| |
|
Yazan helya.
Tarih: 27.11.2023 20:09:02
Sil
|
OLVİDO
Hoyrattır bu akşam üstüIer daima. Gün saItanatıyIe gitti mi bir defa YaInızIığımızIa doIdurup her yeri Bir renk çığIığı içinde bahçemizden, Bir eI çıkarmaya başIar bohçamızdanHoyrattır bu akşamüstüIer daima.
DaIga daIga hücum edip pişmanIıkIar Unutuşun o tunç kapısını zorIarhttps://www.milliyet.com.tr/siirler/olvido-siiri-ahmet-muhip-diranas-6416854#:~:text=YoIunu%20g%C3%B6zI%C3%BCyor%20Iamba,bir%20sabaha%20kaHatırIar bir gün bir camı açtığını Duran bir buIutu,bir kuş uçtuğunu, Çöküp peynir ekmek yediği bir taşı… Bütün bunIar aşkın güzeIIiğiyIedir.r%C5%9F%C4%B1 Ve ruh, atıIan okIarIa deIik deşik İşte, doğduğun eski evdesin birden, Iavanta çiçeği kokan kederIeri |
|
|
Yazan helya.
Tarih: 04.04.2020 20:24:09
Sil
|
| etrafınıza bakınher yerden kan damlıyor.Toprak inliyor,su haykırıyor,rüzgar ugulduyor...m MEHMET UZUN |
|
|
Yazan helya.
Tarih: 24.04.2016 02:44:38
Sil
|
Bende hiç tükenmez bir hayat vardı Kırlara yayılan ilkbahar gibi Kalbim her dakika hızla çarpardı Göğsümün içinde ateş var gibi
Bazı nur içinde, bazı sisteydim Bazı beni seven bir göğüsteyim Kah el üstündeydim, kah hapisteydim Her yere sokulan bir rüzgar gibi
Aşkım iki günlük iptilalardı Hayatım tükenmez maceralardı İçimde binlerce istekler vardı Bir şair, yahut bir hükümdar gibi Hissedince sana vurulduğumu Anladım ne kadar yorulduğumu Sakinleştiğimi, durulduğumu Denize dökülen bir pınar gibi
Şimdi şiir bence senin yüzündür Şimdi benim tahtım senin dizindir Sevgilim, saadet ikimizindir Göklerden gelen bir yadigar gibi
Sözün şiirlerin mükemmelidir Senden başkasını seven delidir Yüzün çiçeklerin en güzelidir Gözlerin bilinmez bir diyar gibi Başını göğsüme sakla sevgilim Güzel saçlarında dolaşsın elim Bir gün ağlayalım, bir gün gülelim Sevişen yaramaz çocuklar gibi
Sabahattin Ali |
|
|
Yazan helya.
Tarih: 20.06.2015 02:35:32
Sil
|
Öğrendiğin her şey, Susup arkanı döndüğün. Yenildiğini unutup, Güzelliğini sonuna dek yaktığın her şey Seni senden kurtarmıyorsa Ne anlamı var sana hayatının sevgili… Masumiyetin kimi zulümden kurtardı, söylesene Hem bu arzuda onun adı bile geçmez… İstikbalin sıradan bir ayrıntı Bu telaşta… Ne yapsan göğsünde hayatında yabancı bir zaman Birikiyor… Borçlu değilsin ömrüne üstelik… Ama ne yapsan boşluğa açılan Bir kapı oluyor hayat, Ne yapsan büyüyor o boşluk… Ne yapsan suçlu değilsin, Sadece yerçekiminden muafsın… O derin ıstırabınsa Seni hayata alışmaktan koruyor sadece… Oysa bu bile umurunda değil… Geleceğin ellerinde sıcaklığı üşüyen Bir mum sadece…Gördüm… Geleceğin ellerine yapışan o soğukluk… Durmadan ömrüne yapışan o gerçeği soluyorsun sen… Durmadan o aşkı soluyorsun… Durmadan ciğerlerini yakan o büyük soğumayı…
Cezmi Ersöz |
|
|
Yazan helya.
Tarih: 19.09.2012 23:40:45
Sil
|
Sonra farkettim ki... Su akıyor, rüzgar esiyor, yağmur yağıyor, Herşey yine ve aynı şekilde oluyor. Öyle bir yere geldim ki sıcak ve soğuk, aşk ve nefret, savaş ve barış Üşümek ve sonrasında ısınmak gibi... |
|
|
Yazan helya.
Tarih: 10.11.2011 21:56:00
Sil
|
Dağlar'da Ağlar
....................Gülsüme
Sıra sıra dağlar. Uzanmış… Bulutların altında. sessizce ağlar… Belli ki. bugün Bu görkemli sarayda Matem var…
Şimşekler çakıyor.! Bulutlar çığlık çığlığa…
Her can sinmiş bir köşeye. Halleri, korku dolu gözleri Yürek dağlar…
Hani nerde…? Geceye hayat veren Yıldızlar…
Her gece yaşanan Şatafat ihtişam, Görkem’de Nerde..?
Yoksa! boşuna…
Matem marşı çalmaz, Gece yağan yağmurlar... Melih Baki |
|
|
Yazan helya.
Tarih: 04.08.2011 19:59:07
Sil
|
Hep aynı sessizlikle geliyor gece… Hep aynı yalan dolan masalları dinliyorum yine… Hep aynı yüzler, hep aynı sesler peşimde… Anlatamıyorum, inandıramıyorum kendime… Sen benim yarım kalan cümlelerimsin… Hiç söyleyemediğim, söylemediğim o sözlerim… Sen benim hiç ısınmayan ellerimsin… Hiç unutamayan, unutmayan o kalbim…
Sen benim eksik kalan yerimsin… Kapattığım pencereler, güneşlere çektiğim o perdelerim… Sen benim hiç sevmediğim sessizliğimsin… Kaybettiğim yolum, korktuğum karanlık, hiç tutamadığım o yeminlerim… Sen benim terk ettiğim şehirlerimsin… Düştüğüm çukur, uzanan ellerim, hiç tutunamadığım gidenlerim… Sen benim kovulduğum cennetimsin! Eğdiğim yüzüm, sövdüğüm aydınlığa hiç açamadığım gözlerim. |
|
|
Yazan helya.
Tarih: 21.04.2011 00:51:42
Sil
|
Bilgisayardaki zip dosyaları gibiyim. Bir tıklıyorsun, içimden onlarca klasör çıkıyor. Bu kadar yaşamak gerekir miydi? Gerekiyormuş demek ki!
Hayat Kimlere Sürpriz Yapıyor? Biraz daha sakin ve basit bir hayatım olsaydı, daha çok şey istemeye hakkım olur muydu? O kadar fazla ve yük dolu ki küfem, hayat sunacak bir mucize bulamıyor olabilir.
Bir film seyrettim bugün ve bunları düşündüm. Sakin, dingin ve geleneksel yaşanılan hayatların, o hayatlara doğan çocukların ve o huzurda büyüyen insanların yaşamlarını anlatıyordu. Sonra gün geliyor ve bir mucizeyle karşılaşıyorsun. Her şey dümdüz giderken, bütün ömrünü değiştirecek bir olay yaşıyorsun.
Bir aşk filminde salya sümük ağladıktan sonra, “neden benim başıma hiç böyle bir şey gelmedi? Zaten bunlar hep filmlerde olur!” dediniz mi? Bir yerlerden bir prens çıkagelir, güzeller güzeli kızı delice sever ve mutlu sona ererler. Güncel hale gelmiş, modernize edilmiş hikayeler ise, filmlere yansır ve biz ağlayarak seyrederiz. İçten içe başrol oyuncusunun yerinde olmak isteriz. Biri bizi öyle sevmelidir! Gönül bunu ister!
İşte buna benzer şeyler düşündürttü bu film bana! Böyle büyük güzellikleri hak etmek mi gerekiyor? Karnesine takdir getiren, sınıfta uslu olan, ailesinin sözünü dinleyen çocukların, sene sonunda bilgisayar alınarak ödüllendirilmesi gibi hayat da bizim ne kadar uslu durduğumuza mı bakıyor?
Maceracı, asi, başına buyruk ve deneyerek öğrenenlerdenseniz, muhtemelen başınızı çok defa belaya sokmuş ve bir şekilde çıkmışsınızdır. Görmüş, geçirmiş, dolu dolu yaşamışsanız çoğunluğa aykırı bir hayat seçmişsinizdir. İdealiniz uğruna tabuları yıkmış, olmaz denileni başarmışsanız, yüzünüzde olmayacak yaşta çizgiler ve gözlerinizde tecrübenin izleri vardır.
Çok şeyi, hızla ve yaşayarak öğrenmişseniz, cebiniz dersler ve anılarla doludur. Sürekli mücadele ederek, savaşarak, direnerek ve ayaklarınızın üstünde durarak ama istekleriniz için dayanarak belli bir yaşa gelmişseniz sırtınızdaki küfe ağırlaşmıştır. Dilinizde bilgece laflarınız vardır.
İşte bu yüzden, hayat bizim gibilere sürprizler sunmak konusunda biraz çekimser davranabilir. O da düşünüyordur bu saatten sonra bizi ne şaşırtabilir ki? Renklerle bezenmiş bir hayat defteriniz varsa, siz zaten kendi mucizelerinizi yaratmayı öğrenmişsinizdir ve yine yaparsınız. Gerçekleşen rüyalar, mucizeler, buna gerçekten ihtiyacı olanlara gidiyordur belki de, kim bilir?
|
|
|
Yazan helya.
Tarih: 28.03.2011 00:38:51
Sil
|
Böyle yaşamak çok zor! Yüreğimle kavga etmekten yorgunum. Seni sensiz sevebilirim, bununla baş etmek mümkün. Bir kılıf uydururum içimde, seni uzaklarda sayarım. Birini yokken de sevebilirim.
Sen ve ben arasında sürüp giden tatsızlığın ise, katlanılabilir yanı yok. Seviyorsak, seviyoruzdur. Sevmiyorsak, zaten neden yan yana olalım? Bizimki ne cennet, ne cehennem, araftayız!Hiçbir yere ait değilmiş gibi hissediyorum. Sonsuz karanlıkta beklemek gibi.. Ve neyi beklediğini bilmeden durmak, nasıl bir işkencedir, anlayamazsın!
Ne sana aidim, ne sensizim ne benimsin, ne değilsin! O zaman biz neyiz?
Hem varlığın yüzünden adım atamıyorum, hem yokluğundan boğuluyorum. Bir yabancının gülümsemesine kanmak istesem, aklımdasın. Hoyrat ve anlamsız bir sevişmede kaybedebilirim seni ama kitabıma uymuyor. Seninle nefes nefese yaşanacak bir geceye de kayıyor aklım gel gör ki, o vakitlerde sen yoksun!
Ne zaman senden vazgeçsem, bıraksam ipin ucunu, ne olacaksa olsun desem hissediyorsun sanki, elinde bir demet çiçekle çıkıp geliyorsun.
Benim gönlüm sana dünden teşne, her geldiğinde yine suya düşüyor yeni bir hayata başlama hayali. Ve ne acı ki, bu yıllardır böyle sürüp gidiyor.
Beni sevdiğini söylüyorsun, o zaman bırak beni! Bırak ki, gidebileyim. Artık bıçak kemiğe dayandı. Ya izin vereceksin, yüz yüze bakabilir halimiz varken bitireceğim ya bir gün öyle gideceğim ki, kendimi senle tüketeceğim.
Senle ben, adımız her ne ise, her ne olmuşsak şunca yıl içinde, eskidik! Artık anlamamız gerekiyor, biz bir alışkanlığın devamıyız. Hani çok tuttuğu için seri halinde çekilen filmler var ya, onlar gibi, üçüncüden sonra çok sevimsiziz. Seninle bir zamanlar efsaneydik, şimdi sıradan bir hikayeyiz. Bırak ki, gidebileyim. Gideyim ki, yüreğimde sana ait o sihri yaşatmaya devam edeyim….
Candan Ünal
|
|
|
Yazan helya.
Tarih: 19.03.2011 19:20:59
Sil
|
Ah bilsen, bir bilsen duyduklarımı Sanki bir dağ ağırlığı kalkacak üzerimden Ve nehirler boşalacak sanki içerimden Sakın bilme! ... Anlatsan duyarım bütün güzellikleri Erir dağlarımın başındaki kar. Sussan içimde kıyamet kopar Sakın konuşma! ... Ha küreğe mahkum olmak prangaya vurulmak Ha görmemek gözlerini,ikiside bir Bütün kördüğümleri çözecek gözlerindir Sakın bakma! ... Bir haberin gelse iki satırlık Yüreğim birdenbire kanatlanır yücelir. Bir martı gibi çıkar kapına gelir. Sakın yazma! ... Çıkıp gittiğinden beri sessiz sedasız. Başıboş kalan esir, zindanda yatan hürüm. Dönmesen çaresiz kalır ölürüm Sakın gelme! ... İşte dağlar taşlar şahidim olsun Yüzüme bakma, konuşma, yazma istemiyorum Dipsiz karanlıklara bağırıp duruyorum Sakın işitme! Yazar : Yavuz Bülent Bakiler
|
|
|
Yazan helya.
Tarih: 19.03.2011 19:14:19
Sil
|
Hayatın Neresindeyim? Bir kadının yüreğine neler sığabilir? Ne kadar büyük olabilir bir kadının dünyası? Bir kadın kendini hayatın neresinde durduğuyla ilgili sorguluyorsa, cevabını verecek kadar da engin olabilir mi?
Bazı yüreklerin hissettiğinin kaleme dökülemiyor olması, o duyguların karşılığını tam anlamıyla verebilecek kelimelerin olmamasındandır. Bazen söz de sessiz kalır…
Herkesin sorması gereken önemli sorulardan biri şudur: “Yaşamın neresindeyim?” Neresindeyiz gerçekten? Aşkın, dostluğun, sevginin neresindeyiz?
Bu soru arkasından ikincisini de getirir elbette: “Ne kadar farkındayım?” Ne kadar farkına varabiliyoruz kendimizin? Yaşadığımız bu dünyanın, davranışlarımızın? Seçimlerimizi, tercih ettiklerimizi, yaşadıklarımızı gerçekten anlayabilecek kadar farkında mıyız?
Bir aşkın ortasında sürüklenirken, kendimizi yok saydığımızı görebilecek derinliği yakalayabilir miyiz? Tam şu anda, nefes aldığımızın farkında mıyız? Kendi nefesimizi dinler miyiz? Kalp atışımızı algılar mıyız?
Bir sistemin yürüyor olması, hiç müdahale edilmesi gerekmediği anlamına gelmez. Her şeyin rayından çıktığı zamanlar vardır. O anı mı yaşamak gerekir mutlaka, biraz silkelenmek için?
Tüm yaşadıklarımızı içimize sindirmedikçe, anlam kazandırmadıkça, içimizde var olan ve hiç görmediğimiz o diğer kendimizle iletişim kurmadıkça yaşam, basit bir oyundan öteye geçemeyecektir Biz aşkın, ilişkilerin, sevginin farkına varmadan yaşadıkça, kendimizi o dev binalar kadar yüksek ve devrilmez sayarız. Oysa bir deprem, bir kıvılcım, bir sel yeter alıp götürmek için haşmetimizi.
Sahip olduğumuz bütün yetenekleri kullanmayı beceremediğimiz sürece, hep yarım ve eksik kalırız. Daha kötüsü, bunun farkında olmayız!
Oysa bir kadın sadece hassas bir kalbe değil akla, erdeme, önseziye, iç görüye, ileri görüşe, zekaya ve daha pek çok yeteneğe sahiptir. Bu yetenekleri kullanmamak, bilgisayarı sadece iskambil oyunu oynamak için kullanmaya benzer.
Bir kadın niteliklerini geliştirmeli ve yaşamını zenginleştirmelidir. Bunun için ilk adımı atmak, belki de şu basit soruyla başlıyordur: Hayatın neresindeyim?
Candan Ünal
|
|
|
Yazan helya.
Tarih: 21.12.2010 02:16:44
Sil
|
TUTUKLU Kurşun yemiş gibi susar Gözbebeklerine karşı Susar da Açılıp yol verir şehir Sade radyolarda bir gamlı hava "Elaziz uzun çarşı"
Firarda gözüm yok Namussuzum yok Yok pişmanlık bir halim Yaslanıp bir cigara yakmak isterim Dumanı cevahir değer
Mağlup mu desem mahçup mu Ama ikisi de değil Ben garip sen güzel Dünya umutlu Öyle bir tuhafım bu akşam üstü Sevgilim Canavar götürür gibi iki yanım İki süngü. Yazar : AHMED ARİF |
|
|
Yazan helya.
Tarih: 14.10.2010 01:24:46
Sil
|
Yağmur Herkese Yağar Güneş Isıtır Herkesi Mevsimler Herkes İçindir Yalnız Çığ Altında Kalan Sele Kapılan Her Zaman Birkaç Kişi
Herkes İçindir Aşk Da Ayrılık Da Yalnızca Birkaç Kişi Ölür Acıdan Eskiden Ölümle Tartılırdı Ayrılık Kiminin Hayatı Yalnızca Unutkanlıktan
Her Şey, Herkes İçin Değildir Oysa Kimi Hiçbirşey Ögrenmez Karanlıktan Yalnızlığı Kullanmayı Bilmez Kimi Kimi Ayrılamaz Karanlıktan
Yağmur Herkese Yağar Ama Çok Az İnsan Tutar Yağmurun Ellerini Onca Şarkı Onca Film Onca Roman Ama Sevmeye Yetmez Herkesin Kalbi
Çığ Altında Kalan Sele Kapılan Aşktan Ve Acıdan Ölen Birkaç Kişi Dünyayı Başka Bir Yer Yapmaya Yeter Aslında Onların Hikayesidir Anlatılan Diğerleri Dinler, Seyreder, Geçer Gider Geçer Gider Herkes Hikayelerdir Geriye Kalan.
|
|
|
Yazan helya.
Tarih: 02.07.2010 15:30:35
Sil
|
AY KARANLIK Maviye/Maviye çalar gözlerin, Yangın mavisine/Rüzgarda aSevmelerim gibisi? Oturmuş yazıcılar Fermanım yazar N'olur gel, Ay karanlık... Dört yanım puşt zulası, Dost yüzlü, Dost gülücüklü Cıgaramdan yanar.Suskun, hayın, çıyansı. Dört yanım puşt zulası, Dönerim dönerim çıkmaz. En leylim gecede ölesim tutmuş Etme gel, Ay karanlık... Alnım öperler, si, Körsem/Senden gayrısına yoksam Bozuksam/Can benim, düş benim, Ellere nesi? Hadi gel, Ay karanlık... Itten aç/Yılandan çıplak, Vurgun ve bela Gelip durmuşsam kapına Var mı ki doymazlığım? İlle de ille/Sevmelerim, |
|