HİKAYELER

ÖLÜMCÜL HASTALIK

06.02.2008 23:21:13




Doğan Cüceloğlu'nun eğitimindeki katılımcılarla bir konuşmasından:
Doğan Cüceloğlu:
- Arkadaşlar, aranızda ölümcül hastalığı olan var mı?
Bir katılımcı:
- Allah'a şükür, hocam, bildiğimiz kadarıyla yok.
Cüceloğlu:
- Ne güzel! Peki, bana, istisnasız tüm insanların, yani altı milyar
insanın da başına geleceği garanti bir şey söyler misiniz?
Cevap neredeyse otomatik olarak çıkar:
Ölüm.
Cüceloğlu:
- Gerçekten de ölüm tüm insanların başına geleceği kaçınılmaz olan
tek şeydir. Doğum da tüm insanların başına kesinlikle gelmiştir,
ama bundan sonra başa gelmesi kesin olan tek şey ölümdür.
Başka hiçbir şey insanların tümünün başına gelmeyecektir.
Peki, madem öleceğimiz garanti, bu benim ölümcül bir
hastalığım olduğunu göstermez mi?
Katılımcılar burada sessizce, başlarıyla onaylamaya başlar.
Öleceğim belli ise benim ölümcül bir hastalığım olduğu da açıktır...
Cüceloğlu:
- Peki, ne zaman öleceğimizi biliyor muyuz?
Katılımcılar:
- Hayır
Cüceloğlu:
- Bu saniye içinde olma olasılığı var mı?
Bir katılımcı:
- Var.
Cüceloğlu:
- Yarın?
Bir katılımcı:
- Evet.
Cüceloğlu:
- 30 yıl sonra?
Bir katılımcı:
- Olabilir.
Cüceloğlu:
- Peki bunlardan hangisinin sizin başınıza geleceğini biliyor musunuz?
Mesela bu akşam eve sağ salim varacağınızı nereden biliyorsunuz?
Sınıf sessizce dinlemeye devam eder. Çünkü genellikle yaşama böyle
bakmamışlardır.
Cüceloğlu:
- Peki bir de tersini düşünelim, bu akşam eve döndüğünüzde, bu sabah
evden çıkarken sağ salim bıraktıklarınızı sağ bulma garantiniz nedir?
Var mıdır böyle bir garanti?
Bir katılımcı:
- Yoktur Hocam.
Cüceloğlu:
- Peki nereden biliyoruz az sonra telefonun çalmayacağını ve
evdekilerden birinin az önce öldüğünün bize söylenmeyeceğini?
Katılımcılar burada rahatsız olmaya başlar. Bir katılımcı:
- Hocam konuyu değiştirsek?
Cüceloğlu:
- Ama en yalın ve açık gerçek üzerine konuşuyoruz, biraz daha devam
edelim bence. Peki, acaba bunu dün gece bilseydiniz, yani evde
akşam birlikte olduğunuz kişilerden birinin yarın ölüm günü olduğunu
bilseydiniz, o zamanı aynı dün gece olduğu biçimde mi geçirirdiniz?
Yoksa farklı şeyler mi yapardınız?
Bir katılımcı:
- Kesinlikle çok farklı geçerdi Hocam.
Cüceloğlu:
- Şimdi sizden rica ediyorum, lütfen bir an arkanıza yaslanın,
gözlerinizi kapatın ve bu sabah evden çıkarken evde
bıraktıklarınızdan birinin gerçekten öleceğini düşünün, dün
akşamınızı nasıl geçirirdiniz? Aynı iletişim mi olurdu? Onunla aynı
konuları mı konuşurdunuz? Aynı konular, tartışma ya da gerginlik
yaratır mıydı? Yoksa önemsiz hale mi gelirdi?
Bu sabah evden çıkarken, bu son görüşünüzde ona ne derdiniz?
Onun boynuna sarılmakta tereddüt eder miydiniz?
Çok sıkı sarılmaya mı, aynaya mı vakit ayırırdınız?
Ona, yüreğinizin derininden gelen bir
"Seni gerçekten çok seviyorum"
demeye ne gerek var diye düşünür müydünüz?
Onun ölecek olması sizin ona duyduğunuz sevgiyi
yoğunlaştırmaz mıydı?
Burada bazı katılımcılar ağlıyordur. Belli ki dün akşam yaptıklarından
bir kısmının ne kadar anlamsız olduğunu şimdi fark etmişlerdir.
Cüceloğlu:
- Şimdi gözlerinizi açabilirsiniz, acaba kaç tartışmamızı bu kadar
gereksiz biçimlerde yapıyoruz, kaçı gerçekten yaşamda
karşımızdakinin varlığından daha önemli, hangilerinde
"Şimdi kalbini kırdım, ama zaman içinde ben
ondan özür dilemesini bilirim"
diye kendi kabuğumuza çekilip tartışmaları donduruyoruz.
Yarattığımız kırgınlıkları tamir etme olanağımız gerçekten var mı?
Buna zamanımız gerçekten kaldı mı?
BİR DAHA DÜŞÜNÜN, BİR DAHA

Ekleyen/Kaynak: BENAYCAN




Bu bölüme Hikaye ekleyebilirsiniz. Hikaye eklemek için tıklayın

Yorumlar [ Yorum Yaz ]

Yazan: müslüm    11.02.2008 19:29:16
tebrik
slm arkadasım kaç defadır hakkarı.net e giriyorum ama bugün bi başka oldu gerçekten çook güzel ya bu konuda sizleri tebrik eder daha da başarılı olmanızı ve ii işler yapmanız dileğiyle.... ama en çok adamla eşşeği ve hanımı kürtçe versiyonu beğendim)



  Diğer Hikaye
  En Çok Yorumlananlar
  Yeni Ekle
  Yorum Yaz
  Tümünü Listele
| 101 Okey Oyunu | Türkçe Kürtçe Sözlük | Kürtçe Dil Testi |
counter