[Üye Ara] [Son 24 Saat] [Oyunu Yükle] [Üye Ol]
Seyfettin Üye Profili  
Doğum Yeri:
Bulunduğu İl:
Yaş:
İşi:
M.Hali:Bekar
Mesaj Yaz
Şikayet Et
Oyuncu Profili
Üye Bilgilerini Değiştir

AhlakSal Normlarınızı Ekmek Banarak Yiyeyim .

Üyelik Tarihi: 24.10.2013 (3 yıl 11 ay 2 gün)

Yazan
Seyfettin
Tarih:
01.09.2014 17:27:51
Sil
 
Sen en keskin, en suskun duygularımın sahibi,
Giriyorsun gecenin bir vaktinde aklımın içine
Uyu uyuyabilirsen, geceye ihbar etmişsin beni
Gözlerim yanıyor kan kırmızı alevler içinde
Kayboldum ben senin eşsiz sevginde..
Sivri uçlu bıçakla oyuyorsan yüreğimi,
Ben nasıl dirilirim sensiz gecenin zifiriliğinde..
SEN,
Sığındığımsın uçsuz bucaksız kırların beşiğinde,
Sana geliyorum desem bana inanırmısın
Kendini bileyen keskin bir mızrap yüreğin sanki,
Korkuyorum,
Yine bana hırçınlığını gösterecekse alev duyguların,
Korkuyorum,
Tutuşmaktan..
Alev bakışların ya yakarsa içimdeki aşkı.?
Ya kalp taşımda sızlarsa ruhumun köşkü,
Çıldırtan bir sağırlık çökerse yüreklerimize
Ya tükenirse sevdamız,
Yaşamadan içimizdeki arzuları..?
SEN,
Devinen damarlarımda ateşler saçarken
Ben kuytusuna sığınmak isterim yüreğinin,
Bu gece bana hayatımın hediyesini verdin sevgili,
Beklenmeyen adreslere yol alırken yüreğin,
Durakladı benim sana ölen yüreğimde
Ve ben hücrelerimin yenilgisine uğradım birden
Yandım ateşler içinde, gözlerim buğulandı, başım döndü
Düşecektim az kaldı yükseklerden senin o güzel yüreğine.
Yazan
Seyfettin
Tarih:
02.09.2014 12:16:42
Sil
 
Sen Vurdunda Ben Ölmedim mi?
Yokluğunda ne ateşleri hasretimle yaktım da
Bir seni yakamadım, beni yaktığın gibi
Çölde su, mahpusta gün, oruçta ekmek gibi bekledim seni
Sense araya korkular koydun.
Yasaklar koydun...
Bitmez tükenmez engeller koydun
Şimdi nerdesin diye sakın sorma
Sen çağırdın da ben gelmedim mi?

Sen varken darılmazdım çiçeksiz baharlara,
Yağmurlu havalara...Bu kasvetli akşamlara
Sen varken
Bakıp içlenmezdim tren istasyonlarına
Otobüs duraklarına...
Sen varken ayrılanlara ağlamazdım...
Yıkılmazdım biten sevdaların ardından
Gidenlere küsmezdim
Kalanlara acımazdım...
Sen varken böyle üşümezdim-titremezdim
Masumdum, çocuklar gibi
Böyle delirmezdim-küfretmezdim...

Hele ölmeyi hiç düşünmezdim.
Şimdi soruyorum sana
Adı sevdaysa bu cehennemin
Sen yaktın da ben yanmadım mı?

Biliyorsun
Bütün acılarına 'yeşil ışık' yaktım olmadı
Bütün korkularına'arka çıktım'olmadı
Dağlara merdiven dayadım olmadı
Haziranda kar oldum yağdım avuçlarına olmadı
Sevdim olmadı -yandım olmadı-Ne yaptıysam olmadı
Benden artık pes
Bu aşkın biletini istediğin gibi kes
Nasılsa gidiyorsun
Biliyorum git...

Ama ardında
Ağlayan bir çift göz
Paramparça bir yürek
Ve yıkılmış bir dağ görmek istemiyorsan
Çek silahını-daya sırtıma
Titrersem namerdim...
Sen vurdun da ben ölmedim mi?
Yazan
Seyfettin
Tarih:
04.09.2014 18:28:58
Sil
 
Ya hep ya hiç sevgilim
Ya seninle ya sensiz
Olamaz başka biri
Ya seninle ya sensiz

İstersen al at beni
İstersen yarat beni
Dağ gibi deniz gibi
Ya seninle ya sensiz

Olmasa da sevenim
Ağlayanım gülenim
İlk sözüm son yeminim
Ya seninle ya sensiz

İstersen sevme beni
İstersen bekle beni
Taş gibi toprak gibi
Ya seninle ya sensiz

Yalnız bir mevsim değil
Yalnız bir bahar değil
Her zaman her yerde bil
Ya seninle ya sensiz

İstersen öldür beni
İstersen güldür beni
Gün gibi güneş gibi
Ya seninle ya sensiz
Yazan
Seyfettin
Tarih:
13.09.2014 10:35:15
Sil
 
Kimi dosta varır
Dosta bend olur
Kimi nefse uyar
Kahrolur gider
Kimi tevbe eder
Esfiya olur
Kimi inad eder
Eşkiya gider
Kimi gülistanda
Gonca gül olur
Kimi gonca güle
Har olur gider
Kimi Hakk’a bakar
Feyzi-yab olur
Kimi yüz çevirir
Taş olur gider
Kimi Hay’dan alır
Ehl-i hal olur
Kimi hayaldedir
Kal eder gider
Kimi Hakk aşıktır
Hem maşuk odur
Kimi Hakk değildir
Zay olur gider
Kimi AHMED seni
Uzaktan tanır
Kimi yaklaşır da
Kör olur gider…
Yazan
Seyfettin
Tarih:
15.09.2014 10:19:27
Sil
 
Yine böyle bir eylüldü..

Çok fiyakalı bir gidişi vardı kadının
Sanki bir parça eylülün de etkisi vardı
Gerçi kadın gayet sıradan geçmişti karşıya
Çünkü tek şeritli yolda soluna iki kere baktı..
Yazan
Seyfettin
Tarih:
15.09.2014 10:24:32
Sil
 
Çocukluğum, oradan oraya taşınmakla geçti. Ne zaman alışmaya başlasam, buruk ve yarım kalıyordum. Sanki filmin en heyecanlı yerinde giden elektrikler gibi, insanlar da gidiyordu içimden, insanlardan gidiyordum. Giden elektrik sonrası yakılan bir mum ve mumun yükselen alevi, gidene sanki bir çağrı gibiydi. Öyle inanıyordum. Çünkü gitmek içime dokunuyordu. Kendimi tamamlamaya başladığım yerden yaka paça yakalıyordu beni hayat. O yüzden ne adım atmaya cesaretim oldu ne de adımı söyleyip, birilerine kendimi tanıtmaya. Gün gelecek ve elektrik en heyecanlı yerinde yine gidecekti. Mum yanacak, alev yükselecek ve bir dileği tutar gibi bekleyecektim.

Varlığı hala ispat bekleyen komşu çocuklarının aldığı takdirlere şayan bir karne misin ki, asla çıkmıyorsan ortaya. Yoksa sokaklardaki kirli çocukluğumu yüzüme vuran, yaz tatilinde bile çalışmaya hevesli o çocuk musun? Beni bu duruma düşürmekten dolayı hiç mi utanmıyorsun? Var olmuş ile hiç olmamış arasına beni niye sıkıştırıyorsun? Geçmişte yaşadığın ile gelecekte yaşamayı umduğun bir kalıp mı yoksa sevebileceğin bir adam mı aradığın?

Lütfen, beni düzeltmeye kalkma sakın. Elektrikler kesilmez, gider. Çünkü umduğunu, çünkü umudunu kestiği için gider. Umut kesilir, elektrik gider. Bir mum kendini yeniden ateşler alevler büyüterek içinde. Bir çağrı mı dersin yoksa tutulan bir dilek mi, orası sana kalmış ama bir elektrik gibi aniden gelirsen, kalmayabilirim hayatında erimekten...
Yazan
Seyfettin
Tarih:
15.09.2014 10:44:57
Sil
 
Bu bir fasıl havasıdır bütün büyüklerin devrildiği.

Bulunmayan bir dibe çöküşten hemen önce,
Vurulmayan kadehe inat...
Masanın tam karşısına maziden bir anı ilişmiş
Ama biraz buz, biraz beyaz ama her şeyden biraz
- Sensiz saadet neymiş?

Bardağın yarısı dolu adamın yarısı boş,
Yarası çatlak bardağın, adamın yarısı kırık...
Efkâra damlayan cümleler biriktirmiş gibi
Ama biraz acı, biraz umut ama her şeyden biraz
- Tatmadım bilemem ki!

Gece üçü bulur, hasretin işi gücü budur,
Vurur tesellisi olmayan şarkılarla...
Adam, veda anında sallanan bir mendil sanki
Ama biraz öznesiz, biraz özensiz ama her şeyden biraz
- Seni uzaktan sevmek aşkların en güzeli...
Yazan
Seyfettin
Tarih:
26.09.2014 11:08:39
Sil
 
Gönlümün sevmediğini gözüm neylesin.
Rabbim herkese gönülden seveni nasip eylesin.
Yazan
Seyfettin
Tarih:
27.09.2014 13:58:05
Sil
 
Şimdi ben seni yeniden sevsem, değişecek mi bir şeyler aramızda? Değişmeyecek. Senin hayatın, sorumlulukların… Benim hayatım, sorumsuzluklarım…

Aramızda ki yorumsuzluk!

Yeniden âşık olabilecek misin bana? Ya ben sana? Olmayacak! Git başka yerlerde ara her ne ise aradığını, seni benden böylesine uzaklaştıramayan ne olabilir ki? Kurtul ondan! Benden ya da!

Hatırla ne kadar bencil olduğunu!
Hatırla ne kadar bencil olduğumu!

Düşün! Aramızda ki her ne ise, aşk değil artık. Aşkı geçtik. Ayrılığı da.

Kimse anlamadı mı seni, benim kadar, benden sonra? Kimse benim kadar kötü davranmadı mı sana?

Benden sonra diyorum ama ben hâlâ buradayım. Sen hâlâ bura da. “Gitmek” üzere gittiğim yerlerden de gittim. Dönmedim ama. Ne sana ne de başkalarına. Sadece buradayım. O da, şimdilik. Tenimden ibaretim. Ruhumu da senden çekeli çok oldu, aklımı da. Duygularım desen artık yoklar burada.

Şimdi ben seni yeniden sevsem kurtulur mu bir şeyler aramızda? Hem aynı adam mıyım ben! Baksana ne kadar da değiştim. Kör müsün? Baksana, sakallarım uzadı senden sonra… Bak gözlerimin içine ben eski ben değilim. Artık sevmeye de eskisi kadar yetenekli değilim. “Zaman, neler aldı götürdü benden” demeyeceğim. Sorun zamanın bana kattıklarında! Şu çoğalmışlığımla baş edebilecek misin? Beni, yine kandırabilecek misin? Ya eski benle aramda ki farkı kaldırabilecek misin?

Şimdi ben seni yeniden sevsem, sorumluluk dediğin bahanelerinden kurtulabilecek misin? Ya da sen, “sen” olabilir misin kendini kandırmadığında?

Ben hayatın ortasında, şehrin karşı kıyısında, -sana karşı!- düşüncelerim yavaş, beklentim az -en azından aşktan yana- hislerim durağan ve netim. Kendimden emin ve emniyetteyim. Ya da şu anda böyle hissediyor olabilirim ve her an emniyetsiz ve tekin olmayan duygulardan birinin peşinden gidebilirim. Her an, şu an durduğum yerden başka bir yerde durabilirim. Yaptığım her şeyin tam tersini yapıyor olabilirim, yoldan çıkabilirim ya da her an aslında bir yol olduğunu da unutabilirim ama sonra aynı yola geri dönebilirim!

Şimdi ben seni yeniden sevsem, söyle beni yakalayabilecek misin? Hadi yakaladın diyelim aynı duygu da en fazla kaç saniye tutabileceksin?

Kaç saniye, pardon kaç duygu edersin?
Yazan
Seyfettin
Tarih:
29.09.2014 11:09:01
Sil
 
Mahşeri bekliyorum.. Söyleyecek çok sözüm var orda.. Sen sırat köprüsünde yürürken, ayaklarına ben takılacağım ve düşeceksin susmalarımın ortasına.. Yanacaksın yalanların kadar.. İhanetlerin kadar acı çekeceksin.. Ama sakın sorma ''Bu yüreğe ne kadar acı vermiş olabilirim ki?'' diye.. Anlamazsın.. Sadece bekle diyorum.. Çünkü susmalarımın ardında bir ''CEHENNEM'' saklıyorum.. Ne yaparsan yap, kimle olursan ol, aşkın hep benimle olacak.. Hiçbirşeyi unutmayacağım, sadece sensizliğe alışacağım o kadar..
Yazan
Seyfettin
Tarih:
01.10.2014 14:00:33
Sil
 
Uzun olur gecelerim hep ismini hecelerim
Tütmez oldu bacalarım gönül sızım ah Efendim

Müptelâ-yı mihnet-i mâsivâyım Efendim!
Garîk-i bahr-i isyân u rüsvâyım Efendim!

Açılsın ne olur cemâl-i pâkinden nikâb!
Yüzüne aşinâ-yı pür-vefâyım Efendim!

Varıp bezmine âşıkân bin bir leâl ister
Ben bir garîb-i nâlân u şeydâyım Efendim!

Geçerler candan girenler nur halene bir kez
O dertten bin belâya müptelâyım Efendim..!

Olur Mecnûn görenler ruhsârını a cânân!
Kapında mülk-i serâp bir gedâyım Efendim!

Esîr-i dâm-ı firkatte hep yandım yakıldım
Her subh u şâm inim inim bir nâyım Efendim!

Seherler bûy-ı huzûrunla tüterken her şeb
Ben neden nâr-ı hicrana yanayım Efendim!

Kerem eyle bırakma bendeni bu hicrânla!
Kerem kılmazsan nasıl dayanayım Efendim!

Köyünün yoluna düşsem yüzümü tozuna sürsem
Günahkarım yandım desem gel dermisin ah Efendim

Ya HabibAllah şu kalbim olsa dahi meskenin
Meskenim cennet olurdu nerde olsam bendenin!
Rahmetel lil alemin mihmanım ol gir kalbime
Büsbütün dünyaya tırnağın değişmem ben senin!
Vasılı cennet olursam istemem bir arka yer
Aşıkın zindanı elbet yar yanından başka yer
Aşıkım maşuka vasıl olduğum yerdir cennetim
Onsuz el vermez saadet Onsuz olmaz aşka yer
Gel dermisin ah Efendim gönül sızım ah Efendim…
Yazan
Seyfettin
Tarih:
21.11.2014 16:42:45
Sil
 
Sırtında bir eski hırka
Ellerinde nasır.
Bir can geldi gurbet elden
Yüzünde kahır.

Can dedim canan dedi
Dost dedim dotum dedi
Kal dedim kalmam dedi
Kalmam dedi,kalmam dedi
Yar dedim yeren dedi
Sev dedim sevmem dedi
Gül dedim gülmem dedi
Gayrı gülmem, gülmem dedi.

Sözünde bir dertli türkü
Gözlerinde hüzün.
Bir dost geldi gurbet elden
Özünde özün.

Can dedim canan dedi
Dost dedim dotum dedi
Kal dedim kalmam dedi
Kalmam dedi,kalmam dedi
Yar dedim yeren dedi
Sev dedim sevmem dedi
Gül dedim gülmem dedi
Gayrı gülmem, gülmem dedi.
Yazan
Seyfettin
Tarih:
07.07.2015 21:38:34
Sil
 
Bu gün yanlışlıkla seni özledim.
İstemeden olan şeylere yanlışlık deniliyor denkleminden yola çıkarsak bu bir yanlışlık sayılabilir mi?
Seni özlemek istemedim..
Bana saçlarını bir kaç günlüğüne ödünç vermelisin belki de.
Gülüşün de olur.
İyi bakarım.
Hep iyi baktım.
Hep baktım.
Hayatımda ilk kez dişim çürüyor,ve öğrendim ki ilk bir kaç günden sonrasını hissetmiyorsun.
İçten içe tamamen çürüyen o son ana kadar.
Yaşam da böyle bir şey.
Metaforlarım beni bile sıkıyor bazen ama buna engel olamıyorum.
Sence de çürüyen bir dişe benziyor muyum oradan bakınca?
Orada mısın?
Bakıyor musun?
Ben penceremin manzarasına bakıyorum
Pencerem karşıdaki apartman dairesinin yatak odasına bakıyor
Karşıdaki apartman dairesinde oturan komşularımın salak olduğunu düşünüyorum
Kim yatak odası penceresinin önüne kocaman bir gar koyar ki.
Bana ağaçlardan ve denizden söz et.
Denizin,bakıştığı gökten rengini almasına istinaden yakında ben de maun rengine dönüşebilirim kuvvetle muhtemel.
Zarif bir hanımefendi oldum.
Artık suyu,şarabı şişeden içmiyorum.
Ve bir mendil taşıyorum yanımda kırık beyaz,ipekten.
Beni böyle daha çok seviyor musun?
Beni seviyor musun?
aç parantez -herhangi bir şeyi ya da- kapa parantez
Hiç sevdin mi?
Yazan
Seyfettin
Tarih:
02.08.2015 23:51:01
Sil
 
Sus gönlüm! Çok dile getirme. Sen dile getirdikçe gönlün daha da coşuyor, daha meraklanıyor ve beklemek daha da zorlaşıyor. Sus gönlüm! Bir elif miktarı sus.Az kaldı bahara.. Dayan gönlüm.. Denizin içinde meydana gel..en.. görünmeyen dalgalar gibi yüreğin biliyorum. Beklemekten başka çare olsaydı seni durdurmazdım, inan bana.. Ama yok, başka çare yok. Unutma ki ilaç bile beklemeden tesir etmez, çiçek bile vakti gelmeden önce açmaz.. Sus gönlüm! Bu kışın bahara dönünceye kadar. Bu gece gündüz oluncaya kadar. Uzak yollar yakınlaşıncaya kadar. Bu sıkıntının ardından ferahlık gelinceye kadar. Ve yüzümüz vuslat gözyaşlarıyla ıslanıncaya kadar sus.. Sus gönlüm! Seni senden daha iyi bilen Rabb’inin hükmü vuk’u buluncaya kadar. Senin nasibin sana ulaşıncaya kadar, ulaşmayanlarınsa senin nasibin olmadığını anlayana kadar sus.. Sus gönlüm! Onun geleceğini görünceye kadar. Acının bala dönüştüğünü fark edinceye kadar. Onun gönlünün senin gönlüne muhabbet düğümüyle bağlandığını görünceye kadar. Sus gönlüm! Sebepler var edilinceye kadar. Bahaneler oluşuncaya, birbirimizin nasibi oluncaya kadar sus.. Sus gönlüm! Bütün bu susmalarına karşılık her şeyin hayırlısının olacağına inanarak sus.. Sus gönlüm! Her susuşun bir cevap olsun. Her susuşun sabrın olsun. Her susuşun duan olsun. İçten yakarışının adı olsun susuşun. Bekleyişinin, umut edişinin, inancının, sevdiğinin vurgusu olsun susuşun..
Yazan
Seyfettin
Tarih:
10.08.2015 00:45:12
Sil
 
Dermân arardım derdime derdim bana dermân imiş, Bürhân sorardım aslıma aslım bana bürhân imiş

Dermân arardım derdime derdim bana dermân imiş,
Bürhân sorardım aslıma aslım bana bürhân imiş.

Dermân arardım derdime derdim bana dermân imiş,
Delil sorardım aslıma aslım bana delilmiş.

Dert zahiren sıkıntı ve zorluk demektir. Her işi bir hikmet üzerine olan hakkın işlerini bizler şer olarak adlandırmak ile kendi gafletimizi ortaya koymaktayız. Sonsuz hayır sahibi olan Allah (c.c) kullarına zulüm edici değildir.Bizler kendi nakıslıklarımızla sıkıntıları dert olarak adlandırıp bir üzüntü ve ümitsizlik içerisine düşeriz.
Halbuki hakkın bütün tecellileri kullarını kemalata çekmek içindir. Bizler kıt olan anlayışımızla bunu anlayamamaktayız.Ancak arif olanlar bir efendiye bende olan kişiler eğer tam olarak teslim olurlarsa her tecellide hakkı seyir edip hiç bir şeyden mahzun olmazlar.



Dermân arardım derdime derdim bana dermân imiş,
Bürhân sorardım aslıma aslım bana bürhân imiş.
Sağ u solum gözler idim dost yüzünü görsem deyü,
Ben taşrada arar idim ol cân içinde cân imiş.
Öyle sanırdım ayriyem dost gayrıdır ben gayriyem,
Benden görüp işiteni bildim ki ol cânân imiş.
Savm u sâlât u hac ile sanma biter zâhid işin,
İnsân‐ı Kâmil olmaya lâzım olan irfân imiş
Kande gelir yolun senin ya kande varır menzilin,
Nerden gelip gittiğini anlamayan hayvân imiş.
Mürşid gerektir bildire Hakk’ı sana Hakk’al‐yakîn,
Mürşidi olmayanların bildikleri gümân imiş.
Her mürşide dil verme kim yolun sarpa uğratır,
Mürşidi Kâmil olanın gâyet yolu âsân imiş
Anla hemen bir söz durur yokuş değildir düz durur,
Âlem kamû bir yüz dürür gören anı hayrân imiş.
İşit Niyâzî’nin sözün bir nesne örtmez Hakk yüzün,
Hakk’dan ayân bir nesne yok gözsüzlere pinhân imiş

Dermân arardım derdime derdim bana dermân imiş,
Bürhân sorardım aslıma aslım bana bürhân imiş.

Dermân arardım derdime derdim bana dermân imiş,
Delil sorardım aslıma aslım bana delilmiş.

Dert zahiren sıkıntı ve zorluk demektir. Her işi bir hikmet üzerine olan hakkın işlerini bizler şer olarak adlandırmak ile kendi gafletimizi ortaya koymaktayız. Sonsuz hayır sahibi olan Allah (c.c) kullarına zulüm edici değildir.Bizler kendi nakıslıklarımızla sıkıntıları dert olarak adlandırıp bir üzüntü ve ümitsizlik içerisine düşeriz.
Halbuki hakkın bütün tecellileri kullarını kemalata çekmek içindir. Bizler kıt olan anlayışımızla bunu anlayamamaktayız.Ancak arif olanlar bir efendiye bende olan kişiler eğer tam olarak teslim olurlarsa her tecellide hakkı seyir edip hiç bir şeyden mahzun olmazlar.

“Elâ inne Evliya Allahi Lâ havfün aleyhim velâhüm yahzenun” Yunus 62

“Bilesiniz ki, Allah'ın dostlarına korku yoktur onlar üzülmeyecekler de.”

Bu ayeti kerimede de görüldüğü gibi onlar her hali ile hakkı tanırlar. Bu yüzden hiçbir şeyi dert olarak adlandırmazlar.

Batını olarak dert ise Allah (c.c) derdidir. Onun veçhini görmek için aşık dert çeker. Ve derman yine kendisindedir. Çünkü insan bu dünya ya gönderilirken sır ile gelmektedir. O sır hakkın zatıdır.
Kendi iç dünyasına nazar edip orada hakkı gören kullar dertlerine derman bulmuş olurlar.

Sağ u solum gözler idim dost yüzünü görsem deyü,
Ben taşrada arar idim ol cân içinde cân imiş.

Sağ ve solumu gözler idim dost yüzünü görmek için,
Ben dışarıda arar idim ol cân içinde cân imiş.


Kullar kendi akılları ile kafa gözleri ile hakkı göreceklerini zannederler. Bu sebeple sağa ve sola, yukarı bakmaktadırlar. Ancak bu boşa bir çabadan başka bir şey değildir. Hak insanın içerisinde kalp aynasından yansıması ile görünür. Ve şunuda unutmamak lazımdır ki Hakkı ancak Hak görür.

Öyle sanırdım ayriyem dost gayrıdır ben gayriyem,
Benden görüp işiteni bildim ki ol cânân imiş.

Öyle sanırdım ayriyem dost başkadır ben başkayım,
Benden görüp işiteni bildim ki ol cânân imiş.

Tevhit ehli olmayan kullar daima ikiliktedir. Yani kendisi var, annesi, babası var birde Allah (c.c) var diye zanda bulunur. Hal bu ki hepsinin özü tek olan Allah (c.c) tır. Bunu ancak tevhit zevki ile müşahede eden kullar bilir. Çünkü onlar bu alemde ne yöne baksalar her yerde O’nu görürler. İkilik gafletin göstergesidir. Bunu da ancak bir hakikat efendisine bende olarak aşabiliriz. Kul kendi fiillerinde, sıfatlarında ve mevcudatında fena bulursa bunların hepsinin sahibinin hak olduğunu görür. Görmekle de kalmayıp göreninde o olduğunu yine onun şuhudu ile bilir.









Savm u sâlât u hac ile sanma biter zâhid işin,
İnsân‐ı Kâmil olmaya lâzım olan irfân imiş

Oruç, namaz ve hac ile sanma biter zâhid işin,
İnsân‐ı Kâmil olmaya lâzım olan irfân imiş

Oruç, namaz ve hac gibi ibadetlerin küçümsenmesi yoktur bu dizelerde. Bazı kişiler hemen bu amellerin boş olduğunu zannedip bu ibadetleri terk eder. Ancak burada hakka vasıl olmak için bu ibadetlerin yeterli olmayacağını, bununla beraber tevhit irfaniyetinin olmasınında lüzumu vurgulanmaktadır. Çünkü tevhit irfaniyeti ile kul ikilikten kurtulmadığı sürece yaptığı ibadetler tam manası ile kemal bulmaz. Çünkü kamil bir insan olmak için önce şirkten geçip tekliğe ulaşmak gerektir.

Kande gelir yolun senin ya kande varır menzilin,
Nerden gelip gittiğini anlamayan hayvân imiş.

Nereden gelir yolun senin ya nereye varır menzilin,
Nerden gelip gittiğini anlamayan hayvân imiş.

Kul bu dünaya nereden ve neden geldiğini bilmez ise kendisine yüklenen ilahi sırrın farkında olmadan geldiği yere geri döner. Bizler sadece hislerden müteşekkil varlıklar değiliz. Yani sadece yemek içmek ve üremek için bu dünya ya gönderilmedik. Çünkü bu özelliklerin hepsi hayvanlarda da vardır. Bizi onlardan ayıran yegane şey ilahi sırdır.
O da herkeste buluanan hakkın zatıdır. Bu ilahi bilinci bulmadan ve bilmeden geri gidenler hayvan hükmündedir.

Mürşid gerektir bildire Hakk’ı sana Hakk’al‐yakîn,
Mürşidi olmayanların bildikleri gümân imiş.

Mürşid gerektir bildire Hakk’ı sana Hakk’al‐yakîn,
Mürşidi olmayanların bildikleri şüpheli imiş.

Kişinin Hakkı bütün tecellileri ile tanıması için bir hakikat efendisine bende olması şarttır. Çünkü bir efendiye varılmaz ise kul nakıs olarak geri döner. Hakikat efendisine varmayan kişiler daim olarak gizli şirkte ve suret ibadetindedir. Çünkü ibadetin özüne vakıf değildirler. Ortada bir benlik olduğu sürece de bu böyle devam edecektir. Kişi ancak bir hakikat efendisinin eğitimi ile kendisinin de hakikatinin haktan başka bir şey olmadığını anlar.

Her mürşide dil verme kim yolun sarpa uğratır,
Mürşidi Kâmil olanın gâyet yolu âsân imiş

Her mürşide gönül verme kim yolun sarpa uğratır,
Mürşidi Kâmil olanın gâyet yolu kolay imiş

Her ben efendiyim diyen kişiye gönül verme dolanıp durur ve zaman kaybedersin. Çünkü tarikatta olan ve kendilerini hakikat ehli olarak tanıtan kişiler etrafına öğrenci toplar.


Daha sonra nefis mertebelerinde öğrencilerini senelerce oyalar ve öğrenciye günlük tespihatlar vererek onları oyalar ve kendisine isabet eden iyilikleri efendisinden bilmesini ister ve bir kötülük dokunduğunda ise onu derslerini eksik yaptığında öğrenciye yükler. Böylece kendisi de öğrencileri ile birlikte nakıs olarak hakka geri dönerler. Hak efendisi bir öğrenciye üç şeyi sevdirir. Öncelikle Allah (c.c)’ı sevdirir. Sonra Resul’ü sevdirir ve sonra bütün tecellileri ile bu hayatı sevdirir. Kendilerini rabıta ettirmezler. Ve öğrencilerini efendiye hediye alma yarışına sokmaz. Hiçbir öğrencisini diğerine tercih ettiğini açıklamaz. İşte böyle bir efendiye bende olanlar hakkı bulurlar. Yolları gayet düz olur ve maksatlarına çabuk ulaşırlar.

Anla hemen bir söz durur yokuş değildir düz durur,
Âlem kamû bir yüz dürür gören anı hayrân imiş.

Anla hemen bir söz durur yokuş değildir düz durur,
Âlem hepsi bir yüz dürür gören anı hayrân imiş.

Anla ki efendinin sözleri birlikten başka bir şey değildir. O daim olarak hakkı anlatır. Ve bu alemde görünenin haktan başka bir şey olmadığını telkin eder. Kim O’nu bütün yüzlerden izler ise bu hakikate hayran olur.

İşit Niyâzî’nin sözün bir nesne örtmez Hakk yüzün,
Hakk’dan ayân bir nesne yok gözsüzlere pinhân imiş

İşit Niyâzî’nin sözün bir nesne örtmez Hakk yüzün,
Hakk’dan ayân bir nesne yok gözsüzlere gizli imiş

Hakikat efendisinin sözünü işit ki hak bütün cihanda ayandır.
Ondan başka bir nesne yoktur. Bunu ancak tevhit irfaniyeti ile görebilirsin. Çünkü avam Allah (c.c) görülmez der. Fakat hakikat ehline her an ayandır.
Yazan
Seyfettin
Tarih:
11.08.2015 22:11:54
Sil
 
Bir şeyler yazabilmek için 4 tane sigara ard arda içtim.
Yazmak istedim bazı şeyleri, az da olsa içimdekileri anlatmak istedim.
Olmadı.
Olmasın, bazı şeyler.
Yalnızlık olmasın mesela, mesela çay bedava olsun, mutluluk bedava olsun.
Sırıtarak " zaten bedava " deme.
Değil, bence yani tabi ki bu benim fikrim.
Sana inat olsun diye demedim öyle.
O alışkanlıklarım eskide kaldı, seni sevmenin diğer adıydı o, bilmedin ama sen.
Belki de bildin, hoşuna gidiyordu seninle zıtlaşmam.
Ama beni kızdırman benimde sevdiğim en güzel huyundu.

Tırnak uçlarına kadar sevdiğim birinin bana yaptığı kötülükleri bile seviyordum Allahım, niye böyle oldu?

Hâşâ sana karşı gelemem, ama olmasaydı böyle be Allahım, güzeldi böyle.
Ama yine de sen bilirsin, her şeyin en iyisini.
Belki gitmeseydi, ben böyle amatör bir şair olamazdım.
Belki de, ne bileyim işte.

"Bir bok olduğumda yok zaten, yok olmaktan başka."

Nerde kalmıştık?

(SENDE!)

Birbirini deli gibi sevmek ve ayrı kalabilmekte çok büyük bir başarıdır. Ve bizim sadece bu branşta altın madalyamız var. Güzel bir sözle nokta koymak isterdim bu yazının sonuna ama artık adını yazmak istemiyorum.
Yazan
Seyfettin
Tarih:
04.03.2016 04:24:02
Sil
 
Artık demir almak günü gelmişse zamandan,
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.
Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol
Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.
Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli,
Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli.
Biçare gönüller! Ne giden son gemidir bu!
Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu!
Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler
Bilmez ki giden sevgililer dönmeyecekler.
Birçok gidenin her biri memnun ki yerinden,
Birçok seneler geçti dönen yok seferinden.
Yazan
Seyfettin
Tarih:
04.03.2016 04:26:10
Sil
 

İçimden Şu Zalim Şüpheyi Kaldır Ya SenGel Ya Beni Oraya Aldır


Ağzının bir kıvrımından cesaret bularak
ter yürekte susayışlar yaratan yağmurlara açıldım
kalmışsa tomurcuklar önünde sendeleyen çocuklar
kalmışsa bir kaç ısrar ölümle yarışacak
onların yardımıyla dünyamıza acıdım.

Dünya. Çıplak omuzlar üzerinde duran.
Herkes alışkın dölyatağı bersalarla ağulanmış bir dünyaya
Benimse dar
çünkü dargın havsalamın
gücü yok bazı şeyleri taşımaya.
Önce kalbim lanete çarpa çarpa gümrah
sonra kalbim gümrah ırmakları tanımaktan kaygulu
sakın Styks sularının heyulası sanmayın
er gövdesinde dolaşan bulutun simyası bu,
biraz üzgün ve Ömer öfkesinde biraz
öyle hisab katındayım ki katlim savcılardan sorulmaz
ne kireç badanalı evlerde doğmuş olmak
ne ellerin hırsla yaban tutuşu
ne fabrikalarda biteviye üretilmekte olan kahır
dev iştihasıyla bende kabaran aşkı
yetmez karşılamaya.
İnsanlar
hangi dünyaya kulak kesilmişse öbürüne sağır
o ferah ve delişmen birçok alınlarda
betondan tanrılara kulluğun zırhı vardır
çelik teller ve baruttan çatılınca iskeletim
şakaklarıma dayanınca güneş
can çekişen bir sansar edasıyla
uğultudan farkedilmez olunca konuştuğum
kadınların sahiden doğurduğuna
toprağın da sürüldüğüne inanmıyorum
nicedir kavrayamam haller içinde halim
demiri bir hecenin sıcağında eriyor iken gördüm
bir somunu bölünce silkinen gökyüzünü
su içtiğim tas bana merhaba dedi, duydum
duydum yağmurların gövdemden ağdığını.

Sen ol küçük bir kıvrımdan, bir heceden
aşk için bir vaha değil aşka otağ yaratan
sen ol zihnimde yüzen dağınık şarkıları
bir harfin başlattığı yangın ile söndür
beni bir ses sahibi kıl, kefarete hazırım
öyle mahzun
ki hüzün ciltlerinde adına rastlanmasın.
Yazan
Seyfettin
Tarih:
09.04.2017 22:49:30
Sil
 
Dünyanın dört bir yanında sıkıcı insanlar, sıkıcı insanlar üretiyorlar.Aman Tanrım korku filmi gibi.
Yazan
Seyfettin
Tarih:
09.04.2017 22:53:03
Sil
 

Bir şafak vakti seni bulacağım şehrin girişinde , sokak lambaları karanlığı kırarken ...
O ne sarılmak sevgilim
Çıldıracak ayrılıklar ...

#DuyguÖzkan

| Bu üyeye mesaj yaz | Bu üyenin yazdığı mesajlar | Üye olmak istiyorum | Son 24 saat |

Not: Sitemizde ahlak dışı, yasa dışı ve siyasi içerikli nick ve resimler kullanmak yasaktır. Bu sayfada bu tür bir içerik bulunuyorsa lütfen bu formu kullanarak bize bildiriniz.



Hızlı Erişim:
counter
101 İndir Okey İndir Okey 101