| |
|
Yazan MudanyaLı
Tarih: 07.04.2026 11:52:48
Sil
|
| Efendiler, Hakimiyet ve Saltanat hiç kimse tarafından hiç kimseye ilim icabıdır diye müzakere ile münakaşa ile verilemez. Hakimiyet, saltanat kudretle kuvvetle zorla alınır. Osmanoğulları Türk Milletinin Hakimiyet ve Saltanatına zorla el koymuşlardı. Ve bu tasarruflarını altı asırdan beri sürdürmüşlerdir. |
|
|
Yazan MudanyaLı
Tarih: 05.03.2026 11:47:16
Sil
|
Güzel yurdun güvenliği emanettir bizlere Jandarmadır ulaştıran adaleti her yere Haksızlıkla savaşırız kötülüğü boğarız En karanlık köşelerde güneş gibi doğarız
Alnımızda parıldayan şeref ve şan arması Kahramanlar kahramanı yılmaz Türk Jandarması
Yüce dağlar önümüzde sıra sıra uzanır En sarp kaya, coşkun ırmak bizi yakından tanır Türk'ündür bu gürleyen ses, bu şaklatan fırtına Korkusuz bir ordu kattı jandarma bu vatana
Alnımızda parıldayan şeref ve şan arması Kahramanlar kahramanı yılmaz Türk Jandarması |
|
|
Yazan MudanyaLı
Tarih: 03.03.2026 08:14:30
Sil
|
İçte Ulusun güvenini kazanan,
Kısa sürede İnkilaplarıyla Çağdaş Türkiye Cumhuriyetini kurmuş ve geliştiren,
Dışta, yabancı devletler önünde Saygın, görüşüne ihkiyaç duyulan vi sözü dinlenen bir Devlet Adamıdır ATATÜRK.. |
|
|
Yazan MudanyaLı
Tarih: 28.02.2026 16:37:55
Sil
|
Onlardan biri Nazife Kadın'dı. Yunanların kavakönlü köyüne yaptığı baskında esir düşen Nazife, civardaki Türk Müfrezelerin yerini söylememekte direnmiş ve düşman tarafından yakılarak öldürülmüştü.
Bir diğer kahraman ise Gödesli Makbule'ydi. Siyah pantolonu, ceketi, ayağında siyah çizmesi, başında siyah başlığı ve yanından hiç ayırmadığı Japon filintasıyla at koşturan bu kahraman kadın, düşman baskını nedeniyle çekilen Türk müfrezesinin önüne geçip onları direnmeye ikna etmiş ve çatışmanın en önünde düşmanla vuruşarak şehit düşmüştü. Türkün yiğitliği yalnızca Erkeği ile değil Kadınıylada ruh buluyordu.
Veee Kara Fatma... Kara Fatma İngilizler arasında bile namı yayılmıştı. Çetesinin önünde bizzat baskınlara katılıyor, tek başına korkusuzca şehre sızıp silah kaçırıyordu. Bu Operasyonlardan birinde esir düşmüş Ondokuz gün boyunca işkence görmesine rağmen tek kelime konuşmayıp kaçmayı başarmıştı.. |
|
|
Yazan MudanyaLı
Tarih: 26.02.2026 10:10:31
Sil
|
Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dâhilinde iktidara sahip olanlar, gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri, şahsi menfaatlerini müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakruzaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.
Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır. Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.' |
|
|
Yazan MudanyaLı
Tarih: 25.02.2026 09:28:47
Sil
|
| Mustafa Kemal hiç düşünmeden cavapladı. Teşekkür ederim. Tarihimizi okumuş, bizi öğrenmişsiniz. Fakat şunu bilmenizi isterim ki biz emperyalistlerin pençesine düşen bir kuş gibi yavaş yavaş, aşağılık bir ölüme mahkum olmaktansa, babalarımızın oğulları olarak vuruşa vuruşa ölmeyi tercih ediyoruz. Bu Millet bağımsızlığını temin için gereken teşebbüsleri ve fedakarlığı yaptıktan sonra başarılı olur. Ya başarılı olamazsa demek, o milletin ölmüş olduğuna hükmetmek demektir. Millet yaşadıkça ve fedakarca devam ettikçe, başarısızlık söz konusu olamaz.. |
|
|
Yazan MudanyaLı
Tarih: 24.02.2026 10:09:27
Sil
|
Milli Mücadele döneminde yaşanmış bir durum.
İsmail Hakkı bir Pınarın Başında kendinden geçmiş halde yatan bir Askeri gördü. Hemen yanına koşup ne zamandan beri burda olduğunu sordu. Asker güçlükle Bir haftadır ki buradayım dedi. İsmail Hakkı şaşkın ve telaşlı bir şekilde, Oğlum ne yedin, ne İçtin ? diye sordu. Asker parmaklarıyla pınarı gösterip, verdim ağzımı pınara diyebildi.
İsmail Hakkı bir yandan Askeri tabur mıntıkasına taşıttırıp doktor vasıtası ile muayene ettirirken, bir yandan oğlum sana ne verelim, bir haftadır bişe yememiş, içmemişsin, ne istersin ? diye soruyordu.
Asker, önce kıtama haber verin, demişti. Ben firari değilim. Yaralıyım. Sakın beni kaçtı sanmasınlar.
İsmail Hakkının gözleri yaşarmıştı. Ağlamak üzereydi içten içe, İşte dedi, İşte Mehmetçik bu, Türk'ün Kahramanlığının bir özü...
|
|
|
Yazan MudanyaLı
Tarih: 15.02.2026 08:36:54
Sil
|
Hiç Sordunuz mu, Neden bir tane bile ev, bir tane bile saray yapmadı da, 48 tane fabrika yaptı diye ?
Sormadınız.
Siz onun Devrimciliğini nerden bileceksiniz ?
Hiç Sordunuz mu,
Neden kendine teklif edilen makam ve mevkileri kabul etmedi de, bütün rütbelerini söküp, Samsun'a çıkarak her şeye sıfırdan başladı diye ?
Sormadınız
Siz onun Cumhuriyetçiligini nerden bileceksiniz ?
Hiç Sordunuz mu,
Neden Paşalar gibi, Saraydan boğazı seyretmek yerine, yıllarca Cephe cephe gezdi, ömrünü savaş meydanlarında tüketti diye ?
Sormadınız.
Siz onun Milliyetçiliğini nerden bileceksiniz ?
Hiç sordunuz mu,
Neden Beyoğlu diye diye, Konak diye diye değil de, Selanik diye diye yandığını, ağladığını ?
Sormadınız.
Siz onun Vatanseverliğini nerden bileceksiniz ?
Hiç Sordunuz mu,
Bir ömrün Vatan ve Özgürlük uğruna neden ve nasıl seve seve feda edildiğini ?
Sormadınız.
Siz onun kıymetini nerden bileceksiniz ?
24 yaşında Şam'da 5. Ordu'da 26 yaşında Selanik'te 3. Ordu'da 28 yaşında Hareket Ordusu'yla İstanbul'da 29 yaşında Picardie Manevraları'nda 30 yaşında Trablusgarp'ta Şark Gönüllüleri Komutanlığı'nda 31 yaşında Balkan Savaşları'nda 32 yaşında Edirne'de 33 yaşında Sofya'da 34 yaşında Çanakkale'de tümen komutanı, 35 yaşında Diyarbakır'da kolordu komutanı, 36-37 yaşında Suriye ve Filistin'de ordu ve ordular grubu komutanlıkları,
38 yaşında Anadolu'da başlattığı Kurtuluş Savaşı ile bir milletin başında... |
|
|
Yazan ROOK!E
Tarih: 19.10.2024 22:19:41
Sil
|
  |
|