| |
|
Yazan DOZAMIN
Tarih: 19.02.2010 14:43:49
Sil
|
Su Firat’in suyu akar serindir Ölem ölem derdo ölem akar serindir Yarimi götürdü [anam] kanli zalimdir Ölem Ölem kanli zalimdir Daha gün görmemis taze gelindir Ölem Ölem derdo Ölem taze gelindir Söyletmeyin beni anam yaram derindir Ölem Ölem yaram derindir nasil gülem
Kömürhan köprüsü Harput'a bakar Ölem ölem derdo ölem Harput'a bakar Körolasi zalim Firat ocaklar yikar Ölem ölem ocaklar yikar nasil gülem Ahbaplarin gelmis agitlar yakar Olem olem derdo olem agitlar yakar Söyletmeyin beni anam yaram derindir Ölem ölem yaram derindir nasil gülem |
|
|
Yazan dozamın
Tarih: 06.11.2009 00:15:16
Sil
|
...KÜÇÜĞÜM SEN DE ÖLME... Aynı sokakta oturuyorduk. Her gün başka bir kızla gelirdi eve. Herkes onun hakkında farklı şeyler söylerdi. Fakat kimse gerçeği bilmezdi. Kirli sakalları vardı. Kahverengi gözlü, kumraldı. Hiç kimseyle konuşmaz, sadece gelip geçerdi. Bir gün onunla yolda karşılaştık. Çok güzel bir yüzü vardı. Bana baktı ve gülümsedi. Şaşırdım…! Ama yine de onu sevmemeye çalıştım. Fakat o çok farklıydı. Gece boyu lambası yanardı. Bazen uyumak yerine onun evini seyrederdim. Onu sevmediğim halde onun her şeyi ile ilgilenirdim. Bir gün yine kendimi onu gözetlerken buldum. O an anladım ki hep kendimi kandırmışım. Ben ona çoktan aşık olmuşum bile… Artık o eve gelmeden uyumaz oldum. Herkes onun kötü olduğunu söyleyince onu savunuyordum. Geçen gün yine onu yolda gördüm. Bana göz kırptı. Yanımdan geçerken onu çağırdım. “Acelem var KÜÇÜĞÜM” dedi bana. Eve gidip saatlerce ağladım. Karar verdim. Ne olursa olsun ona onu sevdiğimi söyleyecektim. Yolunu bekledim. Bir gün gelirken onu gördüm. Peşine düştüm. Eve girdi. Biraz bekleyip kapıyı çaldım. Kapıyı açıp “Ne var KÜÇÜĞÜM?” dedi. Ne yapacağımı şaşırmıştım. Adını bile söyleyemeden “SENİ SEVİYORUM” dedim. Gülümsedi, cevap vermedi. Çok utanmıştım. Konuşamadım ve hemen dışarı çıktım. Sonra 1 ay boyunca onu görmemek için sokağa çıkmadım. Bir gün kızlarla evde konuşurken mahalleye bir ambulans geldi. Onun evinin önünde durdu. Şaşırdık. Hemen dışarı fırladım. 3-5 dakika sonra görevliler onu sedyeyle dışarı çıkardılar. Önümden geçerken “ben de seni, KÜÇÜĞÜM” dedi ve gözlerini yumdu… Herkes bana bakıyordu. Ağlayarak koşmaya başladım. Göz yaşlarım durmadan akıyordu. Eve geldiğimde annemler ondan bahsediyordu. Ailesi yokmuş. Kendi gayretleriyle bu yaşa gelmiş, okumuş. Sevdiği bir kız varmış. Ailesi vermeyince kız evden kaçmış. Bir hafta sonra kız ölmüş. Kimi sevdiyse ölmüş. Çok acı çekmiş. İntihar edip hastaneyi aramış. Polisler geldiğinde evinin duvarında “KÜÇÜĞÜM” yazısını bulmuşlar. “KÜÇÜĞÜM, sen de ölme…” yazıyormuş… “KÜÇÜĞÜM, SEN DE ÖLME…”
|
|
|
Yazan dozamın
Tarih: 27.09.2009 18:54:44
Sil
|
BAHTI KARA
Hey gidi karalar içinde
Taşı kara
Bahtı kara Diyarbakır’ım!
Dinmedi yıllardır bağrımızda kanayan yara
Sende doğduk!
Sende büyüdük!
Renklerin en güzelini senin tabiatında
Kokuların en güzelini Hevsel Bahçesinde kokladık
Allı morlu güllerden
Hamravat suyunu içtik kana kana
Aslanağzından
Hatunkastalından
Bağlarından salkım salkım kopardık üzümü
Çay öğünden öbek öbek topladık karpuzu
Künyemize adın ile yazdık adımızı
“Ben Diyarbakır’’lıyam kardaş”diyerek
Dik tuttuk başımızı…
M. Kadri GÖRA
|
|
|
Yazan dozamın
Tarih: 19.09.2009 02:47:00
Sil
|
Avrupa'nın ünlü sanat merkezilerinden birinde, çocuğun biri, vitrinde çok hoş bir tablo görür. Tablonun bedeli oldukça yüksektir.
Çocuk bu tabloyu bir sonraki sene abisinin doğum gününe almayı ister ve bir iş bulup kıt kanaat geçinerek biriktirdiği tüm para ile mağazaya gider. Şanslıdır, tablo hala satılmamıştır. İçeri girer, tabloyu bir süre yakından izledikten sonra resmi yapan sanatçıyı bulur ve
"Abimin doğum günü için bu resmi satın almak istiyorum, tüm param da bu kadar" der. Ressam bir süre düşündükten sonra resmi paketler ve çocuğa satar. Çocuk paketini alır ve teşekkür ederek çıkar.
Mağazada adamın arkadaşları da vardır ve şaşkın şaşkın sorarlar: "Sen ne yaptın, o resmin değeri milyonlar ederdi. Neden bu kadar düşük bir rakama sattın?" Ressam cevap verir: "Evet, ben bu resme milyonlarını verecek bir sürü insan bulabilirdim, ancak tüm servetini bu resme verecek kaç kişi bulabilirdim?..."
SÖZÜN ÖZÜ: Günümüzde insanlar her şeyin fiyatını biliyor, fakat hiçbir şeyin değerini bilmiyorlar.
|
|
|
Yazan dozamın
Tarih: 12.08.2009 20:11:04
Sil
|
İşadamı, ofisinde geç saatlere kadar sekreteri ile ciddi ciddi çalışır. Geç olmuştur, günün yorgunluğuna ek olarak acıkmışlardır.
'Hadi çıkalım artık, gidip bir şeyler yeyip evlerimize gidelim' çıkarlar, bir lokantada iyi bir akşam yemeği yerler, biraz da alkol alırlar, sonra işadamı, sekreterini evine bırakır.
O ara, sekreter, nezaketen, bir kahve içmek isteyip istemediğini sorar.
İşadamı da neden olmasın diye düşünüp kabul eder. Kahveyi içki takip eder, içkiden sonra ruhlar ısınır ve birlikte olurlar.
İşadamı kalkar, evine gider. Sabah 04 civarıdır. Arabayı parkeder, cebinden bir tebeşir çıkartır, ceketine pantolonuna bir kaç çizik atar biraz tebeşir tozu serper ve içeri girer.
Karısı ayakta beklemektedir.
'Neredeydin ?' diye sorar.
İşadamı da Aysel'le geç saate kadar çalıştık, sonra yemeğe gittik, onu eve bıraktım yemekten sonra, ama beni kahve içmeğe çağırdı, kahveydi, sohbetti, içkiydi derken kendimizi yatakta bulduk, ancak toparlandım, geç kaldım, özür dilerim karıcım' der.
'Yalancııııı ! Yine bütün gece o zibidi arkadaşlarınla bilardo oynayıp bira içtin di mi ! sen adam olmayacaksın ruhun serseri !'
Alınacak Ders:
DAİMA DOĞRUYU SÖYLEYİN,
NASIL OLSA KARŞINIZDAKİ
İNANMAK İSTEDİĞİNE İNANIR.
|
|
|
Yazan dozamın
Tarih: 12.08.2009 20:06:03
Sil
|
insanligin ilk varoldugu dönemde , adamin biri seytani yakalamaya karar vermis.
Ancak bunun için 40 yil Tanri'ya ibadet etmesi gerekiyormus.
Karisiyla , dostlariyla ve bütün dünyayla iliskisini kesmis, kendisini ibadete adamis. 40 yil sonra Tanri , ibadetinin karsiligi olarak ona agzi kapali bir sisenin içinde seytani sunmus. Artik özgürmüs adam.
Dünyada neler olup bittigini görmek, nelerin degistigini ögrenmek için sabirsizlaniyormus. siseyi karisina teslim etmis, ona iyi sahip olmasini söylemis ve disariya çikmis. Kadincagiz seytani çok merak ediyormus.Ve merakina yenilip sisenin agzini açivermis...
Açar açmaz da seytan siseden firlayip cikmis ve gülmeye baslamis. Merakina engel olamadin ve kocanin 40 yillik emegini bosa çikardin ' diye alay etmis kadinla. Yok canim ' demis kadin. 'Sen hiç o sisenin içinde olmadin ki
'Nasil olur? ' diye haykirmis seytan. 'Sen de gördün...siseden çiktim ben ! ' 'Hiç o sisenin içinde degildin, inanmiyorum buna. Nasil küçücük siseye girebilirsin ki? ' Kafasi atmis seytanin . 'Gireyim de gör ! demis ve yeniden sisenin içine girivermis.
iste böyle...Adamin seytani hapsetmesi 40 yilini,kadinin ise yalnizca 5 dakikasini almis. seytan da söyle isyan etmis Tanri'ya :
'TANRIM , MADEM KADINI YARATACAKTIN , O ZAMAN BENi NEDEN YARATTIN ? '
Ekleyen/Kaynak:
|
|
|
Yazan dozamın
Tarih: 12.08.2009 18:18:42
Sil
|
| Benim gönderilmemiş mektuplarım yada karalanıp karalanıp yırtılmış şiirlerim gibisin ... Hergün silbaştan yazıyorum seni ! Unutmak güneşin batışında seni, silebilmek mümkünmü,Çok kere denedim inan bana ! Batan güneş yeniden doğmaz mı? HERGÜN YENİDEN DOĞUYORSUN BENLİĞİMDE ,BENİM GÜNEŞİM SENSİN AMA KARANLIKTA YAŞIYORUM BEN |
|
|
Yazan dozamın
Tarih: 12.08.2009 00:58:54
Sil
|
Bir kadını ağlatmak çok zor değildir aslında. Kadınlar her şeye ağlayabilir bir filme, bir şarkıya, bir yazıya… En az erkekler kadar yani! Ama bir kadını yürekten ağlatmak zordur. Eğer bir kadın yürekten ağlıyorsa, ağlatan onun yüreğine ulaşmış demektir. Ama o yüreğin değerini bilememiş olacak ki ağlatan, gözünü bile kırpmadan teker teker batırır iğnelerini yüreğe! İşte o zaman koca bir yumruk gelir oturur boğazına kadının. Yutkunamaz, nefes alamaz çünkü o koca yumruk canını çok acıtır. Gözleri buğulanır kadının sonra. Ağlamayacağım, der içinden. Ama engel olamaz işte. Çünkü yüreğine ulaşmıştır birileri ve iğneler saplamaktadır.. Bu acıya ne kadar karşı koyabilir ki bir kadın. İnce ince süzülür yaşlar gözünden önce birkaç damla, sonra bir yağmur seli… Ve kadın ağlar hem de çok! Sanmayın ki gidene ağlar kadın! Gidenin giderken koparttığı yerdir onu ağlatan, orada bıraktığı yaradır. O yaranın hiç kapanmayacağını, kapansa bile izinin kalacağını bilir kadın o yüzden ağlar. Ama bilir misiniz, ağlamak kadınları olgunlaştırır. Her damla, daha çok kadın yapar kadınları. Her damla bir derstir çünkü. Bazen kadınlar ağladığında çoğu insan, ağlama niye ağlıyorsun ki, değmez onun için derler. Bilmediklerindendir böyle demeleri. Çünkü yürekleri acıyan kadınlar ağlamazlarsa, ölürler. İçlerindeki zehirdir onları öldüren! Ağlayarak o zehirden kurtulur kadınlar, o irini temizlerler yaralarındaki! Çünkü bilirler, o irin temizlenmezse iltihaba dönüşür yaraları. Dönüşmemesi lazımdır oysa. O yüzden de bolca ağlarlar. Zaman geçer sonra. Kadınlar kendilerine sarılmayı öğrenirler. Umarım öğrenirler, yoksa ruhlar sapkın yollara çarpar kendini. Sapan ruhların doğru yolu bulması da yeni acılar demektir. Bunu bilir kadınlar, o yüzden eninde sonunda öğrenirler kendilerine sarılmayı… Çok ağlayan kadınlar, bir çok şeyden vazgeçen kadınlardır aslında. Her damla olgunlaştırır kadınları evet ama olgunlaştıkça o safça inandıkları aşk gerçeği onların gözünde küçülür. Küçüldükçe değerini yitirir ve işte o zaman kendilerine sarılıp, yeni bir kadın yaratırlar kendilerinden. Güçlü, yenilmez, mağrur ve aşka inanmayan… İnsanlar soruyorlar çoğu zaman neden bu kadar çok bekar kadın var diye hepsi kariyer derdinde olan. Çünkü inançlarını yitirdi o kadınlar. Zamanında yüreklerine o kadar çok iğne saplandı ki, o kadar çok ağladılar ki! Artık kendilerinden başka bir doğru olmadığına inanıyorlar, o yüzden kendilerine sarılıyorlar. Çünkü biliyorlar ki sarıldıkları adamlar onları hak etmedi hem de hiçbir zaman! Hep bir çıkarları oldu sarıldıkları adamların. E.. o zaman niye sarılsınlar ki! Niye sarılalım ki! Etrafınızda yürekten ağlayan bir kadın varsa bilin ki olgunlaşıyordur. Bilin ki, gerçekleri kabul etmeye başlamıştır. Bilin ki, artık aşkın olmadığına inanmıştır. Bilin ki, sarılacak tek bir doğrusu kalmıştır. O da kim, ne diye sormayın artık. Çok ağlayan kadınlar, eninde sonunda kendilerine sarılırlar çünkü!
|
|
|
Yazan dozamın
Tarih: 10.08.2009 10:11:20
Sil
|
Bir adam kötü yoldan para kazanıp bununla kendisine bir inek alır. Neden sonra yaptıklarından pişman olur ve hiç olmazsa iyi Bir şey yapmış olmak için bunu Hacı Bektaş Veli'nin dergahına kurban olarak bağışlamak ister. O zamanlar dergahlar aynı zamanda aşevi işlevi görüyordu. Durumu Hacı Bektaş Veli'ye anlatır ve Hacı Bektaş Veli -"Helal değildir" diye bu kurbanı geri çevirir.
Bunun üzerine adam Mevlevi dergahına gider ve aynı durumu Mevlana'ya anlatır. Mevlana ise bu hediyeyi kabul eder. Adam aynı şeyi Hacı Bektaş Veli'ye de anlattığını ama onun kabul etmemiş olduğunu söyler ve Mevlana'ya bunun sebebini sorar.
Mevlana şöyle der
-"Biz bir karga isek Hacı Bektaş Veli bir şahin gibidir. Öyle her leşe konmaz. O yüzden senin bu hediyeni biz kabul ederiz ama o kabul etmeyebilir."
Adam üşenmez kalkar Hacı Bektaş dergahına gider ve Hacı Bektaş Veli'ye Mevlana'nın kurbanı kabul ettiğini söyleyip bunun sebebini birde Hacı Bektaş Veli'ye sorar.
Hacı Bektaş Veli'de şöyle der
-"Bizim gönlümüz bir su birikintisi ise Mevlana'nın gönlü okyanus gibidir. Bu yüzden, bir damlayla bizim gönlümüz kirlenebilir ama onun engin gönlü kirlenmez. Bu sebepten dolayı o senin hediyeni kabul etmiştir."
|
|
|
Yazan dozamın
Tarih: 10.08.2009 10:10:26
Sil
|
Napolyon, düşman askerlerinden kaçarken, bir bakkal dükkánına sığınıyor. Bakkal onu uygun bir yere saklıyor, az sonra gelen düşmanları da, "Biraz önce biri, koşarak şu tarafa kaçtı" diye savuşturuyor. Derken Napolyon’un muhafızları yetişiyorlar. Bakkal, ömründe bir daha karşılaşamayacağı Napolyon’a giderken soruyor: "Efendim, af buyurun ama merak ettim, ölümle bu denli burun buruna gelmek nasıl bir duygu?"
Birden öfkeleniyor Napolyon, "Sen kim oluyorsun da benimle böyle dalga geçercesine konuşabiliyorsun?" diyor. Ve hemen askerlerine, adamcağızı kurşuna dizmelerini emrediyor. Askerler, bakkalın gözünü bağlayıp, karşısına diziliyorlar. Mermiler namlulara sürülüyor. Artık ateş emri verilecek. Zavallı bakkal içinden "Ah, ne yaptım ben? Şimdi ölüp gideceğim" diye düşünürken, arkadan bir çift el uzanıyor ve birdenbire gözündeki bağı açıyor. Karşısında duran kişi Napolyon. Az evvel sorduğu soruyu tek cümleyle şöyle cevaplıyor:
"İşte böyle bir duygu!" |
|
|
Yazan dozamın
Tarih: 09.08.2009 23:01:55
Sil
|
Gerçek Dostluk Böyle Olur
Çok samimi iki dost ve arkadaşlardı. Fakat bir tanesi çok kurnaz atılgan ve hareketli, diğeri ise çok saf, dürüst ve sessizdi. Bir gün kurnaz olan arkadaş , diğer arkadaşın yanına giderek işlerinin bozulduğunu söyler ve kendisinden para ister. Samimi dostu onu hiç kırmaz ve elindeki bütün parayı arkadaşına verir. Arkadaşı bu parayla işlerini düzeltir. Bir süre sonra kurnaz olan yine arkadaşının yanına gider ve arkadaşının evlenmek üzere olduğu nişanlısını çok beğendiğini ve kendisine vermesini ister. Arkadaşı çok şaşırır, ne diyeceğini bilemez.Fakat aralarında o kadar kuvvetli bir sevgi vardır ki arkadaşına hayır diyemez, nişanlısını arkadaşına verir.
Zaman içinde Saf olanın işleri bozulur ve birden arkadaşı aklına gelir ben ona sıkıştığında iyilik yapmıştım diyerek arkadaşının iş yerine gider ve kendisine çalışması için iş vermesini ister. Arkadaşı ona iş vermez. Bizimki pişmanlık ve üzüntü içinde geri döner ama yinede arkadaşına kızamaz. Bir gün sokakta dolaşırken yanına hasta ve yaşlı bir adam yaklaşır. Fakir olduğu için ilaç alamadığını söyler. Bizimki yaşlı adamcağıza acır, istediği ilaçları alır ve adamcağıza verir. Kısa bir süre sonra yaşlı adamın öldüğünü duyar. Yaşlı adam çok zengindir ve bütün mirasını kendisine bırakmıştır.
Saf adam artık zengindir. Biraz da sevdiği dostuna olan kırgınlığıyla dostunun iş yerinin karşısında bir ev alır ve oraya yerleşir. Bir gün evinin kapısını dilenci bir kadın çalar. Yaşlı kadın çok aç olduğunu, kendisine yemek vermesini ister. Bizim saf hiç düşünmeden kadını içeri alır karnını doyurur, Kimsesi olmadığını öğrendiği kadına Kendisinin de yanlız olduğunu söyler ve bu evde birlikte yaşıyalım sen evin işlerini ve yemekleri yaparsın der, yaşlı kadın hiç düşünmeden kabul eder. Bir süre sonra yaşlı kadın bizimkine, kendine uygun bir kız bulup evlenmesini söyler. Bizimki böyle bir kızı nasıl bulacağını, kendisinin tanıdığı olmadığını söyler.Yaşlı kadın ona uygun bir kız tanıdığını ve kendisiyle görüştürebileceğini söyler. Görüşmeler sonucunda evlenmeye karar verilir ve düğün davetiyeleri basılır. Bizimkisi kırgın olduğu halde çok samimi dostunu yinede unutamamıştır. Biraz da geldiği konumu görmesi açısından samimi arkadaşına da davetiye gönderir . Düğün günü gelir çatar. Saf adam düğün salonunda bir şeyler söylemek isteğiyle mikrafonu alır ve başlar yaşadıklarını anlatmaya Eskiden çok sevdiğim bir dostum vardı. Bir gün işleri bozulunca benden borç para istedi elimdeki bütün parayı verdim. Evlenmek üzere olduğum nişanlımı çok beğendiğini söyleyerek benden istedi. Çok üzülerek onu da kendisine verdim . Çünkü biz gerçek dosttuk onun üzülmesini istemedim. işlerim bozulduğunda onun fabrikasına gittim ve çalışmak için kendisinden iş istedim. Bana iş vermedi. çok üzüldüm, ama yinede arkadaşıma kızmıyorum .çünkü biz gerçek dosttuk. Bu konuşma üzerine kurnaz olan arkadaşı daha fazla dayanamaz mikrofonu eline alır ve başlar konuşmaya Benim de bir zamanlar çok sevdiğim bir dostum vardı. İşlerim bozulduğunda kendisinden para istedim, bütün parasını bana verdi. Sonra ondan nişanlısını istedim, üzülerek nişanlısını da verdi. Nişanlısını istememin nedeni o kadının arkadaşıma layık olmamasıydı (Hayat kadınıydı) Kendisi çok saf olduğu için arkadaşımı o kadından bu şekilde kurtardım.İşleri bozulduğunda gelip benden iş istedi, Arkadaşımı kendi emrimde çalıştıramazdım, o yüzden iş vermedim. Günün birinde karşılaştığı yaşlı adam benim babamdı. Babam ölmek üzereydi, onu arkadaşımın yanına ben gönderdim ve mirasını ona ben bıraktırdım. Evine gelen dilenci kadın benim annemdi.Ona bakıp iyi yaşamasını sağlamak için gönderdim. Şu anda evlenmekte olduğu kız de benim kız kardeşim. Onu arkadaşımla evlenmesine ben ikna ettim.
|
|
|
Yazan dozamın
Tarih: 09.08.2009 22:55:50
Sil
|
seneler çok çabuk geçiyor..herkes gidio..çoğu kişi unutuluyor..ama sen hiç bi zmn unutulmayacaksın seni her zaman severek dinlerm 
|
|
|
Yazan DOZAMIN
Tarih: 09.08.2009 17:47:47
Sil
|
ÖLEN SEVGİLİ
SABAH UYAN DİGİNDA MİDESİNDE BİR YANMA HİS ETİ
YANMANIN NEDENİ AKSAM YEDİKLERİ DEGİL
UYANİR UYANMAZ BUGÜN YAPİCAKLARININ AKLINA GELMESİYDİ
BU GUN 2 YİLDİR GÖTÜRDÜĞÜ BİRLİKTELİĞİ BİTİRECEKTİ
ASLİNDA BUNU YAPMAKTA GEC BİLE KALMİSTİ
BİTMELİ DEDİ İÇİNDEN HERGÜN BU TATSIZ UYANİS BİTMELİ
GENÇ ADAM BUNLARİ DÜŞÜNÜRKEN
SURATI ŞEKİLEN ŞEKİLE GİRİYORDU
SURATLE GİYİNEREK DİŞARI ÇIKTI
BÜGÜNE KADAR HİÇ BEKLETMEMİŞTİ ONU
ŞİMDİDE BEKLETMEMELİYDİ ONU
İSTANBUL SAĞUK VE YAGMURLU BİR AY YAŞİYORDU NİSAN AYİNDA
GEN. ADAM GÖK YÜZÜNE BAKARAK İÇ GEÇİRDİ
BULUTLAR BİZİM YAŞAYACAGİMİZİ BİLİYOR.....
ONLAR BİLE AĞLİYOR HALİMİZE
BULUŞMA VAKTİ
ARTIK KADI KÖY İSKELESİNDEYİDİ
BİR KAC DAKİKALİK BEKLEMEDEN SONRA
KARŞİDAN KİZ ARKADAŞİNİN GELDİĞİNİ GÖRDÜ
ŞİMDİ MİDESİNDEKİ AĞRI DAHADA ARTMİSTİ
BEŞİKTAŞA GECTİLER
YOLCUKUK SİRASINDA HİÇ KONUSMADILAR
GENÇ KİZ SEVGİLİSİNEBU DURGUNLUĞUNA ANLAM VEREMİYORUM
NERDEN BİLECEKTİ BU GÜN AYRILIK CANLARI ÇALACAK
BEŞİKTAŞA GEÇTİKLERİNDE BİR CAFEYE OTURDULAR
GENÇ KİZ ANLAMİSTİ SEVGİLİSİNİN KENDİSİNE BİRSEYLER SÖLYLEMEK İSTEDİĞİNİ
'BANA BİRSEYMİ SÖLEMEK İSTİYORSUN ' DİYE SORDU
GENÇ ADAM GÖZLERİNİ KAÇIRARAK EVET DEDİ
GENÇ KIZ HEYCANLANMIŞTI BİRAZDA SİNİRLENEREK
'SÖYLESENE' NE DİYE BEKLİYORSUN DEDİ ,
GEÇ ADAM İÇİNİ ÇEKTİKTEN SONRA.....
SENCE BİZ NEREYE KADAR GİDECEĞİZ ? DİYE SORDU
GEÇ KİZSA BUNU SORMA GEREYİNİ NİYE DUYDUN ?
DİYE YANIT VERDİ VE GENÇ ADAM SÖZE BAŞLADI İŞTE O AN ?
BİR KAÇ AY ÖNCE SAAT 23:00 CİVARLARİ GİBİ SANA TELEFON
AÇMİS VE SANA ŞİİR OKUMAK İSTEMİŞTİM
SEN BANA SIRASIMI ŞİMDİ CANIM YA İŞİN GÜCÜN YOKMU DEMİŞTİN ?
BİLİYORMUSUN O AN NAKAVUT OLAN BİR BOKSÖR GİBİ HİSETTİM KENDİMİ
ÖZÜR DİLEYİP TELEFONU KAPATMİŞTİM.
DAHA SONRADA BU ŞİİRİ BENDEN HİÇ İSTEMEMİŞTİN.
GEÇENLERDE HASTA OLUP YATAKLARA DÜŞTÜĞÜMDE
ARKADAŞLARİMLA BİRLİKTE SENDE GELMİŞTİN
MERALİN 'SEN ŞANSLISIN SEVGİLİN SANA BAKAR'
SÖZÜNE İŞİM YOKTA SANA Mİ BAKACAĞİM
ANNEN BAKSIN DEMİSTİN HATİRLADİNMİ ?
GENÇ KİZ BİLİYORSUN BEN DUYGUSALİĞİ SEVMİYORUM
HEM HASTA BAKİCİ GİBİ GÖRÜÜNDÜĞÜMÜ DE KİMSE SÖYLÜYEMEZ
DİYE YANİTLADİ GENÇ ADAM GÜLDÜ
'EVET CANIM HAKLISIN.
ZATEN OLMAK İSTESEN DE BU KALBİ TASİDİĞİN SÜRECE
HASTA BAKICI HEMSİRE FELAN OLMUYACAKSİN
GENÇ ADAM DEVAM ETİ
BANA ŞİMDİYE KADAR SABAH KAÇ KERE
SABAHIN ERKEN SAATLERİNDE GÜZEL
SÖZCÜKLERİNDEN OLUSAN BİR MESAJ CEKTİN ?
HİÇ..HATTA GÜNÜN HİÇ BİR SAATİNDE ÇEKMEDİM
DUYGUSALİĞİ SEVMEYE BİLİRSİN
AMA SEN SENİ SEVEN İNSANLARİ DA MUTLU ETMEYİ SEVMİYORSUN.
GEN KIZ
HALBUKİ BEN SENİN TAM TERSİNE KENDİMDEN ÇOK İNSANLRİ
MUTLU ETMEYİ SEVİYORUM DEDİ
SENİ TANİDİĞİMDEN BERİ HER SABAH HER AKSAM HER GECE
YANİ SENİ ANDİĞİM HER SAAT GÜZEL BİR MESAJ VARDI
SEN HİÇ BİLMİYORSUN ? SENLE BEN AK LA KARA GİBİYİZ
GEN KIZ ANLAMİSTİ YANİ NE İSTİYORSUN?
ŞAİR OLMAMI MI
GENÇ ADAM TEKRAR GÜLÜMSEDİ İÇİNDEN
DÜN GECE VERDİĞİ AYRİLİK KARARINI NEKADAR DOĞRU OLDUĞUNU DÜŞÜNDÜ HAYİR DEDİ
ŞAİR OLMANI İSTEMİYORUM OLMAZSINDA
BİZ AYRILMALIYIZ AYRILIK İKİMİZ İCİNDE EN HAYIRLISI OLACAK
GENÇ KIZ ŞAŞIRMIŞTI NEDEN AMA ?
BEN SENİ SEVİYORUM SENİNDE BENİ SEVDİĞİNİ SANIYORUM
GEN ADAM İÇ ÇEKEREK
HAYIR CANIM SEN BENİ SEVDİĞİNİ SANIYORSUN DEDİ
EYER BENİ SEVSEYDİN ŞU AN BAŞKA ŞEYLER KONUŞMUŞ OLURDUK DEDİ
GEN KIZIN GÖZLERİ YAŞARMIŞTI
GENÇ ADAM CEBİNDEN CIKARDIGI MENDİLİ UZATTI
GENC KIZ GÖZ YASLARINI SİLEREK
'SEN BİLİRSİN UMARIM BENİ BASKA BİRİ İÇİN TERK ETMİYORSUNDUR DEDİ
GEC ADAM NASIL BÖLE BİRŞEY DÜŞÜNÜRSÜN
SENDEN BAŞKA KİMSE OLMADI UZUN ZAMANDA OLACAĞINI SANMIYORUM YANITINI VERDİ
GENC ADAM VE GENC KIZ İKİ SEVGİLİ OLARAK OYURDUKLARI MASADA ARTIK İKİ YABANCIYDILAR
BİR KAC DAKİKA SESİZCE OTURDUKTAN SONRA
GENC KIZ KALKALIM İSTERSEN DEDİ
GENC ADAM BEN BİRAZ DAH BURDA KALMAK İSTİYORUM
İSTERSEN SEN KALKA BİLİRSİN DİYE YANIT VERDİ
GENC KIZ TAMAM OZAMAN SAN MUTLULUKLAR DİYEREK
ELİNİ UZATTI SESİ VE ELİ TİTRİYORDU
GENC ADAM İSTERSEN ARKADAŞ KALABİLİRZ DEDİ
VE BİR BİRLERİNE SONKEZ SARILDILAR
GENC ADAM DOĞRU YAPTIĞINA İNANIYORDU
EVE DÖNDÜĞÜNDE YÜRÜMEKTEN BİTAP BİR HALDEYDİ
ODASINA GİRDİ VE GECE BİTMEK BİLMİYORDU
SABAH ERKENDEN KALKIP İŞE İŞE GİDECEKTİ
UYUMALIYDI BİR KAC SAAT SONRA UYKUYA DALMAYI BASARDI
SABAH SAAT 7:00 DE SAATİN ZİLİYLE UYANDI
EVDEN CIKACAĞI SIRADA CEP TELEFONUNA BAKTI
MESAJ VE 10 CEVAPSIZ ARAMA VARDI EKRANDA
YORGUN OLDUĞU İÇİN DUYMAMIŞTI TELE FONUN SESİNİ
ARAMALAR VE MESAJ SEVGİLİSİNDEN Dİ HEYCANLA MESAJI ACTI VE SUNLAR YAZIYORDU
SADECE ONLARI SEVMEYİ SEVDİM
HEPSİNİ ONLARSIZ YASADIMDA
BİR SENİ SENSİZ YASAYAMIYORUM
BU AŞKI TEK KALPTE TAŞIYAMIYORUM
SANA YEMİN GÜZEL GÖZLÜM BİR TEK SENİ SEVDİM
VE SENİ SEVREK ÖLECEĞİM BİRTANEM ELVADA
GENC ADAM ŞAŞIRMIŞTI ONU TANIDIĞI İLK GÜNDEN BELİ İKEZ ŞİİR ALIYORDU
VE ÜSTELİK SABAHIN 5 : 00 DE YAZMIŞTI
HEYCANLA O NU ARADI TELEFONU YABANCI BİR SES ACTI
GENC ADAM NALANLA GÖRÜSE BİLİRMİYİM? DEDİ
AMA KARŞISINDAKİ SES AĞLIYORDU
HEMDE HICKIRA HIÇ KIRA BEN O NUN ANESİYİM
YAVRUM KIZIM BU SABAH İNTAHAR ETİ
GECE SABAH KADAR BİRİLERİNİ ARAYIP DURDU
SABAH ODASININ IŞIĞINI SÖNMEMİŞ GÖRÜNCE GİRDİM
YAVRUM KENDİNİ ASMIŞTI
GENC ADAM BEYNİNDEN VURULMUŞA DÖNDÜ O AN
BİR GÜN ÖNCEKİ MİDE AĞRISI İKİ KATINA ÇIKIYORDU ŞİMDİ
OLDUĞU YERE YİĞILIP KALDI
BİR KAC AY SONRA İKİ DOKTOR KONUŞUYORDU HASTANEDE
DOKTORLARDAN BİR DİĞERİNE KARŞIDAKİ HASTANIN DURUMUNU SORDU
DOKTOR YANIT VERDİ...
HAAAA O MUUU.... ? 3 AY ÇNCE GETİRDİLER
KENDİSİ YÜZÜNDEN BİR KIZ İNTAHAR ETMİS
O GÜNDEN SONRA CEP TELEFONU ELİNDEN HİÇ DÜŞMEMİŞ
DEVAMLI BİRŞEYLER YAZIP BİRİNE YOLUYOR
GECENLERDE MERAK ETİM O UYURKEN
GÖNDERDİĞİ NUMARAYI ARADIM 3 AY ÖNCE İPTAL EDİLMİŞ
GELEN MESAJLARDA BİR ŞİİR VAR
BU ADAM DUYGUSALMI BİLMEM ANLADIĞIM KADAR
|
|
|
Yazan DOZAMIN
Tarih: 09.08.2009 12:38:39
Sil
|
| Bir dilin bütün sözcüklerini kullansam seni tarif edemeyeceğimi biliyorum. Ulaşılmaz oldun hep, dokunmak, hissetmek ve dolu dolu yaşamak isterken seni, kocaman bir yalnızlıktı payımıza düşen. Payıma düşen her seyi erteledim ama erteleyemediğim bir şey vardı, sana benziyordu. Su olsan, dokunduğumda bozulurdun. Bozulmayan bir "şey"din... Gidilecek bir yer olsan sonu olurdu, sonu olmayan bir "şey"din anlatamadıgım sen |
|
|
Yazan dozamın
Tarih: 05.08.2009 20:52:13
Sil
|
Çekil Git Artık Düşlerimden, Bıkıp Usanmadın mı Benden Artık ? Gözlerimden, Yüreğimden, İçimden, ...Ve Varolan Her Şeyimden, Git Artık..
Dokunma, Kirletirsin Beyazları, Konuşma, Tüketirsin Satırları, Mehtabı Bırak, Doğan Ayrılık, Çekil Git, Şafak Gelen Aralık... Kanıyorum Zaten, Uzak Dur Benden, Sebebin Olurum, Yakanın Olurum, Çekil Git Yolumdan, Ölümün Olurum, ...Ve Git Artık, Ne Olursun Git Benden Konuşma, Nefesini Al Benliğimden, Ben Soluğunu Kesmeden, Sus Demeden, Sus Ne Olur, Söylemeden, Git, Bir Daha ALLAH Aşkına, Hiç Dönmeden...
Yıkıl Git Artık Hayallerimden, Kumdan Evlerin, Yıkıldı Artık, Taşlarımdan, Oyuncaklarımdan, Beynimden, ...Ve Yaşayan, Her Şeyimden, Git Artık Uzanma, Karaya Çalarsın Günlerimi, Söylenme, Devrik Tümcelerim Olursun, Ne Öznesini, Ne Yüklemini Kurtarabilirsin Çekil Git, Bırak, Bütün Düşüncelerimi...
Yaralıyım Zaten, Şöyle Dur Gönlümden, Derdin Olurum, Korun Olurum, Çekil Git, Harın Değil, Külün Olurum, ...Ve Git Artık, Ne Olursun Git, Git Gözlerimden Kal Yerinde Öylece, Ses Etme, Mevsimler Solsun Senelerce, Mümkünse Çıkmasın, O İki Hece, Öldü de, Bitsin Bu İşkence... Ya da Bir Sonbahar´dı, Sarardı de, Düşen Her Bir Yaprakta, Uzaklaştı de, De ki, Gövdeden Dal Kırıldı, Kopan Candı, Yıkıldı de, Deki Öldü, Öldü de... Yaşamaz de, Olsun de, Deki Bitti, Bitti de... Kardı Yağdı, Yağmurdu Aktı, Sonra Toprağa Karıştı, Kurudu de, Soldu de... Ne Bileyim İşte, Kısaca Öldü de...
...Ve Çekil Git Artık, Gölge Etme, Alın Yazısı Gibi Görme, Değilim Birşeyin, Olmadım Hiçbir Şeyin, Çekil Git Artık, Ne Olur Çekil Git, Kötü Söyletme... Yaşamaz de, Olsun de, Deki Bitti, Bitti de... Kardı Yağdı, Yağmurdu Aktı, Kurudu de... Sonra Toprağa Karıştı, Soldu de... Ne Bileyim İşte, Kısaca Öldü de... Ne Dersen de...
|
|
|
Yazan dozamın
Tarih: 05.08.2009 20:49:49
Sil
|
Denizlerin ortasinda kaktüs gibi anlamsiz Ve o kadar pervassiz bu ayrilik Yeni açan çiçekte ölüm gibi zamansiz Ve öyle kararsiz bu ayrilik
Umman gibi gönlüme kaktüs diktin Kopardigin gonca gülü yüregime ektim Sen ayrilik ektin ben sevda biçtim Yetmedi sana yar yetmedi
Fezanin ortasinda hava gibi yersiz Çekilen onca cefaya karsi yetersiz Ve dünyada birbasina kalan ben gibi sensiz Sensiz bu ayrilik... |
|
|
Yazan dozamın
Tarih: 05.08.2009 20:49:03
Sil
|
...UzaklardasıN... Ben uçurumun kenarında, Sen aşağıdasın.. Düşemiyorum!!
Elimi bağrıma götürdüğümde dokunabiliyorum belki sana ama gözlerimden yüreğime inen kilometrelerce damar kadar uzaksın bana..Yüreğimden gözlerime parıltı olana kadar, yollar eksilitiyor çehreni!
Gel az biraz, yak(ın)laş! Ne Olur ! ? Aç kollarını yada Düşeyim ne olur ! ?
...UzaklardasıN... Ben uçurumun kenarında, Sen aşağıdasın.. Düşemiyorum!!
Tebessümlerim eksikti hep benim ömrümün bu anına kadar..Seni gördüm, bir süre daha bir yakıştı yüzüme gülüşlerim.Nerden bilirdim ki yanımdayken bu kadar uzak olacağını ve meleği olduğum bir hüzün olup yüzümün zerrelerinde kaybolacağını !?
Gel az biraz, sar(ıl)! Ne Olur ! ? Aç kollarını yada Düşeyim ne olur ! ?
...UzaklardasıN... Ben uçurumun kenarında, Sen aşağıdasın.. Düşemiyorum!!
Gözümün yaşı çoktur benim, çilem dolmaz, yolum yokluktur benim ! Seni ben eyledim, yolumun tozlarını üfledim, çilemi uzak farzettim ! Bir melek olup seni hüznüm ilan edip, canımı yandırmana hevesliydim ! Bu kadar canımı yakacağını nerden bilebilirdim ! ?
Gel az biraz, din(gin)len(ş) ! Ne Olur ! ? Aç kollarını yada Düşeyim ne olur ! ?
...UzaklardasıN... Ben uçurumun kenarında, Sen aşağıdasın.. Düşemiyorum!!
Ne çare derdime ! ?Uzak(larda)sın işte ! ! Aç kollarını Düşeyim ne olur ! ? Düş(leri)meme izin ver ne olur ? |
|
|
Yazan dozamın
Tarih: 04.08.2009 22:47:10
Sil
|
aldırma yarım kalmış bahara
aldırma sabahı olmayan geceye
aldırma kışın soğuna
aldırma ağustos sıcagında donmama
acıya acıyan yanlarımdan akan yaşa
üzerimden geçen kara buluta aldırma
aldırma gözlerimi derya yapmana
yüreğimin gözlerini okyanus kılmana
aldırma sırtımdan vurmana
aldırma dilimdeki yalvarışlara ahlarıma
feryadıma haykırdıklarıma
sızlayan ve kanayan bahtıma aldırma
aldırma hayallerimin yeşil oluşuna
suskunluğuma yitip kaybolmama
birmiş bir hayatın son çırpınışı de ve aldırma
sonuma acıma aldırma
hatta sana yakışanı yap yine
aldırma aldırmalarıma aldırma
|
|
|
Yazan dozamın
Tarih: 04.08.2009 22:46:12
Sil
|
ben seni çağırmadan gel
bir gün ansızın imkansızken gel
kapmı çalmadan
zilime basmadan gel
yollarımın bozukluğuna havanın soğukluğuna bakmadan gel
lambaların sönük olduğuna
karanlığın korkutan yanlarına aldırmadan gel
darma dağınıkken derbederken gel
sana acıkmış anımda
yanan ruhuma şifa diye gel
seni yola koyduğumda
yollar seni yorduğunda
ayakların iki ilieri üç geri geldiğinde gel
susayıp yandığında dinlenmek içinde olsa gel
seni uğurladığım yağmurlarla gitmekten vaz geç
yolları yarı etsende gitme geri gel gel işte
gülerken ağladığım bitek sana yandığım
yokluğuna ölüm çaldığım bir anda gel
böyle bir başıma herşeyi sana boyadığımda
şehrimi kokun sardığında
dayanmamın son safhasında
en acilinden gel
gelirken tüm gelmeyişlerini
ardınada tüm gelmelerini eklede gel
ben çağırmadan sen hep ansızın gel gel
|
|
|
Yazan dozamın
Tarih: 04.08.2009 22:44:53
Sil
|
Hem derdim hem dermanımsın, hergün ahım gün ahımsın, Sevabı neyleyim sensiz, işlediğim günahımsın.
Gözlerin harami olup, bin ok atarken yarama, Sonra gelip merhem süren, can hekimi lokmanımsın.
Dikenine sırt çeviren, vefasız bülbül değilim, Senle hergünüm nevruzdur ki, sen gülü gülzarımsın.
Senin nefesindir ey yâr, ölümü öldüren iksir, Dudağını kadeh edip, sunduğun aşk şarabımsın.
Onu benden çoktan aldın, Azrail ne yapsın bana, Zülfüne asıldı canım, çünkü sen darağacımsın. |
|
|
Yazan dozamın
Tarih: 04.08.2009 22:43:23
Sil
|
| GÜZEL OLANI MUCADDELECİ OLANIDIR ÇÜKÜ MUCADDELE HER ALANDA İNSANI YUCE KILAR VE GÜZELLEŞTİRİR SEN GİBİ GÜZEL OLAN ALTIN CEVHERİ GİBİDİR ATEŞE DÜŞTÜKÇE BELLİ OLUR ATEŞTE İKEN BİLE GÜLÜMSEMESİNİ BİLEN SEN GÜZEL ARKADAŞI YUREKTEN SELAMLAR SAYGILARIMI İLETİRİM MUTLU UMUTLU ÖZGÜR YAŞAMLARIN SENİNLE OLMASI DİLEĞİ İLE HOŞCA KAL GÜZEL ARKADAŞ |
|
|
Yazan dozamın
Tarih: 01.08.2009 20:49:57
Sil
|
| Ateş Ve Su Ateş bir gün suyu görmüş yüce dağların ardında sevdalanmış onun deli dalgalarına. Hırçın hırçın kayalara vuruşuna, yüreğindeki duruluğa Demiş ki suya: Gel sevdalım ol, Hayatıma anlam veren mucizem ol... Su dayanamamış ateşin gözlerindeki sıcaklığa al demiş Yüreğim sana armağan... Sarılmış ateşle su birbirlerine sıkıca, kopmamacasına... Zamanla su, buhar olmaya, ateş, kül olmaya başlamış. Ya kendisi yok olacakmış, ya aşkı... Baştan alınlarına yazılmış olan kaderi de yüreğindeki kederi de alıp gitmiş uzak diyarlara su... Ateş kızmış, ateş yakmış ormanları... Aramış suyu diyarlar boyu, günler boyu, geceler boyu Bir gün gelmiş, suya varmış yolu Bakmış o duru gözlerine suyun, biraz kırgın, biraz hırçın. Ve o an anlamış aşkın bazen gitmek olduğunu. Ama gitmenin yitirmek olmadığını.... Ateş durmuş, susmuş, sönmüş aşkıyla. İşte o zamandan beridir ki: Ateş sudan, su ateşden kaçar olmuş.. Ateşin yüreğini sadece su, Suyun yüreğini Sadece ateş alır olmuş... |
|
|
Yazan dozamın
Tarih: 01.08.2009 20:48:40
Sil
|
| yalnız kaldım yalnız bir şiirin ırmağına bıraktım sevgimi, bitmeyen bir şarkının son bestesine yazdım... ruyalarımın en gizemli noktasına attım ümitlerimi, sonbaharın masum ama aciz yaprağına bağladım... sonu olmayan bir uçuruma attım hayallerimi, yılgın bir baharın buğusuna yazdım... dönüşü olmayan bir yola saldım yüreğimi, ona derin bir mezar kazdım... ümitsiz bir beklentiye adadım düşlerimi, olmayacak hayallerle kandırdım... derin bir yaraya gömdüm düşüncelerimi, yaranın en derin noktasına kazıdım... artık firar etti benden tüm duygularım, onları kendi haline bıraktım, bir yılgınlığa rast geldi yüreğim, nedenini bende anlayamadım... anlaşılamayan korkulara bağdaş bıraktım hislerimi, onları bitmeyen çilelere arkadaş yaptım, mutluluklara seyirci bıraktım umutlarımı, onları mutluluktan bi haber bıraktım... şimdi yapayalnız kaldı bedenim, ben kendi elimle dünyamı kararttım, suçlu değilsin sen sevgilim, bu cezayı ben kendime layık görüp yaşattım... |
|
|
Yazan dozamın
Tarih: 01.08.2009 20:38:12
Sil
|
Bu mesajı silersen benden hoşlanıyorsun Silmezsen beni istiyorsun, Cevap verirsen beni seviyorsun, Vermezsen bensiz yapamıyorsun, Hadi bakalım ne yapacaksın? Senin kanadın olmak isterdi Ben olmadan uçma diye Senin baharın olmak isterdim Ben olmadan açma diye Benim için seni görmek suya benzer Seninle yasamak ise nefes almaya Susuz üç gün yaşarım ama nefes almadan asla Sana ne demeliyim bilmiyorum, Güneşim desem güneş batıyor, Hayatım desem hayat kısa, Gülüm desem oda soluyor, ana canım demeliyim.Çünkü bu can seninle yaşıyor..Sen bir pınarsın içilen ama kanılmayan, Seveni yanıltmayan, sevince yanılmayan, varlıgına doyulmayan, luğuna dayanılmayan..Canımdaki her nefes nefesine eklensin, içimdeki her nefes hayalinle demlensin, bırak bu gönlüm varlığınla renklensin, sen benim gönlümde yaşadıkça özelsin! Sen güllere özenme güller sana özensin. Üzme tatli canini sen güllerdende güzelsin. Sevgi kadar özgür Özgürlük kadar özelsin. Bir gülsen dünyalara bedelsin.Bir umut vardır hiç tükenmeyecek, bir hasret vardır çekilmeyecek, birde ölüm vardır, bir gün elbet gelecek ama sana olan sevgim ne ölecek ne....
|
|
|
Yazan dozamın
Tarih: 01.08.2009 20:37:04
Sil
|
Ne dil yeter seni anlatmaya,
Ne göz kıyar sana bakmaya,
Ne ellerim dayanır sana d unmaya,
Ne kollarım uzanır seni sarmaya
Hiç ömür yeter mi?
Bir sen daha bulmaya bitanesi...
Bir nasihat: Kendine dikkat et.
Bir rica: Sakın değisme!
Bir Dilek : Beni unutma.
Bir Yalan : Seni hiç sevmiyorum.
Bir Gercek : Seni ç özlüyorum.
Gecenin karanlığında, güneşin ışığında,
Suyun damlasında, selin coşkusunda
Kimi yanımdasın kimi rüyamda
Ama hep aklımdasın sakın unutma......
Biliyorum bugün kulakların bir başka çınlayacak, anlayacaksın seni yine nasıl andığımı, özlediğimi. Ellerin titreyecek, gözlerin yollarda kalacak, sende hissedeceksin yüreğimde neler hissettiğimi!
Bırakma beni sevdiğim gidişine dayanamam,
Hasret gözyaşlarımla kendimi avutamam…
Dönerim dersin ama kadere inanamam,
Bıraktığın anılarınla, ben sensiz yasayamam
|
|
|
Yazan dozamın
Tarih: 01.08.2009 20:36:22
Sil
|
Bakışlar vardır insani ömür boyu ağlatan.
Yollar vardır aşılması güç olan.
Kalpler vardır acılarla parçalanan.
Ve insanlar vardır hiç unutulmayan.
Sanma beni sevipte bırakanlardan.
Benim sevgim mezara kadar olandan
Bu mesajı silersen benden hoşlanıyorsun Silmezsen beni istiyorsun, Cevap verirsen beni seviyorsun, Vermezsen bensiz yapamıyorsun, Hadi bakalım ne yapacaksın? Senin kanadın olmak isterdi Ben olmadan uçma diye Senin baharın olmak isterdim Ben olmadan açma diye Benim için seni görmek suya benzer Seninle yasamak ise nefes almaya Susuz üç gün yaşarım ama nefes almadan asla Sana ne demeliyim bilmiyorum, Güneşim desem güneş batıyor, Hayatım desem hayat kısa, Gülüm desem oda soluyor, ana canım demeliyim.Çünkü bu can seninle yaşıyor..Sen bir pınarsın içilen ama kanılmayan, Seveni yanıltmayan, sevince yanılmayan, varlıgına doyulmayan, luğuna dayanılmayan..Canımdaki her nefes nefesine eklensin, içimdeki her nefes hayalinle demlensin, bırak bu gönlüm varlığınla renklensin, sen benim gönlümde yaşadıkça özelsin! Sen güllere özenme güller sana özensin. Üzme tatli canini sen güllerdende güzelsin. Sevgi kadar özgür Özgürlük kadar özelsin. Bir gülsen dünyalara bedelsin.Bir umut vardır hiç tükenmeyecek, bir hasret vardır çekilmeyecek, birde ölüm vardır, bir gün elbet gelecek ama sana olan sevgim ne ölecek ne....
|
|
|
Yazan Dozamın
Tarih: 01.08.2009 20:33:56
Sil
|
BIR CICEGIN ACMAK ICIN SEBEPLER BULDUGU GIBI, YASAMA DAIR SEBEPLER BULMAK ICIN YASIYORUM. EGER BIR GUN GELIRDE YASAMAK ICIN BIR SEBEP BULAMAZSAM OLMEK ICIN BIR SEBEP BULMUSUM DEMEKTIR.
|
|
|
Yazan dozamın
Tarih: 31.07.2009 20:12:06
Sil
|
| hüznün çürük fidelerini kendi ellerinle büyütmüşsen her yanlışa bir kalın çizgi çekerek ve basarak yok oluşun kirli zillerine genç olmanın sorumsuzluğun çelik iğneli hıç’larını boynuna geçirerek gülerek faşizmin dost yüzlü kahpeliğine gencecik fidelerini halkın hıncını isyanını bin yıllardır döllenip duran ipek yapraklı goncasını güneşten sakınıp aydan kıskandığım ‘’kalbimin kızıl saçlı bacısını’’ bir ağızda zemheriye çıkarıp aptal bir pire kadar inatçı bir kırkayak gibi merhamete çağrılı bilinç çılgını intiharlarda vurduysan nabzın fırtınasını kent yüzlü düşlemelere bir kırık mavzer gibi bilesin beni! bilesin beni oy beni, bilesin beni dağlarda güneşin son parıltısı ve toprak damlı evlerde umut sönerken yitik mağaraların dibinde pusuda beklerken ölüm bilesin beni. ve sen beni dostlarımın kurşuna dizilen dostlarımın şah damarda donan kızıl kanında korkuya kahpeliğe yüz karasına çiğ damlaları gibi yürürken sevda mermilerin yanağında tel tel örümcek gözlerin menekşe gözlerin kavrulmuş yoksul acılı ve kömür ocaklarında ak güvercinler hançerlenirken bilesin beni oyy bilesin beni. boynum ipe çekilmiştir çekilmiştir dost beynimde felç yüreğimde kanser üremektedir ve bir gurbet türküsü gibi durmaktadır hayat dağların çapak tutmuş hazin yalnızlığında. |
|
|
Yazan DOZAMIN
Tarih: 26.07.2009 19:38:10
Sil
|
Ağlıyordu Berfin… Ufacık yüzü kıpkırmızı olmuştu. Canı mı yanıyordu yoksa üzgün müydü? Hayır. Belki de hissetmişti nasıl bir zamanda, nasıl bir dünyaya geldiğini. Oysa onun gelişiyle gaz lambasının titrek ışığıyla yetinen oda nasıl da aydınlanmıştı. Babasının gözlerindeki ışık ilk ikisinden çok daha parlaktı. Ne de olsa yaşlanmıştı artık. Yeni bir ‘neden’ onu heyecanlandırıyordu. Rojin yirmi yaşındayken gitmişti. Dört sene olmuştu gideli. Gidişinin nedenini biliyordu ama hasreti canını acıtıyordu. Gerçi arada bir geliyordu ama yetmiyordu ki Hasan’a. Bir de oğlu vardı on yedi yaşında. Umut’tu adı. Umut… Umudu hiç tükenmesin diye vermişti bu adı ona. Biliyordu çünkü bir gün Umut da gidecektiBir sessizlik yayıldı odaya. Berfin’in çığlıkları susmuştu artık. Herkesin yüzünde sonu gelmeyecek bir mutluluk vardı. Uykuya daldı Berfin. Küçücük çenesi bir aşağı bir yukarı oynamaya başladı. Anlaşılan dilini emiyordu. O uyudu… Algül seyretti. Saatlerce ona baktı. Yüzünün her ayrıntısını inceledi. Hayal kurmaya başladı. Büyüdüğünü hayal etti. Ne güzel bir kadın olmuştu Berfin… Düşüncelere dalmışken uyuya kaldı. Bebeğine sarıldı ve hayallerin yerini tatlı rüyalar aldı. *** “Daye!” dedi Berfin. “Ji mıre çorek çebık”. Gülümsedi Algül. Peynirli çöreklerinden yapmak için mutfağa gitti hemen. Berfin’in heyecanını anlıyordu. Bir gün sonra okula başlayacaktı, nasıl heyecanlanmasın. Çörekleri de onun için istiyordu zaten.Ama Algül korkuyordu. Rojin’i hatırladı birden. Nasıl üzülmüş nasıl ağlamıştı. Biliyordu, Berfin’i de zorlayacaklardı Türkçe konuşması için. Berfin bundan nasıl etkilenir onu kestiremiyordu. Çöreklerin kokusu yayıldı odaya. Berfin hemen çöreklerin başına koştu. Öğretmenine de götürecekti bunlardan. Kim bilir öğretmeni ne çok sevecekti Berfin’i bu lezzetli armağanı alınca.Sabah erkenden köydeki arkadaşlarıyla yola çıktı. Çok üşümüştü, bu kadar çok yürümeye alışkın değildi hiç. Zil çaldığında herkes yerine oturmuş öğretmenin gelmesini bekliyordu. Ve nihayet öğretmen içeri girdi. Çocuklara baktı bir süre, sonra konuşmaya başladı. Berfin söylediklerinden hiçbir şey anlamamıştı. Adam sürekli konuşuyor ama tek kelimesi bile anlaşılmıyordu. Öğretmen öyle uzun konuştu ki fark etmeden dersin sonu gelmişti bile. Tam kapıdan çıkarken Berfin kocaman gözlerini adama dikti ve gülümseyerek “Mamoste min, ji tere çorek a ‘nim” dedi. O anda yanağında patlayan tokadın acısından çok ezilmesinler diye özenle yerleştirdiği çöreklerin yere saçılması acıttı canını. Adam anlamadığı kelimelerle bir şeyler söylüyordu bağırarak. O da bebeklerin, annelerinin karnında dinlemeye başladıkları, senelerce kendilerini ifade ettikleri kelimelerle konuşmalarını “hastalıklı davranışlar” olarak nitelendirenlerdendi. Annesini istiyordu Berfin. Koşup onun yanına sığınmak istiyordu. Her şey yabancı gelmişti ona. Ağlayarak eve koştu. Kapıdan girdiğinde hala kırmızı olan yanağı gözyaşlarıyla sırılsıklam olmuş, Berfin hıçkırıklara boğulmuştu. Algül anladı durumu. Bunu üçüncü kez yaşıyordu çünkü. Rojin ve umut da böyle paralamışlardı kendilerini. Sonra alıştılar. Berfin de alışacaktı. Ama abisi ve ablası gibi o da kabullenmeyecekti, biliyordu. İçi rahatladı biraz ve kızına sarıldı kocaman bir sevgiyle. Berfin sustu. Evinde, annesinin kollarında huzur bulmuştu artık. *** “Ne mutlu Türküm diyene” “Ne mutlu Türküm diyene” “Ne mutlu Tü... Elleri yorulmuştu artık, yazmak istemiyordu. “Tamam, öğrendim artık, neden her sabah bunu on kere yazmak zorundayım” diye geçirdi içinden. Kürtçe konuştuğu için verilmişti bu ceza. Küçücük aklı almıyordu bir türlü. Zaten abisini özlemişti. Günlerdir göremiyordu onu. Nereye gittiğini çok merak ediyordu ama kimse bir şey söylemiyordu. *** Yeşil kıyafetli adamlar vardı her yerde. Kocaman yeşil arabalar… Bunlara alışmıştı ama yine de sevmiyordu. Biliyordu çünkü abisi anlatmıştı, Mardin’de öldürülen 12 yaşındaki Uğur’u Sipas hevale heja deste te xweşbe..yaşından çok mermiyle vurdular Uğur’u. Oysa küçücük bedeni bir kurşuna bile dayanamazdı. 13 mermi… Öyle yanlışlıkla falan değil, dokuz tanesi bir adım boyu kadar uzaklıktan sıkılmış kurşunların. Çünkü teröristmiş UğurSipas hevale heja deste te xweşbe.. Diyarbakır’da, kendi şehrinde, terörist diye öldürülen 6 yaşındaki Enes’i de biliyordu..8 yaşındaki İsmail’i, Emre’yi, 12 yaşındaki Abdullah’ı… en acısı, tek başına ayakta bile duramayan, yirmi kelimeden fazlasını bilemeyen 3 yaşındaki Fatih’i… *** Uyuyordu Berfin… Öyle bir gece vardı ki dışarıda, en karanlık geceden daha karanlık. Yeşil adamların gölgesi vuruyordu ve daha da körükleniyordu karanlık. Berfin’in rüyası aydınlıktı oysa, rengarenk çiçek bahçelerinin içinde arkadaşlarıyla oynuyordu. Herkes çok mutluydu. Aniden bir kuşun sesi, ve diğerleri… Kırmızı… Rengarenk çiçekler, gülen çocular yok artık. Sadece kırmızı… Bir acı duydu Berfin boynunda… Acısında, Kızıltepe vardı, Uğur ve babası vardı. Acısında Diyarbakır vardı, Enes, İsmail, Fatih vardı. Sonra Filistin vardı acısında tanklara, mermilere karşı taş atan minicik yürekler vardı.“Size film seyrettireceğiz” diyerek okullarından alınan ve katledilen yaklaşık 60 çocuğun kanlı bedenleri vardı acısında. *** Uyuyor Berfin… Bir daha uyanmayacak. Ama uykusunda acı yok artık. Rengarenk cıvıl cıvıl rüyası devam ediyor, edecek.Rüyasında okula giden, koşup oynayan, şeker yiyebilen neşeli çocuklar var. Dersimli, Mardinli, Diyarbakırlı, Filistinli çocuklar. Rüyasında Enes’in, Uğur’un, Fatih’in, Zelal’in, Dilan’ın, Boran’ın, Faris’in umudu var
|
|
|
Yazan DOZAMIN
Tarih: 26.07.2009 19:21:33
Sil
|
Gel Ey dagların rüzgarı gel ne olur yüregimin misafiri ol bu gece koy basını dizime usulca anlat cocuklarımdan bahset bana düserken topraga dal dal son defa çarparken yürek gözlerınde bir vasiyet gibi yanan umudu anlat bana benimde ogullarım vardı o daglarda yırtıcı hayalleri vardı zarif sevdaları vardı ay ısıgı gıbı esrarlı gün ışıgı gibi eşkere söyle yoldaş oldun mu onlara hani karayagız yaz gecelerinde dans ederdı ya yıldızlar gökyüzünde hani zemheride azgın fırtınalarında zagrosların yanardı çürürdü ya bedenler hani cesurdu şovalyesıydi aşkın dagların delikanlısydı hani tanıdınmı oglumu kalbimin yoldaşı rahmanı tanıdın mı söyle hani gülünce bahar akardı peşinden agaçlar çiçeğe durrudu güneş gülümserdi sımsıcak hani dört mevsim reyhan kokardı saçları fırat dicle'ye mem zine'e kavvuşurdu sevdasında yüregimin sevgilisydi hani gördunmu Soroyu gördün mü gözümün ışıgını oglumu gördün mü söyle bu gece Ey dagların rüzgarıııı silme gözlerimin bugusunu bırak karışsın geceye gözyaşlarım bırak sızlasın bedenim ellerim aglasın bırak paramparça yüreğimin sadece yoldaşı ol bu gece yıldızsız aysız ekmeksiz gecelerde sildin mi terini ey dağların cananı söyle sende sevdin mı onları benim sevdigim gibi senin yüreginde titredimi her eylemde hani o yoldaş sohbetlerinde ateş başında tütün mavisinde hani o tarih kadar derin şuan kadar taze hasretimi fısıldadın mı yüreklerine söyledinmı onlara ahhh onları nasıl sevdiğimi söyle bana dagların yoldaşı son ikliminde ayrılıgın urfada dersimde kanicengede son kez öptün mü gözlerini benim yerime incitmedin değil mi ağırdı yaraları biliyorsun kanıyordu sıcaktı daha sararken kolarınla söyle sızlatmadın yaralarını değil mi ahhh özgürlük rüzgarı ruhumun kardeşi sen ki tarihin isyanısın topragın kokusu fıratın türküsü dogunun çığlığısın bilirsin aldı yıldazlara değiren onuru bilirsin damarları yırtan acıyı benimde ogullarım vardı o daglarda bir çift fedai yürek bir çift onur savaşçısı söyle gönlümün misafiri sende yoıldaş oldun mu onlara sende sevdin mi onları benim sevdiğim gibi..
|
|
|
Yazan DOZAMIN
Tarih: 26.07.2009 19:20:47
Sil
|
| Benim Adım Diyarbakır Surları içinde saklı bir kent.Ne sırrını kimseyle paylaşıyor ne de bir ipucu veriyor.Surların karanlık gediklerinden bir şeyler bizi çağırıyor .Musa nın çağrıldığı gibi Tur da bizi bekliyor bilinmeyen.Ve gidiyoruz ağır ama korku dolu adımlarla. Tarihi içinde saklayan bu surların içinden, karanlık bir oyuktan bir ses işitiliyor.` Benim adım Diyarbakır .Dinlemek istersen hikayemi sabır aşından bir lokma al ağzına.` ‘ Benim adım Diyarbakır .Hiç bir milletin hükmetmeye doyamadığı ,bir güzelin makus talihini yaşayan şehirim ben . 3000 yıldır yaşayan surlarımı insanların arzuları ördü.Kendi önyargılarını benimle inşa ettiler.Kolay kolay kimsenin girmesine izin verilmediği gibi çıkmasına da izin verilmedi. Ama hiç akıllarına gelmedi bu kocaman duvarların ardından nasıl çıkacakları. Benim adım Diyarbakır .İstanbul da bir kapkaççı çocuğun memleketi.Ben böyle miydim insanlar beni böyle mi tanırdı?Ben ki Diyarbakırım Halid bin Velidin oğlu Süleyman fethetmeye geldiği zaman Bizans tan, onu ben çağırdım surlarımın ardına.Surlarımın karşısına çadırını kurduğu vakit ona ben göz kırptım şehadeti ,çekinmeden ben gel dedim ona.27 yiğitle beraber surlarıma dayandıkları vakit ben kapıyı açtım onlara sessizce .Kimsenin haberi yoktu bundan.Rüyamda görmüştüm ezan seslerini,biliyordum peygamberin müjdesini. Benim adım Diyarbakır.Ankaralı Rıdvan ile Liceli Ferhat ın kolkola ebedi kardeş olduğu memleket .İki ay olmadan unutulsalar da ben unutmam onları asla.Surlarımın içinde saklarım ,yüzlerce yıldır sakladığım 27 yiğit gibi.3 Ocakta patlayan bomba benim kalbimde patladı.Ateş yüreğimi yaktı.Ezan sesini duyduğumdan beri ilk kez canım yandı bu kadar. Kırgınım size ,zihnim bulanık. Bu yüzden cümlelerim devrik , kalbim gibi. Abdestsiz basılmazdı toprağıma , sokaklarımda büyüttüm Cahit i .Dicle nin kenarında yetiştirdim Ziyayı ,benim şifalı sularımdan içti Süleyman Nazif.Sezai nin Monna Rozası ydım ben. 541 peygamber arkadaşı bendedir hala.Zülküf ile Elyase seni bekler kabrine .Yalnız ,bırakma bu Allah dostlarını. Beni bıraktığın gibi… Benim adım Diyarbakır unutma beni ey insan , nisyana mahkum insan.’ |
|
|
Yazan DOZAMIN
Tarih: 26.07.2009 19:20:02
Sil
|
Bağlanmayacaksın
Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne. "O olmazsa yaşayamam." demeyeceksin. Demeyeceksin işte. Yaşarsın çünkü. Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki. Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın. Ve zaten genellikle o daha az sever seni, senin o'nu sevdiğinden. Çok sevmezsen, çok acımazsın. Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem. Çalıştığın binayı, masanı, telefonunu, kartvizitini... Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin. Senin değillermiş gibi davranacaksın. Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın. Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın. Çok eşyan olmayacak mesela evinde. Paldır küldür yürüyebileceksin. İlle de bir şeyleri sahipleneceksen, Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin. Gökyüzünü sahipleneceksin, Güneşi, ayı, yıldızları... Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak. "O benim." diyeceksin. Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir şeylerin... Mesela gökkuşağı senin olacak. İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın. Mesela turuncuya, yada pembeye. Ya da cennete ait olacaksın. Çok sahiplenmeden, Çok ait olmadan yaşayacaksın. Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi, Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat. İlişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak...
|
|
|
Yazan DOZAMIN
Tarih: 26.07.2009 19:19:19
Sil
|
Genç kadın sordu: - Nasıl öderim?
Adam gözlerini kırptı - Haydi gülümse!
Gülümsedi genç kadın. Adam, cebinden mendilini çıkarıp, borcunu sildi. Ve mendilini özenle katlayıp, yine kalbinin üzerindeki iç cebine koydu.
Bir demet mor sümbül vardı kadının elinde. İkisi de bahar kokuyordu... Biri ilkbahar, diğeri güz.
Adam, seslendi yine - Bana mutluluk borcun var!
Genç kadın, biraz mahcup, biraz şaşkın sordu: -Nasıl ödeyebilirim?
Heyecanlandı adam - Haydi yat dizlerime!
Genç kadın bir kedi uysallığında, yattı dizlerine usulca. Adam, şefkatle saçlarını taramaya başladı kadının. Saçları, güneşe ve yağmurlara hasret hiç yaşanmamış baharlara benziyordu. Sonra saçının her teline, mutluluğun çığlıklarını bağladı adam. Yetmedi, gizli düğüm attı... Ağladı. Hava kararmak üzereydi. Dışarıda yağmur yağıyordu delice. Adam, sürekli borç defterlerini kurcalıyordu.
Genç kadının gözlerinin içine baktı - Bana yürek borcun var!
Borcunun farkındaydı sanki genç kadın, şaşırmadı. - Bu borcumu nasıl ödeyebilirim?
Adam kollarını uzattı - Haydi tut ellerimi!
Sümbül kokusu sinmiş ellerini uzattı genç kadın. Elleri öyle sıcaktı ki, eriyiverdi bütün borcu avuçlarının içinde. Genç kadın gitmek üzereydi.
Adam son kez seslendi - Bana can borcun var!
Kadın irkildi - Can mı?
Sigarasından derin bir nefes çekti adam - Evet... Can borcun var. Sensizlik öldürüyor beni!
Hoşuna gitti sözler kadının - Peki bu borcumu nasıl tahsil etmeyi düşünüyorsun?
Adam, biraz daha yaklaştı - Yum gözlerini!
Hiç tereddüt etmeden yumdu gözlerini. Adam da yumdu gözlerini, masumca bir öpücük kondurdu kadının titreyen dudaklarına.
- Bu ne şimdi yaptığın? diyerek çattı kaslarını kadın...
Adam, pişmanlıkla, memnunluk arasında gidip geldi. Kekeledi - Hayat öpücüğüydü!
Kısa bir sessizliğin ardından bu kez kadın öptü adamı şehvetle...
Adam, şaşırdı - Ya senin bu yaptığın neydi?
Genç kadın kapıya yöneldi - Veda öpücüğü!
Kalan borçlarına karşılık, yürek dolusu çaresizlik ve bir de mor sümbüllerini masanın üzerine rehin bırakıp gitti genç kadın.
Adam koştu peşinden sümblüleri geri verdi kadına. - Ne olur iyi bak umut çiçeklerime, solmasınlar...
Genç kadın sümbülleri aldı: - Merak etme, gün aşırı sularım çiçeklerini!
Adam sevindi: - Güneşe, suya gerek yok. Gülümse yeter!
Kadın gözden kaybolurken haykırdı adam, - Umutlarımı kefil yaptım. Unutma, bana aşk borçlusun!
Haykırışı yağmura karıştı. Kadın, yağmuru hissetmeyen kalabalığa...
|
|
|
Yazan DOZAMIN
Tarih: 26.07.2009 19:18:26
Sil
|
Memleket isterim Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun Kuşların çiçeklerin diyarı olsun.
Memleket isterim Ne başta dert, ne gönülde hasret olsun Kardeş kavgasına bir nihayet olsun.
Memleket isterim Ne zengin fakir, ne sen ben farkı olsun Kış günü herkesin evi barkı olsun.
Memleket isterim Yaşamak, sevmek gibi gönülden olsun Olursa bir şikâyet ölümden olsun.
|
|
|
Yazan dozamın
Tarih: 13.07.2009 01:07:03
Sil
|
Bir Gün Hangi zorluğu yenmemiş insanoğlu. Hele taşıyorsa içinde bu insanca sevgiyi. Güzel günler zorlu duraklardan geçer sevdiğim. Damla damla birikiyor insan. Damla damla sevgili... Bir gün akıp gideceğiz hayata. Duvarlar yıkılacak, açılacak bütün kapılar bilesin. Benim yüreğim sensin şimdi seni vurur durur... Ve yine damla damla çoğalıyorsun içimde.
Yilmaz Güney
|
|
|
Yazan dozamın
Tarih: 17.05.2009 22:31:32
Sil
|
Susamış topraklar gibi gönüller Tükenmiş yok olmuş nerde sevgiler Hasret kalan gönül söyle ne diler
Gökten yağmur değil, sevgiler yağsın Bırakın gönüller sevgiye kansın
Yalnızlık silinsin dertler tükensin Gülmeyen dudaklar gülsün istersin Belki benim gibi sen de dilersin
Gökten yağmur değil, sevgiler yağsın Bırakın gönüller sevgiye kansın
|
|
|
Yazan dozamın
Tarih: 17.05.2009 22:22:53
Sil
|
Ben deliyim… Yorgun ve yalnızım. Kaldırımlara misafirim... Gecenin gözleri üzerimde. Denizin ortasında küçük bir adayım, yüzme bilmem… Yüreğimi bir yere bırakmışım, bıraktığım yerden çok uzaklardayım. Kapıları kapatmışım üstüme, sürgüleri beynime çekmişim. Ey! Sabreden derviş bana da sabretmeyi öğretsene. Ben deliyim, ama çok şey bilirim. Renkler ve zevkler hiçbir şey ifade etmez bana... Sonların başladığı yerden, başlangıçların son bulduğu yere gidiyorum. Kara bir tren gibiyim yani, bir istasyondan bir istasyona, hep aynı raylar üzerinde.
Ben deliyim… Yağmurun yağması benim için romantik değildir, ben kurşun yağmurlarını bilirim. Benim güneşim batmaz, dünyam dönmez, ayım hep mehtap halindedir, rüzgarlarım doğudan eser... Kadehime doldurduğum hüzünle sarhoş olurum, Mezem ise bir dilim umut. Ezbere bilirim yaşamayı, yaşarken savaşmayı.
|
|
|
Yazan dozamIn
Tarih: 22.08.2008 15:35:29
Sil
|
GÜNEŞ BATANA KADAR, YAĞMURALAR, KARLAR DİNENE KADAR, SENSİZ OLAMAYACAĞIMI ANLAYANA KADAR SEN VE BEN ÖLENE KADAR DOSTUM KAL
(GERÇEK DOSTLUKLAR BİTMEZ |
|
|
Yazan dozamIn
Tarih: 22.08.2008 15:33:22
Sil
|
ağladım hemde ilk defa ağladım ama tek bir defa yalvarmadım sızladım gülmedim güldürdüm sevdim sevilmedim ama artık bitti desede boş her şey boş kısa sen gene sevmiyorsun gene gülüyorsun ben gene seviyorum |
|