Üye Ara | Son 24 Saat | Üye Ol
helya. Üye Profili  
helya.



Üye Profili
2.profil
resmi yok
📅 Üyelik Tarihi: 24.07.2009 (16 yıl 10 ay 7 gün)
Evli
🌏
Doğum Yeri
📍
Bulunduğu İl
🎂 yaş
💼 yok
Mesleği

Yazan
helya.
Tarih:
27.11.2023 20:09:02
Sil
 
OLVİDO

Hoyrattır bu akşam üstüIer daima.
Gün saItanatıyIe gitti mi bir defa
YaInızIığımızIa doIdurup her yeri
Bir renk çığIığı içinde bahçemizden,
Bir eI çıkarmaya başIar bohçamızdanHoyrattır bu akşamüstüIer daima.

DaIga daIga hücum edip pişmanIıkIar
Unutuşun o tunç kapısını zorIarhttps://www.milliyet.com.tr/siirler/olvido-siiri-ahmet-muhip-diranas-6416854#:~:text=YoIunu%20g%C3%B6zI%C3%BCyor%20Iamba,bir%20sabaha%20kaHatırIar bir gün bir camı açtığını
Duran bir buIutu,bir kuş uçtuğunu,
Çöküp peynir ekmek yediği bir taşı…
Bütün bunIar aşkın güzeIIiğiyIedir.r%C5%9F%C4%B1
Ve ruh, atıIan okIarIa deIik deşik
İşte, doğduğun eski evdesin birden,
Iavanta çiçeği kokan kederIeri
Yazan
helya.
Tarih:
04.04.2020 20:24:09
Sil
 
etrafınıza bakınher yerden kan damlıyor.Toprak inliyor,su haykırıyor,rüzgar ugulduyor...m MEHMET UZUN
Yazan
helya.
Tarih:
24.04.2016 02:44:38
Sil
 
Bende hiç tükenmez bir hayat vardı
Kırlara yayılan ilkbahar gibi
Kalbim her dakika hızla çarpardı
Göğsümün içinde ateş var gibi

Bazı nur içinde, bazı sisteydim
Bazı beni seven bir göğüsteyim
Kah el üstündeydim, kah hapisteydim
Her yere sokulan bir rüzgar gibi

Aşkım iki günlük iptilalardı
Hayatım tükenmez maceralardı
İçimde binlerce istekler vardı
Bir şair, yahut bir hükümdar gibi Hissedince sana vurulduğumu
Anladım ne kadar yorulduğumu
Sakinleştiğimi, durulduğumu
Denize dökülen bir pınar gibi

Şimdi şiir bence senin yüzündür
Şimdi benim tahtım senin dizindir
Sevgilim, saadet ikimizindir
Göklerden gelen bir yadigar gibi

Sözün şiirlerin mükemmelidir
Senden başkasını seven delidir
Yüzün çiçeklerin en güzelidir
Gözlerin bilinmez bir diyar gibi Başını göğsüme sakla sevgilim
Güzel saçlarında dolaşsın elim
Bir gün ağlayalım, bir gün gülelim
Sevişen yaramaz çocuklar gibi

Sabahattin Ali
Yazan
helya.
Tarih:
20.06.2015 02:35:32
Sil
 
Öğrendiğin her şey,
Susup arkanı döndüğün.
Yenildiğini unutup,
Güzelliğini sonuna dek yaktığın her şey
Seni senden kurtarmıyorsa
Ne anlamı var sana hayatının sevgili…
Masumiyetin kimi zulümden kurtardı, söylesene
Hem bu arzuda onun adı bile geçmez…
İstikbalin sıradan bir ayrıntı
Bu telaşta…
Ne yapsan göğsünde hayatında yabancı bir zaman
Birikiyor…
Borçlu değilsin ömrüne üstelik…
Ama ne yapsan boşluğa açılan
Bir kapı oluyor hayat,
Ne yapsan büyüyor o boşluk…
Ne yapsan suçlu değilsin,
Sadece yerçekiminden muafsın…
O derin ıstırabınsa
Seni hayata alışmaktan koruyor sadece…
Oysa bu bile umurunda değil…
Geleceğin ellerinde sıcaklığı üşüyen
Bir mum sadece…Gördüm…
Geleceğin ellerine yapışan o soğukluk…
Durmadan ömrüne yapışan o gerçeği soluyorsun sen…
Durmadan o aşkı soluyorsun…
Durmadan ciğerlerini yakan o büyük soğumayı…

Cezmi Ersöz
Yazan
helya.
Tarih:
19.09.2012 23:40:45
Sil
 
Sonra farkettim ki...
Su akıyor, rüzgar esiyor, yağmur yağıyor,
Herşey yine ve aynı şekilde oluyor.
Öyle bir yere geldim ki sıcak ve soğuk, aşk ve nefret, savaş ve barış
Üşümek ve sonrasında ısınmak gibi...
Yazan
helya.
Tarih:
10.11.2011 21:56:00
Sil
 

Dağlar'da Ağlar

....................Gülsüme

Sıra sıra dağlar.
Uzanmış…
Bulutların altında. sessizce ağlar…
Belli ki. bugün
Bu görkemli sarayda
Matem var…

Şimşekler çakıyor.!
Bulutlar çığlık çığlığa…

Her can sinmiş bir köşeye.
Halleri, korku dolu gözleri
Yürek dağlar…

Hani nerde…?
Geceye hayat veren
Yıldızlar…

Her gece yaşanan
Şatafat ihtişam,
Görkem’de
Nerde..?

Yoksa! boşuna…

Matem marşı çalmaz,
Gece yağan yağmurlar...
Melih Baki
Yazan
helya.
Tarih:
04.08.2011 19:59:07
Sil
 
Hep aynı sessizlikle geliyor gece…
Hep aynı yalan dolan masalları dinliyorum yine…
Hep aynı yüzler, hep aynı sesler peşimde…
Anlatamıyorum, inandıramıyorum kendime…
Sen benim yarım kalan cümlelerimsin…
Hiç söyleyemediğim, söylemediğim o sözlerim…
Sen benim hiç ısınmayan ellerimsin…
Hiç unutamayan, unutmayan o kalbim…

Sen benim eksik kalan yerimsin…
Kapattığım pencereler, güneşlere çektiğim o perdelerim…
Sen benim hiç sevmediğim sessizliğimsin…
Kaybettiğim yolum, korktuğum karanlık, hiç tutamadığım o yeminlerim…
Sen benim terk ettiğim şehirlerimsin…
Düştüğüm çukur, uzanan ellerim, hiç tutunamadığım gidenlerim…
Sen benim kovulduğum cennetimsin!
Eğdiğim yüzüm, sövdüğüm aydınlığa hiç açamadığım gözlerim.
Yazan
helya.
Tarih:
21.04.2011 00:51:42
Sil
 
Bilgisayardaki zip dosyaları gibiyim. Bir tıklıyorsun, içimden onlarca klasör çıkıyor. Bu kadar yaşamak gerekir miydi? Gerekiyormuş demek ki!





Hayat Kimlere Sürpriz Yapıyor?
Biraz daha sakin ve basit bir hayatım olsaydı, daha çok şey istemeye hakkım olur muydu? O kadar fazla ve yük dolu ki küfem, hayat sunacak bir mucize bulamıyor olabilir.

Bir film seyrettim bugün ve bunları düşündüm. Sakin, dingin ve geleneksel yaşanılan hayatların, o hayatlara doğan çocukların ve o huzurda büyüyen insanların yaşamlarını anlatıyordu. Sonra gün geliyor ve bir mucizeyle karşılaşıyorsun. Her şey dümdüz giderken, bütün ömrünü değiştirecek bir olay yaşıyorsun.

Bir aşk filminde salya sümük ağladıktan sonra, “neden benim başıma hiç böyle bir şey gelmedi? Zaten bunlar hep filmlerde olur!” dediniz mi? Bir yerlerden bir prens çıkagelir, güzeller güzeli kızı delice sever ve mutlu sona ererler. Güncel hale gelmiş, modernize edilmiş hikayeler ise, filmlere yansır ve biz ağlayarak seyrederiz. İçten içe başrol oyuncusunun yerinde olmak isteriz. Biri bizi öyle sevmelidir! Gönül bunu ister!

İşte buna benzer şeyler düşündürttü bu film bana! Böyle büyük güzellikleri hak etmek mi gerekiyor? Karnesine takdir getiren, sınıfta uslu olan, ailesinin sözünü dinleyen çocukların, sene sonunda bilgisayar alınarak ödüllendirilmesi gibi hayat da bizim ne kadar uslu durduğumuza mı bakıyor?

Maceracı, asi, başına buyruk ve deneyerek öğrenenlerdenseniz, muhtemelen başınızı çok defa belaya sokmuş ve bir şekilde çıkmışsınızdır. Görmüş, geçirmiş, dolu dolu yaşamışsanız çoğunluğa aykırı bir hayat seçmişsinizdir. İdealiniz uğruna tabuları yıkmış, olmaz denileni başarmışsanız, yüzünüzde olmayacak yaşta çizgiler ve gözlerinizde tecrübenin izleri vardır.

Çok şeyi, hızla ve yaşayarak öğrenmişseniz, cebiniz dersler ve anılarla doludur. Sürekli mücadele ederek, savaşarak, direnerek ve ayaklarınızın üstünde durarak ama istekleriniz için dayanarak belli bir yaşa gelmişseniz sırtınızdaki küfe ağırlaşmıştır. Dilinizde bilgece laflarınız vardır.

İşte bu yüzden, hayat bizim gibilere sürprizler sunmak konusunda biraz çekimser davranabilir. O da düşünüyordur bu saatten sonra bizi ne şaşırtabilir ki? Renklerle bezenmiş bir hayat defteriniz varsa, siz zaten kendi mucizelerinizi yaratmayı öğrenmişsinizdir ve yine yaparsınız. Gerçekleşen rüyalar, mucizeler, buna gerçekten ihtiyacı olanlara gidiyordur belki de, kim bilir?

Yazan
helya.
Tarih:
28.03.2011 00:38:51
Sil
 
Böyle yaşamak çok zor! Yüreğimle kavga etmekten yorgunum. Seni sensiz sevebilirim, bununla baş etmek mümkün. Bir kılıf uydururum içimde, seni uzaklarda sayarım. Birini yokken de sevebilirim.

Sen ve ben arasında sürüp giden tatsızlığın ise, katlanılabilir yanı yok. Seviyorsak, seviyoruzdur. Sevmiyorsak, zaten neden yan yana olalım? Bizimki ne cennet, ne cehennem, araftayız!Hiçbir yere ait değilmiş gibi hissediyorum. Sonsuz karanlıkta beklemek gibi.. Ve neyi beklediğini bilmeden durmak, nasıl bir işkencedir, anlayamazsın!

Ne sana aidim, ne sensizim ne benimsin, ne değilsin! O zaman biz neyiz?

Hem varlığın yüzünden adım atamıyorum, hem yokluğundan boğuluyorum. Bir yabancının gülümsemesine kanmak istesem, aklımdasın. Hoyrat ve anlamsız bir sevişmede kaybedebilirim seni ama kitabıma uymuyor. Seninle nefes nefese yaşanacak bir geceye de kayıyor aklım gel gör ki, o vakitlerde sen yoksun!

Ne zaman senden vazgeçsem, bıraksam ipin ucunu, ne olacaksa olsun desem hissediyorsun sanki, elinde bir demet çiçekle çıkıp geliyorsun.

Benim gönlüm sana dünden teşne, her geldiğinde yine suya düşüyor yeni bir hayata başlama hayali. Ve ne acı ki, bu yıllardır böyle sürüp gidiyor.

Beni sevdiğini söylüyorsun, o zaman bırak beni! Bırak ki, gidebileyim. Artık bıçak kemiğe dayandı. Ya izin vereceksin, yüz yüze bakabilir halimiz varken bitireceğim ya bir gün öyle gideceğim ki, kendimi senle tüketeceğim.

Senle ben, adımız her ne ise, her ne olmuşsak şunca yıl içinde, eskidik! Artık anlamamız gerekiyor, biz bir alışkanlığın devamıyız. Hani çok tuttuğu için seri halinde çekilen filmler var ya, onlar gibi, üçüncüden sonra çok sevimsiziz. Seninle bir zamanlar efsaneydik, şimdi sıradan bir hikayeyiz. Bırak ki, gidebileyim. Gideyim ki, yüreğimde sana ait o sihri yaşatmaya devam edeyim….

Candan Ünal

Yazan
helya.
Tarih:
19.03.2011 19:20:59
Sil
 
Ah bilsen, bir bilsen duyduklarımı
Sanki bir dağ ağırlığı kalkacak üzerimden
Ve nehirler boşalacak sanki içerimden
Sakın bilme!
...
Anlatsan duyarım bütün güzellikleri
Erir dağlarımın başındaki kar.
Sussan içimde kıyamet kopar
Sakın konuşma!
...
Ha küreğe mahkum olmak prangaya vurulmak
Ha görmemek gözlerini,ikiside bir
Bütün kördüğümleri çözecek gözlerindir
Sakın bakma!
...
Bir haberin gelse iki satırlık
Yüreğim birdenbire kanatlanır yücelir.
Bir martı gibi çıkar kapına gelir.
Sakın yazma!
...
Çıkıp gittiğinden beri sessiz sedasız.
Başıboş kalan esir, zindanda yatan hürüm.
Dönmesen çaresiz kalır ölürüm
Sakın gelme!
...
İşte dağlar taşlar şahidim olsun
Yüzüme bakma, konuşma, yazma istemiyorum
Dipsiz karanlıklara bağırıp duruyorum
Sakın işitme! Yazar : Yavuz Bülent Bakiler
Yazan
helya.
Tarih:
19.03.2011 19:14:19
Sil
 
Hayatın Neresindeyim?
Bir kadının yüreğine neler sığabilir? Ne kadar büyük olabilir bir kadının dünyası? Bir kadın kendini hayatın neresinde durduğuyla ilgili sorguluyorsa, cevabını verecek kadar da engin olabilir mi?

Bazı yüreklerin hissettiğinin kaleme dökülemiyor olması, o duyguların karşılığını tam anlamıyla verebilecek kelimelerin olmamasındandır. Bazen söz de sessiz kalır…

Herkesin sorması gereken önemli sorulardan biri şudur: “Yaşamın neresindeyim?” Neresindeyiz gerçekten? Aşkın, dostluğun, sevginin neresindeyiz?

Bu soru arkasından ikincisini de getirir elbette: “Ne kadar farkındayım?” Ne kadar farkına varabiliyoruz kendimizin? Yaşadığımız bu dünyanın, davranışlarımızın? Seçimlerimizi, tercih ettiklerimizi, yaşadıklarımızı gerçekten anlayabilecek kadar farkında mıyız?

Bir aşkın ortasında sürüklenirken, kendimizi yok saydığımızı görebilecek derinliği yakalayabilir miyiz? Tam şu anda, nefes aldığımızın farkında mıyız? Kendi nefesimizi dinler miyiz? Kalp atışımızı algılar mıyız?

Bir sistemin yürüyor olması, hiç müdahale edilmesi gerekmediği anlamına gelmez. Her şeyin rayından çıktığı zamanlar vardır. O anı mı yaşamak gerekir mutlaka, biraz silkelenmek için?

Tüm yaşadıklarımızı içimize sindirmedikçe, anlam kazandırmadıkça, içimizde var olan ve hiç görmediğimiz o diğer kendimizle iletişim kurmadıkça yaşam, basit bir oyundan öteye geçemeyecektir
Biz aşkın, ilişkilerin, sevginin farkına varmadan yaşadıkça, kendimizi o dev binalar kadar yüksek ve devrilmez sayarız. Oysa bir deprem, bir kıvılcım, bir sel yeter alıp götürmek için haşmetimizi.

Sahip olduğumuz bütün yetenekleri kullanmayı beceremediğimiz sürece, hep yarım ve eksik kalırız. Daha kötüsü, bunun farkında olmayız!

Oysa bir kadın sadece hassas bir kalbe değil akla, erdeme, önseziye, iç görüye, ileri görüşe, zekaya ve daha pek çok yeteneğe sahiptir. Bu yetenekleri kullanmamak, bilgisayarı sadece iskambil oyunu oynamak için kullanmaya benzer.

Bir kadın niteliklerini geliştirmeli ve yaşamını zenginleştirmelidir. Bunun için ilk adımı atmak, belki de şu basit soruyla başlıyordur: Hayatın neresindeyim?

Candan Ünal

Yazan
helya.
Tarih:
21.12.2010 02:16:44
Sil
 
TUTUKLU
Kurşun yemiş gibi susar
Gözbebeklerine karşı
Susar da
Açılıp yol verir şehir
Sade radyolarda bir gamlı hava
"Elaziz uzun çarşı"

Firarda gözüm yok
Namussuzum yok
Yok pişmanlık bir halim
Yaslanıp bir cigara yakmak isterim
Dumanı cevahir değer

Mağlup mu desem mahçup mu
Ama ikisi de değil
Ben garip sen güzel
Dünya umutlu
Öyle bir tuhafım bu akşam üstü
Sevgilim
Canavar götürür gibi
iki yanım
İki süngü. Yazar : AHMED ARİF
Yazan
helya.
Tarih:
14.10.2010 01:24:46
Sil
 

Yağmur Herkese Yağar
Güneş Isıtır Herkesi
Mevsimler Herkes İçindir
Yalnız Çığ Altında Kalan
Sele Kapılan Her Zaman Birkaç Kişi

Herkes İçindir Aşk Da Ayrılık Da
Yalnızca Birkaç Kişi Ölür Acıdan
Eskiden Ölümle Tartılırdı Ayrılık
Kiminin Hayatı Yalnızca Unutkanlıktan

Her Şey, Herkes İçin Değildir Oysa
Kimi Hiçbirşey Ögrenmez Karanlıktan
Yalnızlığı Kullanmayı Bilmez Kimi
Kimi Ayrılamaz Karanlıktan

Yağmur Herkese Yağar
Ama Çok Az İnsan Tutar Yağmurun Ellerini
Onca Şarkı Onca Film Onca Roman
Ama Sevmeye Yetmez Herkesin Kalbi

Çığ Altında Kalan Sele Kapılan
Aşktan Ve Acıdan Ölen
Birkaç Kişi Dünyayı Başka Bir Yer Yapmaya Yeter
Aslında Onların Hikayesidir Anlatılan
Diğerleri Dinler, Seyreder, Geçer Gider
Geçer Gider Herkes
Hikayelerdir Geriye Kalan.
Yazan
helya.
Tarih:
02.07.2010 15:30:35
Sil
 

AY KARANLIK

Maviye/Maviye çalar gözlerin,
Yangın mavisine/Rüzgarda aSevmelerim gibisi?
Oturmuş yazıcılar
Fermanım yazar
N'olur gel,
Ay karanlık...
Dört yanım puşt zulası,
Dost yüzlü,
Dost gülücüklü
Cıgaramdan yanar.Suskun, hayın, çıyansı.
Dört yanım puşt zulası,
Dönerim dönerim çıkmaz.
En leylim gecede ölesim tutmuş
Etme gel,
Ay karanlık...
Alnım öperler,
si,
Körsem/Senden gayrısına yoksam
Bozuksam/Can benim, düş benim,
Ellere nesi?
Hadi gel,
Ay karanlık...
Itten aç/Yılandan çıplak,
Vurgun ve bela
Gelip durmuşsam kapına
Var mı ki doymazlığım?
İlle de ille/Sevmelerim,

| Bu üyeye mesaj yaz | Bu üyenin yazdığı mesajlar | Üye olmak istiyorum | Son 24 saat |

Not: Sitemizde ahlak dışı, yasa dışı ve siyasi içerikli nick ve resimler kullanmak yasaktır. Bu sayfada bu tür bir içerik bulunuyorsa lütfen bu formu kullanarak bize bildiriniz.

Hızlı Erişim:
counter
101 İndir Okey İndir Okey 101