[Üye Ara] [Son 24 Saat] [Oyunu Yükle] [Üye Ol]
ALIMLI Üye Profili  
Doğum Yeri:
Bulunduğu İl:
Yaş:
İşi:
M.Hali:Bekar
Mesaj Yaz
Şikayet Et
Oyuncu Profili
Üye Bilgilerini Değiştir

Kibirli değilim sadece kendimi çok seviyorum.. Ukala değilim demek ki senden çok biliyorum.. Kendimi büyük görmüyorum sadece herkese tenezzül etmiyorum.. Yüksekten uçmuyorum kendi dünyamı yönetiyorum.. Ulaşılmaz hiç değilim temkinli adımlarla ilerliyorum.. Farklı değilim sadece merakını cezbediyorum.. Hayat zordur bilirim ama bende kolay biri değilim.. İlk ve son sözü ben sölerim kendime çok güveniyorum.. Güvenmedikçe sevmem dostlarıma laf ettirmem.. Hayatımı kimsenin bozmasına izin vermem.. Kimsenin lafına bakıpta insan harcamam.. Kendim görürürüm yanlışı doğruyu.. Her canım diyene canımı vermem.. İçimden geleni yaparım kimseyi takmam.. Sahip olurum ama ait olmam.. Ciddiye alırım ama kapılmam.. Şüpheciyim ama kuruntu yapmam.. Kendimle çelişebilirim ama kafaya takmam.. Benim için dürüstlük herşeyden önce gelir.. Yalan söylemem söyleyenide hiç sevmem.. Basit kişilerle polemiğe girmem.. Hiç kimsenin oyuncağı olmam,kimseyle oynamam.. Acıyı tanıdığım için kimseye çektirmem.. Adımlarımda kim ne der diye düşünmem.. Dünyada kimse üzülsün istemem.. Yalan ve taktiklerle uğraşmayın yemem.. Yaşnanları yaşanmamış saymam.. Bazı şeyleri asla affetmem.. Yüreklerde ünlem akıllarda soru işaretiyim.. İsteyen yanımda istemeyen yolundadır.. Tutkularım hayallerim vardır vazgeçmem.. Çekip giderim bazen bana değer vermeyenlerin hayatından.. Onları silerim bir kalemde ama ben kaybetmem.. Akıllı uslu takılana kendini bilene lafım olmaz.. Ama şaşırana yol veririm hemen değer vermem.. Duygusalım çabuk kırılırım ama kimseyi kırmak istemem.. Küçük şeylere takılıp herşeyi büyütmem.. Ne isteyeceğimi söyleyecek kadar cesurum asla pes etmem.. Sevgime hiç bir zaman değer biçmem.. Ben istersem ateşi kül, dikeni gül, geceyi gündüz ederim.. Duymasını bilene ses çekmesini bilene nefes.. Yüreğini sunmasını bilene hayat,sevmesini bilene yürek.. Gönülden sevene ise hayatı cennet ederim.. Anlayana çok anlamayana az gelirim.. Dikkatimi çekmez kimse ben dikkat çekerim.. Ben istersem başı belden,kalbi yerinden,ağacı kökünden sökerim.. Özüm neyse sözüm odur yolum düzgün adaletim doğru.. Ben yürekliyim,yüreğimin karşısında yürek isterim.. Yüreğimle yaşar yüreğimle yaparım.. Rabbimden başka kimseye olmaz izahım.. Mutluluğu sahte kelimelere satmam.. Hak edenlere armağan ederim.. Yapmacık olmadım hiçbir zaman sevdim mi çok severim.. Hem mert,hem dilsiz yüreğim var benim.. Kızarım belli etmem,gönül koyarım dile getirmem.. Herşeyi sezerim sadece vaktini beklerim.. Nasip değilmiş diye sineye çeker,haklarımı ise hep helal ederim.. Ben istersem zamanı alır, güneşi batırır,kıyameti koparır giderim.. Ne hesabını veremeyeceğim bir günüm,ne de vicdan azabı duyduğum dünüm oldu.. İçten oldum her zamam,sevdim mi hep severim.. Güzelim,harbiyim,hayat doluyum ayıptır söylemesi.. Kısacası "ASİLİM" en önemlisi!!!... ßüş®ä

Üyelik Tarihi: 02.09.2008 (10 yıl 6 ay 20 gün)

Yazan
istirdat
Tarih:
14.03.2019 10:09:32
Sil
 
Seni Seviyordum

Sana uzak kentlerden birinde,
Zamanın bir yerinde seni ve senli günleri anımsattı akşam güneşi.
Onca zamanın üstünde eskimeyen bir düşüncesin şimdi.
İnsan her gün anımsar mı aynı gözleri?
Seni seviyordum ve senin haberin yoktu.
Saçlarını izliyordum uzaktan,kulağının arkasına düşüşü.
Ve burnun herkesten başkaydı işte.
Güldüğün zaman yukarıya bakardın.
Yukarı kalkan başın ve gülen gözlerin vardı.
Ne güzeldiler.
Sen bilmiyordun, ben seni seviyordum.
Kalbime sığmıyordu aklımdan geçenler,
Duvarlara, vitrin camlarına, kaldırımlara çarpıyordu.
Geri dönüyordu çoğalarak. Senin sesini duyduğum
masalarda erteliyordum her şeyi.
Her şeyi erteleyişim oluyordun.
Kalp ağrısı oluyordun.
Birlikte soluduğumuz sokak isimleri oluyordun.
Mevsimler değişiyor ve büyüyorduk.
Dönemeçler geçiyor,köprüler göze alıyor
ve bazen tekin olmayan suların üzerinden atlıyorduk.
Cesurduk.
Ufuk çizgisi maviydi,
gün batımı hep turuncu ve kırmızıydı tüm karanfiller.
Ben seni seviyordum, sen bilmiyordun.
Sevinçlerim oluyordun ara sıra,sen hiç bilmiyordun.
Sonra herhangi biri oldun.
Bütün sevinçlerim bittikten sonra.
Yağmurlar yağdı serin Haziran akşamları.
Derken bir gün uzaktan gördüm seni.
Saçların bana inat, başın her şeye meydan okuyarak
işte yine aynı,kalbimi acıttın, her zamanki gibi.
Değiştik sanıyordum ve sen yine bilmiyordun.
Şimdi bunları anlatsa sana birileri,
kimbilir ya da boş ver bilme en iyisi
Yazan
kavkı
Tarih:
14.03.2019 10:07:32
Sil
 
Hani Herşeyin Başladığı Yerde

Ben sana sevmenin ne demek olduğunu öğrettim
Sende bana, seni sevmenin ne kadar yanlış olduğunu
şimdi sırada gitmek var…
yüreğimde kalan emanet sevgini vererek
çıkacağım hayatından
ve nasıl girdiysem yalan gözlerine
öylece akıp gideceğim
bir kaç damla gözyaşıyla birlikte
yanaklarından süzülüp dudaklarında son bulacağım
hani her şeyin başladığı yerde?

şimdi sırada susmak var…
şiir bitince başlayacak sessizliğim
duymayacaksın bir daha seni seviyorum sözünü benden
bir başkasının söylediği en güzel söz bile
titretemez yüreğini bundan sonra
ve hiçbirşeyin değerini kavrayamaz benliğin
ben sustukça…
suskunluğum saklıdır
ihanetinin suçlusu olan ‘dilinde’
hani bana herşeyim dediğin
yani yalanlarınla yaraladığın yerde……

şimdi sırada gülmek var…
gözyaşıyla geçen yıllara inat gülmek!
yağmurlarla yarışmaktan vazgeçmek…
ama ben sende unuttum gülüşümü
girişinde parkı olan şehirlerde kaldı tüm sevinçlerim
çokça aşk.. özlem.. isyanlar ve gözyaşı
işte sana gençliğim!

oysaki herşey güzeldi bir zaman
adam gibi ağlamak bile koymuyordu
bugünkü sahte gülüşler kadar….

şimdi sırada isyan var…
‘sonsuza dek’ diyen dillere
aşkın gücüyle asılan yollara
kolarımda beklerken ellerde gördüğüm sahte yüreklere
ve bana hatırla diye bıraktığın gecelere
isyan nerde başlar bilirmisin sen?
sevgiyle çarpan kalbin ihanetle durduğu yerde…

şimdi sırada mazıyı gömmek var…
sonu hüsranla biten seneleri
hepsi seninle yaşanmıştı
mevsimlerin bir tadı vardı eskiden
seni bana sevdiren yüzündeki imkansızlıktı
mutluluk mu? uzun zamandır uğramadı
çünkü o uzaktaki bir şehrin tozlu kaldırımlarında kaldı….

şimdi sırada özlemek var huzurla geçen yılları
yalansız..dolansız.. tüm saflığınla
kollarımda uyandığın sabahları
terminallerde yaşanan burukluğu ve
geceleri uyurken yanımda duran sıcaklığı özlemek
o sıcaklık şimdi
resimlerin hatırlattığı anılarda saklı….

şimdi sırada unutmak var…
yaşanan ya da yaşanamayan güzel günleri
büyüsü bozuldu bu sevdanın
en iyisi kurutmak hayalleri ve bir daha kurmamak
düşünmemek geçmişi..
ve sürdürmemek yalan yüreğinde yarattığım
hiç bir geleneği!
bir güzelliktin uzun zaman önce yüreğimde yer eden
şimdilerde ise çirkin ruhunla birlikte

kaybolup giden…..

şimdi sırada teşekkür var…
‘sevgili’ olmayı başardığın zamanlarda
yaşattığın mutluluklar için.
pınarlarımı kurutup başkasına ağlamamı engellediğin için.
benliğinde yer eden anıları benimle yaşamayı
tercih ettiğin için.
ve en önemlisi bir dilim ekmeği ikiye böldüğün için….

aslında sana o kadar çok teşekkür borçluyum ki….
mesala derslere sarhoş girişim!
hiç bir şiirimi istediğim gibi bitiremeyeşim!
acıları yüreğime kazıyıp mutluluğumu gölgeleyişin!
çok sevdiğim şarkıları unutuşum
hepsi senin eserin teşekkürler sevgilim…..

kalabalıklar ortasında yalnızlığı tattırdın
bakamaz olduğum uğruna kırdığım dostların yüzüne
açamıyorum odamın pencersini
güneşe olan utancımdan!
o çok sevdiğim rüzgar benden uzakta esiyor şimdi
sonbahar da kustu…
yapraklar öyle güzel sararmıyor
oysa tek sırdaşımdı seni bana sevdiren kasım yağmuru

gençliğimi çöpe atım sayende
ve yıktın beni ayakta tutan son umudu
teşekkürler sevgilim son kez teşekkürler
şimdi herkes biliyor gözlerinin kahverengi adınında
vefasız biri olduğunu…
Yazan
ölgün
Tarih:
14.03.2019 10:06:14
Sil
 
Seninle olmanın en güzel yanı ne biliyor musun?

Elin elime değmeden avuçlarımı terleten sıcaklığını taa içimde hissetmek.

Seninle olmanın en kötü yanı ne biliyor musun?

”Seni seviyorum” sözcüğü dilimin ucunu ısırırken her konuşmamızda boş yere saatlerce havadan sudan söz etmek.

Seninle olmanın en heyecanlı yanı ne biliyor musun?
Aynı şeyleri seninle aynı anda düşünmek birlikte ağlamak gülmek. Ve buradayken bile seni çılgınca özlemek…

Seninle olmanın en acı yanı ne biliyor musun?
Seni hiç tanımadığım bir sürü insanlarla paylaşmak. Senin yanında olan, seninle konuşan herkesi çocukça kıskanmak.

Seninle olmanın en mutlu yanı ne biliyor musun?
Tanıdık birileriyle karşılaşma tedirginliği ile yollarda yürümek yan yana… Elimdeki şemsiyeye inat yağmurda ıslanmak birlikte. Elimde kır çiçeğiyle seni beklemek… Aynı mekanlarda aynı yiyecekleri yemek.

Seninle olmanın en romantik yanı ne biliyor musun?
Sensiz gecelerde sana söyleyemediklerimi yıldızlara aya anlatmak… Okuduğum kitabın sayfalarında dinlediğim şarkıların türkülerin şiirlerin her mısrasında seni bulmak.

Seninle olmanın en zor yanı ne biliyor musun?
Seni kaybetme korkusuyla hayatta ilk kez tattığım o tarifsiz duygularımı umut denizinin ortasında küreksiz bir sandala hapsetmek. Sevgili yerine yıllarca dost kalmayı başarmak. Yalın ayak yürümek bıçağın en keskin yerinde. Kanadıkça tuz yerine gözyaşlarımı basmak yüreğime.

Seninle olmanın tek yan etkisi ne biliyor musun?
Nereden bileceksin?
Sen benimle hiç olmadın ki. Olsaydın avuçlarım terlemezdi… Isırmazdım dilimin ucunu… Özlemezdim seni yanımdayken.Kıskanmazdım.

Korkmazdım yollarda yürümekten. Islanmazdım yağmurlarda… Yıldızlara aya dert yanmaz, böyle her şarkıda serhoş olmazdım.

Korkmazdım seni kaybetmekten ayaklarım kan revan atlardım sandaldan denize… Ve her kulaçta haykırırdım seni..

Ama sen hiç benimle olmadın ki…
YA AKLIN BAŞKA YERLERDEYDİ YADA YÜREĞİN…
Yazan
kesel
Tarih:
14.03.2019 10:05:22
Sil
 
Biraz Değiştim

Biraz değiştim,
Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar…
Değiştim,
Unutamadığım sözlerinin arasında sıkışıyorum,
Bir yanım kendimi kolluyor bir yanım seni
Ben benimle savaşıyorum,
Seninle değil!
Sonucu kılıcı kuşananından belli olan bir savaşın
Ne kazanabileni ne de kaybedeniyim,
Sorun değil!

Elbet alışırım,
Biraz alıştım,
Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar,
Alıştım,
Varlığını istemediğim tüm eksik yanlarıma,
Ve çokluğunu da yokluğunu da istemediğim bu iki arada bir derede duyguya alışıyorum,
Bir yanım bırak diyor bir yanım –ma,
Kesin değil!

Henüz tanıştım,
Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar,
Tanıdığımı sandığım bana daha da yakınım artık,
Duvarlara anlatırken öğrendiklerim kendi hakkımda,
Ve aynalara ağlarken gördüklerim kendi tarafımda…
Bir yanım memnun oldum diyor, bir yanım tanıyamadım daha,
Samimi değil!

Bir hayli kırıldım,
Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar,
Canıma batan her halin felç gibi indi bedenime,
Gözlerimden tut da ciğerime kadar kırgınım!
Aslında ne sana, ne olanlara…
Kendime kırgınım…
Maziye hiç değil, an’a kırgınım.
Anlatamadığım, anlayamadığım masalların bana yaptıklarına,
Dinlediğim şarkılarda bana seni anlatan şarkıcılara,
Beni anlamadığın kelimelerin bana her şeyi anlatıyor gibi geliyor oluşlarına…
Bir hayli kırgınım…
Beni ben kırdım oysa,
İyi değil!

Galiba yoruldum,
Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar,
Kendime kalbimi kanıtlamaktan,
Ve kanıtladığıma kendimi inandırmaktan,
Ve dahası kocaman bir sahada tek başına koşmaktan yoruldum!
Aslında ne pişmanım ne de pes ediyorum,
Sadece beni kaybettikçe seni kaybediyorum,
Şu kalp denen, beni bana sorgulatıyor artık,
Ki seni sorgulamamasını nasıl beklerim,
Toprağa bakan yanım senden zaten ayrı,
Sana bakan yanımsa toprakla aynı,
Ne yaparsan yap gördüğünün seni görmesini bekleyemezsin,
Gözlerim yorgun, dudaklarım hissiz,
Dokunulmadan geçen yıllar bana ağır,
Sarılmadan geçip giden uğurlamaların kavuşmaları hep beklentisiz,
Söyleyemediklerini söylesen de şimdi, sesine aşina yanım onca sessizlikten sonra artık sağır!
İsteyerek değil!

Çok çalıştım,
Paylaştığımız hayatımızda bıraktığın onca üstü kapalı “git” izine,
Beni yerle bir eden kendince açık olan her tepkine,
Ve bence bana tanımadığım bir adamı göstermene rağmen,
Gitmek için, bitmek için, sana huzur vermek için çok çalıştım,
Daha önce de gitmiştim, kendi isteğimle!
Anladım ki daha önce sevmemiştim,
Çok çalıştım inan,
Değişen yanımın aslında hep aynı olduğunu göstermeye,
Her defasında daha da tozlaşan canımı kırmadan korumaya,
Ve alışmaya kendime, bu göz gözü görmez dumanlı halime,
Çok alışmaya çalıştım hem de,
Tanıştım seninle doğan yanımla da ölen yanımla da,
Birini yaşattım, yaşatıyorum da hala ama diğerinin ölmesine engel olamıyorum da!
Yorulmak dinlenmekle geçmiyor,
An be an çöküyor insanın içindeki güç,
Işığı sönüyor, beyaza dönüyor rengi gitgide, hissizleşiyor,
Ne yormak istedim seni ne de yormak kendimi,
Çok çalıştım,
Gitmeye de kalmaya da,
İkisi de aynı acı,
Kolay değil!
Yazan
argıt
Tarih:
14.03.2019 10:04:26
Sil
 
Anladım

Bunca zaman bana anlatmaya çalıstığını,
kendimi bulduğumda anladım.

Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış,
Kendi yolumu çizdiğimde anladım..

Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat, okuyarak, dinleyerek degil..
Bildiklerini bana neden anlatmadığını, anladım.

Yüreğinde aşk olmadan geçen hergün kayıpmış,
Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım..

Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden,
Neden hiç ağlamadığını anladım..

Ağlayanı güldürebilmek, ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş,
Gözyaşımı kahkaya çevirdiğinde anladım..

Bir insanı herhangi biri kırabilir,
Ama bir tek en çok sevdiği acıtabilirmiş,
Çok acıttığında anladım..

Fakat, hakedermiş sevilen onun için dökülen her damla gözyaşını,
Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terkettiğinde anladım..

Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet,
Yüreğini elime koyduğunda anladım..

”Sana ihtiyacim var, gel ! ” diyebilmekmiş güçlü olmak,
Sana ”git” dediğimde anladım..

Biri sana ”git” dediğinde, ”kalmak istiyorum” diyebilmekmiş sevmek,
Git dediklerinde gittiğimde anladım..

Sana sevgim şımarık bir çocukmuş,her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan,
Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım..

Özür dilemek değil, ”affet beni”
Diye haykırmak istemekmiş pişman olmak,
Gerçekten pişman olduğumda anladım..

Ve gurur, kaybedenlerin,acizlerin maskesiymiş,
Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış,
Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım..

Ölürcesine isteyen,beklemez,
Sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi,
Beni affetmeni ölürcesine istediğimde anladım..

Sevgi emekmis,
Emek ise vazgeçmeyecek kadar,
Ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş…
Yazan
halisane
Tarih:
14.03.2019 10:03:15
Sil
 
Herşey Sende Gizli

Yerin seni çektiği kadar ağırsın,
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın,
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç…
Sevdiklerin kadar iyisin,
Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kaşın gözün,
Karşındakinin gördüğüdür rengin..
Yaşadıklarını kâr sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün..
Gülebildiğin kadar mutlusun.
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,
Sevdiğin kadar sevileceksin.
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın.
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret,
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın.
Unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın,
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..
İşte budur hayat!
İşte budur yaşamak,
Bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
Çiçek sulandığı kadar güzeldir,
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli,
Bebek ağladığı kadar bebektir.
Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin,
bunu da öğren,

Sevdiğin kadar sevilirsin…
Yazan
nekbet
Tarih:
14.03.2019 10:02:38
Sil
 
Kim Özlerdi Avuç İçlerinin Ter Kokusunu

O kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler,
arkalarında doldurulması mümkün olmayan boşluklar
bırakılmasaydı eğer.

Dayanılması o kadar da zor değildir,
büyük ayrılıklar bile, en güzel yerde başlatılsaydı eğer.

Utanılacak bir şey değildir ağlamak,
yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer.

Yüz kızartıcı bir suç değildir hırsızlık,
çalınan birinin kalbiyse eğer.

Korkulacak bir yanı yoktur aşkların,
insan bütün derilerden soyunabilseydi eğer.

O kadar da yürek burkmazdı alışılmış bir ses,
hiçbir zaman duyulmasaydı eğer.

Daha çabuk unutulurdu belki su sızdırmayan sarılmalar,
kara sevdayla sarıp sarmalanmasalardı eğer.

Belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,
öylesine delice bakmasalardı eğer.

Çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı
belki de,
kalp, göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğer.

Yerini başka şeyler alabilirdi uzun gece
sohbetlerinin,
son sigara yudum yudum paylaşılmasaydı eğer.

Düşlere bile kar yağmazdı hiçbir zaman,
meydan savaşlarında korkular, aşkı ağır
yaralamasaydı eğer.

Su gibi akıp geçerdi hiç geçmeyecekmiş gibi duran zaman,
beklemeye değecek olan gelecekse sonunda eğer.

Rengi bile solardı düşlerdeki saçların zamanla,
tanımsız kokuları yastıklara yapışıp kalmasaydı eğer.

O büyük, o görkemli son, ölüm bile anlamını yitirirdi,
yaşanılası her şey yaşanmış olsaydı eğer.

O kadar da çekilmez olmazdı yalnızlıklar,
son umut ışığı da sönmemiş olsaydı eğer.

Bu kadar da ısıtmazdı belki de bahar güneşleri,
her kaybedişin ardından hayat yeniden başlamasaydı eğer.

Kahvaltıdan da önce sigaraya sarılmak şart olmazdı belki de,
dev bir özlem dalgası meydan okumasaydı eğer.

Anılarda kalırdı belki de zamanla ince bel,
namussuz çay bile ince belli bardaktan verilmeseydi eğer.

Uykusuzluklar yıkıp geçmezdi, kısacık kestirmelerin ardından,
dokunulası ipekten bir o kadar uzakta olmasaydı eğer.

Issız bir yuva bile cennete dönüşebilirdi belki de,
sıcak bir gülüşle ısıtılsaydı eğer.

Yoksul düşmezdi yıllanmış şarap tadındaki şiirler böylesine,
kulağına okunacak biri olsaydı eğer.

İnanmak mümkün olmazdı her aşkın bağrında bir
ayrılık gizlendiğine
belki de, kartvizitinde "onca ayrılığın birinci
dereceden failidir"
denmeseydi eğer.

Gerçekten boynunu bükmezdi papatyalar,
ihanetinden onlar da payını almasaydı eğer.

Issızlığa teslim olmazdı sahiller,
kendi belirsiz sahillerinde amaçsız gezintilerle
avunmaya kalkmamış olsaydın eğer.

Sen gittikten sonra yalnız kalacağım.
Yalnız kalmaktan korkmuyorum da, ya canım ellerini
tutmak isterse…

Evet Sevgili,
Kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu, kim
uzanmak isterdi ince parmaklarına,
mazilerinde görkemli bir yaşanmışlığa tanıklık
etmiş olmasalardı eğer!!
Yazan
tamtakır
Tarih:
14.03.2019 10:01:48
Sil
 
Farkında Olmalı İnsan…

Kendisinin, hayatın olayların, gidişatın farkında olmalı.
Farkı fark etmeli, fark ettiğini de fark ettirmemeli bazen…
Bir damlacık sudan nasıl yaratıldığını
Fark etmeli.
Anne karnına sığarken dünyaya neden sığmadığını
Ve en sonunda bir metre karelik yere nasıl sığmak zorunda kalacağını
Fark etmeli.
Şu çok geniş görünen dünyanın, ahirete nispetle anne karnı gibi olduğunu
Fark etmeli.
Henüz bebekken 'dünya benim!' dercesine avuçlarının sımsıkı kapalı olduğunu,
ölürken de aynı avuçların 'her şeyi bırakıp gidiyorum işte!' dercesine apaçık kaldığını
Fark etmeli.
Ve kefenin cebinin bulunmadığını fark etmeli.
Baskın yeteneğini
Fark etmeli sonra.
Azraillin her an sürpriz yapabileceğini,
Nasıl yaşarsa öyle öleceğini
Fark etmeli insan.
Ve ölmeden evvel ölebilmeli.
Hayvanların yolda kaldırımda çöplükte
Ama kendisinin güzel hazırlanmış mükellef bir sofrada yemek yediğini
Fark etmeli.
Eşref-i mahlûkat (yaratılmışların en güzeli) olduğunu
Fark etmeli.
Ve ona göre yaşamalı.
Gülün hemen dibindeki dikeni dikenin hemen yanı başındaki gülü
Fark etmeli.
Evinde 4 kedi 2 köpek beslediği halde
Çocuk sahibi olmaktan korkmanın mantıksızlığını
Fark etmeli.
Eşine 'seni çok seviyorum!' demenin mutluluk yolundaki müthiş gücünü
Fark etmeli.
Dolabında asılı 25 gömleğinin sadece üçünü giydiğini ama arka
Sokaktaki komşusunun o beğenilmeyen gömleklere muhtaç olduğunu
Fark etmeli.
Zenginliğin ve bereketin sofradayken önünde biriken ekmek
Kırıntılarını yemekte gizlendiğini
Fark etmeli.
Annesinden doğarken tertemiz teslim aldığı gırtlağını
60-70 yıl sonra sigara yüzünden Azrail’e soba borusu gibi teslim etmenin
Emanete hıyanet sayılacağını
Fark etmeli
63 yıllık ömründe hiç karnı doymayan bir peygamberin ümmeti olarak
Aşırı beslenme yüzünden sarkan göbeğini
Fark etmeli
İnsan fark etmeli ki
Ömür dediğin üç gündür,..
Dün geldi geçti yarın meçhuldür,
O halde ömür dediğin bir gündür, o da bugündür.
Yazan
kadimi
Tarih:
14.03.2019 09:59:46
Sil
 
Özleme Dair…

Ayrılık yüreğimi karıncalandırıyor nicedir…

Beynimi uyuşturuyor özlemin…

Çok sık birlikte olamasak bile benimle olduğunu bilmenin bunca yıl içimi nasıl ısıttığını yeni yeni anlıyorum.

Yokluğun, hatırlandıkça yüreğime saplanan bir sızı olmaktan çıkıp mütemadi bir boşluğa dönüşüyor.

Sabahlara seni okşayarak başlamaları akşamları, her işi bir kenara koyup seninle başbaşa karşılamaları özlüyorum oynaşmalarımızı, hırlaşmalarımızı, yürüyüşlerimizi, sevimli haşarılığını, çocuksu küskünlüğünü…

Nasıl da serttin başkalarına karşı beni savunurken ve ne yumuşak, bir çift kısık gözle kendini ellerimin okşayışına bırakırken… ya da kolyeni çözdüğümde kollarıma atlarken…

Hasta olduğunda, o korkunç kriz gecelerinde günler, geceler boyu nöbet tuttuk başında… o şen kahkahalarına yeniden kavuşabilmek için sessiz dualar ederek…

"Atlattı" müjdesini kutlarken yorgun bedenindeki yaraları okşayarak, doktorun böldü sevincimizi:

"Yaşayamaz artık bu evde… yüksek binalar ve beton duvarların gri kentinde" dedi, "O gitmeli… ve kendine yeni bir hayat çizmeli…"

Bilsen, ne zor gitmen gerektiğini bile bile "Kal" demek sana…

Ne zor, senin için ebedi mutluluğun beni unutmandan geçtiğini bilmek…

Gitmeni asla istemediğim halde, buna mecbur olduğumuzu görmek ve sana bunları söyleyemeden "Git artık" demek…

"Beni ne kadar çabuk unutursan, o kadar çabuk kavuşacaksın mutluluğa" demek sana ne zor…
Sesimi, kokumu çekip alıvermek beyninden, sesin, kokun hâlâ beynimdeyken…

… seni görmemek ve belki yıllar sonra karşılaştığımızda bana bir yabancı gibi bakmanı istemek senden…

… yeni bir sevdayı yasakladığım kalbime söz geçirmek…

… ve sonra kendi ellerimle bindirip seni yabancı bir arabanın arka koltuğuna, birlikte güneşlendiğimiz onca yazı, yanyana titreştiğimiz onca kışı, paylaştığımız bunca acıyı, onca kahkahayı ve bütün o uzak yeşillikleri katıp yorgun bedeninin yanına, arkandan pişmanlık gözyaşları dökmek ne zor…

… ne zor hiç tanımadan seni emanet ettiğim bir şoföre "Hızla uzaklaş buradan ve gidebileceğin kadar uzağa git" demek…
… yokluğunu beklemek, ne zor…

Bunları düşündükçe, şu anda uzakta bir yerlerde üşüdüğünü sezinleyerek panikliyorum. Bütün engelleri aşıp terkedilmiş caddeleri, kimsesiz sokakları. yalnız bulvarları arşınlayarak sana ulaşmak, sessizce başını okşamak, kulağına sevgi sözcükleri fısıldamak ve yavaşça üzerini örtmek geçiyor içimden…

Paylaştığımız bir mazinin, yitirdiğimiz bir geleceğe dönüşmesinden hicran duyuyorum.
Gizli gizli hüzünlendiğim akşamlardan birinde, terketmişlere özgü bir terkedilme korkusunu da yüreğimin derinlerinde duyarak sana koşmak, yaptıklarım ve daha çok da yapamadıklarım için özür dilemek ve "Geri dön bebeğim" demek istiyorum:"Geri dön… kulüben seni bekliyor…"
Yazan
öreke
Tarih:
14.03.2019 09:59:07
Sil
 
Aşkın Tarifi

Evinin seni içine sığdıramayacak kadar dar olduğunu fark edeceksin…
Sokağa fırlayacaksın…
Sokaklar da dar gelecek…
Tıpkı vücudunun yüreğine dar geldiği gibi…
Ne denizin mavisi açacak içini, ne pırıl pırıl gökyüzü…
Kendini taşıyamayacak kadar çok büyüyecek, bir yandan da kaybolacak kadar küçüleceksin…
Birileri sana bir şeyler anlatacak durmadan…
"Önemli olan sağlık."
"Yaşamak güzel."
"Boş ver, her şey unutulur."
Sen hiçbirini duymayacaksın…
Göz yaşlarından etrafı göremez hale geleceksin…
Ondan ölmesini isteyecek kadar nefret edecek, az sonra kollarında ölmek
isteyecek kadar çok seveceksin…
Hep ondan bahsetmek isteyeceksin…
"Ölüme çare bulundu" ya da "Yarın kıyamet kopacakmış" deseler başını
kaldırıp Ne dedin?" diye sormayacaksın…
Yalnız kalmak isteyeceksin…
Hem de kalabalıkların arasında kaybolmak…
İkisi de yetmeyecek…
Geçmişi düşüneceksin…
Neredeyse dakika dakika…
Ama kötüleri atlayarak…
Onunla geçtiğin yerlerden geçmek isteyeceksin…
Gittiğin yerlere gitmek…
Bu sana hiç iyi gelmeyecek…
Ama bile bile yapacaksın…
Biri sana içindeki acıyı söküp atabileceğini söylese, kaçacaksın…
Aslında kurtulmak istediğin halde, o acıyı yaşamak için direneceksin…
Hayatının geri kalanını onu düşünerek geçirmek isteyeceksin….
Aksini iddia edenlerden nefret edeceksin…
Herkesi ona benzetip…
Kimseyi onun yerine koyamayacaksın…
Hiçbir şey oyalamayacak seni…
İlaçlara sığınacaksın…
Birkaç saat kafanı bulandıran ama asla onu unutturmayan.
Sadece bir müddet buzlu camın arkasından seyrettiren…
Bütün şarkılar sizin için yazılmış gibi gelecek…
Boğazın düğümlenecek, dinleyemeyeceksin…
Uyumak zor, uyanmak kolay olacak…
Sabahı iple çekeceksin…
Bazen de "Hiç güneş doğmasa" diyeceksin…
Ne geceler rahatlatacak seni ne gündüzler…
Ölmeyi isteyip, ölemeyeceksin…
Belki çivi çiviyi söker diye can havliyle önüne çıkana sarılmak isteyeceksin
…
Nafile…
Düşüncesi bile tahammül edilmez gelecek…
Rüyalar göreceksin, gerçek olmasını istediğin…
Her sıçrayarak uyandığında onun adını söylediğini fark edeceksin…
Telefonun çalmasını bekleyeceksin…
Aramayacağını bile bile…
Her çaldığında yüreğin ağzına gelecek…
Ağlamaklı konuşacaksın arayanlarla…
Yüreğin burkulacak…
Canın yanacak…
Bir daha sevmemeye yemin edeceksin…
Hayata dair hiçbir şey yapmak gelmeyecek içinden…
Onun sesini bir kez daha duymak için yanıp tutuşacaksın…
Defalarca aradığı günlerin kıymetini bilmediğin için kendinden nefret
edeceksin…
Yaşadığın şehri terk etmek isteyeceksin…
Onunla hiçbir anının olmadığı bir yerlere gidip yerleşmek…
Ama bir umut…
Onunla bir gün bir yerde karşılaşma umudu…
Bu umut seni gitmekten alıkoyacak…
Gel gitler içinde yaşayacaksın…
Buna yaşamak denirse…

Razı mısın bütün bunlara…?
Hazır mısın sonunda ölüp ölüp dirilmeye…?
O halde aşık olabilirsin
Yazan
tortop
Tarih:
14.03.2019 09:58:24
Sil
 
Bir İnsanı Unutmak

Hiç Bir insani unutmak, bir insandan vazgeçmek, bir insani hayatından sonsuza kadar çıkartmak zorunda kaldın mı hiç?
Hani ölmüş gibi, hani uzatsan da elini tutamayacağını bilmek gibi,her an kapından içeri gülümseyerek gireceğini bekleyip ama aslında hiç gelemeyeceğini de bilmen gibi.
Ne zor şey değil mi ölmediğini bilmek, ama ölmüş gibi ulaşılmaz olması artık o insanın sana, ne kadar katlanılmaz bir
gerçek değil mi sen hala bu kadar sevgili iken?

Özlemek, bu kadar özlemek, etini kemiğini yakarcasına özlemek. Çok kötü değil mi?

Bu kadar özleyip onu görememek, ona dokunamamak, onu işitememek, artık sonunun “Pi” hali değil mi?

Biliyorsun değil mi? Ne kadar umutsuz bir arayıştır o, kalabalık caddede geçen binlerce yüze bakmak belki bir kez daha görebilmek için o yüzü, belki biraz önce geçti bu kaldırımdan diye düşünmek, belki su an arkamda yürüyen insanların içinde bir yerde demek, belki su an üzerimdedir gözleri diye paranoyalar yaşamak ne zordur değil mi?

Ne kadar eritir insanı fark etmeden. Sende biliyorsun değil mi bunları.

Bir sinema koltuğunda sende iki kişi gibi oturdun mu hiç? Hiç iki kişi gibi zevk aldın mı bir konserden yalnız başına. Güzel bir cafe keşfettiğinde, güzel bir film seyrettiğinde, güzel bir şarkı dinlediğinde güzellikleri oranında eksik kaldıklarını hissettin mi paylaşamadığın için onunla.

Bir barın kalabalığında hiç yarım vücudunla sallandın mı ortada? Hiç iki kişilik beyninle yarım insan olabildin mi?

Baktığında aynana sadece yüzünün bir yarısını gördüğün oldu mu hiç?

Sana hayatındaki en büyük yoksunluğu yaşatandan nefret edemediğin zamanlar oldu mu hiç?

Gözünün içine baka baka kolunu bacağını kesen bir insanın yüzüne sevgi dolu bir gülümseme ile bakabildiğin zamanlar oldu mu hiç?

Hayatta inandığın bütün değerlerini altüst eden birisine aşk şiirleri yazabildin mi?

Onu içinde korumanın seni yok etmek olduğu zamanlara feda oldun mu hiç?

İçinde ağlayan çocuğa umut şarkıları söyleyemediğin, özlemini, susuzluğunu, açlığını gideremediğin zamanlar oldu mu hiç?

Kanayan yarasını gördüğün ama merhem olamadığın zamanlar. Gücünün, hani o tanrısal gücünün bir çocuğun ağlamasını
susturamayacak kadar olduğunu gördüğün zamanlar oldu mu hiç?

Hiiiiiiiç…. Hiiç… hiç… bir hiç..
Yazan
ıstıfa
Tarih:
14.03.2019 09:57:27
Sil
 
Ayrılığın eski tadı yok
Biz çocukken, tepesinde bir dantela örtüyle başköşede duran yeşil ışıklı ahşap radyomuzdan, hüzzam makamında ayrılık şarkıları yayılırdı salona:
“Ayrılık, ümitlerin ötesinde bir şehir”di o zamanlar
“…ne bir kuş, ne bir haber, ne de bir selam gelir”di.
“Yaman kelime”ydi ayrılık “benzetmek azdı ölüme”…
Ve her kim uğrarsa bu zulme, “gündüzü olurdu gece…”
Selahaddin Pınar’ın tamburu “Ayrılık yarı ölmekmiş/ o bir alevden gömlekmiş” diye inler ve sorardı:
“Ey sevgili sen nerdesin/ nerdesin ey sevgili?”
“Çerağ” nedir bilmezdik ama Sevim Tanürek, “Alev alev çerağız biz/ Ayrılsak da beraberiz” deyince bir yangın fitili tutuşurdu yüreğimizde…

Sonra Zeki Müren çağlardı, tane tane söyleyerek:
“Aynı bedende can gibiyiz/ cana can veren kan gibiyiz/
Yanıp da bitmez kül gibiyiz/ biz ayrılamayız/
Eller ayırsa bile/ yollar ayırsa bile/ biz ayrılamayız.”

Büyüdük o “çerağ” da içimizde büyüdü alev alev…
Sevdalandık… ayrıldık… yandık.
Ayrılıkla ölümü, biz de Abdürrahim Karakoç’un “Mihriban”ıyla kıyasladık:
“Ayrılıktan zor belleme ölümü/ Görmeyince sezilmiyor Mihriban…”

Timur Selçuk, “Ayrılanlar için” değil, bizim için çalıyordu:

“Ne kadar acı olsa / ne kadar güç olsa/ Her şeyi, evet her şeyi unutmalı”ydık.

“Kalırsa içimizde bir derin sızı kalır”dı.

Derken vuslat kolaylaştıkça basitleşti ayrılmalar da…

Kocamaya bir yastık yetmez oldu.
Sönenin son ateşiyle yakılan sigaralar gibi ayrı düşülen yavuklunun hasreti, yeni bir aşkın kollarında giderildi.

Ve günün birinde Ajda Pekkan, “başı yukarda meydan okuyarak hayata”, ayrılıkların üzerindeki o kırık yeniklik duygusunu silip attı:
“Arkanı dön ve çık istenmiyorsun artık” diye kovaladı eski sevgiliyi:

“Bir zamanlar sen de bana acımadın/ yalnız kaldım/ Yıkılmadım ayaktayım.”
Herkes bu çıkışı bekliyordu sanki…
“Ümitlerin ötesindeki o şehir” bir anda tarumar oldu.
Bir baktık ki 20. yüzyılla birlikte, ayrılan yollarda söylenen şarkılar da değişmiş, herkese bir güven gelmiş.

“Aşk dediğin geliyor, geçiyor” diyen Hande Yener, ayrılığın onuncu gününde eski sevgilisine “Yalnız değilim, sıkılmıyorum” mesajı göndermiş.
Nazan Öncel, bir vedalaşmayı “Jetonu mu yoktu, aramadı gitti/ velhasıl bitti” diye özetlemiş.
Sonra jeton da tarih oldu.
Ayrılık acısının ilacı bulundu.

Demet Akalın bir yıl önce “seve seve” ayrıldığı sevgilisiyle “İsim neydi çıkaramadım/ adın neydi hatırlamadım” diye kafa buldu.

Şimdilerde dillerde gezen bir yaz şarkısında ayrılıklara iyi gelecek formülü açıklıyor:
“Hemen yeni bir aşk bulunur, yerin çabuk doldurulur/ Sevgilimi koluma takarım/ Bebek’te üç beş tur atarım/ Olmadı bi de sinema yaparım/ gördüğün gibi çok unutkanım.”

Dedim ya, ayrılığın eski tadı yok.
Şarkılardan belli…
Yazan
zevat
Tarih:
14.03.2019 09:53:41
Sil
 
Seviyorum Seni

Günler güz yaprakları gibi birer birer dökülürken ayaklarımın dibine ,
ben her gece karanlığa dikip gözlerimi senin aydınlığını bekledim.
Sen yoktun…

Binlerce adım attım bu kentin sokaklarında.
Her köşeyi , her parkı , her ağacı ezberledim.
Sevdaya bulanmış her kaldırım taşında senin adını aradım.
Sen yoktun…

Evlerin duvarları birer birer üzerime yıkıldı.
Her bir hücremin acısını ta yüreğimde hissederken,
beni enkazın altından çekip alacak elini aradım.
Sen yoktun…

Özlem şarkılarını ezberledim.
Kimini bağıra bağıra , kimini fısıltıyla söyledim.
Karanlığa haykırdım hasretimi.
Sesimi duyacaksın diye bekledim.
Sen yoktun…

Senden gelecek bir tek haberi bekledim.
Saatler geldi , geçmedi.
Çalan her telefonu yüreğimin deli bir çağlayana dönen atışlarıyla açtım.
Senden başka duyduğum her seste hep aynı hayal kırıklığını yaşadım.
Onlar beni duymak istiyordu , bense seni.
Sen yoktun…

Seni aramaktan yorgun düşmüş bedenimi karanlığın kucağına uzattım her gece.
Bir an önce sabah olsun diye uykunun beni çekip almasını bekledim , olmadı.
Kaç kere sabahı ettim gözlerimi kapamadan.
Kaç gece merdivendeki ayak seslerini dinledim gelen sensindir diye.
Sen yoktun…

Her yağmurla birlikte hüzün de yağdı bu kentin üzerine.
Bulutlar yalnızlığın işaretiydi benim için.
Islatan yağmur olmadı , ben senin özleminle sırılsıklamdım her mevsim.
Hayat merhaba dedi bahara çiçek çiçek.
Uzun kıştan sonra gelmez dediğim göçmen kuşların dönüşünü gördüm.
Sen yoktun…

Her istasyon , her otogar adresim oldu.
Bir trenden inersin sandım.
Otobüslerdeki her yolcuya sensin diye baktım.
Yada yolculuklara vurdum kendimi , kimsenin uğramadığı köylere ,
adı duyulmamış kasabalara gittim.
Senden bir iz aradım.
Sen yoktun…

Denizin sonsuz maviliğine umut bağladım.
Kıyılarda tükettim bekleyişlerimi.
Hep sensiz gemiler geçti limanlardan.
Ben gemicilerin hasret türkülerine eşlik ettim.
Sen yoktun…

Gözümden bir tek damla yaş akmadı.
Onlar sana aitti , sana kalmalıydı.
Kimselere söyleyemedim acılarımı.
Bekleyişimin öyküsünü kimselere anlatamadım.
Nice fırtınalar koptu yüreğimde , dalgalar dövdü hayallerimi.
Sığınacak bir liman , yaslanacak bir omuz aradım.
İçimi dökecek bir insan aradım.
Sen yoktun…

Her gece ay paramparça oldu.
Her gece yıldızlar birer birer düştü sokaklara.
Yıldızları saçına takıp gelmeni bekledim.
Ayı avucunda bana getirmeni bekledim ve bir güneş gibi doğup aydınlatmanı bekledim bu kapkara dünyamı.
Ama… Sen yoktun…
Yazan
pelür
Tarih:
14.03.2019 09:52:12
Sil
 


Ana Sayfa GİRİŞ – ÜYE OL ŞİİR ARŞİVİ İZİN ! İLETİŞİM

Google Savrulan Külleri Ömrümüzün – Ahmet TELLİ
22 Ekim 2010 Yazan: Cevher

Savrulan Külleri Ömrümüzün

Savrulan Külleri Ömrümüzün

Bir kızın kocaman gözlerinde gördüm
bulutların dağlara sessizce çöküşünü
çocuksu susuşları gördüm, kırılan sevinci
Ve kalbimi puslu yamaçlardaki pusulara saldım
çobanlar çoktan inmişlerdi ovaya
bense yapayalnız bir ağaçtım doruklarda

Harelenen sularda bir yanık kokusu
ve uzun boyunlu bir kızın gülümseyişi
Işık zamana bağlı zamansa onun
kocaman gözleridir artık
Anladım tarih de yazılmaz
bir aşkın sayfalarına düşmüyorsa gün

Yalnızdım, yapraklarım dökülmüştü bir bir
deryalara savrulup çöllere düşmüştü
Bir duman tütüyor yine hangi kent yandı
hangi sokakta vuruldu sevgilim
Bir demet menekşe bir avuç toprak
burkulan bir yürek miyim hep

Sesimde bir yanma bir kekrelik
uzayıp giden bir çöl yalnızlığı
Gazeteleri okumuyorum başım dönüyor
sulanmamış çiçekler gibi kuruyor her şey
her şey bir yolculuğun hüznünü taşıyor
gidip de gelmemek üzere bütün yüzler

Puslu yamaçlarda bir çakal gölgesi
bir dağ suskunluğu yürüyor kentlere
yenilen biz miyiz yoksa aşklar mı
bir kızın kocaman gözlerinde görüyorum
savrulan küllerini ömrümüzün
Bu kenti ayrılıklar yıkacak birgün biliyorum

ölümden şikâyeti yok ölüp gidenlerin
ama bir kızın kocaman gözlerinde yangınlar çıkıyor
Acılar dehşetli kinlendiriyor beni
Kabarıp duruyor içimde, kabarıp duran bir okyanus
yurdumu arıyorum batık bir tekne değilim
yurdumu arıyorum kızgın küller ortasında
Yazan
ordinat
Tarih:
14.03.2019 09:48:50
Sil
 
Zamansız

Can alıp gitti adını sayıkladığım günler.
Özlemi nefrete bulandı cisminin bu hikayede.
Sonuna çevirdiğim başlangıçların kum taneleri birer birer yüreğimden akıttı varlığını.
Zaman durmaya yakındı sanki, zaman amansızlıktı.
Ve yokluğunda kayboldu saniyeler, yokluğun zamansızlıktı…

Yol almıştı artık mutluluk senden sonra.
Giderken ardından çabucak dönüp gelsin diye akmıştı gözümden yaşlar,
özümden can akmıştı.
Yokluğunda kollarıma muhtaçtım.
Sarıp sarmalamıştım yalnızbaşıma kalmışlığımı.
Gamzelerinden aşırdığım gülümseyişini saklıyordum avuçlarımda,
avuçlarım kanamıştı.
Bu şehrin içinde duruyordu hatıralar.
Kaçarcasına saklanıyordum hepsinden.
Çünkü canımı yakıyordu sensiz geçen dakikalar.

Öfkesi kalbime dolanmış gidişinin,
duvarlarına izi bulaşmış cinayetinin
Ve sızısını taşıyor hala yüreğim ezip gidişinin.
Şimdi bir isyanın pençesine atıyorum ruhumun ‘sen’ tarafını.
Avaz avaz haykırıyorum biriktirdiğim bütün sus’uşları.
Günlerimin karanlık yüzünde, düşlerimin parıltısına seriyorum geceyi.
Hakkındır üzerimde,helal ettim sana eceli.
İşte bunlar sana birkmişliğimden sızan nefret damlaları.
İstersen daha fazla (ç)ağlatma beni.
Boğulursun içimdeki "sen" de…

Artık sana uzak adımlarımın değdiği her yer yokluğuna biraz daha alıştırıyor beni.
Ve seni sensizlikle aldatıyorum her gece.
Bu gece isminin üzerini çizip,
birde bendeki yanını deşip paramparça ediyorum zaptettiğin kalbimi.
İçimde öyle şeyler gizlemişimki sana dair,
Açığa vurduğum yanların bir bir sürüklüyor bütün düşlerimi uçurumların eşiğine.
Oysa düşerken varlığından yokluğuna,
yokluğunda varoluyordum hiç olmadığım kadar.
Ve bir hayal kırıklığımı daha topluyorum yerlerden.
İstemem Kimse paramparça görmesin beni…

Sığındığım kaldırımların buz tutmuş yüreğinde yer buldu cismim.
Hatırlayabildiğim ne bir "sen" kaldı geriye,
Nede bir "ben" var artık içimi dağlayan yangınlara kurban ettiğim.
Öznesi kaçmış, imlası bozuk birkaç sözüm vardı sana dair gizlediğim,
Olmadı, bir türlü dönmedi dilim.
Ardına bakma sakın giderken.
Ki ben neyim varsa senden başka hepsini önüne sermiştim.
Merhaba ya duyduğum bütün özlemlerimi el"vedalara"mı gizledin?.
Dilerim Hoşça"kal" gittiğin yerde….
Yazan
perende
Tarih:
14.03.2019 09:44:46
Sil
 
Bilseydim Büyümezdim

Acı veriyor bugünü yaşamak, bilseydim büyümezdim.
Vefa var, sadakat gerçek ve aşk müspet sanırdım
Kapılarımı her çalana açardım da, her kapıyı utanmadan ben çalardım.
Tek başıma kaldım bu koca denizde, tek kürekli bir sandalda.
İşte bir zamanlar ben böyleydim.
Büyüdüm, öğrendim. Böyle değilmiş.
Bilseydim büyümezdim, çünkü büyümesem bilmezdim.

Aşk denen şeyin nasıl yok olduğunu gördüm.
Namusun yok olduğunu, vefanın hiç olduğunu, ihanetin p**** olduğunu bildim.
Bilseydim büyümezdim, çünkü büyümesem bilmezdim.
Çünkü ben küçükken hiç ihanet denizinde yüzmezdim.
Bilseydim büyümezdim, çünkü büyümesem oralarda gezmezdim.

Dost denenin cellat olduğunu, güneşin mum ışığında solduğunu gördüm.
Elinde kalbi, cebinde namusu, aklında sus pusu gördüm.
Aşkını paraya tahvil edenleri, onurunu mezara gömenleri gördüm.
Keşke görmez olaydım, çocuk kalaydım.
Bilseydim büyümezdim, çünkü büyümesem bilmezdim.

Beni nasıl kandırdıklarını gördüm, beni nasıl inandırdıklarını.
Sadece gerçek benimmiş, en iyi onu gördüm.
Göze kalem çeken acılar, akla zincir vuran yaralar gördüm
Varlığını satan yoksullar, yokluğunu satan zenginler gördüm
Keşke görmeseydim.
Bilseydim büyümezdim, çünkü büyümesem görmezdim.

Sabır emlakçılarını, ihanet şakşakçılarını gördüm.
Arkadaşını sevenlerden daha makbul, sevgisini satanları gördüm.
‘Bizler’ ve ‘sizler’ diye bizi bölenlerin aslında ‘onlar’ olduklarını gördüm.
Şikayete hakkım yok, sustum, tam ortasında durdum
Yaşamak haram oldu, nefes alırken öldüm.
Bilseydim büyümezdim, çünkü büyümesem ölmezdim.
Yazan
muvaffakiyet
Tarih:
14.03.2019 09:43:43
Sil
 
Sonsuza Kadar

İlk gördüğüm sendin, son gördüğüm bir yabancı
Hani bir yastığımız olacaktı, bu ikinci yastık kimin?
Sen, ruhumdaki son sancı…
Gidiyorsun ama ruhuma kazındı ismin….

Sen ‘evet’ dedin, ben ‘sonsuza kadar’…
Oysa ki bir evin eşyalarını paylaşmak değildi benim amacım.
Bir hayatı paylaşacaktık seninle, bir ölümü…
Sen silersin belki ama, ben nasıl unuturum dünümü…

Eşyalarımı topladığım valiz kadar küçüktü ömrüm
Ve bir aşkı paylaşmayı göze alacak kadar da büyük.
Şölen masalarında yalnız kalmaktansa,
Bir fakir sofrasındaki mutluluğumdu ekmeğim bir dilimini böldüğüm.

Ben gidiyorum şimdi, sen kalarak terk ediyorsun.
Hani iyi ve kötü günde birdik, hani bu yuvayı sonsuza kadar sevecektik?
Senin sonsuzun dün bitti, benimki halen sonsuza kadar…
Keşke bana ‘seviyorum’ demeseydin, kandırmasaydın beni bu kadar…

Şimdi bana git diyorsun, bitti diyorsun…
Sen benim hayatımdın, kaderimdin.
Kaderimin sonuna mı geldim, hayatım mı bitti?
Benimki devam ediyor ama senin sonsuzun burada bitti.

Bu masayı hatırlıyor musun, ilk defa kahvaltı ettiğimiz…
Ya ilk filmi sarılarak beraber seyrettiğimiz?
Ben gidiyorum sadece ikimizin şarkısını alarak…
Hani hayatımızdı bizim şiirimiz, her gün bir mısra eklediğimiz?

Niye gözlerin şimdi bir başka bakıyor?
Niye hatırladığım en güzel sözlerin beni yakıyor?
Yuvamızın çatısı yıkıldı görmüyor musun…
Şimdi yeni bir gökyüzü sana bakıyor…

Şu yıldızı hatırlıyor musun gökyüzündeki.
İkimizin yıldızıydı her gece hayale daldığımız.
Bir de onu alıyorum giderken yanıma.
Her gece ben seyredeceğim yıldızımızı tek başıma,
binlerce defa çalarken şarkımız…

Ben bu kapıdan ve hayatından şimdi çıkıyorum.
Şarkımızı ve yıldızımız alarak.

Benim olduğun her dakika için teşekkür ediyorum.
Sen ise beni terk ediyorsun burada kalarak.

Ve sonsuza kadardı benim aşkım, yeminim.
Yine de sonsuza kadar sürecek.
Aşkım, evim kabe’mdi benim.
Yavrumu sana emanet ediyorum tek aşkım, son sevgilim…

"Yalan ömrüme bin dert katıyorum
Sana değmeden elini tutuyorum
Ömrüm bitiyor görmeden gidiyorum

Sana param parça bir kalp bırakıyorum..
Niye böyle oldu diye sen sor kendine
"Ben gidiyorum!"
Yazan
operet
Tarih:
14.03.2019 09:41:48
Sil
 
Gidiyorsun…

Vakit, kıyamete ramak kala..
Bağrıma öyle bir sur üflendi ki, daha birinci evrede yıkıldı gönlümün gülruh sütunları..
Sen bensizliğe giderken, ben şimdiden sensizlikte kök saldım gül yüzlüm..
Sessizliğe büründüm, sessizliğini dinledim attığın her adımda..
Gözlerine bakmamak için yumdum gözlerimi ağladım, içime aktı gözyaşlarım..
Ömrümün sonuna benzeyen son bakışlarını esirge benden,
Bana kalan, ilk günki nazarın olsun…
Elveda demeye dönmesin dilin, yetmesin nefesin..
Birazdan geri gelecekmiş edasıyla git,
Bana bir ömür beklemek kalsın…

Gidiyorsun işte…
Vakit bile kıyamete düştü…
Şimdi hangi vakit seni buluşturur benimle..
Çöktü bütün hayaller, gönlüme berzah düştü…
Bir harabenin içine atıp beni, nereye gidiyorsun böyle?
Alıştım yanında çocuk kalmaya, şimdi nasıl büyürüm..
Düşersem kanayacak dizlerim..
Bir cümleye döküp içimi, nice sırlar gizlerim..
Mahmur bakışlarımla yokluğuna düşüşümü izlerim..

Sen giderken bin damla yaş düştü mendilime,
Hem sevip, hem ayrılmayı dokudum kilime…

Sen gittin
Hasret dağının gölgesinde kaldım,
Hasretinden Güneş görmedi yüzüm,
Yerimde saydım..

Sen gittin
Bırakıp gittiğin günde esirim,
Gecelerime benzedi gündüzüm,
Müteessirim..

Ah şu gidişler yok mu bin gelişlerin sevincini, bir gidiş tüketir.
Yazan
pleybek
Tarih:
14.03.2019 09:39:37
Sil
 
Eğer Seversem Seni Mahvolurum

Affet..
Bende sevgiler mevsimlik değil öyle,hiçbir saat dilimiyle kıyaslayamam düşlerimi.Sığdıramam ki seni bir ömre..

Eğer seversem seni
Öyle çok bağlanırım ki sana,hayatta her şey olursun benim için.Ne vazgeçebilirim,ne şüphe edebilirim senden.Her an yanımda ol isterim,ezberlerim kokunu.Yerli yersiz gülümserim,düşünsene mutlu olduğumu ne büyük aptallık!

Eğer seversem seni
Uğrunda öl’mem,senin uğrunda yaşarım yaşanacak ne varsa.Senin için varolurum.Ellerini tutarım,bir sürü hatıramız olur şarkılar,şiirler,hediyeler,gidilen yerler,hayaller,yeminler.. Umutlarımız olur senle,kusursuz düşlenmiş gelecek düşlerimiz..Sinemaya gideriz birlikte,yağmura yakalanırız.Hastalanırsın,endişelenirim inan,yer bitiririm kendimi sana bir şey olur diye.

Eğer seversem seni
Onca fedâkârlık yaparım senin için,vazgeçerim her şeyden.Başka şehirden,başka hayattan,başka insanlardan..Senden başka vazgeçilecek ne varsa vazgeçerim.Sen bilmezsin,acıtırsın içimi.An gelir,dost olursun şerefsizliğe,‘sensizlik’ olur adın.

Eğer seversem seni
Olur da öpersem ıslak dudaklarını,nefesini hissedersem nefesimde nefesim olursun boylu boyunca.Ben bilmem aşk’ı yatırmayı yataklara,uyurken üstünü örterim en fazla.Olur da sarılırsam sımsıkı dursun isterim tüm zaman kipleri..Hayatım olursun hepten,geleceğim..Seversem seni,eş dost örnek alır bizi,zaman geçtikçe daha da ‘sen’ olurum..

Eğer seversem seni
‘GÜN’ olur ‘‘seni sevmiyorum’’ dersin bana.Yalan dolan sahtelikler girer araya.Git gide koparsın benden,başkalarının ismi olur ağzında,yeminleri hayalleri unutursun da yarı yolda bırakırsın beni.
Gitmemen için herşeyi yapsam da nafile oturur ağlarım çocuklar gibi,çaresizlik,kepazelik sarar başımı..Zaman geçer, anlarım ki yalanmış her şey,anlarım ki aldanmışım sana,aldatmışsın beni..Acı çeker her yanım.

Eğer seversem seni
Sen,tüm şarkıları başkalarına ‘adarsın’,ben gözlerine roman yazarım.Sen gidersin,ben kanarım.Sonra başkalarına söylersin ”seni seviyorum..,kopamam senden..” Yeminler eder,tutarsın ellerini.Kilitlersin gözlerini gözlerine.Bilmezsin,düşünmezsin bile kimse ‘ben’ değil diye..

Eğer seversem seni
Alırsın hayatımdan tüm nefeslerimi.Elim yüzüm aşka bulanır,sensizlik içinde bir yalnızlık kalır bana.Kocaman bir ihaneti,acıdan nefesi kokan ufacık bir ömrü oturur,kıçı kırık bir kalemle yazmaya çalışırım.Yaşanamışlıkları,ölümle mücadelelerimi yazarım gecelerce.Ben’den eser kalmaz seni seversem…

Eğer seversem seni
Birisi siler beni,hiç özlememiş gibi özlersin..Birisi küllerimden doğar yeniden,sadece onu seversin..Vazgeçemem senden,seni unutamam.Tutamam ellerini..Kokun yok,sesin yok,sen yoksun deliririm..
‘Gün’ gelir,kazara çıkarır atarsam seni aklımdan,kalbimden ruhumdan bu sefer ne akıl kalır ne kalp ne de ruh! Sen unutursun beni,ölürüm.Susarsın,ölürüm.Gidersin,ölürüm.Kurşun gibi bir an gelir şakağıma seversin başkasını,ölürüm.

Anladın mı şimdi?
Yazan
mutaasıp
Tarih:
14.03.2019 09:35:23
Sil
 


Ana Sayfa GİRİŞ – ÜYE OL ŞİİR ARŞİVİ İZİN ! İLETİŞİM

Google Dayanamam – Göktuğ BAŞAR
27 Ocak 2012 Yazan: Cevher

Dayanamam

‘Hatırlatma kendini öyle durduk yere.
Gittiysen gittin.
Ve öldüysem öldüm işte,şikayetim yok.’

Yeni bir cümle duymaya şimdi senden,ihtiyaçta yok.
O ağlamaklı bakışlarından sıyrılıpta gelen yalanlarla,
İnan bana,
Gücüm yok.

İyiyim ben,sağol.
Bunu sormak için girdiysen yine aklıma,
Ve bunu sormak için araladıysan kabuğunu bir yaranın,
Görmüşsündür sende muhakkak.
Sensizim felan ama,
İyiyim işte,sağol.

”Mevsimler değişecek’ diyorlar sevgilim.
Gittiğinden haberleri yok sanırım.”

Benimde haberim olmasın,
Gelirsen.
Yastığın öbür tarafında kırılmış bir saç teli,
Astığın bir yüzün yanağında sıcacık bir öpücükle uyandırırsın beni,
Belki..

Biliyorum.
Bende ömür boyu sevemem seni.
Ama ömür bu işte.
Bakarsın bugün ölmüşüm,
Ve bir bakarsın bana yeniden o tanıdık gülüşünle,
Hüznü yüreğe sızmadan,öldürmüşüm.

Bir gün karşılaşırız elbet,neden olmasın.
Senin saçların uzamıştır,
Benim ömrüm kısalmıştır biraz.
Senin,yüzünde yeniden gülmeye sebeplerin,
Benim o sebeplerden ıslak gözlerim vardır.

Kokun,
Kokun vardır başkasının saçlarından içine çektiği.
Ve belki,
Bir umut vardır teninde hala,
Eski bir dokunuştan kalma,
Belki..

Sevgilim,
O gittiğine söyle,
Allah’a emanet etmesin seni.
Ben,
Seni burda görmeye,
Dayanamam..
Yazan
mütareke
Tarih:
14.03.2019 09:33:52
Sil
 
Yarım Sevgili

Yalnızca içi yıkılmış bir bina gibi duruyorum ayakta.
Elimin tersiyle siliyorum dudaklarımdaki izini.
Gözlerimden iki damla acı süzülüyor.
Zaman içinden nasılda yaralı çıkarıyor bizi.

Sahil sahil, kıyı kıyı, cadde cadde seni topluyorum bu şehirden…
Giderken…
Kaçmıyorum sevgili.
Kaderden kaçılmaz,kadere gidilir.
Ve gitmekten çok, dönmek cesarettir.
Sonduk,yeniktik,bittik.

İçimde hiç düşmeyen bir kan ateşi.
Kalbimden çıkardım bütün terk edilmişlikleri.
Geriye kalabalık bir yalnızlık kaldı sanki.
Gözlerim kendi pırıltısında unuttu ışığını.
Söyle sevgili
Hiçbir şeyi olmayandan nasıl çaldın her şeyini?

Ey kendi kalbiyle oynayan çocuk!
En çok yarım kalmak yorar insanı.
Gidişin bile yarım… İçimde ağır aksak yürüyen bir ihtiyar gibi.

Kalem kelime kusar aşk içimde kendi kuyusunu kazar.
Gece, kendini mermi gibi içime saplar.
İnsanın ağlarsa kalbi ağlar, gözleri yalan ağlar.
Benim yarım gidişli sevgilim!
Şimdi nasıl başlar geri dönmek dediğin?

Bilirim, kavuşmalar yeni ayrılığı hızlandırır bazen.
Razıydım yine de…
Uzatım da ellerimi…
Senin yüreğin el vermedi.

Sen yoksan ben neden varım?
Neye yarardım?
Şimdi yağmurlar ıslanıyor gözyaşlarımla.
Duruladım kalbimi yalnızlığımla.

Sahil sahil, kıyı kıyı, cadde cadde seni topluyorum bu şehirden…
Giderken…
Kendimi bekleme yorgunuyken, şimdi aciz kalbim yıkım emrini bekler.
Ve tanığıdır bütün aşkların şairler.
Oysa sana kullanılmamış bir ben sunmuştum.
Yaşama kuruyup, ölüme yeşerirken…
Ben ölürken ayağına dolanacak bir şiir yazdım sana.
Her kelimesi seni tökezletecek…şimdi git…Git!

Gidişi de kalışı gibi yarım sevgili…
Yokmuş işte!
Hayat üstümü vermedi…
Yazan
zekkar
Tarih:
14.03.2019 09:32:25
Sil
 


Ana Sayfa GİRİŞ – ÜYE OL ŞİİR ARŞİVİ İZİN ! İLETİŞİM

Google Susarken Bile Hüzün Kokuyordun – Hülya KORKUT
07 Mayıs 2012 Yazan: Cevher

Susarken Bile Hüzün Kokuyordun

susarken bile hüzün kokuyordun
aşk saçlarından damlıyordu
gözlerin uzaklarda arıyordu bilinmezi
siliyordun parmaklarınla akan yaşlarını
kirpiklerinde kalıyordu düşmekten korkan damlaların
kaşların her zamankinden farklıydı
başın öne eğilmiş,
utanıyordun sanki
aşk saçlarından damlıyordu
sen susarken bile hüzün kokuyordun

yüreğinde kanadı kırık bir serçe
ağlasa ruhunu teslim edecek sensizliğe
oturuşundan belli,
gitmek üzere gelmişsin
bu sözlerim evimin en nadide misafirine
saatin durmuş,
kolunda hala ben varım
nefesinde hala ismim
susuyordun evet
tepkisizce susuyordun
sen susarken bile hüzün kokuyordun

kitapların her zamanki yerindeydi
masanı hiç toplamamıştım
kalemin sana aşık gözlerle ağlıyordu
ben hiç bu kadar yanmamıştım
ayağının tozu kalıyordu sen giderken
ceketinde götürdüğün bir mendildim
duyuyordun hıçkırıklarımı
varamıyordu cebine elin
ben sözlerinin en ince sesiydim
içinde fırtınalar kopuyordu
göremediğim sakin sulardan geliyordun
çığlıklarını gözlerinden duyuyordum
bana bakarken gözlerin doluyordu
ellerin ellerin düşmüyordu yüzünden
gitmek istemeyen duruşunla kaçıyordun
anlamlaştıramadığımız dünlerimizden saklıyordun gerçekleri
seni ele veriyordu her bir zerren
aşk saçlarından damlıyordu
sen susarken bile hüzün kokuyordun
Yazan
istitrat
Tarih:
14.03.2019 09:31:34
Sil
 
Sana Geldim

Geldim işte
Bitmeyecek umutların, hayal kırıklarıyla geldim
Üşüyen yüreğim,
Görmeyen bedenim,
Hüzünbaz sevmelerin
… Çiğnenmiş artıklarıyla geldim…

Katran gecelerin heyulasında
Ayyuka çıkan feryadımın suskunluğuyla
Ömrümün en körpe soluğunda
Kesilmiş bir hesabın
Ağır vebaliyle geldim…

Kırılan dizelerim,
Koparılan sözcüklerim
Ve hislerimi asamadığım boşlukta
İçime kazıdığım
Yetim şiirlerimle geldim…

Dilsiz kelamın dikişlerini söke söke
Sağır susuşlarımı yırttığım çığlığımla
Kör gecelere salıverdiğim umudun çaresizliğinde
Gözü dönmüş hüzne başkaldırıp
Mâhkun kederin katmerli galibiyetiyle geldim…

Hilelerin satıldığı pazarlarda
Ucuza giden ümitlerim,
Yağlı ipin çaresizliğiyle
Asılan düşlerimin kıyısında
Yargısız infazlarımla geldim…

Kanayan gözlerin,
Çiseleyen bakışlarıyla
Parçalanan göğsümün,
Dikiş tutmaz çeperinde
Bütün hücrelerimi yırtarak
Yaşama isteğimin iflasıyla geldim…

Penceresiz bir gezegenin,
Bilinmez labirentinde
Çözümsüz sırlarımı omuzlayarak
Ezik bir yorgunluğun sancısıyla
Soğuk terlerimi dökmeden geldim…

Devrilen yıllarımın sonbaharında
Solgun bir Eylül akşamı,
Kurumuş hasretimin savruluşuyla
Buz tutan bakışlarımı,
Gözlerinle eriterek geldim…

Uyan! Ey yürek!
Geldim işte…
Beynimden sıçrayan tanelerini avuçlayarak
Yine asi adımlarımla
Bıkmadan, usanmadan
Ve de utanmadan…
Yana yakıla
Belaya çarpa çarpa
Utanç duvarımı yıkıp
Cürm yığılı enkazı dağıta dağıta
Tek bir soluğuna dokunabilme şecaatine namzet,
Gelemediğim kendimle
Sen olacak b/ana …
Üflediğim tüm ışıklarda,
Yakacağım bir tek Sana geldim…
Yazan
kakmak
Tarih:
14.03.2019 09:29:40
Sil
 
Can Yaram

Merhaba Can Yaram..
Birlikte yürüdüğümüz sahildeyim. Yalnızım.
Sigara içiyor ve sana bunları yazıyorum.
İlk olmayan ama en son olacak olan mektubum bu.
Gözlerine ilk baktığımda, yar’le bir olmuştum.
Yar’le bir olmak demek, acı çekmekti senin lügatında.
Elbet acı çekecektim.
Buna çoktan hazırdım.
Ama önemli olan değecek birinin olmasıydı.
Umulan ama bulunmayan değil…
Öyle inanmıştım ki mutlu olacağıma.
O kadar emindim ki kalbimin karşılık bulacağına.
Ama… maalesef, kaybedişlerin en acı olanı mutluluğa ramak kala olanıymış..
Kırık bir aynaya bakmak gibiydi seni sevmek.
Kalbim gülse de yüzüm kesikler içinde…
Durmadın gözlerimde.
Oysa razıydım yalana bile, seni bana getirecekse…
Ama sen benim hep kendime söylediğim fakat kendimi hiç inandıramadığım bir yalan olarak kaldın.
Aşk yanlı bir tutumdu ve hep senden yanaydı.
Biliyordum içinde "hoşça kal" saklayan bir gelişti seninkisi.
Belki de gelişin en başından bir gidişti.
Çünkü gidenler hep haklı kalıyor ve aşk acıdan yana çıkıyordu.
Yine de denemekten vazgeçmedim.
Seni hep sevdim. Her işte bir hayır vardır dedim.
Ama her hayrın da bir bedeli olduğunu bilemedim.
Ben bu bedeli gitmek zorunda kalarak ödüyorum şimdi.
Şimdi sende bitiyorum ya ben beni kimseye söyleme!
Herkesin gözünde bir mecnun olmak değildi niyetim..
Neden yalnız kalmak, uzaklaşmak istiyorum biliyor musun?
Çünkü insanları iyi tanırım. Yalanı gözünden anlarım.
Yalanlar çok konuşur.
Yalancılar, kelimeleriyle açtıkları yaraları suskunluklarıyla örtüp giderler.
Daha da gidecekler. Çünkü herkes yalanlarıyla gider, ben inandığımla kalırım.
Kim bilir kimleri mutlu etmek adına beni üzdüler.
Ama olsun. Benim şiir açan papatyalarım vardı.
Onlara sarılmak beni yine ben yapardı.
Ya onlar? Boş ver! Bazı insanların doğumu bile kürtajdı!
Sen beni sevmesen de hiçbir zaman onlardan olmadın.
Sen başkaydın.
Senin asla bulamayacaklarını ben çoktan tüketmiş olsam da, ben sendeki masumiyete aşıktım.
Seninle ölmek çok kolaydı da senden sonra yaşamak bana haramdı.
Bunları bile bile atıyorum kendimi yalnızlığın koynuna.
Yalnızlık da neymiş, sensizliğin yanında?
Biliyorum..
Baktığım her yerde izlerin olacak.
Ama bil ki her yerde değilsin, benim için her yer sensin.
Bunları sana yazdım ama sen bunlar değilsin,
Sen yazdıklarımdan çok öte, yazamadıklarımdan çok beridesin.
Bu çektiklerimizin acısı acaba neyin anısı?
Çok değil, uzun sevmeni istemiştim, nefesin yettiğince.
Ama sen baban gibi beni sevdin. Artık beni öyle de sevme..
Çünkü ben o eski ben olamam senden gidince..
Gözyaşlarıyla bile temizlenmiyor karşılıksız aşkın yürek lekesi.
Bu yüzden artık gitmeliyim. Yenildim!
Terk etmiyorum seni sadece senden mahrum bırakıyorum kendimi.
Tıpkı senin de yapmak istediğin gibi..
Söz veriyorum! Sen hiç farkında olmasan da, seninle ilgili kurduğum hayalleri kimseyle yaşamayacağım, yaşayamam!
Ben seni bambaşka sevdim, başkalarını seni sevdiğim gibi sevmeyeceğim.
Bu mektubu sana kısa süre sonra vereceğim.
Yine hep isteyip de yapamadığımız gibi, içimizden kopan anlam veremediğimiz parçamız gibi, sarılamadan yanından gideceğim.
Giderken ardıma dönüp, bakıp bakmayacağını bilmediğim için sana el sallamadan gideceğim..
Geriye dönüp bakarsam zaten gidemem..
Birlikte oturduğumuz kafedeyim
Can Yaram..
Sigaramı yalnız içiyorum.
sigara bile yalnızlıkla içilir bundan böyle.
Ah be kader! Bir yerde bir yanlışlık var..
Hoşça kal Can Yaram..
Hoşça Kal..
Yazan
istintak
Tarih:
14.03.2019 09:28:46
Sil
 
Yaralı
Bazı Yaralar Sardıkça Kanar

Artık hatırlanmaya değecek kadar bile kalmadın.
Seni unutmak hakkım!
Unutkan biri değilimdir ama sen bende hatırlanacak hiçbir şey bırakmadın.
Benim unutulmuşum olmak bile güzeldir bil.
Aşk mı? Aramızda kaldı içimizde değil…
Yanlış aşkta doğru aranmaz.
Ama yine de oku istiyorum.
Cümlelerimde gizlenmiş duygudan ne anladığını benim nasıl yazdığım değil,
senin nasıl okuduğun belirler.
‘Kör müydü gözlerin, nasıl göremedin’ diye sordular senden sonra.
Kör değildim.
Ve hayatımda en çok iki kere parlamıştı gözlerim.
Birincisi seni ilk gördüğüm, ikincisi giderken ardından baktığım gün.
İlkinde aşkın ışığından, ikincisinde gözyaşlarımdan…
O iki anın arasındaysa hep kapalıydı gözlerim.
Aşkına inandığımdan.
Kör değildim, sadece güvenmiştim!

Not: Bugün seni düşünmeden yaşayabilmeyi başardığım ilk gün.
Hadi topla seni benden.
Kalbim seni uğurluyor.
Al bu yara sende kalsın.
Artık beni acıtmıyor.
Yazan
yampiri
Tarih:
14.03.2019 09:27:24
Sil
 
Çok Sevdim Seni Affet

Gitmeliyim artık, üzgünüm…
Sen de üzülme ne olur, kıyamam ki yüzünün sahiline hüzün vurmasına.
Gözyaşların dalgalanıp bir kere bile değse kirpiklerine, boğulurum…

Üzgünüm…
Kızma sakın kaçar gibi birkaç satırın ardına sığınışıma,
ve ne olur sitem ediyorum da sanma.
Kırılma bana.
Küçücük omuzlarıma birkaç beden ağır geldi
küçük kaldı yüreğim, sığdıramadım yokluğunu.
Yoruldum yalnızca…

Ayrılıkla savaşmadığımı düşünme ne olur!
Direndim.
Karşı koydum ayak bileklerime dolanan gitmelere.
Her gece göğsüme çöken tavana inat nefes alıp verdim sana.
Şizofreni bir sevdaydı zaten seni uzun uzak sevişim,
Duvarlardaki hayalinle sevişmem,
Ve karanlık odada saat tik takını senin ayak sesin zannedip sevinişim..
Uyanışlarım,
Ve kırılan hayallerim…
Sensizliğin eksilttiği sen dahil ne varsa işte benden giden.
Her birine gücümün yettiğince direndim.
Çok sevdim seni, affet!
Olmayışından çok aklıma yenildim…

Ben gittiğim yerde de en çok seni biriktirip,
Yine seni seveceğim.
Üzülme…

Kim bilir yine bahar gelir topraklarımıza,
yapraklarımız rüzgarla sevişirken yeşeririz belki yeniden.
Kim bilir…
Belki de geç kalınmış bir vedadır bizimki.
Her konuşmaya üzülerek başlamamız bundan değil midir sevgili?
Cümlelerimizin yüklemsiz kalması çaresizliğimizden değil mi?
Gözlerimiz sözlerimizden çok susuyor artık.
Uyanırken hangi uykuda unuttuk biriktirdiğimiz düşleri.
Aşka pusarken ayrılığa teslim olduk!
Sustuk, sustuk, sustuk…
Biz en çok susmaktan yorulduk…

Ölüm, vedalaşmaya fırsat bırakmadığı için bir ayrılık olmazdı asla.
Bu yüzden can çekişirken vedalaşıyorum seninle,
Beyin ölümü çoktan gerçekleşmiş bitkisel hayatta ki bir aşktan nefes alıyoruz anlasana!
Anla/sana…

| Bu üyeye mesaj yaz | Bu üyenin yazdığı mesajlar | Üye olmak istiyorum | Son 24 saat |

Not: Sitemizde ahlak dışı, yasa dışı ve siyasi içerikli nick ve resimler kullanmak yasaktır. Bu sayfada bu tür bir içerik bulunuyorsa lütfen bu formu kullanarak bize bildiriniz.



Hızlı Erişim:
counter
101 İndir Okey İndir Okey 101