HİKAYELER

MUTLULUĞUN SIRRI

02.02.2007 07:55:48




Bir tüccar Mutluluğun Sırrı’nı öğrenmesi için oğlunu insanların en bilgesinin yanına yollamış. Delikanlı bir çölde kırk gün yürüdükten sonra, sonunda bir tepenin üzerinde bulunan güzel bir saraya varmış. Söz konusu bilge burada yaşıyormuş.

Bir ermişle karşılaşmayı bekleyen bizim kahraman, girdiği salonda hummalı bir manzarayla karşılaşmış: Tüccarlar girip çıkıyor, insanlar bir köşede sohbet ediyor, bir orkestra tatlı ezgiler çalıyormuş dünyanın dört bir yanından gelmiş lezzetli yiyeceklerle dolu bir masa da varmış. Bilge sırayla bu insanlarla konuşuyormuş ve bizim delikanlı kendi sırasının gelmesi için iki saat beklemek zorunda kalmış.

Delikanlının ziyaret nedenini açıklamasını dikkatle dinlemiş bilge, ama Mutluluğun Sırrı’nı açıklayacak zamanı olmadığını söylemiş ona. Gidip sarayda dolaşmasını, kendisini iki saat sonra görmeye gelmesini salık vermiş.

’Ama sizden bir ricada bulunacağım,’ diye eklemiş bilge, delikanlının eline bir kaşık verip sonra bu kaşığa iki damla sıvıyağ koymuş. ’Sarayı dolaşırken bu kaşığı elinizde tutacak ve yağı dökmeyeceksiniz.’ Delikanlı sarayın merdivenlerini inip-çıkmaya başlamış, gözünü kaşıktan ayırmıyormuş. İki saat sonra bilgenin huzuruna çıkmış.

’Güzel, demiş bilge, peki yemek salonumdaki Acem halılarını gördünüz mü?

Bahçıvan Başı’nın yapmak için on yıl çalıştığı bahçeyi gördünüz mü?

Kütüphanemdeki güzel parşömenleri fark ettiniz mi?

Utanan delikanlı hiçbir şey göremediğini itiraf etmek zorunda kalmış. Çünkü bilgenin kendisine verdiği iki damla yağı dökmemeye çabalamış, başka bir şeye dikkat edememiş.

’Öyleyse git, evrenimim harikalarını tanı,’ demiş ona bilge. ’Oturduğu evi tanımadan bir insana güvenemezsin.’ İçi rahatlayan delikanlı kaşığı alıp sarayı gezmeye çıkmış. Bu kez, duvarlara asılmış, tavanları süsleyen sanat eserlerine dikkat ediyormuş.

Bahçeleri, çevredeki dağları, çiçeklerin güzelliğini, bulundukları yerlere yakışan sanat eserlerinin zarafetini görmüş. Bilgenin yanına dönünce, gördüklerini bütün ayrıntılarıyla anlatmış.

’Peki sana emanet ettiğim iki damla yağ nerede?’ diye sormuş bilge.

Kaşığa bakan delikanlı, iki damla yağın dökülmüş olduğunu görmüş.

’Peki,’ demiş bunun üzerine bilgeler bilgesi, ’sana verebileceğim tek bir öğüt var:

- Mutluluğun Sırrı dünyanın bütün harikalarını görmektir, ama kaşıktaki iki damla yağı unutmadan...
mesut keskin van

Ekleyen/Kaynak: best of gravian




Bu bölüme Hikaye ekleyebilirsiniz. Hikaye eklemek için tıklayın

Yorumlar [ Yorum Yaz ]

Yazan: aşkk    03.12.2011 09:14:43
sadece tanı yeter
SADECE İNSANLAR ANLAR ORDA NE ANLATMAK İSTEDİĞİNİ BENCE HİKAYE ÇOK GÜZEL ANLAYAN ANLADI HERKESİN DÜŞÜNCELERİ FARKLI AMA SAÇMA DÜŞÜNCELER GÖZ ARDI EDİLEMEZ


Yazan: Abdurrahman SAYAR    09.09.2007 01:40:19
SANA ÖĞRETİLEN DEĞİL,SENİN GÖZÜNÜN GÖRDÜĞÜ ÖNEMLİ
Daha önce yorum yazan arkadaş için söylüyorum.Yorumunuza katılmıyorum ama düşüncenizi yazdığınız için size ayrıca teşekkür ederim.Burada benim söylemek istediğim herkes içinden geldiği gibi görsünki biz onu görelim.Yok değilse dikte ettirilenle görürse onu hiç bir zaman göremeyiz...Saygılarımla....


Yazan: kalbimdeki_mucize    11.02.2007 23:24:12
...
O kadar sert tepkiler alabilecek bir hikaye değil bence.Olaya objektif bakmak gerekir.Orda gayet güzel ve herkesin üzerine alması gereken nasihatlarda bulunulmuş.Tebrik ederim..


Yazan: A.ARMAN    04.02.2007 18:32:04
MUTLUĞUN SIRRI
SAYIN MESUT KESKİN HİKAYALERİNİZ ÇOK ABARTILI BEN SİZ ARTIK HİKAYE YAZMAYIN SİZ EN İYİSİ SAÇMALAYIN KENDİNİZİ BİŞEY ZANNEDİYORSUNUZ AMA ÇOK SAÇMALAMIZSINIZ



  Diğer Hikaye
  En Çok Yorumlananlar
  Yeni Ekle
  Yorum Yaz
  Tümünü Listele
| 101 Okey Oyunu | Türkçe Kürtçe Sözlük | Kürtçe Dil Testi |
counter