HİKAYELER

(KENDİ YAZDIĞIM BİR YAZI) ADRES BEYAZ TEBEŞİR SOKAĞI

03.02.2006 01:10:40




ADRES BEYAZ TEBEŞİR SOKAĞI


Güneş suya aktı önce ,su toprağa karıştı.Toprak içtiböylece güneşteki ışığı.ışık tohum oldu yeşerdi sonra. Tohum fidan fidan ağaç.kıraçtı ağacın çevresi önce, ğöğerdi.ve ağaç, bilgiye aç dudaklara ilk meyvelerini verdi.
Ana kucağından kopardın aldın bizi, oysa sıcacıktı o kucak. Koptuk üşüdük.titriyorduk karşısında.Korumasızdık ağlıyorduk da .Sense gülümsüyordun.o küçücük ellerimizi, dev avuçlarına aldın ve güneşler gibi baktın gözlerimize. Tüm göz yaşlarımız kurudu böylece .
Bir Arşimet’i getirdin sınıfımıza, bir gün Edison’u. Seninle rakamları sözcüklerin gizemli dünyasına girdik ve o sihirli halınla nerelere gitmedik… Bir gün ekvatora bir gün kutuplara bir gün dağlara, bir gün ırmaklara, bir gün ovalara. Sen koskoca bir dünyayı sığdırdın o küçük sınıfımıza. Daha ilkgünden o altın saçlı , mavi gözlü adamla tanıştırdın bizi. Kara tahtanın üstündeki çerçevede sesiz sakin duran.Oysa konuşuyordu o sen varken “Özgürlük” diyordu “Bağımsızlık ,Çağdaşlık,İnsanlık ve Barış” diyordu. “Ulusal Eğemenlik” diyordu durmadan. “En Hakiki Yol Gösterici İlimdir”diyordu. “Öğün, Çalış, Güven” diyordu kısaca bizi biz yapan değerleri senin sesinden beynimize iletiyordu. Kendisini anladığımızda bize gülümsüyor,çerçeveden çıkıp bir bir gönüllerimize iniyordu.
Seninle ağlarken güldük,güleken ağladık.Gözlerinin önünde küçücük birer fidanken büyüyüp serpildik.
Sen git gide yaşlanıp,saçlarına aklar, yüzüne gölgeler düştükçe, sanki ömründen bişeyleri arttırıp gizlice bize aktarıyordun. Seninle yaşantılarımızın altın çağlarımızıdeli dolu gençlik yıllarımızı paylaştık. Sen , ilk heycanlarımızın , ilk çocuksu aşklarımızın , ilk sevinç gözyaşlarımızın,ilk başarılarımızın ,kısaca hep iliklerimizin insanı oldun ve bir gün son zil çalıverdi. Diplomalarımızı onurla ellerimize tutuşturup bizleri adına yaşam denen o zorlu ve gizemli dünyaya uğurlarken , gözlerindeki o sesiz derin bakışları nasıl unutabilirim öğretmenim.kepimi havaya fırlatıp boynuna atıldığımda bana “güle güle yavrum yolun,gönlün, bahtın açık olsun” diye fısıldayan sesini,dudaklarını anlıma değdirdiğinde tüm bedenime yüklediğin o sıcacık titreşimi nasıl unutabilirim. Ve aradan yıllar yıllar geçti. Bense ogünkü heyacanı her an yaşıyorum. Sen bizlerden sonra kimbilir kaç genç insanı daha özenle yetiştirdinadına sınıf denen o kutsal eğitim bahçesinde. Biliyorum kapında saltanat arabaları beklemedi. Adını biz öğrencilerden başka duyan, bilen olmadı.azığına ortak olduğundan, sorunlarınıbölüştüğün o sıcak insanların sınırsız saygısından başka zenginlik tanımadım. Haberin geldi bir gün uzaklardan. Saçların bembeyaz olmuş tebeşir tozundan, bastonla yürüyormuşsun, zil sesini duymaz olmuş kulakların.gözlükte takıyormuşsun ve yollarımızı gözlüyormuşsun gelirler diye. Oysa büyümüş o küçük öğrencilerin öğretmenim,senin anılarla dolu emekli odana sığmayacakkadar büyümüş. Şimdi onların yerine, gönül bahçendeki çiçekleri yetiştiriyormuşsun.



“Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum ,
Okulun duvarı çöktü altında kaldım,
Ama ben dünya üstündeyim,toprakta,
Yaz kış bir şey söyleyen toprakta
Çile çektim,yalnız kaldım, ama yaşamadım
Yurdumun çiçeklenmedi için daima yaşadım,
Bilir bunu bahçeler,kayalar,köyler bilir,
Şimdi sustum,örtün beni yatırın buraya,
Dünyanın bütün çiçeklerini getirin buraya.”

Sonunda sustun…. uyudun öğretmenim…. Ve ben sana çiçeklerle geldim.
Toplayabildiğim bütün çiçekleri getirdim sana.biliyorum insan ölümlü harcımıza can katan mayamızı ölümle çalmış ve doğanın en acımasız kuralı olarak çatılmışanlımıza bu yazgı. Ne zaman ki insanlar yitirmişiz,ne zaman ki doğrularımızı çağdaşlığı,bilimsel verileri ve insani değerleri yeni yetişen kuşaklara meçhul öğretmenlerle iletmişiz.ölüm pes etmiş bu olağan üstü dayanışmamız karşısında.bin yıllardır yer yer bitiremez bizi.aşamaz doruklarımızı o doruklara ulaşan karanlık yollara ışık tutan tüm öğretmneler eselam olsun. Selam olsun o güneşlere, o toprağa, o fidanlara,o ağaçlara selam olsun beyaz tebeşir sokağında insanlık anıtına, bembeyaz satırlarla evrensel öykümüzü bıkmadan usanmadan, yazan öpülesi ellere. İşte buğün tebeşirin benim önümde öğretmenim senin yetiştirdiğin binlerce meyveden biride benim. Ne mutlu ki buğün bende bir öğretmenim biraz sonra huzurundan ayrılıp öğrencilerimle sınıfıma gireceğim biliyorum dayanamayacak geleceksin benimle bak zil çaldı bile, kalk öğretmenim uyan Gidiyoruz……… Adres………. Beyaz tebeşir sokağı.


Ekleyen/Kaynak: YAGMURRR




Bu bölüme Hikaye ekleyebilirsiniz. Hikaye eklemek için tıklayın

Yorumlar [ Yorum Yaz ]

Yazan: Merdo    11.04.2006 21:33:11
Reell
Bu Güzel Yaz1y1 Bizlerle Paylastigin Tesekkürler...



  Diğer Hikaye
  En Çok Yorumlananlar
  Yeni Ekle
  Yorum Yaz
  Tümünü Listele
| 101 Okey Oyunu | Türkçe Kürtçe Sözlük | Kürtçe Dil Testi |
counter