Gitmemen için herşeyi yapsam da nafile oturur ağlarım çocuklar gibi,çaresizlik,kepazelik sarar başımı..Zaman geçer, anlarım ki yalanmış her şey,anlarım ki aldanmışım sana,aldatmışsın beni..Acı çeker her yanım.

Eğer seversem seni
Sen,tüm şarkıları başkalarına ‘adarsın’,ben gözlerine roman yazarım.Sen gidersin,ben kanarım.Sonra başkalarına söylersin ”seni seviyorum..,kopamam senden..” Yeminler eder,tutarsın ellerini.Kilitlersin gözlerini gözlerine.Bilmezsin,düşünmezsin bile kimse ‘ben’ değil diye..

Eğer seversem seni
Alırsın hayatımdan tüm nefeslerimi.Elim yüzüm aşka bulanır,sensizlik içinde bir yalnızlık kalır bana.Kocaman bir ihaneti,acıdan nefesi kokan ufacık bir ömrü oturur,kıçı kırık bir kalemle yazmaya çalışırım.Yaşanamışlıkları,ölümle mücadelelerimi yazarım gecelerce.Ben’den eser kalmaz seni seversem…

Eğer seversem seni
Birisi siler beni,hiç özlememiş gibi özlersin..Birisi küllerimden doğar yeniden,sadece onu seversin..Vazgeçemem senden,seni unutamam.Tutamam ellerini..Kokun yok,sesin yok,sen yoksun deliririm..
‘Gün’ gelir,kazara çıkarır atarsam seni aklımdan,kalbimden ruhumdan bu sefer ne akıl kalır ne kalp ne de ruh! Sen unutursun beni,ölürüm.Susarsın,ölürüm.Gidersin,ölürüm.Kurşun gibi bir an gelir şakağıma seversin başkasını,ölürüm.

Anladın mı şimdi?
Yazan
mütareke
Tarih:
14.03.2019 09:33:52
Sil
 
Yarım Sevgili

Yalnızca içi yıkılmış bir bina gibi duruyorum ayakta.
Elimin tersiyle siliyorum dudaklarımdaki izini.
Gözlerimden iki damla acı süzülüyor.
Zaman içinden nasılda yaralı çıkarıyor bizi.

Sahil sahil, kıyı kıyı, cadde cadde seni topluyorum bu şehirden…
Giderken…
Kaçmıyorum sevgili.
Kaderden kaçılmaz,kadere gidilir.
Ve gitmekten çok, dönmek cesarettir.
Sonduk,yeniktik,bittik.

İçimde hiç düşmeyen bir kan ateşi.
Kalbimden çıkardım bütün terk edilmişlikleri.
Geriye kalabalık bir yalnızlık kaldı sanki.
Gözlerim kendi pırıltısında unuttu ışığını.
Söyle sevgili
Hiçbir şeyi olmayandan nasıl çaldın her şeyini?

Ey kendi kalbiyle oynayan çocuk!
En çok yarım kalmak yorar insanı.
Gidişin bile yarım… İçimde ağır aksak yürüyen bir ihtiyar gibi.

Kalem kelime kusar aşk içimde kendi kuyusunu kazar.
Gece, kendini mermi gibi içime saplar.
İnsanın ağlarsa kalbi ağlar, gözleri yalan ağlar.
Benim yarım gidişli sevgilim!
Şimdi nasıl başlar geri dönmek dediğin?

Bilirim, kavuşmalar yeni ayrılığı hızlandırır bazen.
Razıydım yine de…
Uzatım da ellerimi…
Senin yüreğin el vermedi.

Sen yoksan ben neden varım?
Neye yarardım?
Şimdi yağmurlar ıslanıyor gözyaşlarımla.
Duruladım kalbimi yalnızlığımla.

Sahil sahil, kıyı kıyı, cadde cadde seni topluyorum bu şehirden…
Giderken…
Kendimi bekleme yorgunuyken, şimdi aciz kalbim yıkım emrini bekler.
Ve tanığıdır bütün aşkların şairler.
Oysa sana kullanılmamış bir ben sunmuştum.
Yaşama kuruyup, ölüme yeşerirken…
Ben ölürken ayağına dolanacak bir şiir yazdım sana.
Her kelimesi seni tökezletecek…şimdi git…Git!

Gidişi de kalışı gibi yarım sevgili…
Yokmuş işte!
Hayat üstümü vermedi…
Yazan
istitrat
Tarih:
14.03.2019 09:31:34
Sil
 
Sana Geldim

Geldim işte
Bitmeyecek umutların, hayal kırıklarıyla geldim
Üşüyen yüreğim,
Görmeyen bedenim,
Hüzünbaz sevmelerin
… Çiğnenmiş artıklarıyla geldim…

Katran gecelerin heyulasında
Ayyuka çıkan feryadımın suskunluğuyla
Ömrümün en körpe soluğunda
Kesilmiş bir hesabın
Ağır vebaliyle geldim…

Kırılan dizelerim,
Koparılan sözcüklerim
Ve hislerimi asamadığım boşlukta
İçime kazıdığım
Yetim şiirlerimle geldim…

Dilsiz kelamın dikişlerini söke söke
Sağır susuşlarımı yırttığım çığlığımla
Kör gecelere salıverdiğim umudun çaresizliğinde
Gözü dönmüş hüzne başkaldırıp
Mâhkun kederin katmerli galibiyetiyle geldim…

Hilelerin satıldığı pazarlarda
Ucuza giden ümitlerim,
Yağlı ipin çaresizliğiyle
Asılan düşlerimin kıyısında
Yargısız infazlarımla geldim…

Kanayan gözlerin,
Çiseleyen bakışlarıyla
Parçalanan göğsümün,
Dikiş tutmaz çeperinde
Bütün hücrelerimi yırtarak
Yaşama isteğimin iflasıyla geldim…

Penceresiz bir gezegenin,
Bilinmez labirentinde
Çözümsüz sırlarımı omuzlayarak
Ezik bir yorgunluğun sancısıyla
Soğuk terlerimi dökmeden geldim…

Devrilen yıllarımın sonbaharında
Solgun bir Eylül akşamı,
Kurumuş hasretimin savruluşuyla
Buz tutan bakışlarımı,
Gözlerinle eriterek geldim…

Uyan! Ey yürek!
Geldim işte…
Beynimden sıçrayan tanelerini avuçlayarak
Yine asi adımlarımla
Bıkmadan, usanmadan
Ve de utanmadan…
Yana yakıla
Belaya çarpa çarpa
Utanç duvarımı yıkıp
Cürm yığılı enkazı dağıta dağıta
Tek bir soluğuna dokunabilme şecaatine namzet,
Gelemediğim kendimle
Sen olacak b/ana …
Üflediğim tüm ışıklarda,
Yakacağım bir tek Sana geldim…
Yazan
kakmak
Tarih:
14.03.2019 09:29:40
Sil
 
Can Yaram

Merhaba Can Yaram..
Birlikte yürüdüğümüz sahildeyim. Yalnızım.
Sigara içiyor ve sana bunları yazıyorum.
İlk olmayan ama en son olacak olan mektubum bu.
Gözlerine ilk baktığımda, yar’le bir olmuştum.
Yar’le bir olmak demek, acı çekmekti senin lügatında.
Elbet acı çekecektim.
Buna çoktan hazırdım.
Ama önemli olan değecek birinin olmasıydı.
Umulan ama bulunmayan değil…
Öyle inanmıştım ki mutlu olacağıma.
O kadar emindim ki kalbimin karşılık bulacağına.
Ama… maalesef, kaybedişlerin en acı olanı mutluluğa ramak kala olanıymış..
Kırık bir aynaya bakmak gibiydi seni sevmek.
Kalbim gülse de yüzüm kesikler içinde…
Durmadın gözlerimde.
Oysa razıydım yalana bile, seni bana getirecekse…
Ama sen benim hep kendime söylediğim fakat kendimi hiç inandıramadığım bir yalan olarak kaldın.
Aşk yanlı bir tutumdu ve hep senden yanaydı.
Biliyordum içinde "hoşça kal" saklayan bir gelişti seninkisi.
Belki de gelişin en başından bir gidişti.
Çünkü gidenler hep haklı kalıyor ve aşk acıdan yana çıkıyordu.
Yine de denemekten vazgeçmedim.
Seni hep sevdim. Her işte bir hayır vardır dedim.
Ama her hayrın da bir bedeli olduğunu bilemedim.
Ben bu bedeli gitmek zorunda kalarak ödüyorum şimdi.
Şimdi sende bitiyorum ya ben beni kimseye söyleme!
Herkesin gözünde bir mecnun olmak değildi niyetim..
Neden yalnız kalmak, uzaklaşmak istiyorum biliyor musun?
Çünkü insanları iyi tanırım. Yalanı gözünden anlarım.
Yalanlar çok konuşur.
Yalancılar, kelimeleriyle açtıkları yaraları suskunluklarıyla örtüp giderler.
Daha da gidecekler. Çünkü herkes yalanlarıyla gider, ben inandığımla kalırım.
Kim bilir kimleri mutlu etmek adına beni üzdüler.
Ama olsun. Benim şiir açan papatyalarım vardı.
Onlara sarılmak beni yine ben yapardı.
Ya onlar? Boş ver! Bazı insanların doğumu bile kürtajdı!
Sen beni sevmesen de hiçbir zaman onlardan olmadın.
Sen başkaydın.
Senin asla bulamayacaklarını ben çoktan tüketmiş olsam da, ben sendeki masumiyete aşıktım.
Seninle ölmek çok kolaydı da senden sonra yaşamak bana haramdı.
Bunları bile bile atıyorum kendimi yalnızlığın koynuna.
Yalnızlık da neymiş, sensizliğin yanında?
Biliyorum..
Baktığım her yerde izlerin olacak.
Ama bil ki her yerde değilsin, benim için her yer sensin.
Bunları sana yazdım ama sen bunlar değilsin,
Sen yazdıklarımdan çok öte, yazamadıklarımdan çok beridesin.
Bu çektiklerimizin acısı acaba neyin anısı?
Çok değil, uzun sevmeni istemiştim, nefesin yettiğince.
Ama sen baban gibi beni sevdin. Artık beni öyle de sevme..
Çünkü ben o eski ben olamam senden gidince..
Gözyaşlarıyla bile temizlenmiyor karşılıksız aşkın yürek lekesi.
Bu yüzden artık gitmeliyim. Yenildim!
Terk etmiyorum seni sadece senden mahrum bırakıyorum kendimi.
Tıpkı senin de yapmak istediğin gibi..
Söz veriyorum! Sen hiç farkında olmasan da, seninle ilgili kurduğum hayalleri kimseyle yaşamayacağım, yaşayamam!
Ben seni bambaşka sevdim, başkalarını seni sevdiğim gibi sevmeyeceğim.
Bu mektubu sana kısa süre sonra vereceğim.
Yine hep isteyip de yapamadığımız gibi, içimizden kopan anlam veremediğimiz parçamız gibi, sarılamadan yanından gideceğim.
Giderken ardıma dönüp, bakıp bakmayacağını bilmediğim için sana el sallamadan gideceğim..
Geriye dönüp bakarsam zaten gidemem..
Birlikte oturduğumuz kafedeyim
Can Yaram..
Sigaramı yalnız içiyorum.
sigara bile yalnızlıkla içilir bundan böyle.
Ah be kader! Bir yerde bir yanlışlık var..
Hoşça kal Can Yaram..
Hoşça Kal..

| Bu üyeye mesaj yaz | Bu üyenin yazdığı mesajlar | Üye olmak istiyorum | Son 24 saat |

Not: Sitemizde ahlak dışı, yasa dışı ve siyasi içerikli nick ve resimler kullanmak yasaktır. Bu sayfada bu tür bir içerik bulunuyorsa lütfen bu formu kullanarak bize bildiriniz.



Hızlı Erişim:
counter
101 İndir Okey İndir Okey 101