HAKKARİ İZLENİMLERİ


ORADA BİR ŞEHİR VAR YÜKSEKOVA’DA

20.03.2005 03:51:15




Türkiye’nin en zenginleri de en fakirleri de Yüksekova’da yaşıyor. Tam anlamıyla tezatlarla dolu bir şehir burası. Gerçekte 130 bin kişi yaşıyor ama ’bağlı olduğu ilden kalabalık olmaması gerekir’ denilerek nüfusu 58 binde tutuluyor.

Her sınıfta en az 60 çocuk, sokakta 2 bin 800 işportacı var. Gözden ırak olan gönülden de ırak olur denir Yüksekova da sanki Türkiye’nin öteki ucunda unutulmuş.

Yüksekova, Türkiye’nin İran’a açılan kapısı. 1990’lı yıllarda açık olan bu sınır kapısının kapatılması ile ticaret durmuş. Terör, tarım ve hayvancılığı da vurmuş. Kış turizmi için var olan doğal buzullar ve kayak merkezleri de ilgiye muhtaç kalmış.

“Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde yapılan operasyonda ele geçirilen uyuşturucu...” ya da “Yasadışı PKK terör örgütü mensuplarıyla güvenlik güçleri arasında Yüksekova kırsalında çıkan çatışmada...” şeklinde başlayan haberlerle adından sıkça söz ettiren bir şehirdi Yüksekova. İsmi uyuşturucu ve terörle anılır olmuştu bir dönem.

Yüksekova’nın uyuşturucuyla tanışıklığı fiziki konumundan kaynaklanıyor aslında. Altın Hilal olarak adlandırılan ve Afganistan’dan başlayıp Avrupa’ya uzanan hattın Türkiye’ye giriş noktası Yüksekova. Her yıl bu hat üzerinde en az 5 ton uyuşturucu madde yakalanıyor. Güvenlik kaynaklarına göre, ele geçirilemeyen miktar en az 50 ton.

Üç saatlik yolda beş kontrol

Yüksekova, hâlâ uyuşturucu trafiğinin kilit noktası konumunda. Güzel görünümlü evler, sokaklarda dolaşan lüks cipler, son model arabalar bu uyuşturucu trafiğinde rol alanların ödülü gibi. Ancak bilinenlerin aksine Yüksekova’nın bir de bilinmeyen ya da göz ardı edilen yanı var. Yoksulluk... Bu kitle aslında çoğunluğu oluşturuyor. “Toz işiyle uğraşanların” sayısı şehrin nüfusunun yüzde 3’ünü bile geçmiyor. Yüksekovalı ise uyuşturucu ile anılmaktan rahatsız.

Yüksekova, uyuşturucunun merkezi olunca yol boyunca araçlar sık sık durduruluyor. Üç saatlik Hakkari-Yüksekova yolu boyunca beş defa kimlik ve araç kontrolü yapılıyor. Halk eskiden aynı yolda 10 kez aranmış olmayı hatırlayıp bu durumdan şikayetçi olmuyor. Askerlerin ve polisin vatandaşla sıcak ilişki kurma çabası da gözden kaçmıyor. Devletle vatandaş arasındaki buzlar erirken, şehre gelen yabancıların Yüksekova’yı gördükten sonra fikirleri de değişiyor. Ancak, yine de akıllarda soru işaretlerinin varlığını inkar etmek mümkün değil.

Yüksekova’yı daha iyi anlamak için biraz gerilere gitmekte fayda var. 50 sene evvel 35 haneli bir köymüş Yüksekova. 1990’lara kadar nüfus 10 binlerde seyrederken terörün yükselişte olduğu yıllarda doğudaki birçok şehrin batıya göç vermesine karşın Yüksekova aksine göç almış. Nüfus bugün 130 binleri aşarak şehrin çehresini tamamen değiştirmiş. Haliyle hızlı nüfus artışı altyapı sorunlarını beraberinde getirmiş. Nüfusun bu kadar artmasına rağmen şehrin girişindeki tabelada resmi nüfus 58 bin. Yüksekovalılar bunu Hakkari’nin il olmasına bağlıyor. İddiaya göre 59 bin kişinin sayıldığı Hakkari’ye karşın resmi rakamlara göre 130 bin kişinin yaşadığı bir ilçenin varlığı kanuni sorunlar doğurabileceği için nüfusu az gösterilmiş. Bunun için Yüksekova’nın Hakkari’yi geçmesine izin verilmemiş. Birçok aile sayım döneminde evlerine bile gelinmediğinden şikayetçi.

Veba, kolera, tifo yayılabilir

Nüfusu az gösterilince Yüksekova’daki okul sayısı da sınırlı tutulmuş. Hakkari’de 11 lise varken Yüksekova’da bu rakam sadece 3. Yüksekova Belediye Başkanı Salih Yıldız, şehirdeki 27 bin öğrenci için var olan okulların çok yetersiz olduğunu belirtiyor: “Bu sınıflarda laboratuvar, araç-gereç olur mu hiç? Öğrenciler vekil öğretmenlerle nasıl üniversite kazanacak? Vekil uzman olup batıya gidiyor.” Başkan Yıldız, doktorlara ‘hoş geldiniz’ çiçeği gönderdiğini ancak doktorun bir gün bile durmadan Yüksekova’dan ayrıldığı için çiçeklerin boşta kaldığını dile getiriyor “Bundan sonra bukete ‘burada kalmak şartıyla’ ibaresini ekleyeceğim.”

Sınıflarda en az 60’ar kişi okuyor. Şehirdeki hastanenin durumu da okuldan farklı değil. 20-25 civarında yatak kapasitesi olan hastanenin yerine en az 200 yataklı yenisinin yapılması ihtiyaçtan da öte zaruret. Şehirde özel hastanenin de bulunmaması Yüksekovalıları 5 saatlik Van yoluna düşürüyor. Yurtdışı çıkış harcı konmadan önce tüm Yüksekovalılar tedavi olmak için İran’daki hastanelere gidiyordu.

Hakkari’deki depremden sonra halk, bölücü örgüt lehine slogan atıp şehre zarar verdi. Aynı deprem Yüksekova’da da hissedilmesine rağmen halktan bir tepki gelmedi. Avukat Bahattin Yiğit bu durumu şöyle değerlendiriyor. “Burası sınır kapısı olmasından dolayı insanlar dış dünyayı daha iyi biliyor. Daha rahat hareket ediyor ve kolay kolay politize olmuyorlar. Ayrıca buranın insanının dikkat çeken özelliği gidip kimseden aç da olsa bir şey istememesi.”

100 trilyonluk yardım gerekiyor

Yüksekova’da dört farklı kültür bir arada yaşıyor. Birbiriyle çatışmayan Türk, Kürt, Arap ve Fars gelenekleri ve sınırın öte tarafındakilerle ilişkilerin ileri düzeyde olması tepkileri sınırlıyor. Ancak deprem, şehrin çaresizliğini de ortaya çıkarmış. Belediye Başkanı, Yüksekova’da Kızılay’ın olmamasından şikayetçi. En fazla 50 çadır bulunduğunu ve muhtemel bir depremde 130 bin kişilik şehrin nerede kalacağının belirsiz olduğunu ifade ediyor: “Böyle bir deprem olsa foseptik çukurlarının pisliği ile veba, tifo, koleranın sokağa yayılması içten bile değil. İnsanlar tedirgin. Bu çukurlardan çıkarılan sularla bu hastalıkların şimdi bile yayılması mümkün.”

Belediye başkanının dikkat çektiği foseptik çukurları şehrin en başta gelen sorunlarından biri. Son 10 yılda hızlı bir büyümeyle karşı karşıya kalan şehirde altyapı ‘sıfır’ dense yanlış olmaz. Bu artış karşısında belediye de çaresiz kalmış ve şehirleşme sürdürülememiş. İçme suyu tamamen kuyulardan temin ediliyor. Yüksekova Çayı’nda geçmişte balıklar yakalanırken, bugün kokusundan insanlar derenin yayına bile yanaşmıyor. Girdiğimiz birçok evde suların kesik olması da buna işaret.

Kışları beyaz bir örtüyü andıran karla kaplı bu şehirde su sorununun olması garip gelebilir ancak Salih Yıldız bunu yıllarca şehre yatırım yapılmamasına bağlıyor: “Geçmişte 500 milyara çözülebilecek altyapı sorununun altından bugün belki 100 trilyon liraya kalkılabilir. Bu konuda hepimizin suçu var. Yüksekova’nın sorunu olmaktan çıkıp hükümetin sorunu olmuştur. Bize yardım edilmeli. Avrupa Birliği’ne girince Avrupa toprağı olarak Asyalılar ilk bizi görecek. Bu mu olacak Avrupa’nın toprağı? Yanı başımızdaki Urumiye şehrini görün, altyapısının nasıl hazırlandığına bakın, kendi halimize üzülürüz.”

Yüksekova’yı taşıyacağız

Yüksekova’da şehrin gelişimi de plansız. Şehrin eski kısmı daha çok kayalık alanlara kurulu iken büyüme karşısında bu dağların arasındaki ova tamamen binalarla doldurulmuş. 2002’de Bayındırlık Bakanlığı yetkilileri şehre gelerek yeni bir imar planı hazırlamış. Başkanın anlattığına göre hükümet konağının tam ortasından yol geçiyor.

Bu planın bir iki günlük inceleme sonrası Ankara’da çizildiğini söyleyen Salih Yıldız, yeni bir plana ihtiyaç duyulduğunu belirterek, “2002’de hazırlanan imar planı şehre cevap vermiyor. Birileri Ankara’da oturup planı çizmiş. Bu planı uygulamayacağım. Bundan sonra şehrin içine ev yapılmasını meclis kararı ile yasakladık. Şehri dağ yamaçlarına taşıyacağız. Uzun sürecek belki ama aksi halde Yüksekova’nın muhtemel bir depremde yerle bir olması kaçınılmaz.” diyor.

Verimli ovanın şehre dönüştürülmesine Ziraat Odası Başkanı Adnan Okay da tepki gösteriyor: “Şehirde hâlâ çiftçilik devam ediyor. Boş arazi kalmamış. Burada her şey tarım üzerineydi ama alan kalmadığı için bugün sorun yaşanıyor. Bir de devletin çiftçiye kredi verdiği banka da kapatılınca çiftçinin sorunları daha da arttı. Devlet çiftçiye neredeyse hiç destek olmuyor.” Yüksekova ve köylerinde tarım ve hayvancılıkla 6 bin 200 kişi uğraşıyor. Bin 50 traktörün bulunduğu bölgede 40’ın üzerinde besi çiftliği var. Yılda 250 bin koyun ihraç eden Yüksekova için bu rakamın da yeterli olmadığını düşünen Okay, devletin tarım ve hayvancılığa destek olmasını istiyor.

Cengiz Topel caddesindeki iş merkezleri

Mardin ve Urfa’da yörenin kültürüne özgü evler insanın gözünün önünde hemen canlanıveriyor ancak Hakkari yöresinde bunları görmek mümkün değil. Yüksekova ise tamamen farklı. Köyden gelip şehre yerleşenler daha çok toprak evlere hapsolmuş. Diğerleri ise iki katlı, ince işçiliğin görülebildiği, bahçeli, önünde bir cipin durduğu batı tarzı evlerde şehrin ileri gelenleri oturuyor. Birçoğu açıktan söylemese bile bu kişilerin ‘toz işine’ bulaştıklarını ima ediyor. Hatta ‘Kim 500 Milyar İster’ isimli yarışma programında bile ‘Türkiye’de en çok lüks cip nerede?’ sorusunun cevabı Yüksekova çıkmıştı.

Cengiz Topel Caddesi üzerindeki büyük iş merkezleri de dikkat çekiyor. Bu binaların tamamını şehrin ileri gelenleri yapmış. Sayıları çok fazla değil belki ancak binalara harcanan parada zenginler birbiriyle yarışıyor. Bu devasa binalardan birinin 6 trilyon liraya yapıldığı şehirde kulaktan kulağa dolaşıyor. Bu cadde üzerindeki 60 metrekarelik bir dükkanın fiyatı ise 400 bin Euro’dan açılıyor. Belediye Başkanı Yıldız, bu devasa görüntülerin bir avuç insana ait olduğunu vurguluyor “Bu insanlar gösteriş zengini. Ama devasa boyuttaki binaların yanı sıra devasa boyutta fakirlik var. Bu küçük azınlık şehirdeki fakirleri gölgeliyor.”

Esnaf olan Bahattin Abasıyanık da Yüksekova’da herkesin toz işiyle uğraşamayacağını, bunu belli bir kesimin sürdürdüğünü söylüyor. Ziraat Odası Başkanı Okay da aynı fikirde “Kaçakçılığın asıl merkezi Edirne hudududur, Karadeniz’dir. Fakat yoksulluğun içinde parlaklık gündeme geldiği için bu kadar dikkat çekti. Yüksekova fakirlikten birdenbire bu noktaya gelmiş.”

Beyaz eşya ticareti ile uğraşan Bayram Kesici de Abasıyanık gibi Yüksekova’nın uyuşturucu ile anılmasından rahatsız. “Şehirde toplasanız kaçakçılıkla uğraşan kişi sayısı bindir. Ama ne hikmetse herkes kaçakçı olarak biliniyor.” diyor. Ancak yine de şehre medeniyetten önce paranın geldiğini söylüyor Bayram Kesici “Komşum iyi araba aldıysa ben de alırım düşüncesi çok yaygın Yüksekova’da. Cebinde para olmasa da gidip bir araba almak çok yaygın.”

Karın, kadife bir örtü gibi kapladığı Yüksekova sokaklarında dolaşırken köyden gelenlerin yaptığı hemen belli olan toprak bir ev dikkatimizi çekiyor. İki katlı, depremde göçmesi muhtemel bu evin önünde lüks bir araba duruyor. Kapının önündeki karı temizlemekle meşgul bu kişiye arabanın kime ait olduğunu sorduğumuzda hemen ‘benim değil’ cevabını veriyor. Şehrin sokaklarında dolaşan arabaların yarıdan fazlası İstanbul ve Ankara plakalı. Bunun amacı yollardaki sıkı kontrollerden rahat geçmek.

Düzenci Galerisi’nin ortaklarından Alaattin Peksan şehirde limuzinin bile olduğunu aktarıyor. Ancak Peksan bu lüks arabaların sayısının sınırlı olduğunu ve abartıldığını anlatıyor. Belediye Başkanı Salih Yıldız da lüks yaşam süren aile sayısının 30’u geçmediğini dile getiriyor “Yüksekova, Güneydoğu’da en zengin yaşamın sürdüğü yer olarak biliniyor. Çünkü bizi hep o yönümüzle yansıttılar. Sarıyer takımı ile eşleştik federasyon kupasında. Gelenler son model araba var diye gitti İstanbul’a. Ama yüzde 90’ının durumu iyi değil. Kalem defter alacak durumu yok.”

Yüksekova’da araba-alım satımlarında ilginç bir yöntem kullanılıyor. Örneğin bir arabanın normal fiyatı 21 milyar, galericiye satmak durumunda kalırsanız 17 milyar lira ediyor. 21 milyar liradan satmak isterseniz parasını 6 ay sonra nakit almak suretiyle satabilirsiniz. Bu sistemde insanların birbirine güveni olduğu için ne çek ne de senet sistemi uygulanıyor. Zaman zaman sorunlar çıksa da galerici 21 milyara aldığı arabayı yine aynı fiyattan satarak 6 aylık nakit para buluyor. O arabanın parası üzerinden 5 ile 10 milyar arasında kâr ediyor bu süre içinde. 6 ayla 10 ay arasındaki sürenin sonunda 21 milyarı arabayı aldığı kişiye ödüyor.

Terör olayları sona ermiş, bölge rahatlamış ancak kepenkler alışkanlık haline geldiği için 17.00’de kapanıyor. Sokak çatışmalarının yerini rahatlamanın alması ile gece sokaklarda dolaşanları bulmak mümkün. Şehirde Yeşil kod adlı Mamhud Yıldırım’ı birçok kişinin tanıdığından bahsediliyor. Ama kimse isminin bile yan yana zikredilmesini istemiyor.

Konuşulması bile sakıncalı konulardan biri de kızların çalışması. Köyden şehre yerleşip toprak evde yaşamını sürdüren Hacı Duman’ın evine konuk oluyoruz. Kendisi hastalığından dolayı Ankara’ya gönderilmiş. Bizi üvey kızı karşılıyor. Liseyi henüz bitirmiş, okuldaki başarısını üniversitede de sürdürmek isteyen Cahide, ailesinin maddi durumunun yetersiz olmasından dolayı dershaneye gitme fırsatı bulamamış. Kendisine “Bir işte çalışıyor musun?” diye sorduğumuzda “Bunu babama teklif bile edemem. Çalışmama izin vermez. Eğer verseler çalışırım.” diyor. Baba çalışamadığı için dışardan gelen yardımlara muhtaç durumda aile. Ama gelen bu yardımlarla ailenin geçinmesi zor görünüyor. Şehirde geçmişe nazaran kadınların çalışmaya başlaması da gözden kaçmıyor. Son iki yılda sayıları dördü bulan büyük alışveriş merkezlerinin reyonlarında kadınları görmek mümkün ama çalışmaları açıkçası Yüksekova’da çok da hoş karşılanmıyor. Yüksekova Kaymakamlığı, kadınların bilinçlenmesi için bir Kadın Platformu kurmayı planlıyor.

2 bin 300 işportacı

Yaşamlarını bir kolay kazananlar var bir de zor. Şehir merkezinde 2 bin 300 işportacı var. Bunların kaldırılması baskısına karşın belediye başkanı “Kaldırsam bu adamlar ne iş yapacak. Alternatif oluşturamazsak ne olur. İki uç kesim var. Zengin ile fakir. Bunlar çatışmaya çok müsait. Bu zenginler fakirlere de yardım edemez.” diyor. Yüksekova’nın kurtuluş reçetesinde ilk sıralarda Esendere sınır kapısının açılması yazıyor. Sınırın açılıp ticaretin artmasının bölgeyi canlandıracağı açık. Sınır kapısının açık olduğu 1990’lı yıllarda birçok şirket tabelasını Yüksekova’ya asarken, bugün iflas bayrağını açtığı için bunları kaldırmış.

Gençlerin birçoğu “11 ayı kış, bir ayı da Ramazan” olan yılı kahve köşelerinde geçiriyor. Salih Yıldız’ın verdiği bilgiye göre en az iki bin kişi de uyuşturucu bağımlısı. Hatta toz ticareti yapan kimileri, çocuklarının bile uyuşturucu kullanmasına göz yumuyor. Son iki yılda en az 6-7 kişi aşırı dozda uyuşturucu kullanmaktan yaşamını yitirdi.

Geçmişte terörün kalelerinden biri olarak lanse edilen Yüksekova’da geçen yıl içinde sadece jandarma bölgesinde üç olay gerçekleşti. Son iki yıl içinde asayiş olayları da yüzde 40 oranında azaldı. Dilenciler daha ziyade Van, Hakkari, Diyarbakır ve Elazığ’dan geliyor. Yüksekova’da aşiretler eskisi kadar etkin olmasa da hırsızlığı şehrin hangi yerlisi yaparsa yapsın bu tür aileler tarafından ayıplanıyor. Hatta hırsızlara adam öldüren ve kaçakçılıkla uğraşanlardan daha kötü gözle bakılıyor.

Gençlerin uyuşturucudan kurtarılması için sınır kapısının açılması, hayvancılığın ve tarımın yaygınlaştırılmasının yanında yaz ve kış turizmi de şehrin gelişimine katkı sağlayabilecek çözümler arasında sayılıyor. Şu an küçük bir kayak tesisinin bulunduğu Yüksekova’da 45 kilometrelik yeni bir kayak yeri tespit edilmiş. Buraya tesis kurulması durumunda uluslararası şampiyonaların yapılabileceği en önemli merkezlerden biri olması kaçınılmaz. Yumuşak, susuz, kadifeyi andıran bu beyaz örtü de kayak için çok uygun. Sat Gölü, Ricko Buzulları da şehrin turizme katkı yapabileceği alanlar arasında.

Bu doğal güzellikler batıda yaşayanları da bölgeye çekiyor. Doktorluktan emekli olduktan sonra askerliğinin bir kısmını yaptığı Yüksekova’ya yerleşen Ebubekir Ünlü de bunlardan. Kayak yapıp fotoğraf çeken, ters laleler gibi yöreye özgü bitki çeşitlerini inceleyen Ünlü, Yüksekova’ya yerleşme nedenini şöyle açıklıyor. “Bir doktorla evlendim. Askerlik yaptığım zaman çok beğenmiştim. Ebedi değil ama uzunca bir süre burada kalmayı planlıyorum.” diyor. Ebubekir Ünlü, Yüksekova’nın insanını ‘çilekeş’ ama yabancılara ‘saygılı’ olarak tanımlıyor. Gelir dağılımının dengesizliğinden dem vurup, dışardan biri olarak Yüksekova’da yaşamanın zor olmadığının altını çiziyor. Terör ve kaçakçılık içinse ‘Batıya yansıdığı gibi değil’ yorumunu yapıyor.


Ekleyen/Kaynak: İbrahim Doğan-Aksiyon




Bu bölüme Izlenim ekleyebilirsiniz. Izlenim eklemek için tıklayın

Yorumlar [ Yorum Ekle ]

Yazan: sezer    10.05.2011 13:37:51
herşey para dgl
y,ouayı devlet değil içindekiler güzelleştirebilir,yakmayla yıkmayla bi yere varılmaz,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,geliyorum gewerim............


Yazan: osman    31.01.2011 20:19:20
yuksekova
faılı mechul yasamak ıstemıyoruz nufusumuz ne ıse o yazılsıl kayıtlara gereken hızmetten mahrum bırakılıyorz


Yazan: miqrop    30.04.2010 21:38:20
ankaradan selamlar
selamlar herkese! bende hakkarili değilim ankaralıyım ama özellikle yüksekovayı yakından takip ediyorum.türkiyenn batısında insanlar genelde doğu taraflarını terör olaylarının olduğu yer, kesinlikle gidilmemesi gereken yerler olarak düşünüyor. özelliklede hakkariye.ben tabiki öyle ddüşünmüyorum.üni. sonavında son 3 arasında hakkari var deniyor.bunu haber yapana kadar biraz düşünseler.hakkari ile batı illerinde okuyanların durumu aynımı.araç gereç o kadar eksikler var ki.eminimki ordaki çocuklar kızlar erkekler hepsi ii bi eğitim almak istiyorlar.bunun için bizlerde çaba göstermeliyiz.doğuya görevimiz çıkmasın illa ankara ist. da kalalım demeyin arkadaşlar lütfen.ben bir mühendis olarak gireceğim sınavda memur olursam ilk başta hakkari ve çevresini yazcam. inşallah da kazanırım. çünkü o taraflara hizmet etmek istiyorum.güzelim Türkiyemin güzelim insanlarının olduğu YÜKSEKOVA.gewer insanları ister Türk ister Kürt olsunhepimiz aynı vatanda aynı bayrak altında aynı ezan sesiyle yaşıyoruz.biraz duyarlı olalım.bizim gibi insanlar orda görev yaparak, devletimizde para yardımı yaparak güzel yurdumuzun güzel ilini yaşatalım arkadaşlar. ANKARADAN tüm YÜKSEKOVALILARA selamlar...


Yazan: geweriii    07.02.2010 15:18:28
benim güzel ilçemmmm
gerçekten gewer çok güzel bir sadece biraz sanayi bakımından gelişmemiş o kadar yoksa gewer çok güzel ilemi çok seviyorum:)


Yazan: hakkarili    14.10.2009 20:50:29
guzel yuksekova
slm yuksekova ya gercekten de hakkarinin goz bebegı olan bu ılceye gereken onemın verilmemesi hepimizi cok uzmektedir ben de hakkari merkezde kalıyorum lakın ilin nufusu ıllcesinden yani yuksekovs dan az diye yuksekova ya bu haksızlıgın yapılmaması gerek hepimiz biliyoruz ki yuksekovanın nufusu hakkarinin en az 3 katı hakkari halkının bundan yakınması yerine tam tersi böyle gelismis bi ılcesi oldugu icn gururlrnmrlı aslında ve en önemlisi nufusunun hakkarikinden az olsun diye nufusunun oldugundan cok az gosterilip bolgeye gereken onemin verılmemesi cok sacma


Yazan: dılgeş    27.09.2009 03:10:59
y.ovam
İLK ÖNCE SPORCU_KIZA TŞKRLR Mİ İLETİYORUM BURDAN DUYARLI BİR VATANDAŞ OLDUĞU ANLAŞILIYOR ZATEN KEŞKE HERKES SİZİN GİBİ BU SORUNLARI DİKKKATE ALSA Y.OVANIN HALİ BÖYLE OLMAZ GERÇEKTEN Y.OVADA neden olmasın türkiye toprağının parçası iönce yetkililerin gerekeni yapmaları gerekiyor çünkü y.ova birçok sosyal aktiviteye açık bir ovaher tür durumlara açık saedce sosyal aktivite değil bence


Yazan: osman     13.06.2009 15:40:34
tek sorumlusu baştakıler............
slm yuksekova ve kaderıne mahkum kalmış yuksekva halkı yuksekova ya cekı duzen verelım dıyecegım ama baştakıler oldukca bu bıze ruya olabılır ancak evet katılıyorum kardeşımıze y.ovanın nufusu 130 bın asmışken ndn60 bın yazılıyor ndn koca sehıre bır kasaba muammelesı yapıyorlar o zaman ndn koca kayak merkezlerı ypıyorsunuz madem yasanılacak yer degıl sıze gore once unıversıte hava alanı ve yasanılabılır bır ortam ıstıyor yusekovanın ahmetı ve mehmetı orda yasamayan bılemez.........bu ahmet ve mehmet sızde olabılırsıız sız de olabılırdınız onun el ele gelecegekuck acalım yuksekovaya yenı bır yuksekova lazım........ bastakılerın dıkkatıne saygılar


Yazan: hizan    16.04.2009 18:42:42
yüksekovalım
yeniliğe her daim varız biz yüksekovalıyız proje hazırlıyorum yakında sunucam inşallah kazanırım ve katkı sağlarım bu proje gelecceğimizin biz nebze dahi olsa belki umutlandırır yüksekovalıyım tuttuğumu koparanım ve başaracağim


Yazan: _SivaSLi_ToLGa_    22.04.2008 20:08:20
kakkariii
ben aslen sivaslıyım yuksekovayı gezıp gordum abım ogretmen orda gercekten doga guzellıklerı ıle harıka bı yer ama ozen gostermemelerı doga saygı duymamaları bı nebze olsada sorumsuz bı topluma sahıp oldukalarının belırtecıdır ibrahim dogan beye tamamen katılıyorum umarım yetkılı kısıler ellerınden gelen her turlu yardımı yaparlar tabı bu orda yasayan ınsanlarında elınde ama neyse ya guzellestırsınlerde kım yapıypsa yapsın tabı bu yapılıırsa gelıp orda yasamak ıstıyorum


Yazan: HakkariM    27.01.2008 12:39:13
para kurtrmaz sizi.
Yüksekova/ HAKKARİ. Tarih bunu yazıyor değişmez. Biz sizin abiniziz, biz ne dersek O olur. Bu böyle biline. Avukat bey biz ne kadar aç olsakta sizler gibi kimseninkanını zehirleyip ailelerinin hayatın8 karartıp para kazanmaz ve para için insan satmayız. Bahattin bey ne dersen de nüfus czdnında yüksekova ,hakkari yazıyor. Yüksekovalı kardeşlerimize selam ve saygılar. Bu tür adamların oyununa gelmezsiniz inanıyorum. (Sayın editör bu tür yazıları yayınayarak ayrımcılık yapıp biz hakkari liler arasına girmeyiniz.)


Yazan: hakkarili    25.01.2008 10:48:45
yalanların böylesi
baya atıp tutmuşsun. bu kadar yalan söylemek nerden aklıma geldl. 100 metrelik bir çarşıya nasıl 2 300 işportacı yerleştirdiysen aynı ustalıkla 60 bin kişilik bie yerleşim yerine 130 bin kişi yerleştirdin, tabelalara iyi bakmamışsın, dur bilgin olsun diye söyleyeyim, tabelalarda yani resmiyette hakkarinin nüfusu 58 200 yüksekovanında 59 700 yani nu demek oluyo ki nüfusun bir yerde tutulması gibi bir yalan yok, bu arada hakkarililere laf atmışsın aç diye etrafa sldırmışlar diye. bu yazıyıda kaldırsanız iyi olur çünkü insanlar bu yazıyı katıla katıla gülerek okuyolar. ben hakarime yüksekovasıyla, çukurcasıyla şemdinlisiyle aşık biri olarak böyle saçma sapan yazılar görmek istemiyorum


Yazan: sporcukız    10.09.2007 14:46:56
yuksekovaaaaaa
slmlar yazdıklarınız cok guzel ve neden yuksekovayı guzellestırmek ıstemıyorsunu z kı ben hakkatılı degılım ama devamlı baakıyorum yazdıklarını zda cok gzl bence bunları bırılerıne gostersenı zyada anlatsanız daha ıı olacak neyse by by


Yazan: bawe teyar    27.07.2006 11:43:47
y.ova
ikinizede katılmıyorum


Yazan: KAJİN    08.07.2006 17:01:01
şafşata
soyledıklerınızın coğunu sacma ve yersız buldum.insan bır yerlerı tanıtırken başka yerlerdekini boylesıne aşağılamamalı.soyledıgınızın aksıne tanıttığınız yerın yerlısıymış gibi ifade ediyorsunuz kendınızı.ilgisiz kalmamanız cok guzel.evet bır kısmı doğru ama siz yalnızca gozlemlemıssınız.olayı bır batılı gözüyle değerlendırıyor,burayı oyle gormek ıstıyorsunuz.ama gercek olan su:burası DOGU ve burası HAKKARI.BİRİLERINDEN BIR ŞEYLER BEKLIYORUZ EVET, ALTYAPI DEGIL SORUNUMUZ SEVGI ISTIYORUZ!!!!


Yazan: canan    05.02.2006 19:48:30

yakında yüksekovaya yerleşeceğim ve okuduklarım beni epey aydınlattı teşekkürler


Yazan: HAKKARİLİ     22.12.2005 10:14:24
GERÇEKTEN DE ÖYLE
BEN ASLEN HAKKARİLİYİM.BEN İBRAHİM DOĞAN KARDEŞİMİZE HAK VERİYORUM. YÜKSEKOVAYA GEREKEN İLGİYİ GÖSTERMİYOR. YÜKSEKOVA HALKI HEP SÜMÜRÜLÜYOR,ONLARA HEP EZİYET EDİLİYOR. ŞU GERÇEK Kİ HAKKARİ ONLARI ÇEKEMİYOR.KARDEŞİMİZİN DEDİĞİ GİBİ YÜKSEKOVANIN NÜFUSU 130 BİNİ GEÇİYOR AMA LEVHALARDA GÖSTERMİYORLAR.BU İNSANLARIMIZA YAZIK DEĞİL Mİ*** YEŞİL VE GÜZEL OVAMIZA SAHİP ÇIKALIM.YÜKSEKOVALILARA SAYGILAR SİZLERİ ÇOK ÇOK SEVİYORUM.



Etkileşimli Bölüm
  Sonraki 10 Izlenim
  En Çok Yorumlananlar
  Yeni Ekle
  Yorum Ekle
  Tümünü Listele
| 101 Okey Oyunu | Türkçe Kürtçe Sözlük | Kürtçe Dil Testi |
counter