| |
 |
Kimden:
dozamın
04.08.2009 22:44:53
Kime:
dozamIn
|
|
Hem derdim hem dermanımsın, hergün ahım gün ahımsın, Sevabı neyleyim sensiz, işlediğim günahımsın.
Gözlerin harami olup, bin ok atarken yarama, Sonra gelip merhem süren, can hekimi lokmanımsın.
Dikenine sırt çeviren, vefasız bülbül değilim, Senle hergünüm nevruzdur ki, sen gülü gülzarımsın.
Senin nefesindir ey yâr, ölümü öldüren iksir, Dudağını kadeh edip, sunduğun aşk şarabımsın.
Onu benden çoktan aldın, Azrail ne yapsın bana, Zülfüne asıldı canım, çünkü sen darağacımsın. |
|
 |
Kimden:
dozamın
04.08.2009 22:43:23
Kime:
dozamIn
|
|
| GÜZEL OLANI MUCADDELECİ OLANIDIR ÇÜKÜ MUCADDELE HER ALANDA İNSANI YUCE KILAR VE GÜZELLEŞTİRİR SEN GİBİ GÜZEL OLAN ALTIN CEVHERİ GİBİDİR ATEŞE DÜŞTÜKÇE BELLİ OLUR ATEŞTE İKEN BİLE GÜLÜMSEMESİNİ BİLEN SEN GÜZEL ARKADAŞI YUREKTEN SELAMLAR SAYGILARIMI İLETİRİM MUTLU UMUTLU ÖZGÜR YAŞAMLARIN SENİNLE OLMASI DİLEĞİ İLE HOŞCA KAL GÜZEL ARKADAŞ |
|
 |
Kimden:
dozamın
01.08.2009 20:49:57
Kime:
dozamIn
|
|
| Ateş Ve Su Ateş bir gün suyu görmüş yüce dağların ardında sevdalanmış onun deli dalgalarına. Hırçın hırçın kayalara vuruşuna, yüreğindeki duruluğa Demiş ki suya: Gel sevdalım ol, Hayatıma anlam veren mucizem ol... Su dayanamamış ateşin gözlerindeki sıcaklığa al demiş Yüreğim sana armağan... Sarılmış ateşle su birbirlerine sıkıca, kopmamacasına... Zamanla su, buhar olmaya, ateş, kül olmaya başlamış. Ya kendisi yok olacakmış, ya aşkı... Baştan alınlarına yazılmış olan kaderi de yüreğindeki kederi de alıp gitmiş uzak diyarlara su... Ateş kızmış, ateş yakmış ormanları... Aramış suyu diyarlar boyu, günler boyu, geceler boyu Bir gün gelmiş, suya varmış yolu Bakmış o duru gözlerine suyun, biraz kırgın, biraz hırçın. Ve o an anlamış aşkın bazen gitmek olduğunu. Ama gitmenin yitirmek olmadığını.... Ateş durmuş, susmuş, sönmüş aşkıyla. İşte o zamandan beridir ki: Ateş sudan, su ateşden kaçar olmuş.. Ateşin yüreğini sadece su, Suyun yüreğini Sadece ateş alır olmuş... |
|
 |
Kimden:
dozamın
01.08.2009 20:48:40
Kime:
dozamIn
|
|
| yalnız kaldım yalnız bir şiirin ırmağına bıraktım sevgimi, bitmeyen bir şarkının son bestesine yazdım... ruyalarımın en gizemli noktasına attım ümitlerimi, sonbaharın masum ama aciz yaprağına bağladım... sonu olmayan bir uçuruma attım hayallerimi, yılgın bir baharın buğusuna yazdım... dönüşü olmayan bir yola saldım yüreğimi, ona derin bir mezar kazdım... ümitsiz bir beklentiye adadım düşlerimi, olmayacak hayallerle kandırdım... derin bir yaraya gömdüm düşüncelerimi, yaranın en derin noktasına kazıdım... artık firar etti benden tüm duygularım, onları kendi haline bıraktım, bir yılgınlığa rast geldi yüreğim, nedenini bende anlayamadım... anlaşılamayan korkulara bağdaş bıraktım hislerimi, onları bitmeyen çilelere arkadaş yaptım, mutluluklara seyirci bıraktım umutlarımı, onları mutluluktan bi haber bıraktım... şimdi yapayalnız kaldı bedenim, ben kendi elimle dünyamı kararttım, suçlu değilsin sen sevgilim, bu cezayı ben kendime layık görüp yaşattım... |
|
 |
Kimden:
dozamın
01.08.2009 20:38:12
Kime:
dozamIn
|
|
Bu mesajı silersen benden hoşlanıyorsun Silmezsen beni istiyorsun, Cevap verirsen beni seviyorsun, Vermezsen bensiz yapamıyorsun, Hadi bakalım ne yapacaksın? Senin kanadın olmak isterdi Ben olmadan uçma diye Senin baharın olmak isterdim Ben olmadan açma diye Benim için seni görmek suya benzer Seninle yasamak ise nefes almaya Susuz üç gün yaşarım ama nefes almadan asla Sana ne demeliyim bilmiyorum, Güneşim desem güneş batıyor, Hayatım desem hayat kısa, Gülüm desem oda soluyor, ana canım demeliyim.Çünkü bu can seninle yaşıyor..Sen bir pınarsın içilen ama kanılmayan, Seveni yanıltmayan, sevince yanılmayan, varlıgına doyulmayan, luğuna dayanılmayan..Canımdaki her nefes nefesine eklensin, içimdeki her nefes hayalinle demlensin, bırak bu gönlüm varlığınla renklensin, sen benim gönlümde yaşadıkça özelsin! Sen güllere özenme güller sana özensin. Üzme tatli canini sen güllerdende güzelsin. Sevgi kadar özgür Özgürlük kadar özelsin. Bir gülsen dünyalara bedelsin.Bir umut vardır hiç tükenmeyecek, bir hasret vardır çekilmeyecek, birde ölüm vardır, bir gün elbet gelecek ama sana olan sevgim ne ölecek ne....
|
|
 |
Kimden:
dozamın
01.08.2009 20:37:04
Kime:
dozamIn
|
|
Ne dil yeter seni anlatmaya,
Ne göz kıyar sana bakmaya,
Ne ellerim dayanır sana d unmaya,
Ne kollarım uzanır seni sarmaya
Hiç ömür yeter mi?
Bir sen daha bulmaya bitanesi...
Bir nasihat: Kendine dikkat et.
Bir rica: Sakın değisme!
Bir Dilek : Beni unutma.
Bir Yalan : Seni hiç sevmiyorum.
Bir Gercek : Seni ç özlüyorum.
Gecenin karanlığında, güneşin ışığında,
Suyun damlasında, selin coşkusunda
Kimi yanımdasın kimi rüyamda
Ama hep aklımdasın sakın unutma......
Biliyorum bugün kulakların bir başka çınlayacak, anlayacaksın seni yine nasıl andığımı, özlediğimi. Ellerin titreyecek, gözlerin yollarda kalacak, sende hissedeceksin yüreğimde neler hissettiğimi!
Bırakma beni sevdiğim gidişine dayanamam,
Hasret gözyaşlarımla kendimi avutamam…
Dönerim dersin ama kadere inanamam,
Bıraktığın anılarınla, ben sensiz yasayamam
|
|
 |
Kimden:
dozamın
01.08.2009 20:36:22
Kime:
dozamIn
|
|
Bakışlar vardır insani ömür boyu ağlatan.
Yollar vardır aşılması güç olan.
Kalpler vardır acılarla parçalanan.
Ve insanlar vardır hiç unutulmayan.
Sanma beni sevipte bırakanlardan.
Benim sevgim mezara kadar olandan
Bu mesajı silersen benden hoşlanıyorsun Silmezsen beni istiyorsun, Cevap verirsen beni seviyorsun, Vermezsen bensiz yapamıyorsun, Hadi bakalım ne yapacaksın? Senin kanadın olmak isterdi Ben olmadan uçma diye Senin baharın olmak isterdim Ben olmadan açma diye Benim için seni görmek suya benzer Seninle yasamak ise nefes almaya Susuz üç gün yaşarım ama nefes almadan asla Sana ne demeliyim bilmiyorum, Güneşim desem güneş batıyor, Hayatım desem hayat kısa, Gülüm desem oda soluyor, ana canım demeliyim.Çünkü bu can seninle yaşıyor..Sen bir pınarsın içilen ama kanılmayan, Seveni yanıltmayan, sevince yanılmayan, varlıgına doyulmayan, luğuna dayanılmayan..Canımdaki her nefes nefesine eklensin, içimdeki her nefes hayalinle demlensin, bırak bu gönlüm varlığınla renklensin, sen benim gönlümde yaşadıkça özelsin! Sen güllere özenme güller sana özensin. Üzme tatli canini sen güllerdende güzelsin. Sevgi kadar özgür Özgürlük kadar özelsin. Bir gülsen dünyalara bedelsin.Bir umut vardır hiç tükenmeyecek, bir hasret vardır çekilmeyecek, birde ölüm vardır, bir gün elbet gelecek ama sana olan sevgim ne ölecek ne....
|
|
 |
Kimden:
Dozamın
01.08.2009 20:33:56
Kime:
dozamIn
|
|
BIR CICEGIN ACMAK ICIN SEBEPLER BULDUGU GIBI, YASAMA DAIR SEBEPLER BULMAK ICIN YASIYORUM. EGER BIR GUN GELIRDE YASAMAK ICIN BIR SEBEP BULAMAZSAM OLMEK ICIN BIR SEBEP BULMUSUM DEMEKTIR.
|
|
 |
Kimden:
dozamın
31.07.2009 20:12:06
Kime:
dozamIn
|
|
| hüznün çürük fidelerini kendi ellerinle büyütmüşsen her yanlışa bir kalın çizgi çekerek ve basarak yok oluşun kirli zillerine genç olmanın sorumsuzluğun çelik iğneli hıç’larını boynuna geçirerek gülerek faşizmin dost yüzlü kahpeliğine gencecik fidelerini halkın hıncını isyanını bin yıllardır döllenip duran ipek yapraklı goncasını güneşten sakınıp aydan kıskandığım ‘’kalbimin kızıl saçlı bacısını’’ bir ağızda zemheriye çıkarıp aptal bir pire kadar inatçı bir kırkayak gibi merhamete çağrılı bilinç çılgını intiharlarda vurduysan nabzın fırtınasını kent yüzlü düşlemelere bir kırık mavzer gibi bilesin beni! bilesin beni oy beni, bilesin beni dağlarda güneşin son parıltısı ve toprak damlı evlerde umut sönerken yitik mağaraların dibinde pusuda beklerken ölüm bilesin beni. ve sen beni dostlarımın kurşuna dizilen dostlarımın şah damarda donan kızıl kanında korkuya kahpeliğe yüz karasına çiğ damlaları gibi yürürken sevda mermilerin yanağında tel tel örümcek gözlerin menekşe gözlerin kavrulmuş yoksul acılı ve kömür ocaklarında ak güvercinler hançerlenirken bilesin beni oyy bilesin beni. boynum ipe çekilmiştir çekilmiştir dost beynimde felç yüreğimde kanser üremektedir ve bir gurbet türküsü gibi durmaktadır hayat dağların çapak tutmuş hazin yalnızlığında. |
|
 |
Kimden:
DOZAMIN
26.07.2009 19:38:10
Kime:
dozamIn
|
|
Ağlıyordu Berfin… Ufacık yüzü kıpkırmızı olmuştu. Canı mı yanıyordu yoksa üzgün müydü? Hayır. Belki de hissetmişti nasıl bir zamanda, nasıl bir dünyaya geldiğini. Oysa onun gelişiyle gaz lambasının titrek ışığıyla yetinen oda nasıl da aydınlanmıştı. Babasının gözlerindeki ışık ilk ikisinden çok daha parlaktı. Ne de olsa yaşlanmıştı artık. Yeni bir ‘neden’ onu heyecanlandırıyordu. Rojin yirmi yaşındayken gitmişti. Dört sene olmuştu gideli. Gidişinin nedenini biliyordu ama hasreti canını acıtıyordu. Gerçi arada bir geliyordu ama yetmiyordu ki Hasan’a. Bir de oğlu vardı on yedi yaşında. Umut’tu adı. Umut… Umudu hiç tükenmesin diye vermişti bu adı ona. Biliyordu çünkü bir gün Umut da gidecektiBir sessizlik yayıldı odaya. Berfin’in çığlıkları susmuştu artık. Herkesin yüzünde sonu gelmeyecek bir mutluluk vardı. Uykuya daldı Berfin. Küçücük çenesi bir aşağı bir yukarı oynamaya başladı. Anlaşılan dilini emiyordu. O uyudu… Algül seyretti. Saatlerce ona baktı. Yüzünün her ayrıntısını inceledi. Hayal kurmaya başladı. Büyüdüğünü hayal etti. Ne güzel bir kadın olmuştu Berfin… Düşüncelere dalmışken uyuya kaldı. Bebeğine sarıldı ve hayallerin yerini tatlı rüyalar aldı. *** “Daye!” dedi Berfin. “Ji mıre çorek çebık”. Gülümsedi Algül. Peynirli çöreklerinden yapmak için mutfağa gitti hemen. Berfin’in heyecanını anlıyordu. Bir gün sonra okula başlayacaktı, nasıl heyecanlanmasın. Çörekleri de onun için istiyordu zaten.Ama Algül korkuyordu. Rojin’i hatırladı birden. Nasıl üzülmüş nasıl ağlamıştı. Biliyordu, Berfin’i de zorlayacaklardı Türkçe konuşması için. Berfin bundan nasıl etkilenir onu kestiremiyordu. Çöreklerin kokusu yayıldı odaya. Berfin hemen çöreklerin başına koştu. Öğretmenine de götürecekti bunlardan. Kim bilir öğretmeni ne çok sevecekti Berfin’i bu lezzetli armağanı alınca.Sabah erkenden köydeki arkadaşlarıyla yola çıktı. Çok üşümüştü, bu kadar çok yürümeye alışkın değildi hiç. Zil çaldığında herkes yerine oturmuş öğretmenin gelmesini bekliyordu. Ve nihayet öğretmen içeri girdi. Çocuklara baktı bir süre, sonra konuşmaya başladı. Berfin söylediklerinden hiçbir şey anlamamıştı. Adam sürekli konuşuyor ama tek kelimesi bile anlaşılmıyordu. Öğretmen öyle uzun konuştu ki fark etmeden dersin sonu gelmişti bile. Tam kapıdan çıkarken Berfin kocaman gözlerini adama dikti ve gülümseyerek “Mamoste min, ji tere çorek a ‘nim” dedi. O anda yanağında patlayan tokadın acısından çok ezilmesinler diye özenle yerleştirdiği çöreklerin yere saçılması acıttı canını. Adam anlamadığı kelimelerle bir şeyler söylüyordu bağırarak. O da bebeklerin, annelerinin karnında dinlemeye başladıkları, senelerce kendilerini ifade ettikleri kelimelerle konuşmalarını “hastalıklı davranışlar” olarak nitelendirenlerdendi. Annesini istiyordu Berfin. Koşup onun yanına sığınmak istiyordu. Her şey yabancı gelmişti ona. Ağlayarak eve koştu. Kapıdan girdiğinde hala kırmızı olan yanağı gözyaşlarıyla sırılsıklam olmuş, Berfin hıçkırıklara boğulmuştu. Algül anladı durumu. Bunu üçüncü kez yaşıyordu çünkü. Rojin ve umut da böyle paralamışlardı kendilerini. Sonra alıştılar. Berfin de alışacaktı. Ama abisi ve ablası gibi o da kabullenmeyecekti, biliyordu. İçi rahatladı biraz ve kızına sarıldı kocaman bir sevgiyle. Berfin sustu. Evinde, annesinin kollarında huzur bulmuştu artık. *** “Ne mutlu Türküm diyene” “Ne mutlu Türküm diyene” “Ne mutlu Tü... Elleri yorulmuştu artık, yazmak istemiyordu. “Tamam, öğrendim artık, neden her sabah bunu on kere yazmak zorundayım” diye geçirdi içinden. Kürtçe konuştuğu için verilmişti bu ceza. Küçücük aklı almıyordu bir türlü. Zaten abisini özlemişti. Günlerdir göremiyordu onu. Nereye gittiğini çok merak ediyordu ama kimse bir şey söylemiyordu. *** Yeşil kıyafetli adamlar vardı her yerde. Kocaman yeşil arabalar… Bunlara alışmıştı ama yine de sevmiyordu. Biliyordu çünkü abisi anlatmıştı, Mardin’de öldürülen 12 yaşındaki Uğur’u Sipas hevale heja deste te xweşbe..yaşından çok mermiyle vurdular Uğur’u. Oysa küçücük bedeni bir kurşuna bile dayanamazdı. 13 mermi… Öyle yanlışlıkla falan değil, dokuz tanesi bir adım boyu kadar uzaklıktan sıkılmış kurşunların. Çünkü teröristmiş UğurSipas hevale heja deste te xweşbe.. Diyarbakır’da, kendi şehrinde, terörist diye öldürülen 6 yaşındaki Enes’i de biliyordu..8 yaşındaki İsmail’i, Emre’yi, 12 yaşındaki Abdullah’ı… en acısı, tek başına ayakta bile duramayan, yirmi kelimeden fazlasını bilemeyen 3 yaşındaki Fatih’i… *** Uyuyordu Berfin… Öyle bir gece vardı ki dışarıda, en karanlık geceden daha karanlık. Yeşil adamların gölgesi vuruyordu ve daha da körükleniyordu karanlık. Berfin’in rüyası aydınlıktı oysa, rengarenk çiçek bahçelerinin içinde arkadaşlarıyla oynuyordu. Herkes çok mutluydu. Aniden bir kuşun sesi, ve diğerleri… Kırmızı… Rengarenk çiçekler, gülen çocular yok artık. Sadece kırmızı… Bir acı duydu Berfin boynunda… Acısında, Kızıltepe vardı, Uğur ve babası vardı. Acısında Diyarbakır vardı, Enes, İsmail, Fatih vardı. Sonra Filistin vardı acısında tanklara, mermilere karşı taş atan minicik yürekler vardı.“Size film seyrettireceğiz” diyerek okullarından alınan ve katledilen yaklaşık 60 çocuğun kanlı bedenleri vardı acısında. *** Uyuyor Berfin… Bir daha uyanmayacak. Ama uykusunda acı yok artık. Rengarenk cıvıl cıvıl rüyası devam ediyor, edecek.Rüyasında okula giden, koşup oynayan, şeker yiyebilen neşeli çocuklar var. Dersimli, Mardinli, Diyarbakırlı, Filistinli çocuklar. Rüyasında Enes’in, Uğur’un, Fatih’in, Zelal’in, Dilan’ın, Boran’ın, Faris’in umudu var
|
|
 |
Kimden:
DOZAMIN
26.07.2009 19:21:33
Kime:
dozamIn
|
|
Gel Ey dagların rüzgarı gel ne olur yüregimin misafiri ol bu gece koy basını dizime usulca anlat cocuklarımdan bahset bana düserken topraga dal dal son defa çarparken yürek gözlerınde bir vasiyet gibi yanan umudu anlat bana benimde ogullarım vardı o daglarda yırtıcı hayalleri vardı zarif sevdaları vardı ay ısıgı gıbı esrarlı gün ışıgı gibi eşkere söyle yoldaş oldun mu onlara hani karayagız yaz gecelerinde dans ederdı ya yıldızlar gökyüzünde hani zemheride azgın fırtınalarında zagrosların yanardı çürürdü ya bedenler hani cesurdu şovalyesıydi aşkın dagların delikanlısydı hani tanıdınmı oglumu kalbimin yoldaşı rahmanı tanıdın mı söyle hani gülünce bahar akardı peşinden agaçlar çiçeğe durrudu güneş gülümserdi sımsıcak hani dört mevsim reyhan kokardı saçları fırat dicle'ye mem zine'e kavvuşurdu sevdasında yüregimin sevgilisydi hani gördunmu Soroyu gördün mü gözümün ışıgını oglumu gördün mü söyle bu gece Ey dagların rüzgarıııı silme gözlerimin bugusunu bırak karışsın geceye gözyaşlarım bırak sızlasın bedenim ellerim aglasın bırak paramparça yüreğimin sadece yoldaşı ol bu gece yıldızsız aysız ekmeksiz gecelerde sildin mi terini ey dağların cananı söyle sende sevdin mı onları benim sevdigim gibi senin yüreginde titredimi her eylemde hani o yoldaş sohbetlerinde ateş başında tütün mavisinde hani o tarih kadar derin şuan kadar taze hasretimi fısıldadın mı yüreklerine söyledinmı onlara ahhh onları nasıl sevdiğimi söyle bana dagların yoldaşı son ikliminde ayrılıgın urfada dersimde kanicengede son kez öptün mü gözlerini benim yerime incitmedin değil mi ağırdı yaraları biliyorsun kanıyordu sıcaktı daha sararken kolarınla söyle sızlatmadın yaralarını değil mi ahhh özgürlük rüzgarı ruhumun kardeşi sen ki tarihin isyanısın topragın kokusu fıratın türküsü dogunun çığlığısın bilirsin aldı yıldazlara değiren onuru bilirsin damarları yırtan acıyı benimde ogullarım vardı o daglarda bir çift fedai yürek bir çift onur savaşçısı söyle gönlümün misafiri sende yoıldaş oldun mu onlara sende sevdin mi onları benim sevdiğim gibi..
|
|
 |
Kimden:
DOZAMIN
26.07.2009 19:20:47
Kime:
dozamIn
|
|
| Benim Adım Diyarbakır Surları içinde saklı bir kent.Ne sırrını kimseyle paylaşıyor ne de bir ipucu veriyor.Surların karanlık gediklerinden bir şeyler bizi çağırıyor .Musa nın çağrıldığı gibi Tur da bizi bekliyor bilinmeyen.Ve gidiyoruz ağır ama korku dolu adımlarla. Tarihi içinde saklayan bu surların içinden, karanlık bir oyuktan bir ses işitiliyor.` Benim adım Diyarbakır .Dinlemek istersen hikayemi sabır aşından bir lokma al ağzına.` ‘ Benim adım Diyarbakır .Hiç bir milletin hükmetmeye doyamadığı ,bir güzelin makus talihini yaşayan şehirim ben . 3000 yıldır yaşayan surlarımı insanların arzuları ördü.Kendi önyargılarını benimle inşa ettiler.Kolay kolay kimsenin girmesine izin verilmediği gibi çıkmasına da izin verilmedi. Ama hiç akıllarına gelmedi bu kocaman duvarların ardından nasıl çıkacakları. Benim adım Diyarbakır .İstanbul da bir kapkaççı çocuğun memleketi.Ben böyle miydim insanlar beni böyle mi tanırdı?Ben ki Diyarbakırım Halid bin Velidin oğlu Süleyman fethetmeye geldiği zaman Bizans tan, onu ben çağırdım surlarımın ardına.Surlarımın karşısına çadırını kurduğu vakit ona ben göz kırptım şehadeti ,çekinmeden ben gel dedim ona.27 yiğitle beraber surlarıma dayandıkları vakit ben kapıyı açtım onlara sessizce .Kimsenin haberi yoktu bundan.Rüyamda görmüştüm ezan seslerini,biliyordum peygamberin müjdesini. Benim adım Diyarbakır.Ankaralı Rıdvan ile Liceli Ferhat ın kolkola ebedi kardeş olduğu memleket .İki ay olmadan unutulsalar da ben unutmam onları asla.Surlarımın içinde saklarım ,yüzlerce yıldır sakladığım 27 yiğit gibi.3 Ocakta patlayan bomba benim kalbimde patladı.Ateş yüreğimi yaktı.Ezan sesini duyduğumdan beri ilk kez canım yandı bu kadar. Kırgınım size ,zihnim bulanık. Bu yüzden cümlelerim devrik , kalbim gibi. Abdestsiz basılmazdı toprağıma , sokaklarımda büyüttüm Cahit i .Dicle nin kenarında yetiştirdim Ziyayı ,benim şifalı sularımdan içti Süleyman Nazif.Sezai nin Monna Rozası ydım ben. 541 peygamber arkadaşı bendedir hala.Zülküf ile Elyase seni bekler kabrine .Yalnız ,bırakma bu Allah dostlarını. Beni bıraktığın gibi… Benim adım Diyarbakır unutma beni ey insan , nisyana mahkum insan.’ |
|
 |
Kimden:
DOZAMIN
26.07.2009 19:20:02
Kime:
dozamIn
|
|
Bağlanmayacaksın
Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne. "O olmazsa yaşayamam." demeyeceksin. Demeyeceksin işte. Yaşarsın çünkü. Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki. Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın. Ve zaten genellikle o daha az sever seni, senin o'nu sevdiğinden. Çok sevmezsen, çok acımazsın. Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem. Çalıştığın binayı, masanı, telefonunu, kartvizitini... Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin. Senin değillermiş gibi davranacaksın. Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın. Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın. Çok eşyan olmayacak mesela evinde. Paldır küldür yürüyebileceksin. İlle de bir şeyleri sahipleneceksen, Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin. Gökyüzünü sahipleneceksin, Güneşi, ayı, yıldızları... Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak. "O benim." diyeceksin. Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir şeylerin... Mesela gökkuşağı senin olacak. İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın. Mesela turuncuya, yada pembeye. Ya da cennete ait olacaksın. Çok sahiplenmeden, Çok ait olmadan yaşayacaksın. Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi, Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat. İlişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak...
|
|
 |
Kimden:
DOZAMIN
26.07.2009 19:19:19
Kime:
dozamIn
|
|
Genç kadın sordu: - Nasıl öderim?
Adam gözlerini kırptı - Haydi gülümse!
Gülümsedi genç kadın. Adam, cebinden mendilini çıkarıp, borcunu sildi. Ve mendilini özenle katlayıp, yine kalbinin üzerindeki iç cebine koydu.
Bir demet mor sümbül vardı kadının elinde. İkisi de bahar kokuyordu... Biri ilkbahar, diğeri güz.
Adam, seslendi yine - Bana mutluluk borcun var!
Genç kadın, biraz mahcup, biraz şaşkın sordu: -Nasıl ödeyebilirim?
Heyecanlandı adam - Haydi yat dizlerime!
Genç kadın bir kedi uysallığında, yattı dizlerine usulca. Adam, şefkatle saçlarını taramaya başladı kadının. Saçları, güneşe ve yağmurlara hasret hiç yaşanmamış baharlara benziyordu. Sonra saçının her teline, mutluluğun çığlıklarını bağladı adam. Yetmedi, gizli düğüm attı... Ağladı. Hava kararmak üzereydi. Dışarıda yağmur yağıyordu delice. Adam, sürekli borç defterlerini kurcalıyordu.
Genç kadının gözlerinin içine baktı - Bana yürek borcun var!
Borcunun farkındaydı sanki genç kadın, şaşırmadı. - Bu borcumu nasıl ödeyebilirim?
Adam kollarını uzattı - Haydi tut ellerimi!
Sümbül kokusu sinmiş ellerini uzattı genç kadın. Elleri öyle sıcaktı ki, eriyiverdi bütün borcu avuçlarının içinde. Genç kadın gitmek üzereydi.
Adam son kez seslendi - Bana can borcun var!
Kadın irkildi - Can mı?
Sigarasından derin bir nefes çekti adam - Evet... Can borcun var. Sensizlik öldürüyor beni!
Hoşuna gitti sözler kadının - Peki bu borcumu nasıl tahsil etmeyi düşünüyorsun?
Adam, biraz daha yaklaştı - Yum gözlerini!
Hiç tereddüt etmeden yumdu gözlerini. Adam da yumdu gözlerini, masumca bir öpücük kondurdu kadının titreyen dudaklarına.
- Bu ne şimdi yaptığın? diyerek çattı kaslarını kadın...
Adam, pişmanlıkla, memnunluk arasında gidip geldi. Kekeledi - Hayat öpücüğüydü!
Kısa bir sessizliğin ardından bu kez kadın öptü adamı şehvetle...
Adam, şaşırdı - Ya senin bu yaptığın neydi?
Genç kadın kapıya yöneldi - Veda öpücüğü!
Kalan borçlarına karşılık, yürek dolusu çaresizlik ve bir de mor sümbüllerini masanın üzerine rehin bırakıp gitti genç kadın.
Adam koştu peşinden sümblüleri geri verdi kadına. - Ne olur iyi bak umut çiçeklerime, solmasınlar...
Genç kadın sümbülleri aldı: - Merak etme, gün aşırı sularım çiçeklerini!
Adam sevindi: - Güneşe, suya gerek yok. Gülümse yeter!
Kadın gözden kaybolurken haykırdı adam, - Umutlarımı kefil yaptım. Unutma, bana aşk borçlusun!
Haykırışı yağmura karıştı. Kadın, yağmuru hissetmeyen kalabalığa...
|
|
 |
Kimden:
DOZAMIN
26.07.2009 19:18:26
Kime:
dozamIn
|
|
Memleket isterim Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun Kuşların çiçeklerin diyarı olsun.
Memleket isterim Ne başta dert, ne gönülde hasret olsun Kardeş kavgasına bir nihayet olsun.
Memleket isterim Ne zengin fakir, ne sen ben farkı olsun Kış günü herkesin evi barkı olsun.
Memleket isterim Yaşamak, sevmek gibi gönülden olsun Olursa bir şikâyet ölümden olsun.
|
|
 |
Kimden:
dozamın
13.07.2009 01:07:03
Kime:
dozamIn
|
|
Bir Gün Hangi zorluğu yenmemiş insanoğlu. Hele taşıyorsa içinde bu insanca sevgiyi. Güzel günler zorlu duraklardan geçer sevdiğim. Damla damla birikiyor insan. Damla damla sevgili... Bir gün akıp gideceğiz hayata. Duvarlar yıkılacak, açılacak bütün kapılar bilesin. Benim yüreğim sensin şimdi seni vurur durur... Ve yine damla damla çoğalıyorsun içimde.
Yilmaz Güney
|
|
 |
Kimden:
dozamın
17.05.2009 22:31:32
Kime:
dozamIn
|
|
Susamış topraklar gibi gönüller Tükenmiş yok olmuş nerde sevgiler Hasret kalan gönül söyle ne diler
Gökten yağmur değil, sevgiler yağsın Bırakın gönüller sevgiye kansın
Yalnızlık silinsin dertler tükensin Gülmeyen dudaklar gülsün istersin Belki benim gibi sen de dilersin
Gökten yağmur değil, sevgiler yağsın Bırakın gönüller sevgiye kansın
|
|
 |
Kimden:
dozamın
17.05.2009 22:22:53
Kime:
dozamIn
|
|
Ben deliyim… Yorgun ve yalnızım. Kaldırımlara misafirim... Gecenin gözleri üzerimde. Denizin ortasında küçük bir adayım, yüzme bilmem… Yüreğimi bir yere bırakmışım, bıraktığım yerden çok uzaklardayım. Kapıları kapatmışım üstüme, sürgüleri beynime çekmişim. Ey! Sabreden derviş bana da sabretmeyi öğretsene. Ben deliyim, ama çok şey bilirim. Renkler ve zevkler hiçbir şey ifade etmez bana... Sonların başladığı yerden, başlangıçların son bulduğu yere gidiyorum. Kara bir tren gibiyim yani, bir istasyondan bir istasyona, hep aynı raylar üzerinde.
Ben deliyim… Yağmurun yağması benim için romantik değildir, ben kurşun yağmurlarını bilirim. Benim güneşim batmaz, dünyam dönmez, ayım hep mehtap halindedir, rüzgarlarım doğudan eser... Kadehime doldurduğum hüzünle sarhoş olurum, Mezem ise bir dilim umut. Ezbere bilirim yaşamayı, yaşarken savaşmayı.
|
|
 |
Kimden:
dozamIn
22.08.2008 15:35:29
Kime:
dozamIn
|
|
GÜNEŞ BATANA KADAR, YAĞMURALAR, KARLAR DİNENE KADAR, SENSİZ OLAMAYACAĞIMI ANLAYANA KADAR SEN VE BEN ÖLENE KADAR DOSTUM KAL
(GERÇEK DOSTLUKLAR BİTMEZ |
|
 |
Kimden:
dozamIn
22.08.2008 15:33:22
Kime:
dozamIn
|
|
ağladım hemde ilk defa ağladım ama tek bir defa yalvarmadım sızladım gülmedim güldürdüm sevdim sevilmedim ama artık bitti desede boş her şey boş kısa sen gene sevmiyorsun gene gülüyorsun ben gene seviyorum |
|